Yahya AKYÜZ
Prof.Dr., Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi Öğretim
Üyesi
Türk Millî Mücadelesi karşısında Ermenilerin takındığı tutum ve
davranışlar araştırılmaya değerdir. Biz bu yazımızda,
Kurtuluş Savaşımızla ilgili olarak Ermenilerin Fransa’daki
faaliyetleri üzerinde durmakla yetineceğiz.
Kurtuluş Savaşımız sırasında Ermenilerin Fransa’da şiddetli bir Türkiye
aleyhtarı propagandaya giriştiklerini görüyoruz.Bu propaganda
başlıca dört önemli olay etrafında geliştirilmeye çalışılmıştır.Ermeniler
önce TürkMillî Hareketinin doğuşunu Fransız kamuoyuna
maksatlı bir şekilde aktarmışlardır.Sonra, Türklere kabul
ettirilecek barış antlaşmasında kendilerine önemli bir
pay koparmaya çalışmışlardır. Üçüncü olarakTürk-Ermeni
savaşı sırasındaki Ermeni propagandası ele alınabilir.Nihayet,Türk-Fransız
savaşı sırasında ErmenilerinFransız kamuoyunu tekrar etkilemeye
çalıştıkları görülmektedir.Şimdi, bu dört olayla ilgili
olarak Ermenilerin Fransa’da giriştiği propagandayı -ana
çizgileriyle-inceleyelim:
1- TÜRK MİLLÎ HAREKETİNİN DOĞUŞU VE ERMENİ PROPAGANDASI
Fransız kamuoyu Mustafa Kemal’in adını ilk kez 1919 Temmuzunun başlarında
Ermeni kaynaklı haberlerden duydu.Türkiye’deki Ermeni patriği
ve din adamlarınınFransız basınına gönderdikleri iki telgraftan
birini yarı resmî ve etkisi büyükLe Temps gazetesi,
diğerini de büyük gazetelerdenLe Figaro yayınladı.Bu
telgraflar kamuoyunu endişeye sevkedecek nitelikteydi:
Birinci Telgraf:
“Elde ettiğimiz kesin bilgilere göre, Doğu Ordusunun eski genel müfettişi,
hâlen âsi bulunan ve Doğu Anadolu’da duruma hâkim olanMustafa
Kemal ile yine âsilerden sabık Bahriye Nazırı Rauf’un teşkil
ettikleri alaylarla milis kuvvetleri Ermeni Cumhuriyetine
saldırmak içinErzurum’da toplanıyorlar.Silâhları tamamen alınmayanTürk
ordusunun elinde her türlü imkân var. Ermeni Devletinin kurulmasını
engellemek içinKafkasErmenilerini katletmeyi tasarlıyorlar.Tehlike
ciddîdir. Müdahale ediniz.”
İkinci Telgraf:
“Hristiyanlar yeni bir katliâm karşısındadır.Urmiye kadın ve çocuklarından
sağ kalanlar da tehlikededir. Nesturî ve Ermeni halkları derhal
yardım istiyorlar.Gecikme kötü olacak”.(1)
1919 yılının sonuna kadarFransız basınında Millî Mücadelenin doğuşu ve
gelişmesi konusunda Ermeni kaynaklı daha bir çok telgraf ve
haberin çıktığını görüyoruz.Bu haberleri şöylece özetleyebiliriz:Barış
KonferansınınTürk meselesini halletmekte gösterdiği yavaşlık
ve galip Devletlerin arasındaki uyuşmazlıklar, çekişmeler
nedeniyle Türkler cüretlerini arttırıp “şimdiye kadar kılıçtan
kurtulabilen beş on bin Ermeniyi de öldürmek istiyorlar”.
1918’in galipleri, gecikme yüzünden,Doğu meselesini kendi
çıkarlarına ve “esaretten kurtarılan” diğer halkların menfaatine
uygun şekilde çözememe tehlikesi ile karşı karşıyadırlar.Zaferin
meyveleri toplanamayacaktır.Eli çabuk tutmalı, kıpırdamaya
başlayanTürkiye’ye derhal müdahale etmelidir.
