Aygül
TUNÇ
Hacı Ömer Tarman Anadolu Lisesi/ANKARA
Çocuk yetiştirme biçim ve yöntemleri bireyin gelişiminde
önemli bir rol oynamaktadır. Değişen yaşam koşulları,
kuşaklar arasındaki fark, bir önceki kuşaktan
öğrenilen bilgiler, yaşanan kültür ve sosyo-ekonomik
düzey anne-babanın çocuk yetiştirme biçim ve yöntemlerini
etkileyen faktörlerden birkaçıdır. Tüm bunlar
anne-babanın çocukların gelişimleri için uygun
ortamları hazırlamasında etki eder. Tüm bu etkilere
rağmen, ilk bebeklik döneminden başlayarak, çocuk
aile içinde sevildiğini, kabul gördüğünü ve güven
duygusunu hissedebileceği ortamlara ihtiyaç duyar.
Bu uygun ortamları oluşturan etmenlerden biri
de kullanılan dildir, yani iletişim yollarıdır.
Bu yazının da temelini oluşturan iletişim yolları
ikiye ayrılır: etkili iletişim yolları ve etkisiz
iletişim yolları. Etkili iletişim yolları ile
yetişen çocuklar, aile içinde anlaşıldığını ve
kabul gördüğünü hissederek daha özerk, kendine
güvenli bireyler olarak yetişirler. Aile ortamı
ayrıca bir öğrenme ortamıdır. Çocuk anne-babasından
öğrendiği iletişim yollarını hem kendi anne-babasıyla
hem de aile dışında kullanacağı için gelişimini
daha sağlıklı tamamlayacaktır. Etkili olmayan
iletişimin kullanıldığı aile ortamlarında, çocuk
aile içinde kabul görmediğini ve anlaşılmadığını
hissedeceği için bu duyguları ev dışında arayacaktır.
Böylece, uygun olmayan arkadaş gruplarına yönelecek
veya uyum sorunları yaşayacaktır.
Çocuklarla etkili iletişim nasıl olmalıdır? Bu sorunun yanıtına geçmeden
önce, etkisiz iletişim yollarının neler olduğunun
açıklanması gerekmektedir. Üzerinde durulması
gereken diğer bir önemli nokta ise, iletişimde
sadece sözsel iletişim değil, sözsel olmayan iletişimin
de önemli olduğudur. Anne-babanın yüz ifadesi,
bakışları, duruşu, ses tonu bunlara birkaç örnektir.
Örneğin, birçok anne-babanın kızgınlıklarını,
özellikle kalabalık ortamlarda, bakışlarıyla ifade
ederler ya da yönlendirirler.Birçok insan böyle
bakışlarla karşılaşmıştır. Anne- babalar sadece
sözsel ifadelerine değil, sözel olmayan ifadelerine
de dikkat etmelidirler.
Etkisiz iletişim yolları diğer bir deyişle iletişim engelleri ve etkileri
şunlardır:
1- Emir Vermek, Yönlendirmek
Bu iletilerle çocuğumuza doğrudan anne-babanın duygu ve düşünceleriyle
davranması iletilir. “Hemen o yemeği bitir!”,
“Telefonda konuştuğun yeter artık!”, “Git ders
çalış!” gibi.
2-Uyarmak, Göz Dağı Vermek
Bu iletilerle çocuk korkmuş ve sindirilmiş olacaktır.”Eğer evin içinde
top oynamaya devam edersen, o topu keserim. ”,
“Ödevlerini bitirmezsen dışarı bırakmam seni.”
gibi.
3-Ahlâk Dersi Vermek
Ahlâk dersi içeren iletiler, çocuğa otoritenin ve zorunlulukların gücünü
ve doğrunun ne olduğunu göstermektedir. “O diziyi
seyretmemelisin.”, “Bütün doğru insanlar böyle
davranır.” gibi.
4- Öğüt Vermek, Çözüm ve Öneri Getirmek
Çocuğa bağımlı olması gerektiği, kendisinin bir şey yapamayacağı, kendisinin
kararlar alamayacağı ve dıştan denetimli olmaları
gerektiği iletilmektedir. Çocuğun ne hissettiği,
ne düşündüğü ve ne istediğini anlamadan çözüm
önerileri getirildiğinde, çocuk anlaşılmadığını
hissedecektir.”Neden gidip arkadaşlarınla oynamıyorsun?”,
“Elbiselerini yerine koyamaz mısın?” gibi.
