Bilim ve Aklın Aydınlığında Eğitim Dergisi

 

 Ana Sayfa    | Eski Sayılar |

 NİSAN 2003  |  YIL : 4 |  SAYI : 38

OSMANLI DEVLETİNDE ERMENİ NÜFUSU



Süleyman BEYOĞLU
Prof.Dr.; Marmara Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi
Tarih Bölümü Öğretim Üyesi

Milliyetçiliğin ortaya çıkışından itibaren, nüfus yoğunluğu özellikle stratejik ve siyasi kavramlarda önem kazanmıştır. Bu öneme paralel olarak nüfus sayımları ve istatistiklerinin siyasi, ekonomik ve sosyal ihtiyaç ve iddiaları destekleme, üstünlük, ayrıcalık, bağımsızlık elde etmenin bir yolu olarak kullanıldığı söylenebilir. Aslında nüfus yoğunluğunun çağlar boyunca önemli bir güç olduğu bilinmekteydi. İlk çağlarda kalabalık ailelerin diğer küçük aileleri içine alması ve bunun sonucunda büyük kabilelerin küçük kabileleri kapsaması devlet olgusunun ortaya çıkmasında nüfusun ne kadar etkili olduğunun göstergesiydi. Yine bu dönemlerde ve arkasından gelecek olan Orta Çağ, Yeni Çağ ve Yakın Çağ boyunca nüfus, devletlerin siyasîve askerî gücünde etkin bir faktördü. Diğer taraftan ekonomik olarak da nüfus, belirlenmesi gereken bir nedendir. Özellikle Orta Çağ ve Yeni Çağ’da devletin ekonomisini, toprakların büyüklüğü ve bu arazilerin işlenebilmesi için iş gücü – tabii ki bu da nüfus demektir – oluşturmaktaydı. Zaten bir devletin ekonomisinin büyüklüğü topraklarının genişliğiyle doğru orantılıdır. Ne kadar toprağı varsa, devlet o kadar zengindir.Bu durumda büyüklüğü kadar halktan vergi toplaması anlamına gelir. Bu çağlardaki devletlerin ekonomisi vergiye dayanmaktadır. Bu devirdeki devletlerin topraklarının, günümüzdeki devletlere göre, büyük olmasının nedeninde bu temel etken yatmaktadır. Bu çağlarda devletler arasında amansız mücadelelerin ve savaşların yoğun olmasının nedeni, bu zenginliği yakalama arzusundan kaynaklanmaktadır. Fransız ihtilali sonrasında, imparatorluklar içerisinde yaşayan farklı etnik ögelere dayanan toplumların ulus olarak ortaya çıkmasında nüfus yoğunluğu şüphesiz gerekli bir ögedir. Öyle ki bu toplumlarda, çoğunluk ve azınlık tanımı yapılmasını büyük ölçüde nüfus belirlemektedir. Ayrıca yukarıda da yinelediğimiz gibi nüfus yoğunluğunun, bir toplum için önemli işlevleri vardır. Nüfus istatistikleri bazı devletlerin siyasî emellerini gerçekleştirme ve bir coğrafyaya egemen olma aracı olarak da XVIII. yy.’dan itibaren sıkça gündeme gelmiştir.