İşte, Ermeni propagandası,Millî Mücadelemizin doğuşunu Fransız kamuoyuna
bu şekilde tanıtmış ve 1919 yılı boyunca kamuoyunu etkilemeyi
başarmıştır.
2- PARİS BARIŞ KONFERANSIVEERMENİPROPAGANDASI
Müttefik Devletler“Ermeni hakları”ndan ve birErmeni Devleti kurulması gereğinden
ilk kez 1917 Rus ihtilâlinden sonra söz etmeye başlamışlardır.Bu
konuda Wilson, Lloyd George ve Clemenceau’nun bazı demeçleri
zikredilebilir.Ancak, bu vaat ve demeçlerin samimilikten yoksun
olduğu açıktır, zira daha 1916’da İngiltere,Fransa ve Rusya,
gizli anlaşmalarla Türkiye’yi “Ermeni hakları” gibi bir kavramı
akıllarının ucuna getirmeden aralarında paylaşmışlar,Doğu
Anadolu’yu Rusya’ya bağışlamışlardı...
Şu var ki Ermeniler,Rusya’da ihtilâl çıkmasından yararlanarak 1918 başlarında
Erivan’da bir“Ermeni Cumhuriyeti” kurmayı başardılar ve Aharonian’ı
Cumhurbaşkanı seçtiler.Müttefiklerin bu Devleti hemen değil
de 1920 başında “fiilen” tanımış olmaları onların samimiyetsizliğini
gösteren başka bir örnektir. Her ne iseErmeniler,Devletlerinin
sınırlarını genişletmek içinMüttefiklerin 1918’deki vaatlerine
bel bağladılar. Aslında, onların ordularında gönüllü olarak
çarpıştıkları içinBirinci Dünya savaşının galipleri arasında
yer alınca Osmanlı pastasından önemli bir pay alabilecekleri
umutları kuvvetlendi.Bu amaçla, Mütarekeden sonra diplomatik
faaliyetlerde bulunmak ve propagandaya girişmek üzere Paris’e
üç ayrı heyet gönderdiler: Boghos Nubar Paşanın başkanlığındaki
“Avrupa Millî Ermeni Delegasyonu”,Aharonian’ın başkanlığındaki
“Ermeni Cumhuriyeti Delegasyonu” ve Ermeni Patriği Monsenyör
Terzian’ın bakanlığında din adamları delegasyonu.
Ancak, bu heyetlerden hiç birininParisBarış konferansında sürekli temsilciliği
kabul edilmedi!.. Aharonian, 1919 Şubatında Le Temps’a
verdiği demeçte,“Barış konferansının dışında bırakılmakErmeni
ulusu için çok acı bir hayal kırıklığı olmuştur” der.(2) Ermeni tarihçisi Pastırmacıyan da,“Panama ve Liberya
gibi güyâ savaşa katılmış Devletler bile konferansta daimî
temsilci bulundururken, Müttefikler için dereler gibi kan
akıtan Ermenistan’ın temsil edilmemesinden” yakınır.(3)
Fakat konferans, isteklerini açıklamaları içinErmeni delegelerini ilk kez
26 Şubat 1919’da kabul etmiştir. 28 Şubat tarihli Le Temps
gazetesi başmakalesinde der ki:
“Ermeni ırkı, ıztıraplarının kendisine hakettirdiği rövanşı nihayet alıyor.İki
Ermeni delegesi, Boghos Nubar Paşa ve Mösyö Aharonian büyükDevletler
konseyi önünde isteklerini açıkladılar.Onların hak iddialarını
imtiyazlı bir karşılama bekliyordu. Mazlum bir halkın temsilcileri
zaten herkesin sempatisini peşinen kazanmıştı.”
