Bilim ve Aklın Aydınlığında Eğitim Dergisi

 

 Ana Sayfa    | Eski Sayılar |

 NİSAN 2003  |  YIL : 4 |  SAYI : 38

KURTULUŞ SAVAŞIMIZ VE FRANSA'DA ERMENİ PROPAGANDASI*



Yahya AKYÜZ
Prof.Dr., Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi

Türk Millî Mücadelesi karşısında Ermenilerin takındığı tutum ve davranışlar araştırılmaya değerdir. Biz bu yazımızda, Kurtuluş Savaşımızla ilgili olarak Ermenilerin Fransa’daki faaliyetleri üzerinde durmakla yetineceğiz.

Kurtuluş Savaşımız sırasında Ermenilerin Fransa’da şiddetli bir Türkiye aleyhtarı propagandaya giriştiklerini görüyoruz.Bu propaganda başlıca dört önemli olay etrafında geliştirilmeye çalışılmıştır.Ermeniler önce TürkMillî Hareketinin doğuşunu Fransız kamuoyuna maksatlı bir şekilde aktarmışlardır.Sonra, Türklere kabul ettirilecek barış antlaşmasında kendilerine önemli bir pay koparmaya çalışmışlardır. Üçüncü olarakTürk-Ermeni savaşı sırasındaki Ermeni propagandası ele alınabilir.Nihayet,Türk-Fransız savaşı sırasında ErmenilerinFransız kamuoyunu tekrar etkilemeye çalıştıkları görülmektedir.Şimdi, bu dört olayla ilgili olarak Ermenilerin Fransa’da giriştiği propagandayı -ana çizgileriyle-inceleyelim:

1- TÜRK MİLLÎ HAREKETİNİN DOĞUŞU VE ERMENİ PROPAGANDASI

Fransız kamuoyu Mustafa Kemal’in adını ilk kez 1919 Temmuzunun başlarında Ermeni kaynaklı haberlerden duydu.Türkiye’deki Ermeni patriği ve din adamlarınınFransız basınına gönderdikleri iki telgraftan birini yarı resmî ve etkisi büyükLe Temps gazetesi, diğerini de büyük gazetelerdenLe Figaro yayınladı.Bu telgraflar kamuoyunu endişeye sevkedecek nitelikteydi:

Birinci Telgraf:

“Elde ettiğimiz kesin bilgilere göre, Doğu Ordusunun eski genel müfettişi, hâlen âsi bulunan ve Doğu Anadolu’da duruma hâkim olanMustafa Kemal ile yine âsilerden sabık Bahriye Nazırı Rauf’un teşkil ettikleri alaylarla milis kuvvetleri Ermeni Cumhuriyetine saldırmak içinErzurum’da toplanıyorlar.Silâhları tamamen alınmayanTürk ordusunun elinde her türlü imkân var. Ermeni Devletinin kurulmasını engellemek içinKafkasErmenilerini katletmeyi tasarlıyorlar.Tehlike ciddîdir. Müdahale ediniz.”

İkinci Telgraf:

“Hristiyanlar yeni bir katliâm karşısındadır.Urmiye kadın ve çocuklarından sağ kalanlar da tehlikededir. Nesturî ve Ermeni halkları derhal yardım istiyorlar.Gecikme kötü olacak”.(1)

1919 yılının sonuna kadarFransız basınında Millî Mücadelenin doğuşu ve gelişmesi konusunda Ermeni kaynaklı daha bir çok telgraf ve haberin çıktığını görüyoruz.Bu haberleri şöylece özetleyebiliriz:Barış KonferansınınTürk meselesini halletmekte gösterdiği yavaşlık ve galip Devletlerin arasındaki uyuşmazlıklar, çekişmeler nedeniyle Türkler cüretlerini arttırıp “şimdiye kadar kılıçtan kurtulabilen beş on bin Ermeniyi de öldürmek istiyorlar”. 1918’in galipleri, gecikme yüzünden,Doğu meselesini kendi çıkarlarına ve “esaretten kurtarılan” diğer halkların menfaatine uygun şekilde çözememe tehlikesi ile karşı karşıyadırlar.Zaferin meyveleri toplanamayacaktır.Eli çabuk tutmalı, kıpırdamaya başlayanTürkiye’ye derhal müdahale etmelidir.