Osmanlı İmparatorluğu sınırları içerisinde, “etnik” bakımdan, sayıları yirmi ikiyi bulan gayrimüslim unsur bulunmaktaydı. Osmanlı Devleti, fethettiği yerlerde asayişi sağladıktan sonra en başta bölgenin nüfus ve arazi incelemesini yapardı.Osmanlı Devleti, Müslümanların nüfusunu askerlik bakımından; Hristiyan tebaanın da vergi (cizye) durumundan dolayı öğrenmek istemiştir. Müslüman nüfusunu fazla göstermek, kendi kendini aldatmak; Hristiyan nüfusunu az göstermek ise almak istediği verginin bir kısmından vazgeçmek anlamına gelmektedir ki, her iki durumda devlet açısından uygun değildiral(1). Bu değerlendirmeler nihayetinde Osmanlı Devletinin, nüfusuna ilişkin tutmuş olduğu istatistiklerde güvenilir ve tarafsızlık içerisinde bulunduğu söylenebilir. Bu incelemeler Klâsik Dönemde tapu-tahrir defterleri, daha sonraki yüzyıllarda temettüat adıyla anılırdı. Zaman zaman mahallî olarak yapılmış olan sayımların yanısıra Osmanlı Devleti’nde ilk genel nüfus sayımı ve arazi incelemesi II. Mahmut zamanında 1830’da yapılmıştır. Müslüman ve Hristiyan nüfus olarak yapılan bu sayım, Osmanlı Devleti’nin ilk genel sayımı olduğu için önemlidir. Bu sayımda Hristiyan nüfus cemaatlere ayrılmadan verilmişti. 1830 sayımına göre Osmanlı Anadolu ve Rumeli’sinde 4.000.000 civarında erkek nüfus mevcuttu. Bu 4.000.000 erkek nüfusun 2.100.000’u Müslüman, 400.000’i Hristiyan olmak üzere 2.500.000’u Anadolu da; 800.000’i Hristiyan, 500.000’i Müslüman bir kısmı da Yahudi ve Kıpti olmak üzere 1.500.000’ini Rumeli’de yer almıştır.

Ermenilerin yaşadığı bölgeler, XIV. ve XV. yüzyıllarda Osmanlı yönetimine girmişti. Osmanlı yönetimi, Bursa’nın başkent olmasından sonra (1326) Ermenilerin ayrı bir cemaat şeklinde teşkilatlanmalarına izin vermiş, önceleri Kütahya’da bulunan Ruhani merkezlerini Bursa’ya naklettirmiştir. İstanbul’un fethinden sonra ise 1461 yılında Fatih Sultan Mehmet Han, Ermenilerin Bursa’daki merkezlerini İstanbul’a taşımalarına izin verdi. İstanbul’daki ruhanî merkezleri ise Samatya’daki Sulumanastır kilisesi olarak belirlendi. Ruhanî merkezlerinin İstanbul’a taşınmasıyla birlikte Anadolu’nun birçok şehrinde bulunan Ermeniler İstanbul’a göç etmeye başlamışlardır. Anadolu şehirlerinde kalanlar ise kale bekçiliği gibi görevlere getirildiler(2). Farklı kültürel toplulukların bulunduğu Osmanlı İmparatorluğu sınırları içerisinde Ermenilerin devlet idaresinde önemli bir ayrıcalığı vardı. Kısacası Osmanlılar, Ermenileri diğer Hristiyan tebaadan ayrı bir konumda tutmuştur.  Tanzimat’ın ilânından sonra Ermenilerin üst düzey devlet görevlerine de getirildikleri görülmüştür. Mesela, Balkan Savaşları sırasında Gabriel Norodankyan Efendi Osmanlı Dışişleri bakanıydı. Bunun yanında XIX. yüzyılda birçok Ermeni devlet görevinde bulunmaktaydı. Osmanlı, bu hizmetlerinden dolayı Ermenilere, Millet-i Sadıka tabirini kullanmıştır. Büyük kısmı Gregoryen olan Ermenilerin bir kısmı da Katolik ve Protestan mezheplerine bağlıydılar. Birçoğu şehir merkezlerinde yaşıyor ve ticaret, kuyumculuk ve mimarlıkla uğraşıyorlardı.

