Bilim ve Aklın Aydınlığında Eğitim Dergisi

 

 Ana Sayfa    | Eski Sayılar |

 NİSAN 2003  |  YIL : 4 |  SAYI : 38

ULUSLAR ARASI İLİŞKİLER BOYUTUYLA ERMENİ SORUNU



Kamer KASIMI
Yrd.Doç.Dr.; ASAM, Ermeni Araştırmaları Enstitüsü
ve Abant İzzet Baysal Üniversitesi Uluslar Arası İlişkiler Bölümü

1. GİRİŞ

1878 Berlin Anlaşması ile uluslar arası alana taşınan Ermeni sorunu her dönemde büyük güçlerin uluslar arası politikada ilgilendikleri bir konu oldu. Osmanlı döneminde imparatorluğun dağılma süreciyle birlikte, imparatorluk topraklarında söz sahibi olmak isteyen ve/veya imparatorluğun çöküşünü hızlandırmak isteyen devletlerin Ermenilere yönelik politikalar oluşturduklarını görüyoruz. Osmanlı İmparatorluğu’nun dağılmasından sonra ise Kafkasya politikası ve dünyanın çeşitli ülkelerinde yaşayan Ermeniler bağlamında Ermeni sorununun uluslar arası ilişkilerde yer aldığı söylenebilir.

Dünyanın çeşitli ülkelerinde yaşayan Ermenilerin kurdukları organizasyonlar vasıtasıyla bulundukları ülkelerin dış politikasına etki etme çabaları ve özellikle sadece Ermeni toplumuna özgü olan ve kendilerini parti olarak nitelendiren organizasyonların uluslar arası alandaki rolleri de Ermeni sorunu bağlamında ele alınması gerekli konulardır.

1991 yılında Ermenistan’ın bağımsızlığını kazanmasıyla birlikte Ermeni sorununun Ermenistan boyutu da gündeme geldi. Ermenistan’ın bağımsızlığı iki noktada önem taşımaktaydı. Birincisi, bu ülkenin Türkiye ile olan ilişkileri ve bu ilişkilere Ermeni sorununun etkisi, ikinci önemli nokta ise Ermenistan’ın diğer ülkelerde yaşayan Ermeniler ile olan bağı ya da onların Ermenistan dış politikasına yön verme çabalarıdır.

Bu makalede yukarıda belirtilen konular ana hatlarıyla ele alınacak ve Ermeni sorununun uluslar arası ilişkiler boyutu analiz edilecektir.

II. ERMENİSTANDIŞINDAKİERMENİTOPLUMU KURULUŞLARI VE FAALİYETLERİ

Ermenilerin belirli bir yoğunlukta yaşadığı başta ABD olmak üzere Fransa, Kanada, Lübnan, Rusya, Avustralya, İran ve İngiltere gibi ülkelerde örgütlendikleri görülüyor. Sözkonusu Ermeni örgütler çok çeşitli alanlarda faaliyet göstermektedir. Eğitim, sağlık, din hizmetleri ve politika bunlardan bazılarıdır. Mevcut örgütler arasında Ermeni Devrimci Federasyonu veya bilinen adıyla Taşnaklar, Sosyal Demokrat Hınçak Partisi ve Ramgavar olarak bilinen Ermeni Liberal Demokrat organizasyonları kendilerini politik parti olarak tanımlamaktadırlar.

Ermenilerin ABD’deki nüfusu 750.000 kadardır. Kanada’da 50.000 kadar Ermeni yaşamaktadır. Avrupa’da ise Fransa 300.000 kişi ile en fazla Ermeni’nin yaşadığı ülkedir. Ortadoğu’da 200.000’er kişi ile Ermeni toplumu İran ve Lübnan’da yoğunlaşmaktadır. Avustralya’da da Ermeni nüfusu 30.000 kadardır. Ermenistan dışındaki Ermeni toplumunun toplam sayısı 4-5 milyon civarındadır.(1) ABD, Fransa ve Ortadoğu’da Ermeni toplumunun varlığı oldukça eski tarihlere kadar uzanmasına rağmen, Avustralya ve Kanada’da Ermeni yerleşimi daha yenidir. Özellikle Avustralya’ya Ermeni toplumunun yaygın olarak göçü 1960’lı yıllarda başlamıştır.