İşte, Ermeni propagandası,Millî Mücadelemizin doğuşunu Fransız kamuoyuna bu şekilde tanıtmış ve 1919 yılı boyunca kamuoyunu etkilemeyi başarmıştır.

2- PARİS BARIŞ KONFERANSIVEERMENİPROPAGANDASI

Müttefik Devletler“Ermeni hakları”ndan ve birErmeni Devleti kurulması gereğinden ilk kez 1917 Rus ihtilâlinden sonra söz etmeye başlamışlardır.Bu konuda Wilson, Lloyd George ve Clemenceau’nun bazı demeçleri zikredilebilir.Ancak, bu vaat ve demeçlerin samimilikten yoksun olduğu açıktır, zira daha 1916’da İngiltere,Fransa ve Rusya, gizli anlaşmalarla Türkiye’yi “Ermeni hakları” gibi bir kavramı akıllarının ucuna getirmeden aralarında paylaşmışlar,Doğu Anadolu’yu Rusya’ya bağışlamışlardı...

Şu var ki Ermeniler,Rusya’da ihtilâl çıkmasından yararlanarak 1918 başlarında Erivan’da bir“Ermeni Cumhuriyeti” kurmayı başardılar ve Aharonian’ı Cumhurbaşkanı seçtiler.Müttefiklerin bu Devleti hemen değil de 1920 başında “fiilen” tanımış olmaları onların samimiyetsizliğini gösteren başka bir örnektir. Her ne iseErmeniler,Devletlerinin sınırlarını genişletmek içinMüttefiklerin 1918’deki vaatlerine bel bağladılar. Aslında, onların ordularında gönüllü olarak çarpıştıkları içinBirinci Dünya savaşının galipleri arasında yer alınca Osmanlı pastasından önemli bir pay alabilecekleri umutları kuvvetlendi.Bu amaçla, Mütarekeden sonra diplomatik faaliyetlerde bulunmak ve propagandaya girişmek üzere Paris’e üç ayrı heyet gönderdiler: Boghos Nubar Paşanın başkanlığındaki “Avrupa Millî Ermeni Delegasyonu”,Aharonian’ın başkanlığındaki “Ermeni Cumhuriyeti Delegasyonu” ve Ermeni Patriği Monsenyör Terzian’ın bakanlığında din adamları delegasyonu.

Ancak, bu heyetlerden hiç birininParisBarış konferansında sürekli temsilciliği kabul edilmedi!.. Aharonian, 1919 Şubatında Le Temps’a verdiği demeçte,“Barış konferansının dışında bırakılmakErmeni ulusu için çok acı bir hayal kırıklığı olmuştur” der.(2) Ermeni tarihçisi Pastırmacıyan da,“Panama ve Liberya gibi güyâ savaşa katılmış Devletler bile konferansta daimî temsilci bulundururken, Müttefikler için dereler gibi kan akıtan Ermenistan’ın temsil edilmemesinden” yakınır.(3)

Fakat konferans, isteklerini açıklamaları içinErmeni delegelerini ilk kez 26 Şubat 1919’da kabul etmiştir. 28 Şubat tarihli Le Temps gazetesi başmakalesinde der ki:

“Ermeni ırkı, ıztıraplarının kendisine hakettirdiği rövanşı nihayet alıyor.İki Ermeni delegesi, Boghos Nubar Paşa ve Mösyö Aharonian büyükDevletler konseyi önünde isteklerini açıkladılar.Onların hak iddialarını imtiyazlı bir karşılama bekliyordu. Mazlum bir halkın temsilcileri zaten herkesin sempatisini peşinen kazanmıştı.”

