Banu
DUMAN-Zeynep Y.DEDE-Akın ERYÜREKLİ
Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığı
İletişim tarihi, düşüncenin tarihiyle
eş zamanlıdır.
Önce sesini tanıdı insan. Sonra anlamı keşfetti.
Düşündükçe
çoğaldı. Üçüncü kişinin tarihiyle çığ gibi başladı çoğalma.
Ses yazıya, çizgiye dönüştü. Doğadaki rengi tanıdı ve yeniden
üretti insan.
Toplumsal
bir varlık olan insanın en önemli özelliklerinden birisi de
kendi cinsiyle ilişki kurması, duygu ve düşüncelerini bir diğerine
aktarmasıdır. İnsanın bu özelliği onda varolan iletişim yeteneği
ile ilgilidir. İnsanlar çağlar boyu birbirleri ile bu yetenekleri
sayesinde etkileşimde bulunmuşlar, kültürlerini, uygarlıklarını
geliştirmelerinde bu etkileşimlerinin rolü büyük olmuştur.
İnsanlığın ilk döneminde iletişimde önce ses vardır. İnsan kendisini çıkardığı
değişik seslerle, çığlıklarla ve bunları desteklediği bedensel
hareketlerle ifade etmiştir. Bunun yanı sıra ilkel resimlerle,
çizgilerle insanın mesajını aktarması da insanlığın iletişim
tarihinde sanatın ilk izlerinin göstergesi olmuş, günümüzün
sanatsal anlatımlarına ulaşana değin sanat öncülüğüyle iletişim
kurma biçimleri de evrimsel bir çizgi izlemiştir. İnsanın iletişiminin
gelişiminde en başta gelen koşul hiç şüphesiz dilin ortaya çıkması,
konuşmanın başlaması, yani sözün kurulması, zamanla yazının
bulunması, sözlü ve yazılı ifade biçiminin güçlenmesi olmuştur.
İletişim biçimleri zamanla büyük gelişmeler kaydetmiş, yakın çevreyle iletişimin
yanında, dünyanın bir diğer ucundaki insanlarla da iletişim,
hızlı teknolojik gelişimle olanaklı hâle gelmiştir.
Kişiler arası ilişkilerde ve bütün toplumsal alandaki etkileşimde en önemli
faktörlerden birisi olan iletişim kurma eylemi, kaynağını en
başta dil becerisinden, sözlü ve yazılı ifade yeteneğinden,
bunların yanında ayrıca bedensel sembollerden almaktadır. İnsanın
bu eyleminin en başta ilişkili olduğu özgürlük alanları da düşünce
ve ifade özgürlüğü ile iletişim özgürlüğüdür.
Düşünsel özgürlük, en kısa biçimde, kişinin özgür düşünme yetisine sahip
olması yanında, düşünce ve kanılarını serbestçe açıklayabilmesi
anlamına gelir. Düşünsel özgürlük aynı zamanda başka düşüncelere
ulaşabilme özgürlüğünü (haber alma, bilim ve sanat öğrenme özgürlüklerini);
din ve vicdan özgürlüğünü de içerir. İnsan Hakları Evrensel
Bildirgesinin 19. maddesindeki “her bireyin görüş ve anlatım
özgürlüğü hakkı vardır; bu hak görüşleri nedeniyle kaygı duymama
hakkı ile ülke sınırları söz konusu olmaksızın, herhangi bir
anlatım aracıyla, bilgi ve düşünceleri araştırma, edinme ve
yayma hakkını içerir.” ifadesi düşünce özgürlüğünün gerçekleşmesi
için iletişim özgürlüğüne de vurgu yapar.
Kişiler arası ilişkilerde ve toplumsal yaşamın her alanında (ev, okul,
iş yeri, kamu mekânları vs.) büyük önemi olan iletişimde zaman
zaman sıkıntılarla veya engellerle karşılaşılması, gündelik
yaşamda bir takım sorunlar yaratmakla kalmayıp, gelecekteki
düşünce ve eylemlere de etki etmektedir.