Bu nâzik ve duygusal ifadelerden sonra Le Temps, delegelerin ileri
sürdükleri istekleri ele alıyor ve onların haklı olup olmadığını
tartışıyordu:
“Ermenilerin istekleri Van,Bitlis,Diyarbakır,Harput,Sivas,Erzurum ve Trabzon
vilâyetlerini içine alıyor ve yalnızca Dicle’nin güneyindeki
Kürt bölgeleriyle Ordu-Sivas çizgisinin batısındaki Türk bölgelerini
dışarda bırakıyor. Öte yandanErmenilerKilikya (Çukurova) yı
da, yani Akdeniz’e kadar uzanacak, özellikle Mersin ve İskenderun
limanlarını kapsayacak bölgeyi de istiyorlar.Böylece Ermeni
Devleti,Toroslar’danve Sivas yaylasından itibaren KüçükAsya’nın
(Anadolu’nun) bütün doğu kısmını işgal etmiş olacak, Karadeniz
ve Akdeniz’de kıyısı bulunacak.
“Ermeni delegeleri, Karadeniz konusunda Yunan hükûmeti ile anlaştıklarını,
böylece Yunanistan’ın Trabzon’u istemeyeceğini ilâve etmektedirler.
Buna karşılık, Fransa’nın tarihî bir rol oynayacağı ve
bazı haklar ortaya atacağı Kilikya ve İskenderun’a ilişkin
Ermeni iddiaları ise Fransa hükûmeti ile anlaşılmadan
ileri sürülüyor.”
Le Temps, Ermeni delegelerinin isteklerinin
çok abartılı olduğunu,Van hariç Anadolu’da hiç bir yerde Ermenilerin
çoğunluk teşkil etmediklerini, Van vilâyetindeki Ermeni çoğunluğunun
da pek zayıf kaldığını söyledikten ve bu konuda Ermeni kaynaklarını
zikrettikten sonra delegelere şu tavsiyede bulunur:
“Ermeni nüfusunu, yoğun bir kitle teşkil edeceği küçük bir vatanda mı toplamaya
çalışmalı, yoksa her tarafta azınlıkta bulunacağı bir İmparatorluk
kesip biçerek bu nüfusun dağılışını kesin hâle mi sokmalı?Küçük
bir vatan ile geniş bir İmparatorluk fikri arasında Ermeni
delegeleri dün İmparatorluk lehinde konuştular. Kendi vatandaşlarının
menfaati yönünden başka bir yol seçmek düşünülebilir”.(4)
Diğer Fransız gazetelerinde çıkan yazı ve yorumlar da Ermeni delegelerinin
isteklerini haklı bulmaz. Öyle ki, KurtuluşSavaşı boyunca
tamamen Türk düşmanlığını ve Ermeni-Yunan dostluğunu meslek
edinen Auguste Gauvain bile başyazarlığını yaptığı Journal
desDébats gazetesinde Ermeni isteklerinin ortaya konduğu
şekliyle “kabul edilemiyeceğini” yazmıştır. (5)
Aynı 1919 yılı Şubatında Fransız kamuoyununYunanlıların Anadolu ve Trakya
konusundaki isteklerini içten alkışladıkları bir gerçektir.
Oysa, yukarıda kısaca görüldüğü gibi, kamuoyu Ermeniler için
duyduğu sempatiye rağmen onların hak iddialarını desteklemiyordu.
Fransız gazeteleri,Yunanlıların Batı Anadolu ve Trakya’da
Rum nüfusuna ilişkin istatistiklerini hiç tartışmadan yayınlarken
Ermeni delegelerinin iddialarını istatistiklerle çürütmek
için özel bir çaba gösteriyorlardı.Yunanlıların rakamları
sanki daha mı geçerli, istekleri Ermenilerinkinden daha mı
gerçekçi idi ?
Fransız kamuoyununErmeni isteklerine karşı çıkmasının başlıca üç nedeni
vardır:Önce ErmenilerinYunan Başbakanı Venizelos gibi Fransa’da
çok sevilen, kurnaz, işbilir bir diplomatları yoktu, bilâkis,
Ermeni diplomatları ve propagandacıları Türk antlaşması ile
ilgili isteklerinde çok beceriksiz davranıyorlar, gaf üstüne
gaf yapıyorlardı.İkinci olarak Ermeniler Kilikya’yı da istiyorlardı.
