İçindekiler

° Editör

° Eğitsel Bir Materyal Olarak Çocuk Hikâye ve Romanlarının Nitelik Düzeyi / Mehmet TAŞDEMİR

° Abdülhâk Hâmid' in Şiirlerinde Ölüm Tefekkürü ve Mezar Tasavvuru / Kemal EROL

° Eğik El Yazısı Öğretimi / Mustafa BAŞARAN - Halit KARATAY

° Meslek Yüksek Okulu Öğrencilerinin Demografik Yapısı ve Meslek Yüksek Okullarının Etkinliği Üzerine Bir Araştırma / Feridun KAYA

° 16. Yüzyıldaki Bazı Divan Şairlerinin "Şiire ve Okura Dair" Görüşleri / Yavuz BAYRAM

° Sınıf Yönetiminde Örnek Olaylar / Mehmet OKUTAN

° Sesle İlgili Kavramlar ve Konuşma Eğitim / Murat ÖZBAY

° Tarih Dersinde Ahlâkî Değerlerin Aktarımı "Bir Okuma Parçası Örneği" / Kadir ULUSOY

° Anadolu Güzel Sanatlar Lisesi Öğrencilerinin Çalgı Eğitimindeki Sorunları ve Kişisel Özellikleri Arasındaki İlişkiler / Çetin AYDAR - Sabahat ÖZMENTEŞ

° Güzel Sanatlar Eğitim Bölümü Öğretmen Adaylarının Okul Deneyimi - II Uygulamasına İlişkin Algılar / Ali Osman ALAKUŞ - Behçet ORAL - Levent MERCİN

° Örnek Olaya Dayalı Öğretim Yönteminin Dokuzuncu Sınıf Öğrencilerinin Ders Başarısı ve Derse Karşı Tutumlarına Olan Etkisinin İncelenmesi / Mürvet ÖZKAN - Ali AZAR

° Coğrafya Öğretmenlerinin Dokuzuncu Sınıf Coğrafya Dersinin İçeriği ve Öğretim Süreci Hakkındaki Görüşleri / Mete ALIM - Namık Tanfer ALTAŞ

° Üniversite 1. Sınıf Öğrencilerinin Temel Fizik Lâboratuvar Araçlarını Tanıma Bilgileri / Burak Kağan TEMİZ - Uygar KANLI

° Farklı Alanlardan Mezun Fen Bilgisi Öğretmenlerinin Fen Öğretimine Yönelik Tutumları / Ercan AKPINAR - Gül ÜNAL - Ömer ERGİN

° Öğretmen Adaylarının Öğretim Elemanlarının Empatik Tutumlarına İlişkin Algıları İle Ders Başarıları Arasındaki İlişki - Mehmet MURAT - Habib ÖZGAN - H. İsmail ARSLANTAŞ

° Öğretmen Adaylarının İlköğretim Okullarında Yaptıkları Öğretmenlik Uygulamasının Yetişmelerindeki Rolü / Hasan Hüseyin ÖZKAN - Mustafa ALBAYRAK - Kadir BERBER

° Alternatif Bir Öğrenme Aracı: Poster Sunumu Ödevi / Orhan ARSLAN - Nilay KESKİN - Nihal DOĞAN BORA

° Devlet Okullarında ve Özel Okullarda Kutlanan ve Anılan Belrli Gün ve Haftaların Etkinlilik Düzeylerinin Kıyası (Kayseri İli Örneği) / Kemal DURUHAN - Gülay BEDİR

° Yayın İlkeleri


Feridun KAYA
Öğr. Gör.; Zonguldak Karaelmas Üniversitesi - AMYO

Alaplı-Zonguldak

© 2005 T.C. Millî Eğitim Bakanlığı Yayımlar Dairesi Başkanlığı
URL: http://yayim.meb.gov.tr
Yorum, öneri ve yazılarınız için;
E-posta: med@meb.gov.tr

MESLEK YÜKSEK OKULU ÖĞRENCİLERİNİN DEMOGRAFİK YAPISI VE MESLEK YÜKSEK OKULLARININ ETKİNLİĞİ ÜZERİNE BİR ARAŞTIRMA

 


Özet

Batı Karadeniz bölgesinde yüksek okul öğrencilerinin demografik yapısının belirlenmesi, meslek yüksek okulunda okumaktan mutlu olup olmadıklarını ve meslek yüksek okulunu seçmekteki amaçlarını tespit etmeyi hedeflemiştir. Bu araştırmada anket kullanılarak örneklemi oluşturan öğrencilerden veriler toplanmıştır. Araştırma gurubunda bulunan 1287 erkek 963 bayan toplam 2250 kişiden elde edilen bu veriler analiz edilmiştir. Sonuç olarak meslek yüksek okulunda okuyan öğrencilerin %75'i mutlu değildir. Öğrencilerin % 87'si meslek lisesine gitmemiş olsaydı lisans eğitimini kazanabileceklerini düşünmektedir. Meslekî ve teknik eğitim programları günümüz gereksinimlerine göre yeniden tanımlanarak, iş yeri merkezli meslekî ve teknik eğitime ağırlık verilmelidir. Yeni gelişmelere uyumlu, işe göre esnek bir iş gücü yetiştirilmelidir.

Anahtar Sözcükler: Meslek yüksek okulları, ön lisans eğitimi, ön lisans eğitim programları

Giriş

Küreselleşen ekonominin temel sorunu, hızla değişen ortamda rekabet edebilmek ve bu değişime uyum sağlayabilmektir. Dünyada mesafeler her geçen gün daha da küçülmekte, ülke sınırları ortadan kalkmaktadır. Türkiye'nin bu çerçevede rekabet edebilmesi ve 25 yaşın altındaki yaklaşık 35 milyon gence istihdam sağlayabilmesinde meslekî ve teknik öğretim kritik öneme sahiptir.