XIX. yüzyılın ortalarına doğru Rusya, Amerika ve Avrupalı Devletler Ermenilerle ilgilenmeye başladılar. Bu ilgilenmenin ana nedenini ise daha önce de açıkladığımız gibi hammadde ve pazar isteğinin dışa vurumu olan emperyalist emeller oluşturmaktadır. İlk önce onları kendi mezheplerine çekmeye çalışmışlardır. Bunun için Anadolu’nun çeşitli yerlerinde çeşitli okullar açarak faaliyete başlayıp Ermenileri Türkler aleyhine kışkırttılar. Avrupalılara göre Osmanlı tebaası olup Hristiyan olan bütün toplumlar kendi devletlerini kurmuşlar, sadece Ermeniler kalmıştı. Ermeniler 1877-1878 Osmanlı-Rus savaşında Rus saflarında Türklere karşı savaştılar. Ayastefanos Antlaşması sırasında İstanbul’daki Ermeni patriği Ruslara başvurarak antlaşmaya kendileri lehinde maddeler konulmasını istedi. Ayrıca, Berlin Antlaşmasında Ermeniler lehinde ıslahat yapılması konusunda bir madde konuldu. Bundan sonra Osmanlı sınırları içerisinde Ermeni olaylarının arttığı gözlenmiştir. I. Dünya Savaşı sırasında Amerika başkanı Wilson’un kendi adıyla ilân ettiği Wilson Prensiplerindeki 12. maddede; “Osmanlı Devleti’nin Türk halkının çoğunlukta olduğu yerlerde Türklerin kesin hâkimiyetlerinin tanınması”  öngörülüyor, diğer taraftan imparatorluk içerisindeki diğer etnik ögelere de kendi devletlerini kurabilmeleri için olanak  sağlanıyordu. Bunun sonucunda Doğu Anadolu’ da Ermenilerle meskûn olan altı vilâyette ( Erzurum, Van, Bitlis, Sivas, Diyarbekir, Ma’mûratüleziz/Harput(3)hassas bir durum oluştu. Ermeniler bahsettiğimiz vilâyetlerde nüfus üstünlüğünü elde etmek amacıyla Müslümanları katletmeye başladılar. Bunun üzerine Osmanlı Hükûmeti , 1915 yılında, ordunun ve bölge halkının  güvenliği için bazı Ermenileri ülkenin güvenli bölgelerine sevk etti. Göç sırasında bazı Ermeniler salgın hastalıklardan, göç kervanına yapılan hırsızlık saldırıları neticesinde ölmüşlerdir. Bu durum ise Avrupa devletlerinde, Amerika’da ve Ermeni toplulukları tarafından soy kırım yapılıyor şeklinde propagandaya dönüşmüştür. Wilson Prensiplerinde olduğu gibi savaş sonrasında da demografik yapı sürekli incelenmiş Avrupa ve Amerika’dan bu durumu tahkik etmek amacıyla çeşitli heyetler gelmiştir. Nitekim bu incelemelerde Türklerin Ermenileri soy kırıma tâbi tuttuklarına dair hiçbir ipucuna rastlanılmadı. Ancak batı destekli Ermeni propagandası asılsız olmasına rağmen bütün dünyayı Türklerin milyonlarca Ermeniyi katlettiğine inandırdı. Bunun sonucunda ise günümüzde de Osmanlı Devleti’ndeki Ermeni nüfusunun tekrar incelenmesi gereksinimi doğmuştur. Hiçbir gerçekle bağdaşmayan Ermeni soy kırımını iddia eden tezler genelde demografik yapının şişirilmesinden ibaret olup hiçbir arşivsel belgeye dayanmayan uydurma sayılardan oluşmuştur. Bunun için demografik yapının iyi belirlenmesinin önemi daha da artmıştır. Yukarıda da bahsettiğimiz gibi Osmanlı’nın II. Mahmut zamanından önceki nüfusuyla ilişkin bilgiler tapu tahrir defterlerinden ibaretti. Daha önce de belirttiğimiz gibi bu defterlerin özellikleri vergi ödeyecek ve muaf olan bireylerin sayılarının yazıldığı bir çeşit tutanaktır. Bundan yola çıkarak herhangi bir yüzyılda istediğimiz bir topluluğun nüfusunu, tam net olmamakla birlikte gerçeğe yakın bir tahminle saptamak mümkündür. Aşağıda XVI. yüzyılda özellikle çeşitli Anadolu şehir ve kasabalarında köyleriyle birlikte Müslüman ve gayrimüslim, Ermenilerin nüfusu gösterilmiştir(4):