İnsanın iletişim eyleminde, dil, dilin kullanımı ve kültürel boyut
birincil öneme sahiptir. Bir aktarım aracı olarak dilin kişide
yeterli veya yetersiz gelişmiş olması, kişinin kullandığı dilin
zenginliği veya kısırlığı insanî etkileşimlerin canlılığında
ve dinamiğinde farklı biçimde rol oynamaktadır. Çünkü dilin
zenginliği, kurgusal yapısı, düşünme biçimini etkilemekte, ona
yeni boyutlar katmakta, olayları, kavramları yorumlamada, duyguların
farkına varmada ve bütün bunları olduğu gibi ifade etmede, yani
bir diğerine aktarmada, toplumsal ve kültürel yaşamı zenginleştirmede
önemli katkılarda bulunmaktadır.
Baskıcı ve otoriter, dıştan denetime dayalı, ön yargılı bir kültürden beslenen
iletişim biçimiyle, demokratik, öz denetime, başkalarına karşı
sorumluluğa dayalı, özgürlükçü bir zemine sahip iletişim tarzının
söylemleri, algılamaları, mesajları da bambaşka olacaktır. İtaat
kültüründe, yetkenin emir ve söylemlerine göre davranılır; bunlara
uymanın dışında fikir ve söylem geliştirilmez, dar bir alanda
kapalı tarzda bir yaşam vardır; dolayısıyla iletişim de kalıp
mesajları aktarmaktan ibarettir. Özgürlükçü, eşitlikçi, karşılıklı,
yaratıcı, keşfedici bir iletişim biçimi söz konusu değildir.
Kişinin içine doğduğu, yetiştirildiği ortamdaki iletişim tarzının onun
düşünme, ifade etme, kendine ve başkalarına dönük tutumlarını
etkilemesi kaçınılmazdır. Dolayısıyla ailedeki, okuldaki vs.
toplumsal yaşam alanlarındaki ilişki biçimlerinin demokratik
veya otoriter olması, açık veya kapalı olması etkili iletişimin
önünü açacak ya da tıkayacaktır.
Bireylerin duygu ve düşüncelerini ifade etme becerisinin geliştirilmesi,
gerek aile gerek okul ve diğer toplumsal alanlardaki ilişkilerin
demokratik bir tarzda gerçekleşmesi, hem kişiler arası hem de
toplumsal ilişkilerde etkili iletişime olanak verecektir. Bunların
yanında kişiler arası ilişkilerde etkili iletişimi sağlayan
bir diğer unsur da etkin dinleme becerisidir. Etkin dinleme,
bir diğeriyle olan ilişkiye karşı sorumluluktaki en önemli boyutlardan
biridir. İçinde ötekine karşı saygıyı, onu kabul etmeyi, ona
değer vermeyi, empatiyi, algılamayı, algıladıklarını yansıtarak
sınamayı, ayrıntıların farkına varmayı, dolayısıyla eşitlikçi,
demokratik bir tutumu barındırır.
En önemli sosyalleşme ortamlarından biri olan okul, iletişim tarzının gelişmesinde
önemli bir rol oynamaktadır. Kişi birçok beceriyi, okulda edinmektedir.
Dolayısıyla okul eğitiminde kişinin yüz yüze geldiği tutum ve
davranışların onun ilişki ve iletişim biçimine de etkisi de
büyük olacaktır.
Özgür
ve demokratik bir okul ortamında bireylerin düşünce ve duygularına
saygı duyulur, farklı düşünceler hiçbir baskı hissetmeden ortaya
konulurlar, kişiler birbirlerinin düşünce, duygu ve yorumlarını
algılamak için gerekli açık iletişim becerilerini edinmişlerdir.