Her alanda baş döndürücü bir hızla etkilerini hissettiren küreselleşmeyle birlikte üretim ve hizmet sektöründe insan unsurunun yeri ve önemi, iş gücünün tanımı ve kompozisyonun, işçi işveren ilişkilerinin kapsamı ve niteliği hızlı ve kökten değişikliklere uğramıştır (Engin,1999, 32).

21. yüzyılda görev yapacak iş gücünde aranan nitelikler, bugüne kadar iş gücünde aranılan niteliklerden oldukça farklıdır. Bu yüzyılda rekabet edebilmenin şartı verimli ve esnek bir iş gücünün yetiştirilebilmesidir. Bu durum, teknolojiyi anlayan, uygulayabilen verimli ve kaliteli hizmet üretebilen iş gücüne ihtiyaç olduğunu göstermektedir. Türkiye'nin bu koşullar altında rekabet edebilmesi için bilgi çağının gerektirdiği insan gücünü yetiştirmek zorundadır. Bu zorunluluk neticesinde meslekî ve teknik eğitim ülkemizin geleceği açısından büyük önem kazanmıştır (Yüksek Öğretim Kurulu, 2004, 1).

Eğitim, ulusların sosyal, kültürel ve ekonomik alanda gelişmelerini sağlayan ve gelişmişlik ölçülerini tanımlayan önemli süreçlerden birisidir. Dünya ekonomisi her geçen gün büyümekte ve küreselleşmektedir. Türk ekonomisinin gelişmiş ülkelerle rekabet edebilmesi, meslekî ve teknik alanda iyi eğitim almış, teknolojiyi özümsemiş ve bunu bir yaşam tarzı olarak kabul etmiş insan gücünün varlığı ile mümkün olabilir.

Ülkemizde 2001 yılı verilerine göre iş gücünün %77'si ilkokul, %14'ü ortaokul mezunudur (MEB-YÖK, 2002, 2). Özellikle teknolojinin çok çabuk eskidiği ve yeni teknolojilerin ortaya çıktığı bu dönemde eğitim daha da önem kazanmaktadır. Bugün Türk iş dünyası küreselleşen pazarda rekabet edebilmek için iyi eğitilmiş, nitelikli ara insan gücüne çok fazla ihtiyaç duymaktadır. Ara insan gücü sayıca ne kadar fazla ve kalite olarak ne kadar nitelikli olursa, Türk sanayii de o ölçüde rekabet edebilir ve dünya payını artırabilir konumda olacaktır.

Uluslararası pazarlarda Türkiye'nin rekabet gücünün yükseltilmesi meslek yüksek okullarının yetiştirdiği nitelikli teknikerlerin katkısıyla mümkün olacaktır. Bu katkı, yıllar itibariyle sürekli artış göstermiştir. Meslekî ve teknik eğitim sistemi Yüksek Öğretim Kurulu'nun verilerine göre 1983-2003 dönemi içinde 11 kat büyümüştür. Bu büyüme gelişen Türk sanayiinin beceri sahibi kaliteli ara insan gücüne olan ihtiyacının açık bir göstergesidir.

Dünyada, yüksek öğretimde daha önce görülmediği kadar yüksek bir talep artışı ve büyük bir çeşitlilik söz konusu iken, yüksek öğrenimin geleceğin yapılanmasında, yeni neslin ihtiyaç duyacağı bilgi, beceri ve ideallerle donatılmasında, sosyo-kültürel gelişmedeki yaşamsal önemini kavramada da artan bir duyarlılık söz konusudur (Rehber, 2002, 9). Bilgi çağında pek çok yeni mesleğin doğması ile birlikte geçmişte itibarlı olan bazı mesleklerin de öneminin kendiliğinden yitirilmesine sebep olmuştur. Bu değişim taleplerinin karşılanabilmesi için iş dünyası ile ortak çalışılması gerekmektedir. Bu çalışmalar sonucunda hangi mesleğin hangi düzeyde öğretileceği tespit edilmelidir. Bu tespite göre orta ve yüksek öğretimde okutulacak eğitim programları yeniden yapılandırılmalıdır. Meslekî ve teknik eğitim programları yeniden yapılandırılırken ilgili bütün tarafların talepleri göz önüne alınmalı, iş yeri merkezli meslekî ve teknik eğitime ağırlık verilmelidir.

Sanayi/ticaret ve üniversite ayrı tür ve ayrı amaçlı kurumlardır. Bunların belirli hedeflere gitmesi mümkünken üniversitenin, sanayinin servisinde olması yerine, onun bir adım önünde ve yol gösteren, girdi veren ve araştırmalarını test eden bir konumda olması gerekir. Bununla ilgili yasal düzenlemeler yapılmalı, malî teşvik konulmalıdır (YÖK Özel İhtisas Alt Komisyonu Raporu, 2000, 36).

Meslekî ve teknik eğitimden beklenen, yeni gelişmelere uyumlu, işe göre esnek bir iş gücü yetiştirmektir. Bu gelişmeler doğrultusunda ülkemizin ihtiyacı olan her türlü ara iş gücünü; yeterli sayıda ve nitelikte yetiştirmek, meslekî ve teknik yüksek öğretiminde temel amaç haline getirilmelidir.

Meslek Yüksek Okullarının Durumu

Sanayiinin gereksinim duyduğu nitelikli ara insan gücünü yetiştiren tek kaynak meslek yüksek okullarıdır. Meslek yüksek okulları (MYO) tekniker ve meslek elemanı unvanına sahip ara insan gücü yetiştirmektedirler (YÖK, 2004, 10-26).

1981 yılında çıkarılan 2547 Sayılı Yüksek Öğretim Kanunu ile ülkemizdeki tüm yüksek öğretim kurumları bir çatı altında toplanmıştır. Bu düzenleme sonucunda akademiler üniversitelere, eğitim enstitüleri eğitim fakültelerine dönüştürülmüş ve konservatuarlar ile meslek yüksek okulları üniversitelere bağlanmıştır.

