POURQUOI PAS? (22.7.1983)
"Hiçbir terör hareketi hoşgörülmez. Emeni aşın militanlarının
yaptıkları gibi sistemli bir biçimde Türk diplomatlarının
hedef alınması, ne denli korkunç olsalar bile, herhangi
bir geçmiş adına kabul edilemezler."
—— O ——
DAILY TELEGRAPH (25.7.1983)
"Tarih, ve mizaçları göstermektedir ki Türkler, katillerin belini
kırmak için, korkup geri duracaklarına tam aksine
düşmanın üzerine gideceklerdir. Ve bundan dolayı hangimiz
Türkleri suçlayabilir ki?"
—— O ——
LONDRA RADYOSU (26.2.1985)
"Orly davasının yedinci günü sabah, oturumunda, iddia makamının
getirdiği tanıkların dinlenmesi sona erdi. Dün gece
tanıklık yapan suikast döneminin cinayet masası şefi
Jajkues Genthial'in ifadesi ve avukatların kendisine
yönelttiği sorulara verdiği cevaplar oturumun gece saat
23.00'e kadar uzamasına yolaçmıştı. Bu tanık ve bu sabah
dinlenen yardımcısı Komiser Pierre Valero, sanıkları
suçlar mahiyette konuşmalar yaptılar. Bugünkü duruşmanın
şüphesiz en önemli olayı, başta Prof. Mümtaz Soysal
olmak üzere, mağdur olarak duruşmaya katılan yirmi Türk'ün
avukatlarının manevi tanık olarak getirdiği Türk öğretim
üyelerinin dinlenmesi oldu.
Prof. Soysal, soykırım suçunun 1948.BM Genel Kurulunda kabul edilen
bir konvansiyona göre tanımını yaptı ve 1915'te meydana
gelen olaylarda, bir ulusal, dinsel veya etnik grubun
iradi olarak yokedilmesi unsurunun bulunmadığını, iki
taraflı kıyımlar olduğunu ileri sürdü. Savunma avukatlarının
soruları üzerine ise Prof. Soysal, soykırımla katliamın
farklı kavramlar olduğunda ısrar ederek, 'bu olaylar
bir insanlık trajedisidir, biz tarihi belgeleri isteyecek
olursa, Türk hükümeti inanları kendisine vermeyi kabul
edecektir' dedi.
Soysal'in konuşması büyük bir ilgiyle izlendi. Fransız basın mensupları,
Türk yanlısı tezlerin ilk kez bu kadar tutarlı biçimde
savunulduğunda hemfikir olduklarını bildirdiler.
Gerek
Soysal, gerekse kendisinden sonra konuşan Doç. Sina
Aksin ve Hasan Koni, Türk Hükümeti adına değil, kendi
adlarına konuştuklarını mahkemede önemle belirttiler...”
—— O ——
AMERİKANIN SESİ RADYOSU (27.2.1985)
"Creteil Ağır Ceza Mahkemesinde devam eden Orly davasının dünkü
celsesinde, müdahil tarafın üç uzman tanığın dinlenmesinden
sonra, bu sabah da Ermeni
asıllı Türk vatandaşı Doç. Dr. Jtaadis Simon
Haoinliyan, mahkeme heyeti önünde Türkiye'deki Ermenilerin
durumu ile ilgili açıklamalarda bulundu. Haoinliyan,
öğretimini Amerika Birleşik Devletlerinde yaptığını,
bu ülkede kalıp yaşaması mümkün olduğu halde, Türkiye'ye
dönmeyi tercih ettiğini ve bugün huzurlu bir yaşam sürdürdüğünü
söyleyerek başladığı konuşmasında, Emeni tedhiş Örgütlerinin
saldırılarına karşı duyduğu üzüntüyü dile getirdi ve
eylemleri kınadı. Haoinliyan, daha sonra Türkiye'deki
Emeni toplunuzun yaşayışı üzerinde bilgiler verdi. Dil,
din, eğitim ve kültür özgürlüklerine sahip olduklarına
dikkat çeken Haoinliyan, 'Ermeni asıllı bir Türk vatandaşının
Türkiye'de öğretim görevlisi olarak çalışabilmesi, ayrım
yapılmadığına en güzel bir örnektir' dedi.
Fransa'da yasayan Ermeni cemaati, bu defa geri planda kaldı. Sözcüleri
kanlı cinayeti kınamada aceleci davrandılar. Bu arada,
Orly avukatlarından birinin başkanlığını yaptığı 'Fransa'daki
Ermeni Siyasi Tutuklularını Destek İçin Merkez Komitesi',
sempati toplamak konusunda ender rastlanan bir şeyi
denedi: Adı geçen komite, davanın başlamasından önceki
haftalar içinde bir film gösterdi. Filmde, Agop Agopyan'ın
kendisi hakkında tereddüde düşen müritlerinden adı Garlen
Ananiyen olanını, elindeki makineli tabanca ile, yavaş
yavaş nasıl öldürdüğü tüm teferruatıyla gösteriliyordu."