Şehirler   

Müslüman

Hristiyan

Ermeni

Adana  

8.690 

-

501 

Adıyaman 

6.312 

-

369

Amasya 

7.775 

1.810 

-

Arapkir  

6.912 

1.092 

602

Ayas (5)

4.074 

-

230

Ayntab (Antep) 

18.126 

-

236

Berendi (6)

3.442 

-

-

Besni(7)

2.223 

 

181 

Birecik 

13.708 

2.160 

925 

Cüngüş (8)

2.523   

141

593

Çemişkezek 

8.851 

1.803 

6.520 

Çermik   

3.124 

-

586

Dırahlu (9)

4.352

-

-

D.bekir (Amid) 

101.176 

19.177 

3.226 

Dündarlı (10)

10.199 

-

-

Ergani (11)

4.933 

-

1.972 

Erzincan

2.069 

-

839

Gilimgad (12)

3.460

-

-

Gümüşhane 

5.027

-

-

Hacılu (13)

4.158 

-

-

Harput 

8.209 

4.638 

2.650 

Kafurnu (14)

6.877   

896

258

Karaisalu(15)

2.785 

-

716

Kayseri 

27.711 

6.746 

2.463 

Kazabat (16)

15.254 

2.014  

321

Kınık(17)

7.869

-

-

Kiği (18)

4.587 

1.733 

1.779 

Kosun(19) 

15.850 

-

-

Koşmur(20)

4.550 

   

Kulb (21)

2.097 

1.655 

180 

Ladik 

23.986 

1.463 

-

Mardin 

46.083 

12.837 

8.888 

Merzifon 

6.414 

 

863

Muş 

6.134

-

2.281 

Nusaybin 

8.601  

602

806 

Ruha (Urfa) 

16.671 

 

1.542 

Sağman 

7.023 

6.555 

3.132 

Sarıcam (22)

15.152

-

-

Savur (23)

23.093

 2.986 

89 

Sincar(24)

5.892 

-

-

Sis 

19.618 

1.951  

1075

Sivas

 11.651 

13.663 

-

Siverek(25)

9.768 

-

680

Tarsus 

26.875 

 

135 

Tokat 

7.078 

4.628 

-

Tozanlu (26)

3.190  

789

-

Ulaş(27)

11.590

-

-

Yıldız (28)

3.158 

29

-

Yüregir (29)

12.050 

-

-

Toplam:

580.950 

89.168 

44.638

 

Yukarıdaki tabloda kaydedilen Müslüman, Hristiyan Ermeni nüfus içerisinde Müslüman-Türk nüfus %81.10, Hristiyan nüfus %12.45, Ermeni nüfus %6.23‘tür(30). Görüldüğü gibi XVI. yüzyılda Ermeni nüfusu Osmanlı demografik yapısında küçük bir alanı oluşturmaktadır.

1896-1897 yıllarına ait olduğu tahmin edilen Başbakanlık Arşivi’nde bulunan bir belgede Anadolu ve Rumeli’deki Ermeni nüfusları ile ilgili olarak tutulmuş kayıtlar vardır. Bu belgeye göre Ermeni topluluğunu 530.132 erkek, 450.404 kadın nüfusu olmak üzere toplam 970.536 kişi oluşturmaktadır. Yine aynı belgede birkaç vilâyet için henüz tahririnin yapılmadığının kaydı da bildirilmiştir. Buna göre verilen nüfus miktarının biraz artacağı doğaldır. Vital Cuinet’nin aynı tarihlerde verdiği rakamlar da bunlara çok yakındır:(31)