Meslek yüksek okulu 2547 Sayılı Yüksek Öğretim Kanunu'nun 3. maddesinde “Belirli mesleklere yönelik ara insan gücü yetiştirmeyi amaçlayan dört yarı yıllık eğitim öğretim sürdüren bir yüksek öğretim kurumudur” biçiminde tanımlanmıştır.

Türkiye'de 2003-2004 eğitim-öğretim yılı itibarı ile 53'ü devlet ve 24'ü vakıf olmak üzere toplam 77 üniversitede eğitim-öğretim sürdürülmektedir. Bu üniversiteler tarafından kurulan meslek yüksek okulu sayısı 612 olup, tüm yurt sathına dağılmış olan bu okullara halk ve yerel yönetimlerin ilgi ve desteği giderek artmaktadır. Bunun 474'ü faal, 138'i gayri faal durumdadır.

Çizelge 1: Türkiye'deki Faal ve Faal Olmayan Meslek Yüksek Okullarının Durumu

Kaynak: Yüksek Öğretim Kurulu,(2004). “Meslek Yüksek Okullarının Bugünkü Durumu” ANKARA, Ankara Üniversitesi Basımevi, s.15

Yüksek Öğretim Kurulu verilerine göre üniversitelerimizin örgün öğretimdeki 1.117.877 öğrencinin yaklaşık 1/3'ü söz konusu meslek yüksek okullarında öğrenim görmektedir. Bazı devlet üniversitelerindeki öğrencilerin %50'si meslek yüksek okulu öğrencisidir. 2002-2003 eğitim-öğretim yılı itibarıyla meslek yüksek okullarındaki öğrenci sayısı 323.971'e yükselmiştir. Meslek yüksek okulu öğrencilerinin büyük bir çoğunluğunu 3 yıllık endüstri meslek lisesi öğrencileri ve sırasıyla 4 yıllık teknik lise ve az sayıda da 5 yıllık anadolu teknik lisesi çıkışlı öğrenciler oluşturmaktadır. 323.971 meslek yüksek okulu öğrencisinin yaklaşık 2/3'ü birinci öğretim, 1/3'ü ise ikinci öğretimde öğrenim görmektedir. İkinci öğretimdeki 124.208 öğrencinin yaklaşık 30.000‘i meslek yüksek okullarıyla program bütünlüğü içinde ilişkilendirilen meslekî ve teknik liselerdeki meslek yüksek okulu öğrencileridir. Devlet meslek yüksek okullarındaki öğrenci sayısı 286.494 olup, tüm meslek yüksek okulu öğrenci sayısının %97'sini teşkil etmektedir. Öğrencilerinin %3'ü ise vakıf üniversitesi meslek yüksek okulu öğrencisidir.

Etkinlik Olgusu

Günümüzün önemli sorunlarından biride kıt kaynakların kullanımında etkinlik (eficiency) ilkelerine uygun hareket edip edilmediğidir. Bir ülkede kıt kaynakların çeşitli üretim alanları arasındaki dağılımı öyle olabilir ki, bunda herhangi bir değişiklik yapmakla toplam çıktı miktarını artırmak mümkün olmaz. Bu ülke, elindeki kıt kaynakların en iyi yerlerde en verimli şekillerde kullanıyor ve o günkü koşullar altında mümkün olan en yüksek hasılayı elde edebiliyor ise bu ülkede “üretimde etkinlik” sağlanmıştır. Oysa bir ülkedeki kaynak dağılımında bazı değişiklikler yaparak, bazı çıktıların üretimini artırmak ve bunu başka herhangi bir çıktının üretimini azaltmadan yapmak mümkün olabilir. Böyle bir ülkede “verimsiz” bir üretim düzeni söz konusudur. Yani teknik değimi ile “üretimde etkinlik” sağlanamamıştır (Suiçmez, 2003, 13).

Etkinlik; kelimesi günümüzde, iktisat ve işletme literatürünün dışında, bir çok alanda (kültürel, sanatsal vb.) kullanılmaktadır. Kavram, iktisadî alanda Fransızca L'efficacite kelimesinin karşılığıdır. Anlamı ise minimum çaba ile maksimum sonuçlar elde etme kapasitesidir. İngilizce Eficiency kavramına karşılık, 1947'lerden itibaren eş anlamda L'efficiency kelimesi kullanılmaktadır. Kavram olarak eski, ölçme tekniği olarak yeni kullanıldığı söylenebilir (Suiçmez, 2003, 18-20).

Etkinlik ve etkililik verimliliğe dahildir. Çünkü verimlilikte amaç, girdi tarafını olabildiğince azaltıp, çıktı tarafını olabildiğince artırmaktır. Verimlilik artırılmaya çalışılır, etkinlik ise sağlanır. Etkinlik bir yerde “yapılan iş” ile “yapabilecek iş” arasında bağ kurmaktır. Etkinlik, girdilerin tam ve doğru kullanılmasını anlatır. Girdilerin ne derece etkin kullanıldığını ölçer. Ölçümde ise mevcut çıktı ile maksimum çıktı arasındaki oranı ortaya koyar. Örneğin, etkinlik teriminin zıttı etkinsizliktir. Bir sektörde hesaplanan teknik etkinlik değerinin 1'e eşit olması, o dalda tam etkinliğin olduğunu ifade eder. Teknik etkinlik değerinin 1'den küçük olması ise eşitsizlik durumunu ifade eder. Yani etkinsizlik düzeyi 1-TE'dir. Teknik etkinliğin 1'e eşit olduğu sektörlerde, mevcut teknoloji ile üretilebilecek maksimum çıktının sağlamış olduğu ifade edilir.