Kendi söz haklarına olduğu kadar başkalarının söz hakkına da
saygı gösterirler ve bu hakkı onlarda korurlar, çatışmaların
çözümünde güce dayalı üstünlük, bir tarafın haklı çıkması değil
eşitlik ve adalet ilkesi söz konusudur. Her iki tarafın da anlaşacağı
çözümleri üretme becerisine sahiptirler. Bu ilke ve becerilere
göre eğitim sisteminin alt yapısını oluşturan toplumlarda insan
hakları kültürünün gelişmiş olması şaşırtıcı değildir.
Toplumdaki bireylerin yetiştirilmesinde başta gelen kurumlardan birisi
olan okulun kültürünün demokratik olması, bireylerin söz hakkına
özen gösterilmesi, belli bir konuda, durumda, sorunda birbirleriyle
etkili iletişim kurabilecekleri kanalların açık olması, onların
insan hak ve özgürlüklerine saygılı olmalarında, demokratik
yurttaşlık bilinç ve sorumluluğunu kazanmalarında büyük önem
taşır. İletişim kanallarının açık olduğu bir ortamda, bireyler
herhangi bir sorun karşısında etkin, yaratıcı çözümler üretirler,
bir çemberin içinde sıkışıp kalmadan yaşam alanlarını genişletirler,
etraflarına karşı duyarlılıkları ve sorumluluk bilinçleri gelişir.
Sınıf ortamında kullanılan sözsüz (mimikler, jestler, oturuş ve duruş tarzı,
göz teması vb.) ve sözlü iletişimin etkili ve sağlıklı olması,
öğrencilerin özerk düşünce ve anlatım yeteneklerini geliştirmelerine
olanak sağlar. Sözlü ve sözsüz mesajların çelişkili, içtenliksiz
olmasından kaçınılması, öğrencilerin bir soru, bir sorun, bir
durum, bir olay hakkında düşünce, yorum geliştirmelerine zaman
tanınması, anlatımın çeşitli yollarının ( öykü, resim, şiir,
yazı, şarkı,afiş vs.)kullanımının önünün açılması yöntemleri
onların anlama, dinleme, algılama, kavrama ve anlatma dolayısıyla
iletişim becerilerini geliştirecektir.
Demokratik bir eğitim ortamında öğrencilerin etkin iletişimlerine olanak
sağlanması, onların yaratıcı, araştırıcı tarzda düşünmelerini
geliştirecek, tartışma yoluyla öğrenmelerini, farklı fikirleri
dikkate alarak çalışmalarını iş birliği içinde gerçekleştirmelerini
sağlayacaktır. Değişik etkinliklerde bir araya gelmelerinde,
çeşitli konularda yaratıcı projeler, sorunlara çözüm yolları
üretmelerinde etkili iletişim becerilerini edinmiş olmalarının
katkısı büyük olacaktır. Çünkü etkili iletişim yaratıcılığı,
farklı düşüncelerin ortaya çıkmasına ve kişilerin birbirleriyle
olan ilişkilerinde zengin deneyimler edinmelerine olanak sağlar.
Burada iletişimin bir diğer boyutu olan teknolojik yönüne de değinmek gerekir.
Günümüzde kitle iletişim araçlarının (televizyon, radyo, faks,
bilgisayar, uydu yayınları vs.)mesajları da iletişim biçimlerini
devasa boyutlarda etkilemektedir. Bu araçlar sayesinde dünyadaki
gelişim, değişim ve dönüşümlerden, üretilen bilgilerden anında
haberdar olunabilmektedir. İnternet erişimi yoluyla dünyanın
farklı bölgelerindeki insanlar etkileşime geçmekte, mesaj akışı
doğrudan kişiler arasında yüz yüze iletişim şeklinde olmayıp
sanal bir ortamda gerçekleşebilmektedir. İletişimin bu yönü,
kişiler arası ilişkilerde birebir etkileşimi bir anlamda ortadan
kaldırıp kişiyi sanal bir âlemde tutsaklaştırırken bir yandan
da kişinin anında evrensel mesajlara ulaşmasını kolaylaştırmakta
ve farklı kültürleri, farklı yaşam biçimlerini tanımaya olanak
vermekte, toplumları birbirine yakınlaştırmakta, evrensel duyarlılıkları
bir arada algılamaya fırsat sağlamaktadır. Kişinin yaşam evrenini
genişletmekte, kapalı yapıları sorgulamasında aracı olmaktadır.