Ermenistan dışındaki Ermeni toplumunun kurduğu organizasyonlar genel olarak araştırma kuruluşları, yardım kuruluşları, kültürel ve sportif amaçlı kuruluşlar olarak sınıflandırılabilir. Bunların yanında hemen her ülkede yukarıda değinilen kendini politik parti olarak adlandıran Taşnak, Hınçak ve Ramgavar örgütleri bulunmaktadır. Yine pek çok ülkede Ermeni Ulusal Komitesi adlı organizasyon vardır. Bu her ülkede o ülkenin adıyla ortaya çıkmaktadır. Örneğin, Amerika Ermeni Ulusal Komitesi (Armenian National Committee of America) ve Avustralya Ermeni Ulusal Komitesi (Armenian National Committee of Australia) gibi. Bunun yanında Ermeni Genel Hayır Birliği (Armenian General Benevolent Union-AGBU-)’nin pek çok ülkede şubeleri bulunmaktadır.

Ermenistan dışındaki Ermeni toplumunun organizasyonları faaliyetlerinde soy kırım iddialarını ön plâna çıkaran ve bulundukları ülkelerin yönetimlerini bu noktada yönlendirmeyi amaçlayan bir çizgiyi takip etmektedirler. Araştırma merkezleri gerek hükûmetler dışı organizasyon (NGO) gerekse üniversiteler bünyesinde faaliyet gösterenler, soy kırım iddialarını içeren sempozyum, panel ve konferanslar düzenlemektedirler. Ermeni Ulusal Komiteleri Ermenilerin bulundukları ülkelerin politik yaşamına katılmaları ve Ermeni toplumunun görüşlerinin medyada yer alması için gerekli çalışmaları yapmaktadırlar. AGBU gibi yardım kuruluşları ve bazı kültürel amaçlı kuruluşlar dünyanın çeşitli ülkelerindeki Ermenilerin ekonomik ve kültürel ihtiyaçlarını karşılamak amaçlı faaliyetleri içerisindedirler. Ermeni Devrimci Federasyonu (Taşnaklar), Hınçaklar ve Ramgavarlar ile Amerika Ermeni Asamblesi (Armenian Assembly of America-AAA) ve Ermeni Ulusal Komiteleri tamamen politik alanda yoğunlaşmışlardır. Amerika Ermeni Asamblesi ve Amerika Ermeni Ulusal Komitesi soy kırım iddialarının ABD Kongresine taşınmasında itici güç durumundadırlar. Bunlar ayrıca ABD’deki Ermeni lobisinin de ana unsurlarıdır. Türkiye’ye yönelik ABD yardımlarının engellenmesi, Türkiye’ye ABD’nin silâh satışının önlenmesi, Azerbaycan’a ABD yardımının yapılmasının önlenmesi ve Ermenistan’ın her alanda ABD tarafından desteklenmesi ABD’deki Ermeni lobisinin ana amaçlarındandır.

Avrupa ülkelerindeki Ermeni organizasyonları da benzer faaliyetlerde bulunmaktadırlar. Bu ülkelerdeki Ermeni toplumunun organizasyonları için soy kırım iddiaları ve Ermeni toplumunun bu iddialar çevresinde toplanması kendilerinin varlık nedenini oluşturmaktadır. Bu durum bir “soy kırım” endüstrisinin oluşmasına neden olmuştur. Ermeni toplumunun belirli bir konu etrafında birleşip lobi oluşturması ise bulundukları ülkedeki Ermeni toplumuna politik alanda bir avantaj sağlamaktadır. Bu özellikle ABD’de görülmektedir. 