Bu nâzik ve duygusal ifadelerden sonra Le Temps, delegelerin ileri sürdükleri istekleri ele alıyor ve onların haklı olup olmadığını tartışıyordu:

“Ermenilerin istekleri Van,Bitlis,Diyarbakır,Harput,Sivas,Erzurum ve Trabzon vilâyetlerini içine alıyor ve yalnızca Dicle’nin güneyindeki Kürt bölgeleriyle Ordu-Sivas çizgisinin batısındaki Türk bölgelerini dışarda bırakıyor. Öte yandanErmenilerKilikya (Çukurova) yı da, yani Akdeniz’e kadar uzanacak, özellikle Mersin ve İskenderun limanlarını kapsayacak bölgeyi de istiyorlar.Böylece Ermeni Devleti,Toroslar’danve Sivas yaylasından itibaren KüçükAsya’nın (Anadolu’nun) bütün doğu kısmını işgal etmiş olacak, Karadeniz ve Akdeniz’de kıyısı bulunacak.

“Ermeni delegeleri, Karadeniz konusunda Yunan hükûmeti ile anlaştıklarını, böylece Yunanistan’ın Trabzon’u istemeyeceğini ilâve etmektedirler. Buna karşılık, Fransa’nın tarihî bir rol oynayacağı ve bazı haklar ortaya atacağı Kilikya ve İskenderun’a ilişkin Ermeni iddiaları ise Fransa hükûmeti ile anlaşılmadan ileri sürülüyor.”

Le Temps, Ermeni delegelerinin isteklerinin çok abartılı olduğunu,Van hariç Anadolu’da hiç bir yerde Ermenilerin çoğunluk teşkil etmediklerini, Van vilâyetindeki Ermeni çoğunluğunun da pek zayıf kaldığını söyledikten ve bu konuda Ermeni kaynaklarını zikrettikten sonra delegelere şu tavsiyede bulunur:

“Ermeni nüfusunu, yoğun bir kitle teşkil edeceği küçük bir vatanda mı toplamaya çalışmalı, yoksa her tarafta azınlıkta bulunacağı bir İmparatorluk kesip biçerek bu nüfusun dağılışını kesin hâle mi sokmalı?Küçük bir vatan ile geniş bir İmparatorluk fikri arasında Ermeni delegeleri dün İmparatorluk lehinde konuştular. Kendi vatandaşlarının menfaati yönünden başka bir yol seçmek düşünülebilir”.(4)

Diğer Fransız gazetelerinde çıkan yazı ve yorumlar da Ermeni delegelerinin isteklerini haklı bulmaz. Öyle ki, KurtuluşSavaşı boyunca tamamen Türk düşmanlığını ve Ermeni-Yunan dostluğunu meslek edinen Auguste Gauvain bile başyazarlığını yaptığı Journal desDébats gazetesinde Ermeni isteklerinin ortaya konduğu şekliyle “kabul edilemiyeceğini” yazmıştır. (5)

Aynı 1919 yılı Şubatında Fransız kamuoyununYunanlıların Anadolu ve Trakya konusundaki isteklerini içten alkışladıkları bir gerçektir. Oysa, yukarıda kısaca görüldüğü gibi, kamuoyu Ermeniler için duyduğu sempatiye rağmen onların hak iddialarını desteklemiyordu. Fransız gazeteleri,Yunanlıların Batı Anadolu ve Trakya’da Rum nüfusuna ilişkin istatistiklerini hiç tartışmadan yayınlarken Ermeni delegelerinin iddialarını istatistiklerle çürütmek için özel bir çaba gösteriyorlardı.Yunanlıların rakamları sanki daha mı geçerli, istekleri Ermenilerinkinden daha mı gerçekçi idi ?