Örneğin; muhasebecinin marangoz, marangozunda muhasebeci olarak çalıştırıldığını varsayalım. Eğer yerlerini değiştirip, muhasebeciyi muhasebe departmanında, marangozu da atölyede çalıştırırsak çıktılarda artış gözlenecektir. Demek ki önceden kaynaklar etkin kullanılmıyordu diyebiliriz. Kaynakların etkin kullanılmaması da verimsizliğin nedenlerinden birisidir. Etkinlik ve etkililik verimsizliğin temel bileşenlerindendir. Her alanda olduğu gibi günümüzde eğitimin sorunlarının temelinde; “kaynakları etkin kullanamama” gibi çok önemli olgunun yattığı inkar edilemez. Meslek yüksek okullarında etkinsizlik ortadan kaldırabilirse ya da azaltılabilirse daha yüksek refah düzeyine çıkmak mümkün olacaktır.

Öğrencilerin en temel problemlerinden birisi gelir düzeyi düşüklüğüdür. Üniversite öğrencileri bir taraftan eğitimlerini sürdürürken diğer taraftan yeme, içme, giyinme, barınma gibi yaşamsal sorunlarını çözmeye çalışmaktadırlar (Türk Üniversite Gençliği Araştırması, 2003, 15). Bu tür sorunlar, meslek yüksek okulunda okuyan öğrencilerin, üniversite eğitimindeki etkinliğini düşürmektedir.

Yüksek Öğretim sektörü ile ülkedeki diğer sektörler, bileşik kaplar örneği gibi karşılıklı etkileşim halindedir. Ancak kalkınma çabası içinde bulunan ülkelerde, yüksek öğretim sektöründen haklı olarak kalkınmanın lokomotifi olması beklenmektedir. Mevcut olanakları biraz artırarak ve gerekli düzenlemeleri yaparak yüksek öğretim sistemimizin etkinliğini ve kalitesini önemli ölçüde yükseltmek mümkün gözükmektedir (Köksoy, 1997,3)

Meslek Yüksek Okullarındaki Eğitim-Öğretim Programları

2002-2003 eğitim-öğretim yılı itibarıyla 474 meslek yüksek okulunda toplam 262 tür programda eğitim-öğretim yapılmaktadır. Bunlar; teknik programlar, iktisadî ve idarî programlar ve sağlık programları olmak üzere başlıca üç ana gurupta toplanmaktadırlar. Anadolu Üniversitesi Açık Öğretim Fakültesi'nde ön lisans eğitim yapılan program sayısı ise on üçtür. Devlet üniversitelerinde ağırlıklı olarak teknik programlar, vakıf üniversitelerinde ve açık öğretim ön lisans programlarında ise daha çok sosyal, iktisadî ve idarî programlar uygulanmaktadır.

4702 Sayılı Kanunu'nun en önemli amaçlarından biri de meslekî ve teknik eğitimde bütünlüğü sağlamaktır. Türk eğitim dokusu içindeki meslekî ve teknik eğitimin ilk kademesi, meslekî ve teknik orta öğretim, ikinci kademesi ise meslek yüksek okullarında ön lisans düzeyinde verilen eğitimdir. Bu iki kademenin eğitim programlarının birbirinin devamı ve tamamlayıcısı şeklinde olması gerekir. Ancak bugünkü yapıda meslek yüksek okulu programlarının önemli bir bölümü meslekî ve teknik orta öğretim programları ile bütünlük ve devamlılık içinde değildir. Ayrıca bazı programlar piyasada çok tutulmasına karşın bazıları ise iş hayatının gerçeklerinden uzak ve istihdam olanakları sınırlı programlardır.

Toplumsal gerçeklik hakkında, bilimsel yöntemleri kullanarak bilgi sahibi olmanın yollarında birisi de saha araştırmasıdır. Bu araştırma; üniversitelerin önemli bir bölümünü oluşturan meslek yüksek okullarında okuyan öğrencilerin demografik yapı bilgilerine ulaşmak amacıyla planlanmıştır.

Araştırmanın Metodolojisi

1. Araştırmanın Amacı

Bu araştırmanın temel amacı; Batı Karadeniz bölgesinde okuyan meslek yüksek okulu öğrencilerinin;

a) demografik yapısının belirlenmesi (kardeş sayıları, cinsiyetleri, annelerinin çalışıp çalışmadıkları, ailesinin ortalama aylık geliri vb.),

b) meslek yüksek okulunda okumaktan mutlu olup olmadıklarını ve meslek yüksek okulunu seçmekteki amaçlarını,

c) meslek yüksek okulları müfredatının meslek öğreniminde yeterli olup olmadığını tespit ederek yüksek öğretimde, meslekî ve teknik eğitimin önemine dikkat çekilerek bu yoldaki çalışmalara ışık tutmayı hedeflenmiştir.

2. Problemler

a) Meslek yüksek okulu okuyan öğrencilerinin demografik yapısı nasıldır?

b) Öğrenciler meslek yüksek okulu okumaktan mutlu mudurlar?

c) meslek yüksek okullarındaki öğrenciler, meslek lisesinde gösterilen eğitimi, meslek yüksek okullarındaki müfredatı izlemek için yeterli buluyorlar mı?

d) meslek yüksek okullarındaki öğrenciler sınavsız geçiş projesi için hazırlanan müfredatı meslek öğretiminde yeterli görüyorlar mı?

3. Araştırmanın Sınırları ve Varsayımlar

Sınırları: Bu araştırmada güvenilir ve sağlıklı bilgilerin ortaya konulabilmesi için; Batı Karadeniz bölgesi sınır olarak tespit edilmiştir. Veriler, Batı Karadeniz bölgesinde eğitim faaliyetini sürdüren meslek yüksek okullarında okuyan, doğum yerleri itibarıyla Türkiye'nin yedi bölgesinden gelen öğrencilerden elde edilmiştir.

Varsayımlar: Ankete katılan denekler, yapılan araştırmanın önemine ve gerekliliğine inanmışlardır. Araştırmaya katılan öğrencilerin her hangi bir etki altında kalmadan doğru ve gerçekçi olarak anket sorularını cevaplandırdıkları kabul edilmiş ve bu şartlara göre sonuçlar yorumlanmıştır.

