Dr.Gıyasettin
AYTAŞ
Gazi Üniversitesi Eğitim Fakültesi
Türkçe Öğretmenliği Bölümü Öğretim Üyesi
Tiyatro,
bir yazar tarafından önceden yazılmış ya da tasarlanmış bir
metnin, belirli bir yerde, belirli bir süre içinde ve belirli
kişiler tarafından canlandırılması; oyuncuların oyunlarını
oynadıkları yapı; drama, oyun; oyuncu, sahne ve izleyici gibi
temel ögelerden oluşan bir sanat olarak bilinmektedir. Bunların
yanında, dramatik metin, oyunculuk, sahneleme, sahne tasarımı,
sahne giysisi, sahne müziği, ışıklama ve sahne tekniği ögelerinin
tümünü birlikte içeren sanatsal etkinlik olan tiyatro, dramdan
bağımsız, kendi başına kolektif bir sanat dalıdır.
Bir
sahne sanatı olarak tiyatro, bireye kişilik ve kimlik kazandırmada
en önemli sanat dallarından biridir; insanın toplumsallaşmasında,
sosyalleşmesinde, dayanışma bilincinin geliştirilmesinde ve
kişiliğin olgunlaşmasında etkili olmaktadır. Tiyatro yalnızca
bireyin kendi kişiliğini korumasını değil, başkalarının kişiliğine
saygı duymayı da öğretir. Hayatla iç içe ve hayatın her cephesiyle
ilgili olan tiyatro insana, insanı insanca öğretir.
Tiyatro;
mimarî, resim, müzik, edebiyat, bale, fotoğraf gibi bütün güzel
sanatları içinde barındırdığı için, bu etkinliğe katılanların
ilgi ve isteklerini en iyi şekilde karşılama özelliğine de sahiptir.
Öğretmenlerin
derslerinde kullandıkları metotlar içerisinde, son zamanlarda
drama etkinliklerinin önemi bir kat daha artmaktadır. Çünkü,
anlama ve anlatma unsurlarının bir arada kullanılmasına fırsat
veren bu yöntem, katılımcılığın yanında, yaparak ve yaşayarak
öğrenmeyi gerçekleştirmektedir.
Drama,
bir olayın, duygunun veya düşüncenin; verilen bir hikâyenin,
şiirin söz ya da hareketle yorumlanmasıdır. Ders içi etkinliklerde,
öğretmen yeri geldikçe, öğrencilerin kendi yaşadıkları, gözledikleri
ya da etkilendikleri bir olayı canlandırmalarını isteyebilir.
Böylece, onların kendilerini rahat ifade etmeleri, özgüvene
sahip olmalarını sağlamış olur. Özellikle, derste metin özetlemeleri
veya metinle ilgili değerlendirmelerde bu yöntem oldukça yararlıdır.
Drama
yöntemi daha çok örnek bir tutum, durum, sorun ya da olayın
iki veya daha fazla öğrenci tarafından sınıf önünde canlandırılması
olarak bilinmektedir. Bu yöntem, öğrencilerin deneyim kazanarak
ve hissederek öğrenmelerine yardımcı olmayı amaçlayan bir yöntemdir.
Öğrenciler yeni bir kimliğe bürünerek, başkalarının hislerini,
düşüncelerini anlama ve onların davranışlarını değerlendirme
imkânına sahip olur. Canlandırılan olaylar, gerçek olabildiği
gibi, hayale dayalı da olabilir.
Drama
uygulamalarında öğretmen, dersin içeriğine ve amacına uygun
olarak değişik tasarlamalar gerçekleştirebilir. Her dersin drama
tekniğinden yararlanma biçimi farklıdır. Önemli olan, öğretmenin
bu tekniği yeri geldikçe ve başarıyla uygulamasıdır.
Türkçe
dersinde drama yöntemi iki şekilde kullanılmaktadır. Bunlardan
birinde, ders için araç olarak kullanılan bir metin önce öğretmen,
daha sonra da öğrenciler tarafından okunur. Öğretmen, öğrencilerden
bu metinde anlatılan olayı canlandırmalarını ister. Canlandırma
için gerekli olan kişi sayısı belirlendikten sonra, okuma yoluyla
canlandırmaya geçilir.
Bu
canlandırma etkinliği, kimi zaman metinde yer alan olaya bağlı
olarak yapıldığı gibi, kimi zaman da öğrencilerin kendi yaşantılarından
benzer bir olayı canlandırmaları şeklinde olabilir. Eğer metne
bağlı canlandırma yapılıyorsa, canlandırma işini gerçekleştirenlerin,
metinde geçen sözlere birebir sadık kalmaları gerekmez. Önemli
olan anlatılan olayın ana hatlarına ve aslına sadık kalınması
ve öğrencilerin kendilerinden kattıklarıyla olayı zenginleştirerek
canlandırmalarıdır. İster konuyla ilgili olsun, ister bir davranış
değişikliği üzerine kurulsun, hangi sorun ya da olayın canlandırılacağına
karar verilmişse, oynanacak roller, rollerin genel özellikleri
ve oynama şekilleri öğretmen tarafından önceden çok iyi belirlenmeli
ve plânlanmalıdır.