Fransız kamuoyununErmeni isteklerine karşı çıkmasının başlıca üç nedeni vardır:Önce ErmenilerinYunan Başbakanı Venizelos gibi Fransa’da çok sevilen, kurnaz, işbilir bir diplomatları yoktu, bilâkis, Ermeni diplomatları ve propagandacıları Türk antlaşması ile ilgili isteklerinde çok beceriksiz davranıyorlar, gaf üstüne gaf yapıyorlardı.İkinci olarak Ermeniler Kilikya’yı da istiyorlardı. Oysa 1919 boyunca, özellikle bu yılın ilk aylarında Fransız kamuoyu Le Temps’ın da belirttiği gibi,Fransa’nınKilikya’da oynayacak “tarihî bir rolü” bulunduğunu düşünüyor ve bu bölgenin Fransa’ya verilmesini istiyordu.Nihayet Ermeni istekleri kamuoyuna “aşırı”, dolayısıyla samimiyetten yoksun ve gerçekleşmesi olanaksız görünmüştü.

3- TÜRK-ERMENİSAVAŞIVEERMENİPROPAGANDASI

10 Ağustos 1920’de imzalanan Sèvres Antlaşmasına göre Türkiye,Erivan’da kurulan ErmenistanCumhuriyetini “hür ve bağımsız bir Devlet” olarak tanıyordu. Bu devletin sınırlarının belirlenmesi A.B.D.BaşkanıWilson’un hakemliğine bırakılmıştı.

Fransız kamuoyu, Ermeniler için içgüdüsel denebilecek sıcak bir sempati duymakla beraber, genç Ermeni Devletinin çok güç durumda bulunduğunu görüyordu.Le Journal gazetesinin deyimiyle, Ermenistan’a verilmesi düşünülen bölgelerTürk milliyetçilerinin“genel karargâhı” değil miydi? (6)

Bu nedenle, 1920 Ekiminde gazeteler Türk-Ermeni savaşına ait ilk haberleri vermeye başlayınca kamuoyu buna şaşmadı.Zira, 1920 yılı başından beri kamuoyunda Türkler lehinde bir tutum ve kanaat değişmesi meydana gelmekteydi; öyle ki, Sèvres Antlaşmasını kamuoyunun büyük kısmı onaylamamıştı. Kamuoyunun bu antlaşmaya yönelttiği eleştirilerden biri onun barış değil“savaş” antlaşması olması idi.Le Temps’ın dediği gibi, “devir artık Nuh’un gemisininAğrı dağına yanaştığı devir olmadığı ve bütünDoğu Anadolu Müttefiklerin etki alanı dışında kaldığı için” Ermenilere herhangi bir yardımda da bulunulamazdı. (7)

Türk-Ermeni savaşının neden çıktığı ve nasıl geliştiği konusunda Fransız kamuoyunda pek fazla bilgi yer almamıştır. Ermeni propagandası da kamuoyunu etkilemede, aydınlatmada fazla gayret gösterememiş veya başarılı olamamıştır.Çünkü bu savaş,Yunanistan’da kral değişmesi ile ilgili olaylarla aynı zamana rastladı:1920 yılının bütün sonbaharı boyunca herkesin kafasını hemen tamamen Yunanistan olayları işgal ettiği içinErmenistan savaşı Fransız basınında herhangi basit bir zabıta olayından fazla yer tutmadı.Öte yandan, Yunanistan olayları sonunda Fransız kamuoyu Türkiye lehine kesin bir dönüş yaptığı için ister istemez Ermenilere olan sempatisinde de azalma görüldü.

4- TÜRK-FRANSIZSAVAŞIVEERMENİPROPAGANDASI

Kurtuluş Savaşımız sırasında Kilikya ve Suriye’deki Fransız kuvvetlerinin başkomutanı bulunanGeneralGouraud’nun Aralık 1920’de dediği gibi,Fransa, 1919’da Kilikya’da bir“Ermeni politikası” izlemiştir.(8)Fransa’nın bir süre böyle bir politika izlemesi Ermeni propagandasının etkisiyledir.