5- Öğretmek, Nutuk Çekmek, Mantıklı Düşünceler Önermek
Zaman zaman bu iletiler çocuğun herhangi bir sorun yaşamadığı durumlarda
kullanıldığında sorun yaratmayabilir. Dikiş dikmeyi
öğretmek, ödevlerinde yardımcı olmak gibi. Ama
herhangi bir sorun durumunda bu iletiler çocukta
yetersizlik duygusu, söylenenlere cevap vermeme,
küsme ya da sunulan mantıklı düşünceleri çürütmek
için çabalamaya neden olur. “Ben senin yaşındayken
.....”, “Kitaplar fırlatılıp atılmak için değil
okunmak içindir” gibi.
6- Yargılamak, Eleştirmek, Suçlamak, Aynı Düşüncede Olmamak
Olumsuz değerlendirmeler içeren bu iletiler, çocuğu en çok etkileyen mesajları
içerir. Çocuk değersiz olduğunu hisseder.” Sen
zaten hep böyle yaparsın”, “Şapşal”, “Bir şeyi
beceremez misin?” “Sen adam olacaksın da ben göreceğim”,
“Kötü çocuklar gibi davranma” gibi.
7- Övmek, Aynı Düşüncede Olmak, Olumlu Değerlendirmeler Yapmak
Bu iletiler günlük yaşamda oldukça sık kullanılır. Bir anlamada moral vermek
gibi görünür. Çocuğun bir sorunu olmadığında ya
da sorun yaratan bir durum olmadığı sürece yararlı
da olabilir. Ama herhangi bir sorun durumunda,
asıl soruna inilmediği için kızgınlık ya da anlaşılmamışlık
hissettirirler. Örneğin, çocuk ödevini yapamadığında
“sen akıllı çocuksun, yapabilirsin .” ya da “Sen
bunu yapacak kapasitedesin.” gibi.
8- Ad Takmak, Alay Etmek
Çocukların benlik imajlarını olumsuz etkiler. “Bebek gibi ağlama”,”Hadi
ya”, “Havuç” gibi.
9-Yorumlamak, Analiz Etmek, Tanı Koymak
Bu iletilerle çocuğa ben seni senden daha iyi tanırım iletisi verilir.
“Çaba göstermediğin için derslerin zayıf.”, “Aslında
sen öyle demek istemiyorsun.” gibi.
10-Soru Sormak, Sınamak, Çapraz Sorgulama
Sorgulamak çocukta güvenilmediği hissi doğuracaktır. Ayrıca sorularla çocuk
anne-babasının sorunu çözeceği ya da anne-babasının
endişelendiği hissine kapılabilir. “Ne yaptığının
farkında mısın?”, Bunu sana kim öğretti?”, “ Neden?
Kim? Sen ne dedin? Nasıl?” gibi.
Yukarıda sayılan iletişim engelleri çocuğun anlaşılmadığını, kabul görmediğini,
anne-babaya bağımlı bir kişilik yetişmesi gerektiğini
iletirler. Etkili iletişim yollarının kullanıldığı
ev ortamında ise, çocuk kabul gördüğünü, her durumda
anne-babasına danışabileceğini ve yardım isteyeceğini,
özerk bir kişiliğinin olduğunu hissederek büyür.
Böylece, özsaygısı yüksek, akademik yönden başarılı,
çevresiyle daha uyumlu, zararlı alışkanlıklardan
uzak ve daha olumlu arkadaşlıklar kuran bireyler
olacaklardır.
Etkili iletişim yolları nelerdir? Etkili iletişim yöntemlerinden biri edilgen
dinlemedir. Edilgen dinleme, çocuk konuşurken,
sık sık soru sormadan ve yorum yapmadan onu dinlemektir.
Anne-baba kendi görüşlerini iletmek yerine onay
tepkilerini (kafasını öne doğru eğerek “hı, hı”,
“doğru”, cümlelerdeki önemli kelimeleri tekrar
etmek) kullanarak tamamen susmadan, göz teması
kurarak çocuğun konuşmaya teşvik edilmesidir.
Bu yöntemle, çocuk dinlenildiğini, duygu ve düşüncelerinin
önemli olduğunu, vereceğe karara güvenildiği iletisini
alacaktır.