4. Evren ve Örneklem

Ana kütle, Batı Karadeniz bölgesinde eğitim faaliyetini sürdüren ve ÖSYM'nin öğrenci yerleştirdiği meslek yüksek okullarıdır. Bu meslek yüksek okulları şunlardır:

Çizelge 2: Batı Karadeniz Bölgesinde Eğitim Faaliyetini Sürdüren Meslek Yüksek Okulları

Sinop Meslek Yüksek Okulu ve Kastamonu Meslek Yüksek Okulunun yaz tatiline girmesi nedeniyle anket uygulanamamıştır. Ana kütlede tam sayım yapma olanağı bulunamadığı için farklı programlardan seçilen 2250 öğrenci araştırmanın örneklemini oluşturmaktadır. Bu öğrencilerin % 57'si erkek (1287), %43'ü bayandır (963).

Şekil 1: Örneklemi Oluşturan Öğrencilerin Cinsiyetlere Göre Dağılımı

Örneklemi oluşturan meslek yüksek okullarında aşağıdaki programlar eğitim faaliyetini sürdürmektedirler (ÖSYM, 2004, 8-45).

Çizelge 3: Örneklem Kapsamındaki Meslek Yüksek Okullarındaki Programlar

5. Veri Toplama ve Değerleme Yöntemi

Araştırmada verilerin objektif olarak toplanıp analizlerinin yapılabilmesi ve araştırmanın amacını gerçekleştirebilmek için kullanılacak veriler anket yoluyla toplanmıştır. Bilgi toplama aracı olarak kullanılan anket, ulaşılan literatürde kaliteli bir yüksek öğrenime ulaşmayı sağlayan genel koşullardan oluşan görüşleri ortaya çıkaracak ifadeler ile sınırlandırılmıştır.

Anket soruları hazırlanmadan önce bir ön hazırlık yapılmıştır. Bu hazırlık iki farlı aşamadan oluşmaktadır. Birincisi; konuyla ilgili yayınların taranması, ikincisi ise model çalışmadır. Yayın taraması ışığında öğrencilere yöneltilecek soruların taslağı hazırlanmıştır. İkinci aşamada; araştırma kapsamındaki meslek yüksek okullarındaki öğrencilere yöneltilmesi düşünülen anket soruların geçerlilik testi, çalışma kapsamındaki örnek meslek yüksek okullardaki öğrencilerle yapılmıştır. Anket formundaki eksiklikler ve hatalar giderilmeye çalışılarak, araştırmada kullanılmaya hazır hale gelmiştir. Anket formu öğrencilerin demografik yapısı ve meslek yüksek okullarındaki okuma amaçları hakkında bilgiler içeren 19 sorudan oluşmaktadır. Konu ile ilgili anket soruları hazırlanırken anlaşılır olmasına dikkat edilmiş, gereken yerlerde açıklamalar yapılmıştır. Anket öğrencilere dağıtılmış ve öğrencilerden yeterli sürede cevaplanmaları istenmiştir.

6. Araştırmanın Bulguları

Bu araştırmanın verileri 15 Haziran-15 Temmuz 2004 tarihleri arasında toplanmıştır. Farklı programlarda okuyan 2250 meslek yüksek okulu öğrencisine uygulanan 19 soruluk ankettin tüm sorularına yanıt verilmiştir. %100 cevaplama oranı elde edilmiştir. Anketin ilk 5 sorusu deneklerin kişisel bilgilerini öğrenmeye ilişkin olup, geriye kalan 14 soru ise araştırmanın amacını gerçekleştirir niteliktedir. 9. soruda sadece 8. soruya hayır cevabı veren öğrencilerin cevapları dikkate alınmıştır.

Cevapların her biri 1 puan üzerinden değerlendirilmiş ve böylece tüm sorular için puanlar toplanmıştır. Toplam üzerinden de yüzdeler hesaplanmış ve veriler bu yüzdelerin ışığında incelenmiştir. Her soruya ait veriler değerlendirilerek tablolar aracılığı ile sunulmuştur.

Şekil 2: Ankete Katılanların Kardeş Sayıları

Şekil 2'de araştırma kapsamındaki öğrencilerin %4'ü tek çocuklu, %29'u iki çocuklu, %34'ü üç çocuklu, %33'ü dört ya da dört çocuktan daha fazla çocuklu aile ortamlarında yetiştikleri görülmektedir.

Çizelge 4: Aile Bütçenize Babanızın Gelirinden Başka Gelir Katılıyor mu ?

Çizelge 4'e göre ailelerin %73'ünün geçimi, yalnızca babalarının geliri ile sağlanmaktadır. Bu ailelerde anne çalışmamakta ve babalarının gelirlerinden başka herhangi bir yerden gelir elde etmemektedirler. %27'sinde ise aile bütçelerine babalarının gelirinin yanında başka gelir de katılmaktadır. Çizelge 5'te öğrencilerin ailelerinin ortalama aylık gelirlerinin dağılımı gösterilmiştir.

Çizelge 5: Ailenizin Ortalama Geliri Ne Kadardır?

Elde edilen bulgulara göre ailelerin ortalama gelir dağılımları şöyledir; % 12'si 300 milyon ve altında, % 41'i 300-500 milyon arasında, %34'ü 500 milyon 1 milyar arası, %10'u 1-2 milyar arası, %3 ‘ü ise 2 milyar ve üzeri aylık kazanç elde etmektedir. Şekil 2'de ailelerin birey sayıları da göz önünde bulundurulduğunda meslek yüksek okulunda okuyan öğrenciler kalabalık ailelerden oluşmaktadır. Dolayısıyla elde edilen bu düşük gelir ailelerin ortak zorunlu giderleri (kira, ısınma, mutfak harcamaları, elektrik gibi) dışında, kişi başına ya çok az bir gelir ya da hiç bir tutar kalmadığını bizlere göstermektedir.