Fransa’nın,Ermeni propagandasına âlet olanKilikya politikası başlıca iki doğrultuda kendini gösterir:

a)Ermenilere askerî harekâtta yer verilmesi.

Yine General Gouraud, emrindeki altı taburdan üçünün Ermeni taburu olduğunu söyler.Ermeni kuvvetleri dünyanın dört bucağından koşup gelen binlerce Ermeni gönüllüsünden oluşmuştu.Bu kuvvetler tabiatiyle Fransız üniformaları giyiyor,Fransız bayrağı altında çarpışıyorlardı.Fakat özel bir sancakları da vardı.

b)Kilikya’nın idarî yönden“Ermenileştirilmesi

1918’de ve 1919’un son günlerine kadarFransa hükûmeti Kilikya’ya “Ermenistan” demekteydi.BaşbakanClémenceau, Suriye ve Kilikya için“Suriye ve Ermenistan Yüksek Komiseri” unvanıyla GeorgesPicot’yu idareci tayin etmişti.Ali FuatCebesoy, hatıralarında Picot’nun 1919 sonlarında Sivas’a geldiğini, Mustafa Kemal’in kendisini taşıdığını ileri sürdüğü “Ermenistan... Komiseri” unvanını reddetmeye razı olması üzerine kabul ettiğini yazar.(9) Öte yandan,Kilikya’daki Fransız idare makamları “ErmenistanFransız idarecileri” adını taşıyordu.(10)

Fransa hükümeti, Kilikya’nın idarî işleri için geniş ölçüde Ermeni memur kullanıyordu:Polis, demiryolları, posta vs. gibi önemli hizmetlere Ermeniler atanmıştı.

Olayların gelişmesi sonucu Mart 1921’den itibarenTürk-Fransız yakınlaşması görülünce Ermeni propagandası bu kez,“Ermenilerin çoğunluk teşkil ettiği Kilikya’nınTürklere geri verilmemesi” için çaba harcamaya başladı, bir takım kitap ve broşürler yayınladı, bunlardan E.Altiar’ın“Kilikya Sorunu ve Fransa’nın YakınDoğu’daki Geleceği” başlıklı kitabını zikredelim.(11) Ancak, Ermeni propagandasının basında artık bir tek yazısı bile çıkmıyordu, çünkü Fransız kamuoyu 1921 yılında hemen hemen tümü itibariyle, hükûmetin Türklerle anlaşıpKilikya’yı boşaltmasını istiyor, Kilikya savaşlarında Ermeni tahriklerinin ve propagandasının payı olduğunu anlamış bulunuyordu.

20 Ekim 1921’de imzalanan Ankara Anlaşması ile FransızlarKilikya’yı boşaltmaya başlayınca Le Temps, Beyrut’taki bir okuyucusunun aşağıdaki mektubunu yayınladı. Bu mektupta,Türk-Fransız savaşının sona ermesini bile Ermeni propagandasının kendi çıkarları için nasıl kullanmaya çalıştığı görülmektedir:

“Kilikya’nın boşaltılacağı (Fransa’nın Ankara Anlaşması gereğince Kilikya’yı Ankara hükümetine geri vereceği) haberi duyulur duyulmaz, bölgede, Ermeniler arasında sinsi bir propagandanın işlediği seziliyordu; bu propagandanın amacı onların endişelerini artırmak, onları akılsızca bazı hareketlerde bulunmaya itmek ve böylece,Ankara Anlaşmasının Ermenilere ve hıristiyanlara sağladığı can güvenliği vs. gibi güvencelerin güyâ yetersizliğini ortaya koymaktı.

“Bu şekilde bir propaganda yapıldığı izlenimi, çok sayıda Suriye’ye gelenErmeniler arasında açılan ciddî bir anketin sonuçlarıyla da kuvvet kazanıyor.Daha şimdiden anketten kesinlikle anlaşılıyor ki, Kilikya’nın boşaltılması onlara, öteden beri, dışardan, örneği görülmemiş bir katliâm ve çapulculuğun işareti şeklinde anlatılmış.