Diğer bir yöntem konuşmaya özendirmektir. Çocuğun duygu ve düşüncelerini
ifade etmekte zorlandığı durumlarda, konuşmaya
davet etmek için özendirici sorular sorarak konuşmak
için davettir. “Düşüncelerin ilgimi çekiyor.”,
“Bugün üzgün görünüyorsun, konuşmak ister misin?”,
“Bu konudaki duygu ve düşüncelerini merak ediyorum.”
gibi cümleler çocuğa saygı duyulduğu iletisini
göndererek konuşmaya teşvik eder. Bu sözler kullanılmaya
başlandığı ilk zamanlarda çocuklar alışık olmadıkları
bir durumla karşılaşacakları için olumlu tepkiler
vermeyebilirler. Ama denendikçe, zamanla çocukların
tepkileri olumlu olmaya başlayacaktır.
Önemli diğer bir yöntem ise etkin dinlemedir. Etkin dinleme, dinleyen kişinin
anlatılanları karşı tarafa tıpkı bir ayna gibi
yansıtmasıdır. Edilgin dinlemeden farkı, konuşan
kişinin doğru anlaşıldığı ve işitildiğini karşı
tarafa iletmesidir. Yani konuşan kişinin duygularının
anlaşıldığının ifade edilmesidir. Böylece çocuk
hem kendisini ifade etmiş olacak hem de sorunlarına
çözüm yolu bulacaktır.Buraya kadar anlatılanları
bir örnekle açıklayalım:
Çocuk: Bu akşam yemek yemeyeceğim.
Baba: Haydi hemen gel. Senin yaşındaki çocuklar günde üç öğün yemek yemeli.
(Emir vermek, inandırmaya çalışmak)
Çocuk: Öğle yemeğinde çok yedim.
Baba: Yine de masaya gel, ne yediğimizi gör.(Öneri getirmek)
Çocuk: Hiçbir şey yemeyeceğim.
Baba: Bu akşam senin neyin var? (Sorgulamak)
Çocuk: Bir şeyim yok.
Baba: Öyleyse masaya gel. (Emir vermek)
Çocuk: Aç değilim. Masaya da gelmeyeceğim. (Dönmezer, 1999)
Burada baba iletişim engellerini kullandığı için, çocuğun sorunu çözülememiştir.
Aynı durum etkin dinleme yöntemi ile çözülebilmektedir:
Çocuk: Yemek yemek istemiyorum
Baba: Bu akşam canın yemek istemiyor mu?
Çocuk: Evet, midemde bir düğüm var sanki.
Baba: Bugün gerginsin galiba?
Çocuk: Gergin değilim, çok korktum.
Baba: Bir şeyden korkmuşsun.
Çocuk: Evet bugün Hakan, aradı ve konuşmak istediğini söyledi. Çok ciddiydi.
Her zamanki gibi değildi.
Baba: Bir şey olduğunu mu düşünüyorsun?
Çocuk: Ayrılmak istemesinden korkuyorum.
Baba: Bu seni çok üzer. (Dönmezer, 1999)
Yukarıdaki örnekte olduğu gibi temel sorun ortaya çıkmıştır. Genellikle
çocuklar iletilerini örtük olarak verdikleri için,
etkin dinleme, sorunun ortaya çıkmasına ve çocukların
kendi sorunlarını daha iyi kavramalarına yardımcı
olacaktır.
Buraya kadar olan bölümde çocuğun bir sorunu olduğunda anne-babaların nasıl
iletişim kuracakları konusuna değinilmiştir. Birçok
anne-babada da şu düşünceler olabilir: “Ne söylesem
ne yapsam çocuğum anlamıyor”, “Bu çocuk yüzünden
artık çileden çıkıyorum.” gibi. Anne-babaların
anlaşılmadıklarını hissettikleri durumlarda ya
da anne-babanın sorun olarak gördüğü ancak çocuk
için sorun olmayan durumlarda ne yapmalıdırlar?
Burada kullanılması gereken etkili iletişim yolu
ben-iletileri’dir.Ben-iletileri var olan sorunu
çözmek için değil, anne-babanın duygu ve düşüncelerini
iletmek için kullanabilecek bir yöntemdir. Böylece
çocuk ortada bir sorun olduğunu ve bu durumun
anne-babasını rahatsız ettiğini anlayacaktır.