Çizelge 6: Herhangi Bir İşte Çalışıyor musunuz?

Çizelge 6'ya göre öğrencilerin % 21' i her hangi bir işte çalışmamakta, %79'u ise ara sıra da olsa ailelerinin geçimlerine katkı sağlamak ve/veya kendi ihtiyaçlarını karşılamak için çalıştıklarını göstermektedir. Bu çalışanların bir kısmı kamu kurum ve kuruluşlarında çalışmakta olup, derece ilerlemesi ve maaş artışı için ikinci öğretimde okudukları gözlenmiştir.

Şekil 4: Mezun Olduğunuz Lise Türü Hangidir?

Şekil 4'e göre araştırmaya katılan öğrencilerin %13'ü genel lise, %87'si ise meslekî ve teknik lise mezunlarından oluşmaktadır.

Şekil 5: ÖSS Sınavı İçin Özel Ders ya da Dershane Eğitimi Gibi Sınavlara Hazırlayıcı Bir Eğitim Aldınız mı?

Şekil 5'e göre meslek yüksek okulunda okuyan öğrencilerin %32'si ÖSS sınavı için hazırlayıcı eğitim almış, %59'u almamış, %9'u ise çok daha az hazırlayıcı bir eğitim almıştır. Dershane eğitimi alanların çoğunun genel lise çıkışlılar olduğu gözlenmiştir.

Çizelge 7: Meslek Lisesine Gitmemiş Olsaydınız ÖSS'de 4 Yıllık Fakülte yada Yüksek Okulu Kazanabileceğinizi Düşünüyor musunuz?

Çizelge 7'ye göre öğrencilerin %87'si meslek lisesine gitmemiş olsaydılar 4 yıllık fakülte yada yüksek okulu kazanabileceklerini, %13'ü ise kazanamayacaklarını düşünmektedir.

Şekil 6: Lise Seçiminizi Kim Yaptı?

Öğrencilerin %60'ının kendi isteği ile %37'si ailesinin tavsiyesi sonucu ve %3'nün ise öğretmenlerinin tavsiyesi üzerine lise seçimi yaptıkları şekil 6 ‘dan gözlenmektedir.

Çizelge 8: Liseye Yeniden Başlama İmkanınız Olsaydı Meslek Lisesini Yeniden Tercih Eder miydiniz?

Çizelge 8'de öğrencilerin %80'i bugün lise seçimi yapacak olsalardı meslek lisesini tercih etmeyeceklerini, %20'si ise aynı şekilde meslek lisesini tercih edeceklerini ifade etmişlerdir. Şekil 6'da öğrencilerin %60'ının meslekî ve teknik liselere kendi istekleriyle gittikleri düşünülürse, bu sonuçlar ışığında tercihlerinde hata yaptıklarını düşündükleri sonucuna varılabilir.

Çizelge 9: Bugün Yeniden Lise Tercihi Yapmış Olsaydınız Meslek Liselerini Niçin Tercih Etmezdiniz?

Bugün yeniden lise tercihi yapmış olsaydınız meslek liselerini niçin tercih etmezdiniz? sorusuna öğrencilerin %21'i ÖSS sınavında 4 yıllık fakülte ya da yüksek okul tercih hakkım sınırlı olduğu için tercih etmeyeceklerini, %5'i ÖSS sınavlarında sorulan sorular ile ilgili konuların müfredatta genel liselere göre daha az olması nedeniyle tercih etmeyeceklerini, %74'ü ise bunların ikisini birden gerekçe göstererek tercih etmeyeceklerini ifade etmişlerdir.

Çizelge 10: Meslek Yüksek Okuluna Sınavsız Geçişten Yararlanarak mı Yerleştiniz?

Çizelge 10'da örneklemi oluşturan öğrencilerin %70'i meslek yüksek okuluna sınavsız geçişten yararlanarak yerleştirilmiş olup, %30'unun ise ÖSS sınavı sonucunda yerleştirildiği gözlenmektedir. Sınav ile yerleştirilen öğrencilerin bir kısmını genel liselerde okuyan öğrenciler, bir kısmını ise sınavsız geçişten önce yerleştirilen öğrenciler oluşturmaktadır.

Şekil 7: Meslek Yüksek Okulu Okuduğunuz İçin Mutlu musunuz?

Öğrencilerin %75'i meslek yüksek okulunda okumaktan dolayı mutsuz olduğu, %25'inin ise mutlu olduğu şekil 7'de görülmektedir. Bu sonuç eğitimin verimliliğini ve etkinliğini yükseltmek açısından bir dezavantaj olarak değerlendirilebilir.

Çizelge 11: Meslek Yüksek Okulunu Bitirdikten Sonra Mesleğiniz ile İlgili Bir İşte Çalışmaya Kendinizi Hazır Hissediyor musunuz?

Çizelge 11'e göre; öğrencilerin %70'i meslek yüksek okulunu bitirdikten sonra öğretim gördükleri alanda çalışmaya kendilerini hazır hissetmemektedirler. Öğrencilerin %30'u ise mezuniyet sonrası meslekî ve teknik beceri açısından kendilerini hazır hissetmektedirler. Bu veriler, meslek öğretimi süresinin yetersiz ya da bu sürede gösterilen öğretimin verimsiz olabileceğini göstermektedir.

Şekil 8: Meslek Lisesi ve Meslek Yüksek Okulu Eğitimini Meslek Öğreniminizde Yeterli Görüyor musunuz?

Toplam 2250 öğrencinin % 18'i (416) meslek lisesi ve meslek yüksek okulu eğitimini meslek öğretimi için yeterli, % 82'si (1834) ise yetersiz olduğu yanıtı vermiştir. Şekil 8'deki veriler ışığında sonuçlar ortalama 6 yıllık meslekî ve teknik eğitim sürecinde öğrencilerin meslek öğrenemedikleri kanısı oluşturmaktadır.

