|
Ağlasam sesimi duyar mısınız, / mısralarımda;
/ Dokunabilir misiniz, /Gözyaşlarıma ellerinizle?” diye soruyor
ozan. Gözyaşlarına dokunacak bir dost eli arıyor yana yakıla.
Diogen’in güpegündüz fener yakıp ortalıkta insan araması gibi...
Yalnızlığın çığlığını OrhanVeli’den 400 yıl önce Fuzûlî’de buluyoruz. “Ne
yanar kimse bana ateş-i dilden özge / Ne açar kimse kapım bâd-ı
sabâdan gayrı” diyen koca şaire yanmamak olası mıdır?Ya günümüzden
700 yıl öncesinin YunusEmre’si...Hani şu “Bir garip ölmüş diyeler
/Üç günden sonra duyalar /Soğuk su ile yuyalar /Şöyle garip
bencileyin” diye insanın içini yakan dizeler...
Yalnızlık hiç kuşkusuz her dönemde yalnızlıktır.Ancak günümüz insanının
yalnızlığı hepsinden öte... Gene Fuzûlî’nin kapısını açar bir
sabah yeli vardır. Yunus’un garibiyse gene üç günden sonra duyulur.
Oysa günümüzün yalnızlığı çok daha acımasız. Kentleşmenin hızla
artışı, bunların getirdiği sorunlar, güzel insanları, ister
istemez bencilleştiriyor. Daralan çevreler, sarsılan aile bağları,
unutulan gelenekler ve artık “Her ne isen yine gel” diyemeyen
gönül uluları... Giderek küçülen sofralar, bir yerde insanlıkları
da alıp götürüyor. Sevmenin, anlayışın yerini didişmeler alıyor.Sonunda
Sait Faik, “Bir insanı sevmekle başlar her şey!” demek zorunda
kalıyor. Çünkü sevemiyoruz, el ele veremiyoruz, anlaşamıyoruz...
Baba oğlunu, eş eşini, komşu komşusunu, öğretmen öğrencisini,
işveren işçisini bir türlü anlayamıyor.
Evrensel amaçlar ve değerler bağlamında oluşturulan uluslar arası kuruluşlara
karşın ülkeler birbirini anlamak istemiyor. Bunca uluslar arası
barış, kardeşlik, dostluk anlayış ve işbirliğinin oluşturulması
için emeği geçen yazarlara, ressamlara, bestecilere, heykeltraşlara
karşın bazen bir küçük sorun çözülemiyor. Hiç yoktan siyah-beyaz
kavgasına tutuşuluyor. Akıl us alacak gibi değil, durup dururken
dünya, ikiye ayrılıp kıyasıya savaşıyor.
Bütün
bunların tek nedeni var; iletişim kuramamak. Bunun doğal sonucu
olarak da hızla yabancılaşmak. Kafka, “Hak etmediğimiz şeyler
asla bizim değildir.” der.Demek ki bütün sorun, birbirimizin
dostluğunu hak edememekten kaynaklanıyor. Şimdi soracaksınız
biliyorum, insanların dostluğunu nasıl hak edeceğiz?Bu sorunun
cevabını dergimizin sayfalarında -bir ölçüde- bulmanız umuduyla...
|