Drama
uygulamasına geçilmeden önce mutlaka uygun bir ortam yaratılmalıdır.
Hazırlıksız yapılan drama etkinlikleri katılımı düşürdüğü gibi,
izleyenler için de istenen sonucu doğurmaz. Etkinliğe katılacak
öğrenciler yüreklendirilmeli, yaptıkları işin önemi kavratılmalıdır..
Aksi takdirde yapılan etkinlik olumsuz bir sonuç doğurabilir.
Öğrencilerin,
kendi yeteneklerine bağlı canlandırmalarda, dinledikleri veya
izledikleri bir olaydan yola çıkarak, duygu ve düşüncelerini
devreye sokmaları, doğaçlama yeteneklerinin gelişmesini sağlamış
olur. Özellikle, metin özetlemelerinde bu tür etkinlikler büyük
yarar sağlamaktadır.
Drama
yöntemlerinden bir diğeri de yazılı bir metne bağlı olarak yapılandır.
Bu tür drama etkinliği genellikle iki şekilde yapılmaktadır:
1.
Okuma yoluyla drama,
2.
Canlandırma yoluyla drama.
Okuma
yoluyla drama yönteminde öğretmen, drama etkinliğini gerçekleştireceği
metnin anlatma ve gösterme bölümlerini belirler. Gerekli olan
kişi sayısını ve okuyacak öğrencileri tespit eder. Öğrencilere
okuyarak canlandırmanın önemini ve nelere dikkat etmeleri gerektiğini
açıklar. Gerektiğinde örnekleme yaparak, okuma canlandırma yapacak
öğrencileri hazırlar. Kimi öğretmenler okuma canlandırma işini
öğrencilere oturdukları yerde yaptırmakta, bu yüzden de çoğu
zaman istenen verimlilik sağlanamamaktadır. Bu tür uygulamalarda,
okuma yapacak öğrencilerin mutlaka birbirlerinin yüzünü görmeleri
gerekmektedir. Öğretmen sınıfın ön kısmında bir oturma düzeni
oluşturarak, okuma canlandırma işini gerçekleştirmelidir.
Okuma
canlandırma etkinliğinin en önemli katkısı, öğrencilerin okuma
yeterliliklerini geliştirmesi, okuma yoluyla canlandırdığı karakterin
özelliklerini yansıtmanın önemini kavratmasıdır. Bu tür çalışmalar,
katılımı ve ilgiyi artırmayla birlikte, okumada tonlama ve vurgulamanın
da ne kadar önemli ve gerekli olduğunu ortaya koyar. Okuma yoluyla
canlandırmada dikkat edilmesi gereken bir diğer husus da canlandırılacak
karakterin, kültürel özelliğinin okuyucu tarafından bilinmesidir.
Bu durum okuyucunun başarısını bir kat daha artırmaktadır.
Okuma
yoluyla canlandırma etkinliği, her zaman ve her şartta kolaylıkla
uygulanan ve çok özel bir hazırlık gerektirmediği için, yeri
geldikçe öğretmenlerimizin çok rahat kullanacağı bir yöntemdir.
Ayrıca, öğrencilerde okuma yanlışlıkları ile vurgu ve tonlama
hatalarının düzeltilmesinde de etkilidir.
Bir
diğer canlandırma yöntemi de, sahne teknikleri kullanılarak
yapılan canlandırmadır. Bunun için, canlandırma yoluyla dramatize
edilecek metin, öğretmen tarafından canlandırmaya uygun hâle
getirilir. Seçilen metnin sahnelenmeye uygun, tiyatro teknikleri
açısından yeniden düzenlenebilecek özelliğe sahip olması gerekir.
Bunun için, diyaloglarda anlatma ve gösterme unsurları belirgin
olarak ortaya konulmalıdır.
Drama
yönteminin en önemli işlevlerinden biri de öğrencilerde dayanışma
duygusunu geliştirmesidir. Bu tür çalışmalar ekip ruhunu geliştirmekte,
bireysel ve ben merkezli davranışları azaltmaktadır.
Drama
etkinliğine katılacak ve burada rol üstlenebilecek öğrencilerin
saptanmasında tespit işleminde amacın doğru belirlenmesi gerekmektedir.
Düzenlenen etkinlik, eğitim öğretim faaliyeti içinde yapıldığı
için, görev alacak öğrencilerin sadece başarılı, sosyal yönü
kuvvetli olanlardan oluşmaması gerekir. Sosyalleşmeye ihtiyacı
olan öğrencilerin de bu faaliyet içerisinde yer alması sağlanmalıdır.