Günlük yaşantıda kullanılan dile bakıldığında genellikle, “sen” öznesiyle
kurulu cümleler olduğu fark edilecektir: “Yapma
şunu”, “Neden böyle yapmıyorsun?”, ‘Bunu yapmamalısın”,
“Çocuk gibi davranıyorsun”. Bu iletiler Sen-iletileridir
ve iletişim engellerinin etkisiyle aynıdır. Burada
çocuk anne-babasının iletilerini anlamayacak,
Sen-iletilerine benzer iletiler gönderecek ya
da sorunu anlayamadığı için davranışlarına devam
edecektir. Bu durum bir örnekle açıklanırsa, çocuk
oturma odasında top oynamakta anne vazonun düşüp
kırılmasından korkmakta. Sen-iletileriyle annenin
tepkisi; “Burada top oynama” ya da “O vazo bir
kırılsın ben sana gösteririm” olabilir. Ben-iletisinde
ise anne onu rahatsız eden yönüyle durumu anlatmaktadır.
Davranış |
Somut
Etki |
Duygu |
Ayşe
oturma odasında top oynuyor |
Vazoyu
kıraak diye |
korkuyorum |
Burada önemli olan davranışı, somut etkiyi ve duyguyu iletmektir. Kısaca,
Ayşe oturma odasında top oynadığında vazoyu kıracaksın
diye korkuyorum. Daha basit bir formüle indirgendiğinde
önce davranış, sonra duygu ve ardından somut etki
bildirilmektedir.
DAVRANIŞ |
DUYGU |
SOMUT
ETKİ |
.................... |
.................... |
çünkü |
| yaptığında
söylediğinde
davrandığında |
hissediyorum, |
.................... |
“Üzerine kabanını almadığın zaman hastalanacaksın diye endişeleniyorum.
ya da
“Üzerine kabanını almadığın için endişeleniyorum, çünkü üşütebilirsin.”
Ben-iletileri öğrenilmesi en kolay etkili iletişim yollarından biridir.
Anne-babalar bu tür iletilerin çocuklarda hemen
bir davranış değişikliğine yol açmayacağını unutmamalıdırlar.
Çünkü ben-iletileri anne-babanın duygu ve düşüncelerini
uygun dille ifade etmelerini sağlayacaktır. Bu
dil sayesinde problem durumların ve çatışmaların
hemen ortadan kalkacağı anlaşılmamalıdır. Çünkü
bu gibi durumlar her zaman olacaktır. Ben-iletileri
ve etkili iletişim becerileriyle çatışma ve sorunlar
daha kolay bir şekilde çözülecektir.
Sonuç olarak bu yazıda anne-babaların çocuklarıyla olan iletişimde nelere
dikkat etmeleri gerektiği üzerinde kısaca durulmuştur.
Çok derin ve uygulayarak öğrenilmesi gereken bu
becerilere ana başlıklarıyla değinilmeye çalışılmıştır.
Anne-babaların var olan iletişim yollarını değiştirmeleri
ve uygulamaları zor gibi görünüyorsa da bu beceriler
deneyerek gelişmek ve anne-baba arasında daha
sıcak ilişkilerin doğmasına neden olmaktadır.
İlk denemelerde yapay ve çocuklar için alışılmadık
gelebilir. Fakat zamanla çocuklarla iletişimin
değiştiğini ve sorunların daha olumlu bir şekilde
çözüldüğü görülecektir.
Tüm bunlara ek olarak, anne-babaların dikkat etmesi gereken diğer önemli
bir konu da, eşler arasındaki iletişim, uyum ve
problem çözme yöntemlerinin çocukları etkilediğidir.
Bu nedenle sadece çocuklarla değil eşler de kendi
aralarında etkili iletişim yollarını kullanmalıdırlar.
Böylelikle hem kendi aralarında uyum hem de aile
ortamında uyum ve rahatı sağlayacaklardır. Unutulmamalıdır
ki çocukların sağlıklı ve mutlu olmalar aile ortamına
bağlıdır.
Etkili iletişim becerileri hakkında daha fazla bilgi almak ve bu becerileri
geliştirmek isteyen anne-babalar, bu konuda yazılmış
olan kitaplardan faydalanabilirler. Ayrıca, bu
konuda açılan kurslara, okullarda bulunan Psikolojik
Danışma ve Rehberlik Servislerine, Rehberlik Araştırma
Merkezlerine, üniversitelerin çocuk ve ergen psikiyatri
kliniklerine, özel merkezlere veya Sivil Toplum
Örgütlerine (Türk Psikolojik Danışma ve Rehberlik
Derneği, Türk Psikologlar Derneği, AÇEV gibi)
başvurabilirler.
Yararlanılan
Kaynaklar
Dönmezer,
İbrahim (1999); Ailede İletişim ve Etkileşim,
Sistem Yayıncılık,İstanbul.
Gordon, Thomos (1996); Etkili Anababa Eğitiminde Uygulamalar, Sistem Yayıncılık,
İstanbul.