“Oysa, Türklerin, ilân ettikleri sükûnet isteklerine tamamen uygun ve dürüst hareketleri, dünya kamuoyunu tahrik ederek Kilikya’yı boşaltma işini ve Ankara Anlaşmasının uygulanmasını önlemek için şiddet hareketlerinden medet uman aşırı eğilimli politik komiteleri hüsrana uğrattı.

“Ancak, bu propaganda kampanyasının daha şimdiden bazı kötü sonuçlar verdiği, canlarını tehlikede sanan bir çok zavallı insanın ev-barklarını, bırakarak yollara düştüğü ve Suriye’ye ciddî güçlükler çıkardığı da gerçektir...” (12)

Le Temps,Kilikya’nın boşaltılması bitince, bir başmakalesinde, bölgedeki hıristiyanların sayısı hakkında bilgi verdi: “Kilikya’nın tamamen hıristiyanların oturduğu bir ülke olduğu,Fransa’nın bu yeri Müslüman bir devlete geri vermekle kötü bir harekette bulunduğu söyleniyordu. Oysa, son iki aydaki devir teslim işleri hıristiyanları tam olarak saymaya imkân verdi.Bunlardan 49.884’ü, bazı kötü propagandacılar tarafından kandırılarak veya tehdit edilerek kesin veya geçici şekilde göç ettiler. 3.828’i ise yerlerinde kaldı. Genellikle 300.000 kişinin oturduğu tahmin edilen bir ülkede topu topu 53.712 hıristiyan varmış”(13)

SONUÇ

Kurtuluş Savaşımız sırasında ErmenilerinFransa’da giriştikleri Türkiye’ye karşı propaganda başlıca dört olayla ilgili olarak geliştirilmiştir.Bunlardan ParisBarış Konferansı ile Türk-Ermeni savaşı konularındaki propaganda çeşitli nedenlerle etkilerini pek gösterememiştir.FakatMillî Hareketin doğuşu ile Türk-Fransız savaşına ilişkin propaganda amacına ulaşmıştır.Öyle ki,Türk Millî HareketininFransız kamuoyuna “Ermeni katliâmına yeniden başlangıç” şeklinde tanıtılması, Türkiye için,Fransa’da olumsuz etkilerini uzun süre az çok duyuran büyük bir şanssızlık olmuştur.

Kuşkusuz, Ermeni propagandasının Fransız kamuoyunu etkisi altına almasında Türklerin kendi görüşlerini ve haklı davalarını bu kamuoyuna iyi tanıtamamaları da önemli bir etkendir.


*Bu yazı önce Belgelerle Türk Tarihi dergisinde yayınlanmıştır. (Mart 1973, Sayı 66, s.21-24). Buraya alınırken tarafımızdan tekrar gözden geçirilmiştir. Ayrıca, Türk Kurtuluş Savaşı ve Fransız Kamuoyu (1919-1922) başlıklı bir araştırmamız vardır (Ankara, 1988, 406 s.+ Belgeler. Türk Tarih Kurumu yay., 2. Baskı). Pek çok özgün ve önemli bilgi için bu esere bakılabilir (Prof.Dr. Yahya Akyüz).

1.Le Temps, 11 Juillet 1919, s.2, Le Figaro 13 Juillet 1919, s.1.

2.Le Temps, 27 Fevrier 1919, s.4.

3.H. Pasdermadjian, Histoire de l’Arménie, Paris, 1964, s.419, Revue des Etudes Arméniennes, 1920, Tome, I, Fascicule 2,s.139.

4.Le Temps, 28 Fevrier, 1919, s.1.

5.Journal des Débats, 1er Mars 1919, s.1.

6.Le Journal, 10 Mai 1920, s.1.

7.Le Temps, 10 Novembre 1920, s.1.

8.L’Asie Française, Janvier 1921, No.188, s.9.