Oysa 1919 boyunca, özellikle bu yılın ilk aylarında Fransız
kamuoyu Le Temps’ın da belirttiği gibi,Fransa’nınKilikya’da
oynayacak “tarihî bir rolü” bulunduğunu düşünüyor ve bu bölgenin
Fransa’ya verilmesini istiyordu.Nihayet Ermeni istekleri kamuoyuna
“aşırı”, dolayısıyla samimiyetten yoksun ve gerçekleşmesi
olanaksız görünmüştü.
3- TÜRK-ERMENİSAVAŞIVEERMENİPROPAGANDASI
10 Ağustos 1920’de imzalanan Sèvres Antlaşmasına göre Türkiye,Erivan’da
kurulan ErmenistanCumhuriyetini “hür ve bağımsız bir Devlet”
olarak tanıyordu. Bu devletin sınırlarının belirlenmesi A.B.D.BaşkanıWilson’un
hakemliğine bırakılmıştı.
Fransız kamuoyu, Ermeniler için içgüdüsel denebilecek sıcak bir sempati
duymakla beraber, genç Ermeni Devletinin çok güç durumda bulunduğunu
görüyordu.Le Journal gazetesinin deyimiyle, Ermenistan’a
verilmesi düşünülen bölgelerTürk milliyetçilerinin“genel karargâhı”
değil miydi? (6)
Bu nedenle, 1920 Ekiminde gazeteler Türk-Ermeni savaşına ait ilk haberleri
vermeye başlayınca kamuoyu buna şaşmadı.Zira, 1920 yılı başından
beri kamuoyunda Türkler lehinde bir tutum ve kanaat değişmesi
meydana gelmekteydi; öyle ki, Sèvres Antlaşmasını kamuoyunun
büyük kısmı onaylamamıştı. Kamuoyunun bu antlaşmaya yönelttiği
eleştirilerden biri onun barış değil“savaş” antlaşması olması
idi.Le Temps’ın dediği gibi, “devir artık Nuh’un gemisininAğrı
dağına yanaştığı devir olmadığı ve bütünDoğu Anadolu Müttefiklerin
etki alanı dışında kaldığı için” Ermenilere herhangi bir yardımda
da bulunulamazdı. (7)
Türk-Ermeni savaşının neden çıktığı ve nasıl geliştiği konusunda Fransız
kamuoyunda pek fazla bilgi yer almamıştır. Ermeni propagandası
da kamuoyunu etkilemede, aydınlatmada fazla gayret gösterememiş
veya başarılı olamamıştır.Çünkü bu savaş,Yunanistan’da
kral değişmesi ile ilgili olaylarla aynı zamana rastladı:1920
yılının bütün sonbaharı boyunca herkesin kafasını hemen
tamamen Yunanistan olayları işgal ettiği içinErmenistan
savaşı Fransız basınında herhangi basit bir zabıta olayından
fazla yer tutmadı.Öte yandan, Yunanistan olayları sonunda
Fransız kamuoyu Türkiye lehine kesin bir dönüş yaptığı
için ister istemez Ermenilere olan sempatisinde de azalma
görüldü.
4- TÜRK-FRANSIZSAVAŞIVEERMENİPROPAGANDASI
Kurtuluş Savaşımız sırasında Kilikya ve Suriye’deki Fransız kuvvetlerinin
başkomutanı bulunanGeneralGouraud’nun Aralık 1920’de dediği
gibi,Fransa, 1919’da Kilikya’da bir“Ermeni politikası” izlemiştir.(8)Fransa’nın
bir süre böyle bir politika izlemesi Ermeni propagandasının
etkisiyledir.
Fransa’nın,Ermeni propagandasına âlet olanKilikya politikası başlıca iki
doğrultuda kendini gösterir:
a)Ermenilere askerî harekâtta yer verilmesi.