Böylece bütün insanlık âlemi telefon kabloları yoluyla birbirine
bağlanırken evrensel değerleri sahiplenmeleri ve yaşatmaya çalışmaları
da söz konusu olmaktadır.
Bugün
Türkiye’nin de içinde yer aldığı Avrupa Konseyi ülkeleri aralarında
oluşturdukları projelerin büyük bir bölümünü (örneğin Avrupa
Konseyi Demokratik Yurttaşlık Eğitimi Projesi) karşılıklı birebir
iletişime dayalı yöntemlerin yanı sıra oluşturdukları network
ağları aracılığıyla da yürütmektedirler. Günümüzde Konsey üyesi
birçok ülkedeki okullar oluşturdukları eğitim siteleri ve linkleri
yoluyla etkileşim sağlayarak informal eğitimin büyük bir kısmını
internet üzerinden gerçekleştirmektedirler. Bu yolla okullar
oluşturdukları projeleri, etkinlikleri, eğitimsel değer taşıyan
iyi uygulama örneklerini karşılıklı olarak paylaşmakta, bunlardan
esinlenerek yeni yaratıcı etkinlikler ve projeler ortaya koyabilmekte,
internet yoluyla oluşturulan mektup arkadaşlığı servisleri farklı
kültürlerin birbirlerini tanımasını kolaylaştırmaktadır. Tüm
bu iletişim etkinlikleri, insan hakları eğitimini informal bir
biçimde gerçekleştirmeyi desteklemenin yanı sıra ortak bir Avrupa
yurttaşlığı kimliğinin oluşturulmasına da katkıda bulunmaktadır.
Ayrıca yürütülen kardeş okul etkileşimleri ve iletişimleri sayesinde
evrensel ölçekte iş birliği, dayanışma, sorumluluk gibi değerler
güçlenmektedir. Bu tür etkileşimlerin en canlı ve yakın örneğini
Irak’taki savaşa karşı oluşturulan uluslar arası sivil toplum
dayanışmasında da görmek mümkündür. Burada insanlığın bir savaş
başlamadan önce ilk kez olarak tepkisini ortaya koyabilmesi,
günümüzün iletişim ağının hızlı bilgiye ulaşmaya olanak vermesi
ve bu yolla etkileşimin güçlü kılınması sayesindedir.
Sonuç olarak sözlü veya sözsüz, yazınsal veya sanatsal, yüz yüze veya uzaktan
ifade yoluyla gerçekleşsin yaşamımızın her alanında vazgeçilmez
bir değeri olan iletişimin etkileri bugüne ait eylemlerimizden
başlayıp geleceğimize uzanmaktadır. Her türlü insan etkinliğinin
gerçekleşmesi iletişime dayanmaktadır. Bu denli büyük önemi
olan iletişimi doğru ve etkili bir tarzda gerçekleştirmek, bire
bir insan ilişkilerini nitelikli kıldığı kadar, uygarlığın ve
kültürün gelişmesinde, farklılıklara saygının, düşünsel çok
yönlülüğün güçlenmesinde dolayısıyla insan haklarına dayalı
demokratik bir kültürün geliştirilmesinde temel destekleyicilerden
birisi olacaktır.
NOT: Bu yazıda adı geçen ve faydalı olabileceğini düşündüğümüz proje, okul
etkileşim ve iletişim ağları için bazı internet adresleri aşağıda
verilmiştir.
Internet Adresleri:
http://www.coe.int
http://futurum.eun.org
http://www.eschoolnet.org
http://www.eun.org
www.citfou.org.uk
http://www.eycb.coe.int
Daha geniş bilgi için:
E-posta:dumanbanu@meb.gov.tr
|