Çizelge 12: Meslek Yüksek Okulunu Bitirdikten Sonra Eğitim Gördüğünüz Alanda Bir İş Bulabileceğinizi Düşünüyor musunuz?

Öğrencilerin %20'si mezun olduktan sonra eğitim gördükleri alanda iş bulabileceğini, %25'i iş bulamayacağını, %55'i ise iş bulup bulamayacağını bilemediklerini belirtmektedir. İş bulabileceklerini düşünenler genellikle ailelerinin geçimini sağladığı işlerde ve yakınlarının yanlarında çalışabileceğini düşünmektedir. İş bulamayacağını düşünenler ise çevrelerindeki mezunlar iş bulamadığı için kendisinin de iş bulamayabileceğini düşünmektedirler.

Çizelge 13: Sınavsız Geçiş Projesi İçinde (MEB - YÖK İşbirliği İle) Hazırlanan Ders Müfredatlarının Size Bir Meslek Öğretebileceğini Düşünüyor musunuz?

Çizelge 13'te sınavsız geçiş projesi için hazırlanan ve öğretim gördükleri derslerin kendilerine bir meslek öğretebileceğini düşünen öğrencilerin oranı % 22, öğretemediğini düşünenlerin oranı ise %78'dir.

Çizelge 14 : Meslek Yüksek Okulunu Okumanızdaki Amaçlarınız Nelerdir?

Çizelge 14'te, meslek yüksek okulunu okumanızdaki amaçlarınız nelerdir sorusuna yanıt olarak öğrencilerin; % 41'i bir meslek sahibi olmak, %8'i ailesi istediği için, %18'i bir lisans eğitimine geçiş yapmak, %8'i mesleğimde kariyer yapabilmek, %24'ü üniversite eğitimi almak, %1'i ise askere gidişi daha geciktirebilmek için yanıtlarını vermişlerdir.

Şekil 9: Meslek Liselerinde Gösterilen Eğitim, Meslek Yüksek Okullarındaki Müfredatı İzlemek İçin Yeterli midir? (soru 19)

Şekil 9'da araştırma kapsamındaki öğrencinin %74'ü meslek liselerinde gösterilen eğitimi, meslek yüksek okullarındaki müfredatı izlemek için yeterli bulmamaktadır, %26'sı ise yeterli görmektedir. Bu veriler meslek yüksek okullarındaki başarının düşüklüğünü ve meslek yüksek okullarında okuyan öğrencilerin okulu neden bırakmak zorunda kaldıkları sonuçlarına ışık tutmaktadır.

7. Sonuç ve Öneriler

Sonuçlar

Önemli bulgular aşağıda özetlenmiştir.

– Meslek yüksek okullarında okuyan öğrencilerin % 34'ü üç, %33'ü ise dört çocuklu ailelerin bireyleridir. Öğrencilerin %67'si üç ve daha fazla çocuklu ailelerde yetişmişlerdir.

– %73 gibi oldukça önemli bir oranın anneleri çalışmamakta ve babalarının gelirinden başka gelirleri bulunmamaktadır.

– Öğrencilerin ailelerinin % 53'ünün ortalama aylık gelirleri 500 milyonun altındadır.

– %79 gibi önemli bir kısmı herhangi bir işte arada sırada olsa bile çalışmamaktadır.

– Araştırma kapsamındaki öğrencilerin % 87'si meslekî ve teknik lise mezunudur.

– Öğrencilerin %87'si meslek lisesine gitmemiş olsaydı 4 yıllık fakülte yada yüksek okulu kazanabileceklerini düşünmektedir.

– Öğrencilerin %59'u ÖSS sınavı için herhangi bir (özel ders ya da dershane eğitimi gibi) hazırlayıcı eğitim almamıştır.

– Lise seçimini kendim yaptım diyenler % 60'lık bir oranla çoğunluğu teşkil etmektedir.

– Kendilerine eğer tekrar lise tercihi yapma imkanı verilseydi, yeniden meslekî ve teknik liseyi tercih etmeyeceklerini ifade edenlerin oranı % 80 gibi önemli bir orana sahiptir.

– Meslek yüksek okullarında okuyan öğrencilerin %75'i mutlu olmadıklarını belirtmişlerdir.

– ÖSS sınavında 4 yıllık fakülte ya da yüksek okul tercih hakkı sınırlı olduğu ve ÖSS sınav sorularının meslek lisesi konuların müfredatında genel liselere göre daha az olması nedeni ile meslekî ve teknik liseyi tercih etmek istemeyenler %74 gibi bir oranla çoğunluğu teşkil etmektedir. Bu sonuç eğitimin kalitesini yükseltmek açısından dezavantajdır.

– Öğrencilerin %41'i bir meslek sahibi olmak amacıyla, %24'ü ise üniversite eğitimi almak için meslek yüksek okulunu tercih etmişlerdir.

– Bir meslek öğrenmek için gelen öğrencilerin %70'i öğrenim gördükleri meslekleriyle ilgili bir işte kendilerini çalışmaya hazır hissetmediklerini belirtmişlerdir.

– Meslek lisesi ve meslek yüksek okullarındaki öğretimin bir meslek öğretmeye yeterli görmeyenler oranı % 78 gibi oldukça önemli bir oranı oluşturmaktadır.

– Öğrencilerin % 55'i eğitim gördüğü alanda iş bulup bulamayacağını bilmemektedir. Bu ise onların motivasyonlarını etkilemektedir.

– Meslek liselerinde gösterilen müfredat ile meslek yüksek okullarındaki müfredat arasındaki kopukluk öğrencilerin başarısızlığına yol açmaktadır. Bunun sonucunda ise öğrenciler yüksek öğretimi tamamlayamadan meslek yüksek okulundan ayrılmak zorunda kalmaktadır. Bu ise meslek yüksek okullarının başarısını olumsuz yönde etkilemektedir.

