|
Utkan Kocatürk, Atatürk'ün Fikir ve Düşünceleri, Ankara 1999
“Tarih yazmak tarih yapmak kadar mühimdir. Yazan yapana sadık kalmadığı
müddetçe değişmeyen hakikât insanlığı şaşırtırcak bir mahiyet
kazanır.”
1931 (Hasan Cemil Çambel, T.T.K.
Belleten
Cilt: 3, Sayı: 10, 1939, s. 272)
“Ermeni meselesi denilen ve Ermeni milletinin gerçek çıkarlarından ziyade
dünya kapitalistlerinin ekonomik çıkarlarına göre hâlledilmek
istenen mesele, Kars Antlaşması’yla en doğru çözüm şeklini buldu.
Asırlardan beri dostane yaşayan iki çalışkan halkın dostluk
bağları memnuniyetle tekrar kuruldu.”
1 Mart 1922 TBMM Üçüncü Toplanma Yılı Açış Konuşması.
“Dış siyasetimizde başka bir devletin hukukuna tecavüz yoktur. Ancak hakkımızı,
hayatımızı, memleketimizi, namusumuzu müdafaa ediyoruz ve edeceğiz.
Günümüz medeniyetinin devletler arası münasebetlerde ortaya
attığı ve en yüce, temiz emel ve düşüncelerin bir özeti demek
olan “her milletin kendi mukadderatına kendisinin hakim olması”
hakkını biz yeryüzünde yaşayan milletlerin hepsi için tanıyoruz,
bizim de bu hakkımızın kayıtsız şartsız tanınmasını istiyoruz.
Bu meşrû ve haklı isteğimizi tanımamak yüzünden akan ve akacak
olan kanların mesuliyeti, şüphesiz sebep olanlara aittir. Bizi,
millî davamızı takipten yıldıracak hiçbir vasıta, hiçbir kuvvet
düşünülmüş değildir. Millî davamız, bizim hayatımızdır. Hayatına
suikast edilen en zayıf yaratıkların bile, bu isteğe karşı isyan
ve nefretle son nefese kadar kendisini müdafaaya çalışmasından
daha doğal bir şey yoktur.”
1922 (Atatürk’ün S.D.I, s. 229)
“Fatih, İstanbul’da bulunan dinî ve millî teşkilâtı olduğu gibi bıraktı.
Rum patriği, Bulgar Eksarhı ve Ermeni Katogikosu gibi Hristiyan
din reisleri imtiyaza sahip oldu. Kendilerine her türlü serbestlik
verildi. İstanbul’un fethinden beri, Müslüman olmayanların elde
ettikleri bu geniş imtiyazlar, milletimizin dinen ve siyaseten
dünyanın en müsaadekâr ve civanmert bir milleti olduğunu ispat
eder en bariz delildir.”
1920 (Nutuk, III, s. 1183)
“Bugünkü Türk milleti siyasî ve içtimaî camiası içinde kendilerine Kürtlük
fikri, Çerkezlik fikri ve hatta Lâzlık fikri veya Boşnaklık
fikri propaganda edilmek istenmiş vatandaş ve millettaşlarımız
vardır. Fakat mazinin istibdat devirleri mahsulü olan bu yanlış
adlandırmalar, birkaç düşman aleti mürteci, beyinsizden başka
hiçbir millet ferdi üzerinde üzüntüden başka bir tesir yapmamıştır.
Çünkü bu millet fertleri de umum Türk camiası gibi aynı müşterek
maziye, tarihe, ahlâka, hukuka sahip bulunuyorlar. Bugün içimizde
bulunan Hristiyan, Musevi vatandaşlar, mukadderat ve talihlerini
Türk milletine vicdanî arzularıyla bağladıktan sonra kendilerine
yan gözle, yabancı gözüyle bakılmak, medenî Türk milletinin
asil ahlâkından beklenebilir mi?”
1930 (Afetinan, M.B. ve M.K.
Atatürk’ün
El Yazıları, s. 376-378)
“Diyarbakırlı, Vanlı, Erzurumlu, Trabzonlu, İstanbullu, Trakyalı ve Makedonyalı,
hep bir ırkın evlâtları, hep aynı cevherin damarlarıdır.”
1932 (Cumhuriyet gazetesi, 5.10.1932;
Kadri
Kemal
Kop, Atatürk Diyarbakır’da, s. 4)
“Ne mutlu Türk’üm diyene!”
1933 (Hakimiyeti Milliye gazetesi,
30.10.1933;
Atatürk’ün S.D.II, s. 272)
|