Müslümanlar

 Ermeniler

Toplam Nüfus 

Ermenilerin yoğun bulunduğu vilâyetlerde

3.635.086 

810.285 

4.445.371 

İstanbul ve diğer vilâyetlerde 

4.426.525 

283.064 

4.709.589

Suriye Filistin ve Adalarda 

4.068.646 

59.018 

4.127.664 

12.130.257 

1.152.367 

13.282.624

Diğer tarafta Stanford J. Shaw ise 1890 yılında Osmanlı Devleti’nde 12.585.950 Müslümana karşılık 1.139.053 Ermeni; 1897’de 14.111.945 Müslüman’a karşılık 1.162.853 Ermeni; 1906’da 15.518.478 Müslümana karşılık 1.140.563 Ermeni ve 1914 yılında da 15.044.846 Müslümana karşılık 1.229.007 Ermeni nüfusu olduğunu belirtmektedir.

Ermeni nüfusuna ilişkin diğer kayıtları da patrikhane istatistiklerinden öğrenmekteyiz. İddia edildiğine göre Ermeni patrikhanesinin sağladığı istatistikler, kilise görevlilerinin tuttuğu vaftiz ve ölüm kayıtlarına dayanmaktaymış. Kayıtların doğruluk payı olarak da Ermenilerin kendi dinsel inançları gereğince vaftiz etmeye getirilmelerinin gerektiği, kilisede evlendikleri ve dinsel bir cenaze töreni ile gömüldükleri gösteriliyordu. Ayrıca Patrikhane’nin, dinsel bağımlılığa dayanan bir verginin yükümlülerini belirlemek için kullanılan kayıtlar tutmakta bulunduğu da ifade ediliyordu. Ancak patrikhane istatistiklerinde verilen rakamlar bu dönemle ilgili diğer belgelerle uyuşmamaktadır. Bunun sonucunda doğal olarak acaba bunlar nasıl hazırlandı sorularının akla gelmesine yol açmaktadır. Alışılagelmiş biçimde, gerçekten yapılmış bir nüfus sayımının ya da sayı çıkarımının sonucunu gösteren istatistikler, en yakın 100.000’e yuvarlanmaksızın tam sayı verir. Patrikhane istatistikleri ise (sayıları yuvarlak biçimde verdiği için), kaç vaftiz yapıldığını vaftiz kayıtlarına bakarak çıkarılmış istatistikler biçiminde değil de, sanki “Doğu illerinde acaba yaklaşık olarak kaç Ermeni var dersiniz?” sorusuna verilen bir yanıt biçimindedir. Bu durum ise kaydın art niyetli olarak yapıldığını göstermektedir. Ayrıca verilen istatistikler, belge yayınlarının birer parçası biçiminde değil, yalnızca Ermeni bağımsızlığını desteklemek amacıyla kullanılmıştır(32). Bu incelemelere dayanarak Ermeni kayıtlarının gerçeği yansıtmadığı şüphesizdir.

Diğer taraftan unutulmaması gereken bir durum daha vardır ki bu da Ermeni nüfusunun eğer azaldıysa neden azaldı sorusuna verilecek yanıtı ortaya çıkarmaktadır. Ermenilerin nüfusları, 1827-1828 ve 1877-1878 Osmanlı-Rus savaşları sırasında Rus birliklerine ve I. Dünya Savaşı’nda da yine başta Rusya olmak üzere Fransız ve İngiliz birliklerine katılması sebebiyle nüfuslarında önemli azalmalar olmuştur. Bu durum batılı araştırmacılar tarafından da teyit edilmiştir. 1829’da Rus ordusu Erzurum’dan çekilirken 40.000 civarındaki Ermeni’nin de onlarla birlikte Güney Kafkasya’ya, aynı şekilde 1878-1890 arasında 120.000 civarındaki Ermeni’nin de Güney Kafkasya’ya göç ettiği belirtilmiştir. Ayrıca yabancı tüccarlara daha çok imtiyaz tanıyan 1838 ticaret anlaşmasıyla da birçok Ermeninin; Rus , İngiliz ve Fransız vatandaşlığına geçtiği ve birçoğunun da bu ülkelere yerleşmek maksadıyla Osmanlı topraklarını terk ettiği bilinmektedir. Ne var ki bütün bu nüfus azalmaları bile Ermeniler tarafından katliam olarak açıklanmıştır (33).