Yine General Gouraud, emrindeki altı taburdan üçünün Ermeni taburu olduğunu
söyler.Ermeni kuvvetleri dünyanın dört bucağından koşup gelen
binlerce Ermeni gönüllüsünden oluşmuştu.Bu kuvvetler tabiatiyle
Fransız üniformaları giyiyor,Fransız bayrağı altında çarpışıyorlardı.Fakat
özel bir sancakları da vardı.
b)Kilikya’nın idarî yönden“Ermenileştirilmesi”
1918’de ve 1919’un son günlerine kadarFransa hükûmeti Kilikya’ya “Ermenistan”
demekteydi.BaşbakanClémenceau, Suriye ve Kilikya için“Suriye
ve Ermenistan Yüksek Komiseri” unvanıyla GeorgesPicot’yu
idareci tayin etmişti.Ali FuatCebesoy, hatıralarında Picot’nun
1919 sonlarında Sivas’a geldiğini, Mustafa Kemal’in kendisini
taşıdığını ileri sürdüğü “Ermenistan... Komiseri” unvanını
reddetmeye razı olması üzerine kabul ettiğini yazar.(9) Öte yandan,Kilikya’daki Fransız idare makamları “ErmenistanFransız
idarecileri” adını taşıyordu.(10)
Fransa hükümeti, Kilikya’nın idarî işleri için geniş ölçüde Ermeni memur
kullanıyordu:Polis, demiryolları, posta vs. gibi önemli hizmetlere
Ermeniler atanmıştı.
Olayların gelişmesi sonucu Mart 1921’den itibarenTürk-Fransız yakınlaşması
görülünce Ermeni propagandası bu kez,“Ermenilerin çoğunluk
teşkil ettiği Kilikya’nınTürklere geri verilmemesi” için
çaba harcamaya başladı, bir takım kitap ve broşürler yayınladı,
bunlardan E.Altiar’ın“Kilikya Sorunu ve Fransa’nın
YakınDoğu’daki Geleceği” başlıklı kitabını zikredelim.(11) Ancak, Ermeni propagandasının basında
artık bir tek yazısı bile çıkmıyordu, çünkü Fransız kamuoyu
1921 yılında hemen hemen tümü itibariyle, hükûmetin Türklerle
anlaşıpKilikya’yı boşaltmasını istiyor, Kilikya savaşlarında
Ermeni tahriklerinin ve propagandasının payı olduğunu
anlamış bulunuyordu.
20 Ekim 1921’de imzalanan Ankara Anlaşması ile FransızlarKilikya’yı boşaltmaya
başlayınca Le Temps, Beyrut’taki bir okuyucusunun aşağıdaki
mektubunu yayınladı. Bu mektupta,Türk-Fransız savaşının sona
ermesini bile Ermeni propagandasının kendi çıkarları için
nasıl kullanmaya çalıştığı görülmektedir:
“Kilikya’nın boşaltılacağı (Fransa’nın Ankara Anlaşması gereğince Kilikya’yı
Ankara hükümetine geri vereceği) haberi duyulur duyulmaz,
bölgede, Ermeniler arasında sinsi bir propagandanın işlediği
seziliyordu; bu propagandanın amacı onların endişelerini artırmak,
onları akılsızca bazı hareketlerde bulunmaya itmek ve böylece,Ankara
Anlaşmasının Ermenilere ve hıristiyanlara sağladığı can güvenliği
vs. gibi güvencelerin güyâ yetersizliğini ortaya koymaktı.
“Bu şekilde bir propaganda yapıldığı izlenimi, çok sayıda Suriye’ye gelenErmeniler
arasında açılan ciddî bir anketin sonuçlarıyla da kuvvet kazanıyor.Daha
şimdiden anketten kesinlikle anlaşılıyor ki, Kilikya’nın boşaltılması
onlara, öteden beri, dışardan, örneği görülmemiş bir katliâm
ve çapulculuğun işareti şeklinde anlatılmış.
“Oysa, Türklerin, ilân ettikleri sükûnet isteklerine tamamen uygun ve dürüst
hareketleri, dünya kamuoyunu tahrik ederek Kilikya’yı boşaltma
işini ve Ankara Anlaşmasının uygulanmasını önlemek için şiddet
hareketlerinden medet uman aşırı eğilimli politik komiteleri
hüsrana uğrattı.