Özellikle eğitim ve öğretim faaliyeti içerisinde, öğrencilerin
sahnede olmak, kendilerini göstermek arzuları üst düzeydedir.
Bu durumu da dikkate alarak, görevlendirmelerde dengeli ve dikkatli
bir seçim yapmak zorunluluğu ortaya çıkmaktadır. Bu yüzden,
etkinliğin bu dengeleri sağlayabilecek özelliğe sahip olması
gerekmektedir.
Eğitim
faaliyeti içerisinde seçilen oyun metninin, sahnelenecek yörenin
sosyal, kültürel düzeyine uygun, belli amaç ve ilkeleri yerine
getirecek nitelikte olmasına özen gösterilmelidir. Bilindiği
gibi, dramayı meydana getiren en önemli özelliklerden biri de
seyredilme gerekliliğidir. Seyredilmeyen bir tiyatro eseri,
anlamsız ve gereksiz olmaktan öteye gitmez.
Canlandırılacak
olayın içeriği, hem eğitim açısından hem de onu canlandıracak
kişi açısından önemlidir. Olayda yer alan karakterlerin her
birinin ayrı ayrı değerlendirmesi yapılarak, bu karakterleri
canlandıracak kişilerin seçimlerinin yapılması daha doğru bir
yoldur. Çünkü kişi bildiği, inandığı ve güvendiği bir oyunu
daha rahat sahneler.
Günümüzde
üzerinde en çok durulan konulardan biri de beden dili kavramıdır.
Anlatım, söz ve hareket bütünlüğü içerisinde daha etkili olabilir.
Hareketler ise, söze kattığı anlam oranında ve gerekli yerde
gerekli olan hareket unsurlarının devreye sokulmasıdır.
Başarılı
canlandırma iyi bir gözleme dayanır. Öğretmenin etrafında olup
bitenleri gözleme etkinliği en üst düzeyde olduğu gibi, öğrencilerini
de bu yönde güdülemelidir. Gözlem, bakmak değil görmek, ayrıntılara
dikkat etmek, doğru görmek ve doğru tanımaktır.
Gözlemden
istenen sonucun elde edilebilmesi için, niçin gözlem yapılacağının
bilinmesi gerekmektedir. Canlandırmaya yönelik gözlemlerde,
bütün ayrıntılara dikkat edilmeli, canlandırılacak kişinin sadece
konuşma özelliği değil tutum ve hareketleri de göz önünde bulundurulmalıdır.
Kimi
zaman olay ve durumları doğrudan gözlemleyebildiğimiz gibi kimi
zaman da başkalarının gözlemlerinden yola çıkarak tespit ve
tanımlamalarda bulunabiliriz.
Öğretmenlerimizin
bir olay ve durumu ders içerisinde anlatırken canlandırma yönteminden
yararlanması, beden dilini etkili olarak kullanması gerekmektedir.
Etkili beden dilinde, göz hareketleri, mimikler (yüz hareketleri),
el, kol, bacak ve diğer vücut hareketlerinin yanında, kişiler
arasındaki mesafeler, oturuş düzeni önemlidir. Sadece bakışlarımızın
yüzlerce değişik şekli ve karşı tarafa ulaştırdığı bir o kadar
da değişik iletisi bulunmaktadır.
Öğretmenin
sınıf içi etkinliği derse girdiği ilk dakikada başlar ve ders
bitişine kadar devam eder. Öğretmenin drama tekniklerinden yararlandığı
ilk yöntem güdülemedir. Çünkü güdülemenin temelini insanın ihtiyaçları
oluşturur. Güdülemenin temeli coşkudur. Başarının arkasında
da coşku gizlidir. Coşkunun olmadığı yerde başarıdan söz edilemez.
Öğrenmenin
büyük bir bölümü, kişinin bu istek veya arzularını tatmin etme
çabasına girdiği zaman gerçekleşir. Yapılan araştırmalar, dış
etkiye dayalı güdülemenin geçici olduğunu ve süreklilik arz
edebilmesi için her defasında arttırılarak tekrarlanması gerektiğini
ortaya koymaktadır. Örneğin parasal ödül verilecekse, her seferinde
ödül miktarının yükseltilmesi gerekmektedir. Eğer ödül miktarı
beklenilenden daha düşük olursa, ödüle rağmen bireyler güdülenememekte
hatta tam aksine güdülemeden uzaklaştıkları görülmektedir.
Eğitim
ve öğretim süreci birbirine bağlı birçok etkinlikten meydana
gelmektedir. Bu ögeleri ayrı ayrı ele alıp değerlendirmek ve
üzerinde örneklendirmeler yapmak gerekmektedir. Bilindiği gibi,
kuramsal bilgiler uygulanmadığı sürece fazla bir işe yaramaz.
Önemli olan ne kadar bildiğiniz değil, bildiğinizi ne kadar
kullandığınızdır.
|