I. Dünya Savaşı öncesindeki Ermeni nüfusunun miktarı konusunda, yine devletin kendisinin yaptığı güvenilir ve tarafsız bir usulle hazırladığı belgeler bulunmaktadır. Bu devir Osmanlı nüfusu hakkında en sahih bilgileri, dahiliye nezaretine bağlı Sicil-i Nüfus-u İdare-i Umumiyesi Müdüriyeti tarafından 1318 ve 1320 tarihli nüfus nizamnamesi gereği her vilâyet, kaza ve köyde, gayrimüslimlerin de yer aldığı komisyonlar tarafından yapılmış ve 1905’te başlayıp 1914’te tamamlanmış olan nüfus istatistiğini vermektedir. Bu istatistik Milli Kongre(34) tarafından 1919 yılında bütün dünyaya duyurabilmek amacıyla Fransızca olarak yayınlanmıştır(35).

1914 Resmi İstatistiği

Vilâyetler 

Müslümanlar 

Ermeniler 

Edirne 

360.411 

19.773 

Adana 

341.903 

52.650 

Antalya 

235.762 

630 

Ankara 

877.285 

51.556 

Halep 

576.320 

20.142 

Aydın 

1.249.067 

20.237 

Bitlis 

309.999 

117.492 

Bolu 

399.281 

2.970 

Bursa 

474.114 

60.119 

Kayseri 

184.292 

50.174 

İstanbul 

560.434 

82.880 

Çanakkale 

149.903 

2.474 

Diyarbakır 

492.101 

65.850 

Canik 

265.950 

27.319 

Erzurum 

633.297 

134.377 

Eskişehir 

140.678 

8.592 

İzmit 

226.859 

55.852 

İçel 

102.034 

341 

Karahisar 

277.359 

7.439 

Karasi 

359.804 

8.653 

Kastamonu 

737.302 

8.959 

Harput 

446.379 

79.971 

Kütahya 

303.348 

4.548 

Maraş 

152.645 

32.322 

Menteşe 

188.916 

12 

Niğde 

227.100 

4.936 

Urfa 

149.384 

16.718 

Sivas 

939.735 

147.099 

Trabzon 

921.128 

68.899 

Çatalca 

20.048 

842 

Van 

179.380 

67.792 

Zor 

65.770 

232 

Toplam Nüfuslar : 

13.339.000 

1.234.671 

Birçok batılı araştırmacı yukarıda belirttiğimiz Ermeni nüfusuna yakın rakamlar vermektedirler. Stanford J. Shaw Ermeni nüfusunu 1.229.007 olarak verirken, H. Lynch 1.324.246, L. De Constenson 1.400.000 ve H. Paster Madijian 1.700.000 olarak vermektedir.

Bu istatistikler göz önünde bulundurulduğunda I. Dünya Savaşı öncesi Osmanlı Devleti’ndeki Ermeni nüfusunun en çok 1.300.000 olduğu ortaya çıkmaktadır. Ayrıca yukarıda da bahsettiğimiz gibi hiçbir bilimsel mantık bulunmayan Ermeni Patrikhanesinin verdiği istatistikleri abartı ve propaganda mahiyetinde olduğunu belgeler niteliktedir. Ermeni yazarlar ve patrikhane kayıtları Ermenilerin nüfusunu 5 milyona kadar çıkarmışlardır. Bunun yanında Justin McCarthy, Patrikhanenin doğruluğuna ilişkin karışıklık olduğunu bilâkis belirtmiştir.