III. ERMENİSTAN’IN BAĞIMSIZLIĞI VE TÜRKİYE-ERMENİSTAN İLİŞKİLERİ

1991 yılında Ermenistan’ın bağımsızlığıyla birlikte Ermeni sorununda Ermenistan olgusu devreye girdi. Ermenistan ile yukarıda belirtilen dışarıda yaşayan Ermeni toplumu arasındaki bağ ve Türkiye ile Ermenistan ilişkilerinin izlediği seyir Ermeni sorununun uluslar arası ilişkiler boyutunu ön plâna çıkardı.

Ermenistan’ın bağımsızlığı Türkiye tarafından tanındı. Ancak iki ülke arasında diplomatik ilişkiler kurulamadı. Diplomatik ilişkilerin kurulamamasının önündeki engeller ise Ermenistan’ın soy kırım iddialarını uluslar arası alanda gündeme getirmesi ve Karabağ sorunudur. soy kırım iddiaları Ermenistan’ın Bağımsızlık Bildirgesinde yer almaktadır ve Ermenistan anayasası da Bağımsızlık Bildirgesine atıfta bulunmaktadır. Ermenistan politikasına Ermenistan dışındaki Ermeni toplumunun etkisi, özellikle soy kırım iddiaları ve Türkiye ile Ermenistan ilişkileri konusunda ortaya çıkmaktadır. Ermenistan’ı bağımsızlığa taşıyan süreçte önemli rol oynayan Ermeni Ulusal Hareketi ve Ermenistan’ın ilk Devlet Başkanı Levon Ter-Petrosyan, soy kırım iddialarının Ermenistan tarafından gündeme getirilmesine karşıydı. Ermenistan Bağımsızlık Bildirgesinde de konunun yansıtılmasına Ter-Petrosyan karşı çıkmıştı. Ancak Ermenistan dışındaki Ermeni toplumu ve bunların partileri olarak adlandırılan partiler özellikle de Ermeni Devrimci Federasyonu ve Ermeni Liberal Demokrat Parti Ter-Petrosyan’a ve Ermeni Ulusal Hareketine yönelik çok sert eleştirilerde bulundular. Bu partilerin Türkiye toprakları üzerinde de iddiaları vardır. Örneğin, Ermeni Liberal Demokrat Parti’den bir lider, Ermenistan Cumhuriyetini gelecekteki büyük Ermenistan’ın bir çekirdeği olarak değerlendirirken Ermenistan hükûmetinin bunun gerçekleşmesine kendisini adaması gerektiğini ifade etmiş ve Ermenistan Cumhuriyeti’nin hem asılsız Ermeni “soy kırımının” hem de Ermenistan’ın toprak iddialarının uluslar arası toplum tarafından tanınması için çaba sarf etmesi gerektiğini belirtmiştir.(2) Yine Ermeni Devrimci Federasyonundan bir milletvekili, Kars Antlaşmasının Ermenistan tarafından tanınmamasını isteyen bir konuşma yapmıştır. Ter-Petrosyan, Türkiye ile ilişkiler konusunda çok daha radikal bir tutum içerisinde olan Ermenistan dışındaki Ermeni toplumu ve bunların partileriyle mücadele etmek zorunda kaldı. Nitekim Ter-Petrosyan ile Ermeni Devrimci Federasyonu arasındaki mücadele 1994 yılında Ermeni Devrimci Federasyonu’nun Ermenistan’daki faaliyetlerinin durdurulmasıyla sonuçlandı. Görüldüğü üzere Ermenistan dışındaki Ermeni toplumu gerek soy kırım iddiaları gerekse Türkiye-Ermenistan ilişkileri konusunda hesaba katılması gereken temel unsurlardan birisidir.