“Ancak, bu propaganda kampanyasının daha şimdiden bazı kötü sonuçlar verdiği,
canlarını tehlikede sanan bir çok zavallı insanın ev-barklarını,
bırakarak yollara düştüğü ve Suriye’ye ciddî güçlükler çıkardığı
da gerçektir...” (12)
Le Temps,Kilikya’nın boşaltılması bitince, bir
başmakalesinde, bölgedeki hıristiyanların sayısı hakkında
bilgi verdi: “Kilikya’nın tamamen hıristiyanların oturduğu
bir ülke olduğu,Fransa’nın bu yeri Müslüman bir devlete geri
vermekle kötü bir harekette bulunduğu söyleniyordu. Oysa,
son iki aydaki devir teslim işleri hıristiyanları tam olarak
saymaya imkân verdi.Bunlardan 49.884’ü, bazı kötü propagandacılar
tarafından kandırılarak veya tehdit edilerek kesin veya geçici
şekilde göç ettiler. 3.828’i ise yerlerinde kaldı. Genellikle
300.000 kişinin oturduğu tahmin edilen bir ülkede topu topu
53.712 hıristiyan varmış”(13)
SONUÇ
Kurtuluş Savaşımız sırasında ErmenilerinFransa’da giriştikleri Türkiye’ye
karşı propaganda başlıca dört olayla ilgili olarak geliştirilmiştir.Bunlardan
ParisBarış Konferansı ile Türk-Ermeni savaşı konularındaki
propaganda çeşitli nedenlerle etkilerini pek gösterememiştir.FakatMillî
Hareketin doğuşu ile Türk-Fransız savaşına ilişkin propaganda
amacına ulaşmıştır.Öyle ki,Türk Millî HareketininFransız kamuoyuna
“Ermeni katliâmına yeniden başlangıç” şeklinde tanıtılması,
Türkiye için,Fransa’da olumsuz etkilerini uzun süre az çok
duyuran büyük bir şanssızlık olmuştur.
Kuşkusuz, Ermeni propagandasının Fransız kamuoyunu etkisi altına almasında
Türklerin kendi görüşlerini ve haklı davalarını bu kamuoyuna
iyi tanıtamamaları da önemli bir etkendir.
*Bu yazı önce Belgelerle Türk Tarihi
dergisinde yayınlanmıştır. (Mart 1973, Sayı 66, s.21-24).
Buraya alınırken tarafımızdan tekrar gözden geçirilmiştir.
Ayrıca, Türk Kurtuluş Savaşı ve Fransız Kamuoyu (1919-1922)
başlıklı bir araştırmamız vardır (Ankara, 1988, 406 s.+
Belgeler. Türk Tarih Kurumu yay., 2. Baskı). Pek çok özgün
ve önemli bilgi için bu esere bakılabilir (Prof.Dr. Yahya
Akyüz).
1.Le Temps, 11 Juillet 1919, s.2, Le
Figaro 13 Juillet 1919, s.1.
2.Le Temps, 27 Fevrier 1919, s.4.
3.H. Pasdermadjian, Histoire de l’Arménie,
Paris, 1964, s.419, Revue des Etudes Arméniennes, 1920,
Tome, I, Fascicule 2,s.139.
4.Le Temps, 28 Fevrier, 1919, s.1.
5.Journal des Débats, 1er Mars 1919,
s.1.
6.Le Journal, 10 Mai 1920, s.1.
7.Le Temps, 10 Novembre 1920, s.1.
8.L’Asie Française, Janvier 1921, No.188,
s.9.
9.A.F. Cebesoy, Millî Mücadele Hatıraları,
İstanbul, 1953, s.269-271.
10.Journal Officiel de la République
Française, 25 Décembre 1920, s.3995 (Chambre des Députés).
11.E. Altiar, Le Problème de la Cilicie
et l’Avenir de la France au Levant, Préface de F. Jean-Desthieux,
Paris, 1921.
12.Le Temps, 8 Janvier 1922, s.3.
13.Le Temps, 6 Janvier 1922, s.1.