I. Dünya Savaşı ve Kurtuluş Savaşı nihayetinde, önceleri 1.234.671 olan Ermeni nüfusundan sadece 70.000 kadarı Türkiye Cumhuriyeti’nde kalmış bulunuyordu. Bu rakamdan birçoğu sığınmacı olarak Kafkasya’ya, Amerika’ya ve Avrupa’ya gitmişlerdir(36):

Ermeni nüfusunun dış dünyaya tamamen açılımı sonrasında ise konu yeni bir boyuta taşınmıştır. Ermeniler, yerleştikleri ülkelerin parlamentosunu etki altına alarak –ve bunda Ermenistan dışındaki Ermeni toplumunun çalışmaları yoğundur- kararlar verilmesini sağlamaktadırlar.

Bütün bu demografik istatistikleri değerlendirdiğimizde bazı iddialarda yer aldığı gibi Doğu Anadolu için Batı Ermenistan teriminin kullanılmasının gerçekle örtüşmediği görülmektedir. Ermeniler, Osmanlı vilâyetlerinin her yerinde bulunmalarına rağmen hiçbir yerde çoğunlukta olmamıştır. Dolayısıyla Ermeni metropolü olabilecek bir Ermeni şehri hiçbir zaman olmamıştır. Konunun siyasî emeller konjönktüründe geliştirildiği ve amacın Doğu Anadolu illerimizi de içine alacak büyük bir Ermeni devletinin  kurulmak istenmesi olduğu unutulmamalıdır.


1. Bilal Eryılmaz, Osmanlı Devletinde Gayrimüslim Teb’anın Yönetimi, İstanbul 1990, s. 71-72.

2. Yusuf Halaçoğlu, Ermeni Tehciri ve Gerçekler (1914-1918), Ankara 2001, S.3-4.

3. O zamanki idari taksimatın bu altı vilâyeti günümüzde Erzurum, Erzincan, Van, Ağrı, Hakkari, Muş, Bitlis, Siirt, Diyarbakır, Elazığ, Mardin, Bingöl, Malatya, Sivas, Amasya, Tokat ve kısmen de Giresun vilâyetlerini içine almaktaydı.

4. Tabloda, konumuzun Ermeni nüfusu olması münasebetiyle Osmanlı etnik gruplarından sadece Ermenilere ait olan istatistik bilgileri belirtilmiş ve bu istatistiğin toplam Müslüman ve Hristiyan yoğunluğu içerisindeki miktarı gösterilmiştir.

5. Adana sancağına tâbi.

6. Adana sancağına tâbi.

7. Malatya sancağı kazalarından.

8. Ergani sancağı nahiyelerinden.

9. Mardin sancağı nahiyelerinden.

10.Adana sancağı nahiyelerinden.

11.Amid eyaleti sancaklarından.

12.Tokat kazası nahiyelerinden.

13. Adana sancağına tâbi nahiye.

14. Tokat kazası nahiyelerinden.

15. Adana sancağı nahiyelerinden olan Karaisalı’daki Ermeni nüfusu Pars-Bert, Melvas ve Alnahşa kalelerinde bulunmaktadır.

16. Tokat kazası nahiyelerinden.

17. Adana sancağına tâbi nahiye.

18. Amid eyaleti sancaklarından.

19. Tarsus kazasına bağlı nahiye.

20. Tarsus kazası nahiyelerinden.

21. Amid eyaleti sancaklarından.

22. Adana sancağı nahiyelerinden.

23. Mardin sancağı nahiyelerinden.

24. Amid eyaleti sancaklarından.

25. Amid eyaleti sancaklarından.

26. Tokat kazası nahiyelerinden.

27. Tarsus’a tâbi nahiyelerden.

28. Tokat kazası nahiyelerinden.

29. Adana sancağı nahiyelerinden.

30. Halaçoğlu, a.g.e., S.7-10.

31. Azmi Süslü, Ermeniler ve 1915 Tehcir Olayı, Ankara 1990, S.18-19. Vital Cuinet bu demografik bilgileri 1894 yılında Paris’te yayınladığı La Turquie d’Asie kitabında belirtmiştir. Bu rakamların Avrupalı bir araştırmacı tarafından belirtilmesi önemli bir husustur.