9.A.F. Cebesoy, Millî Mücadele Hatıraları, İstanbul, 1953, s.269-271.

10.Journal Officiel de la République Française, 25 Décembre 1920, s.3995 (Chambre des Députés).

11.E. Altiar, Le Problème de la Cilicie et l’Avenir de la France au Levant, Préface de F. Jean-Desthieux, Paris, 1921.

12.Le Temps, 8 Janvier 1922, s.3.

13.Le Temps, 6 Janvier 1922, s.1.

 

 

 

İçindekiler

Sunuş

Başyazı

1915 Görgü Tanıklarınca Van ve Çevresinde Ermeni Olayları
Hüseyin ÇELİK

Ermeni Yanılgıları
Bayram KODAMAN

Tarihi Boyutuyla Ermeni Sorunu
Şenol KANTARCI

Uluslararası İlişkiler Boyutuyla Ermeni Sorunu
Kamer KASIM

Hukuki ve Siyasi Boyutuyla Ermeni Sorunu
Pulat Y.TACAR

Güncel Boyutuyla Ermeni Sorunu
Ömer E. LÜTEM

Uluslaşma Süreçleri Açısından Ermeni Sorunu
Şener AKSU

Kurtuluş Savaşımız ve Farnsa'da Ermeni Propagandası
Yahya AKYÜZ

Türk Ermeni Kültür İlişkileri Üzerine
Zeki ARIKAN

Osmanlı Devletinde Ermeni Nüfusu
Süleyman BEYOĞLU

Osmanlı Devletinde Ermeniler
Nejat GÖYÜNÇ

Lozan'dan Günümüze Ermeni Sorunu
Ali GÜLER

Türk Tarih Kurumu Başkanı Prof.Dr.Yusuf HALAÇOĞLU ile Söyleşi
K.Şule ERDEM

Ermeni Kiliseleri ve Terör
Erdal İLTER

Mütareke ve Milli Mücadele Dönemi (1919-1922)'nde Mersin ve Tarsus'da Ermeni Mezalimi
Erdal İLTER

Türk Ermeni Kültür İlişkilerinde Mitolojik Boyut
Yaşar KALAFAT

Atatürk'e Atfedilen Ermeni İddiaları
Şenol KANTARCI

1915 Ermeni Tehcirine Giden Yolda Gözden Kaçan İki Nokta: Projeler ve Müfettişlikler
Ali KARACA

1916'te Sevk ve İskan Edilmeyen Ermeniler
Davut KILIÇ

Ermeni Sorunu ve Türk Arşivleri
Yusuf SARINAY

Amerika Birleşik Devletlerinde Ermeni Faaliyetleri
Haluk SELVİ

Mümtaz SOYSAL'ın Orly Saldırısı Davası ile İlgili Uzman Tanık Beyanı

Orly Davası Hakkındaki Haber ve Yorumlar -Dış Basın- Yayın Organlarında-

Kronoloji

Fotoğraflar

Osmanlı Belgelerinde Ermeniler (1915-1920

1948 Tarihli Birleşmiş Milletler Soykırımı Suçunun Önlenmesi ve Cezalandırılmasına İlişkin Sözleşmne

Ermeniler Tarafından Türklere Katliam Uygulanan Yerleri Gösterir Cetvel

Ermeniler Tarafından Şehit Edilen Kamu Görevlileri ve Yakınları

Türkiye'deki Ermeni Apostolik Ortodoks, Ermeni Protestan Cemaatlerinin Sivil Temsilcilerinin Yayınladıkları Bildiri

Diğer Elektronik Yayınlar

[Tebliğler Dergisi][Milli Eğitim Dergisi]

 Ana Sayfa    | Eski Sayılar  |

Copyright © T.C. Milli Eğitim Bakanlığı  Yayımlar Dairesi Başkanlığı, 2000
URL: http://yayim.meb.gov.tr
 Yorum, öneri ve yazılarınızı bekliyoruz.
baae@meb.gov.tr