—— O ——
ALMANYA'NIN SESİ RADYOSU (6.3.1985)
"1981 yılında Marsilya'da Kilimciyan adlı bir teröristin yargılanması
sırasında Türk tarafının müdahil avukatlığını yapan
ve Ankara'da uzun araştırmalar sonu Ermeni sorununu
en iyi bilen avukatlardan biri diye nitelendirilen Videl
Nake, Orly davasının bundan öncekilere oranla çok farklı
olduğunu belirtti. 'Fransa bu dava ile Türk aleyhtarı
ve Ermeni taraflısı tutumundan ilk defa ayrılmaya başladı
ve terörist örgütlere hareket yeteneği tanındıkça Fransa'nın
bundan zarar gördüğünü nihayet anladı' diyen Videl Nake,
verilen cezaların ağır olmadığını da sözlerine ekledikten
sonra, 'jürinin birden bire, terörist bir hareket cezalandırılmadığa
taktirde Fransız vatandaşlarının hayatlarını da tehlikeye
soktuğunun farkına vardı ve böylece tutumunu sertleştirdi'
şeklinde konuştu.
ABD KONGRE TUTANAĞI (6.3.1985)
Maryland Milletvekili Bayan Merjorie Holt'un 25 Şubat 1985 tarihinde
ABD Temsilciler Meclisinde yapmış olduğu sözde Ermeni
soykırımı hakkındaki karar tasarılarını eleştiren beyanatının
çevrisi şöyledir:
“Sayın Başkan, bazı grupların tarih içinde meydana gelmiş feci olayları
yeniden öne sürüp, üzerinden yıllar geçmiş ve soğumaya
terk edilmesi gerekirken etnik husumetlerin bir anlamda
devam etmesine neden olur şeklinde Kongre 'de kullanma
kararında olmaları beni rahatsız etmektedir.
Kongre'ye sunulan bir önergede, 70 yıl önce ölmekte olan Osmanlı
İmparatorluğu'nun Ermenilere karşı giriştiği korkunç
olayların açılması istenmişti.
Tarih, Birinci Dünya Savaşı sırasında Osmanlı İmparatorluğu'na karşı
bir Ermeni ayaklanması olduğunu ve Osmanlı Devletinin
de buna çok sert bir şekilde tepki gösterdiğim kaydeder.
Bu olaylar sırasında her iki tarafta da çok kan kaybı
olmuştur.
Şimdi
bizden, Osmanlı Türkiye'sinde, Türklerin Ermenilere
karşı yaptığı soykırımı anmamız istenmektedir ve ben
bunun hangi amaca hizmet edeceğini anlayamıyorum.
Hazır bu konuya değinmişken, Oliver Acromwell'in İrlandalılara karşı
giriştiği soykırım faaliyetlerini anmak için bir önergeyi
de geçirebiliriz. Ya da Fransa'daki St. Bartholomev
Katliam Gününü resmen kınayabiliriz. Ya da kendi hükümetimizin
Amerikan Kizılderililerine karşı yaptığı hareketlerin
üzerinde de durabiliriz. Hatta daha da gerilere gidip,
Cengiz Han'ın Altınordusunun barbarca hareketlerini
de anabiliriz.
Ancak, Ermenilerle Türkler arasındaki düşmanlığın tarih sayfalarındaki
kanlı bir bölümünü resmen anmamız konusunda çağrıda
bulunulması için herhangi bir neden görmüyorum.
Modern Türkiye, Osmanlı Türkiyesi değildir ve yıllarca önce meydana
gelen olaylardan sorumlu tutulamaz. Modern Türkiye,
NATO ittifakının değerli bir üyesidir ve Avrupa'nın
güney kanadında önemli bir müttefiktir.
Bir Ermeni terör örgütü, yıllardır dünyanın çeşitli ülkelerinde Türk
diplomatlarını öldürüyor. Amaçlarının, Türkiye'nin bir
bölümünü Sovyetler Birliği'nin Ermeni kısmına (Ermenistan'a)
katmak olduğunu açıkça ilan ediyorlar. Ermenistan'ın
Sovyet yönetiminden kurtulmasını talep eden bir önerge
için herhangi bir çağrıda bulunulması gariptir.
Hepimizin olduğu gibi, tüm Amerikalı Ermenilerin de terörizme karşı
olduklarından eminim. Türk diplomatlarına karşı yapılan
terörist saldırıları kınayacak bir önergeyi destekleyeceklerini
umuyorum.
70 yıl önce meydana gelen korkunç olayları ancak bir önergenin kabul
edilmesiyle, eski bir etnik düşmanlığı körüklemiş olmaz
mıyız? Türk diplomatlara ve diğer masum kurbanlara karşı
girişilen terörist saldırılan haklı çıkarmış olmaz mıyız?
Bu sorunun beni çok ciddi bir şekilde endişelendirdiğini
söylemeliyim.
Tarihi bir trajedinin anılarını canlandıracak, iyi ve güvenilir müttefikimiz
ile ilişkilerimizi bozacak bir önergeyi geçilmeli miyiz?
çok ciddi bir hata
Eski yaraları deşmektense, onları iyileştirme yoluna gitmeliyiz."
* Orly Davası Bülteni, Basın-Yayın
Enformasyon Genel Müdürlüğü Yayını, S.B.F. Kütüphanesi,
ANKARA, 1985