Öneriler

Yüksek Öğretimdeki meslek yüksek okullarının payını artırabilmek için cazibe merkezi haline getirmek gerekmektedir. Bunun için ise aşağıdaki önlemler alınmalıdır:

– Meslek yüksek okullarında okuyan öğrencilerin önemli bir kısmının ailelerinin ortalama aylık geliri açlık sınırını altındadır. İhtiyaçlarının karşılanamaması sonucu, öğrenciler eğitimlerini yarıda bırakmak zorunda kalıyorlar ya da verimsiz bir eğitim dönemi geçiriyorlar. Talep eden öğrencilere ihtiyaçlarını karşılayacak miktarda burs verilmelidir.

– Dört yıllık fakülte ya da yüksek okul mezunları 6 ay kısa dönem yada 12 ay yedek subay olarak askerlik görevini yerine getirmektedirler. Meslek yüksek okulu mezunları ise ilköğretim ve ortaöğretim mezunları ile aynı kategoride değerlendirilmekte ve 15 ay uzun dönem er ve erbaş olarak askerlik yapmaktadırlar. Meslek yüksek okulu mezunlarına orta öğretim mezunlarına göre daha kısa süreli askerlik yükümlülüğü getirilmelidir.

– Meslek yüksek okulları mezunlarının 4 yıllık fakülte yada yüksek okulların lisans programlarına geçişte sağlanan kontenjanlar arttırılmalıdır. Planlananların çok altında kalmıştır. Ayrıca dikey geçiş sınavı (DGS) ile lisans eğitimine geçiş yapan öğrenciler adaptasyon sürecinde çok büyük sorunlar yaşamaktadır. Bu sorunların çözümünde gelişmiş ülkelerin uygulamaları dikkate alınmalı ve öğrencilerin mağduriyetleri en kısa sürede giderilmelidir.

– Meslek yüksek okulları genellikle küçük yerleşim yerlerinde kurulduğundan öğrenciler barınma sorunu yaşamaktadır. Devlet ve özel sektörün yurtları bulunmamaktadır. Çoğu zaman öğrenciler kiralık ev bile bulmakta zorlanmaktadırlar. Meslek yüksek okullarının küçük yerleşim yerleri yerine büyük yerleşim yerlerinde kurulması ya da öğrencilerin barınması için kredi ve yurtlar kurumunca yeterli miktarda barınma yeri hazırlanmalıdır.

– Meslek yüksek okulları öğrencileri aldıkları teorik eğitimi uygulayabilecek staj yeri bulamamaktadırlar. İş yerleri ayak bağı olarak gördükleri meslek yüksek okulları öğrencilerine staj olanağı sağlamamaktadır. Yalnızca staj dosyalarını imzalayarak 45 iş günü staj yapmış gibi göstermektedirler. Bu sebeple staj yapılmamakta ya da amacını yitirmektedir. Staj sorunu yasal bir zeminde çözümlenmelidir.

– Meslek yüksek okullarında ihtiyaç duyulan yeni teknolojiyi içinde barındıran atölye ve lâboratuvar alanları tesis edilmeli ve mevcut atölye ve lâboratuvarlar yeni teknolojiler ile donatılmalıdır.

– Meslek yüksek okulları mezunlarının toplumdaki statüleri daha açık olarak belirlenmelidir.

Kaynakça

Engin,Y,(1999).“Kamu Kesimi Çalışma İlişkilerinde Toplam Kalite Yönetimi”, Kamu Yönetiminde Kalite 2. Ulusal Kongresi, TODİE: ANKARA

Köksoy, Mümin,(1997). “Yüksek Öğretimde Kalite ve Türk Yüksek Öğretimi için Öneriler”, Hacettepe Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Vakfı:ANKARA

Milli Eğitim Bakanlığı/Yüksek Öğretim Kurulu, (2002). “Meslek Yüksek Okulları Program Geliştirme Projesi Sonuç Raporu”: ANKARA

Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi, (2004). “Yüksek Öğretim Programları ve Kontenjanları Kılavuzu”,ÖSYM Yayınları:ANKARA

Rehber,Erkan,(2002).“Yüksek Öğretimde Kalite Sorunu”, TC Uludağ Üniversitesi Basımevi: BURSA

Suiçmez,Halit., (2003). “Etkinlik ve verimlilik terimleri” (Tarihsel ve güncel bakışlar) Verimlilik Dergisi, MPM yayını:2003 /3:ANKARA

Türk Üniversite Gençliği Ara ştırması, (2003). “Üniversite Gençliğinin Sosyo-Kültürel Profili”, Gazi Üniversitesi Yayını:Ankara

Yüksek Öğretim Kurulu, (2004). “Meslek Yüksek Okullarının Bugünkü Durumu ve Meslekî ve Teknik Orta Öğretim Okullarından Meslek Yüksek Okullarına Sınavsız Geçisin Değerlendirilmesi” , Ankara Üniversitesi Basımevi:ANKARA

Yüksek Öğretim Özel İhtisas Komisyonu, (2000). “8.Beş Yıllık Kalkınma Planı Yüksek Öğretim Özel İhtisas Komisyonu Raporu”, Yayın No:DPT:2534-ÖİK:550: ANKARA

 

A RESEARCH ON HIGHER VOCATIONAL SCHOOLS STUDENTS' DEMOGRAPHICAL STRUCTURE AND ACTIVITIES OF THESE SCHOOLS

Abstract

This research aims to determine the demographical structure of the high school students in the Western Black Sea Region to establish if they are happy or not with studying at Higher Vocational Schools and to see their purpose of choosing these schools. In this research data were collected from the students by using the questionnaire. These data collected from 1287 males and 963 females, totally 2250 respondents, were analyzed. As a result, %75 of the students studying at the Higher Vocational Schools is not happy. % 87 of the students thinks that if they hadn't gone to the Vocational Lycee, they could have done their postgraduate education. Vocational and technical educational programs must be redefined according to the current requirements and workshops and technical education must be given more importance.

Key Words: Higher vocational schools, undergraduate education, undergraduate education programs