32. Justin McCharthy, Müslümanlar ve Azınlıklar, İstanbul 1998, S.48. 56-57.

33. Süslü, a,.g.e., S.20.

34. Bilindiği gibi Milli Kongre Cemiyeti, Milli Mücadele Döneminde, işgal altında bulunan Türk milletine yapılan haksızlık ve saldırıları bilgi olarak dış dünyaya duyurmuş, bu perspektifte basın-yayın yöntemiyle çalışmalar yapmışlardır.

35. Süslü, a,.g.e., S.21-22.

36. McCharthy, a.g.e., S. 134.

 

 

 

İçindekiler

Sunuş

Başyazı

1915 Görgü Tanıklarınca Van ve Çevresinde Ermeni Olayları
Hüseyin ÇELİK

Ermeni Yanılgıları
Bayram KODAMAN

Tarihi Boyutuyla Ermeni Sorunu
Şenol KANTARCI

Uluslararası İlişkiler Boyutuyla Ermeni Sorunu
Kamer KASIM

Hukuki ve Siyasi Boyutuyla Ermeni Sorunu
Pulat Y.TACAR

Güncel Boyutuyla Ermeni Sorunu
Ömer E. LÜTEM

Uluslaşma Süreçleri Açısından Ermeni Sorunu
Şener AKSU

Kurtuluş Savaşımız ve Farnsa'da Ermeni Propagandası
Yahya AKYÜZ

Türk Ermeni Kültür İlişkileri Üzerine
Zeki ARIKAN

Osmanlı Devletinde Ermeni Nüfusu
Süleyman BEYOĞLU

Osmanlı Devletinde Ermeniler
Nejat GÖYÜNÇ

Lozan'dan Günümüze Ermeni Sorunu
Ali GÜLER

Türk Tarih Kurumu Başkanı Prof.Dr.Yusuf HALAÇOĞLU ile Söyleşi
K.Şule ERDEM

Ermeni Kiliseleri ve Terör
Erdal İLTER

Mütareke ve Milli Mücadele Dönemi (1919-1922)'nde Mersin ve Tarsus'da Ermeni Mezalimi
Erdal İLTER

Türk Ermeni Kültür İlişkilerinde Mitolojik Boyut
Yaşar KALAFAT

Atatürk'e Atfedilen Ermeni İddiaları
Şenol KANTARCI

1915 Ermeni Tehcirine Giden Yolda Gözden Kaçan İki Nokta: Projeler ve Müfettişlikler
Ali KARACA

1916'te Sevk ve İskan Edilmeyen Ermeniler
Davut KILIÇ

Ermeni Sorunu ve Türk Arşivleri
Yusuf SARINAY

Amerika Birleşik Devletlerinde Ermeni Faaliyetleri
Haluk SELVİ

Mümtaz SOYSAL'ın Orly Saldırısı Davası ile İlgili Uzman Tanık Beyanı

Orly Davası Hakkındaki Haber ve Yorumlar -Dış Basın- Yayın Organlarında-

Kronoloji

Fotoğraflar

Osmanlı Belgelerinde Ermeniler (1915-1920

1948 Tarihli Birleşmiş Milletler Soykırımı Suçunun Önlenmesi ve Cezalandırılmasına İlişkin Sözleşmne

Ermeniler Tarafından Türklere Katliam Uygulanan Yerleri Gösterir Cetvel

Ermeniler Tarafından Şehit Edilen Kamu Görevlileri ve Yakınları

Türkiye'deki Ermeni Apostolik Ortodoks, Ermeni Protestan Cemaatlerinin Sivil Temsilcilerinin Yayınladıkları Bildiri

Diğer Elektronik Yayınlar

[Tebliğler Dergisi][Milli Eğitim Dergisi]

 Ana Sayfa    | Eski Sayılar  |

Copyright © T.C. Milli Eğitim Bakanlığı  Yayımlar Dairesi Başkanlığı, 2000
URL: http://yayim.meb.gov.tr
 Yorum, öneri ve yazılarınızı bekliyoruz.
baae@meb.gov.tr