Ermeni Devrimci Federasyonu’nun faaliyetlerinin Ermenistan’da durdurulmasından sonra Ter-Petrosyan aleyhine yoğun bir kampanya başlatan bazı Ermeni toplumu kuruluşları, Ermenistan’ın dış temsilcilikleri önünde Ter-Petrosyan aleyhine gösteriler düzenlemiştir. Sonuçta Ter-Petrosyan, istifa etmek zorunda kalmış ve sonrasında yapılan seçimlerde ise Taşnakların desteğine sahip ve radikal politik görüşleriyle bilinen Robert Koçaryan, Ermenistan Devlet Başkanı olmuştur. Ter-Petrosyan döneminde Ermenistan soy kırım iddialarını gündeme getirmekten kaçınırken Koçaryan ile birlikte Ermenistan yönetimi, iddiaları yeniden gündeme taşımıştır. Türkiye’nin Ermenistan ile normal diplomatik ilişkileri kurmak için ileri sürdüğü şartlardan biri Ermenistan’ın soy kırım iddialarını uluslar arası alanda gündemden çıkarmasıdır. Ermenistan ayrıca gerekli yasal düzenlemeleri de yapmalıdır. Yukarıda belirtildiği gibi Ermenistan anayasasından Ermenistan Bağımsızlık Bildirgesine yapılan atıf çıkartılmalıdır. Türkiye’nin Ermenistan ile normal diplomatik ilişkileri kurmak için ileri sürdüğü bir diğer şart ise Karabağ sorununun çözülmesidir.

Karabağ Problemi

Sovyetler Birliği döneminde Azerbaycan sınırları içerisinde yer alan ve nüfusunun çoğunluğunu Ermenilerin oluşturduğu Dağlık Karabağ’da ilk çatışmalar 1988 yılında Ermenilerin Azerbaycan yönetiminden çıkma talepleriyle birlikte başladı. 1991 yılında Azerbaycan ve Ermenistan’ın bağımsızlığını kazanmasından sonra ülkeler arası bir sorun hâline gelen Karabağ çatışmasında 1994 yılında ateşkes antlaşması imzalandı. Bu aşamadan sonra soruna çözüm bulunması için görüşmeler yoğunlaştırıldı. 

Soğuk Savaş dönemi sonrası en yıkıcı bölgesel savaşlardan biri olan Karabağ çatışmasında 1 milyon Azerbaycan vatandaşı mülteci durumuna düşmüş ve Azerbaycan topraklarının % 20’si Ermeni işgaline uğramıştır.(3)Karabağ çatışması hem Türkiye-Ermenistan ilişkilerini etkilemiş hem de Ermenistan dışındaki Ermeni toplumunun Türkiye ve Azerbaycan aleyhine faaliyetlerinin yoğunlaşmasına neden olmuştur. Her ne kadar Ermenistan özellikle Hocalı’da yapılan katliâmdan sonra Dağlık Karabağ yönetimiyle bir bağı olmadığını ve çatışmanın Azerbaycan’ın bir iç sorunu olduğunu açıklasa da uluslar arası gözlemciler tarafından da Ermenistan’ın Dağlık Karabağ Ermenilerine yardım yaptığı teyit edilmiştir.(4) Nitekim bağımsız Ermenistan’ın ilk Cumhurbaşkanı Ter-Petrosyan’dan sonra sözde Dağlık Karabağ Cumhuriyeti’nin Cumhurbaşkanı Robert Koçaryan, Ermenistan Cumhurbaşkanı olmuştur. Ter-Petrosyan döneminde Ermenistan’ın Türkiye ile ilişkileri geliştirme politikasının önündeki en büyük engel Karabağ savaşı olmuştur. Çelişkili bir şekilde Ter-Petrosyan’ın Karabağ politikası Türkiye ile ilişkilerde normalleşmeyi engellerken, Ermenistan’ın Türkiye’ye karşı radikal politikalar izlemesini savunan Ermenistan dışındaki Ermeni toplumu tarafından da eleştirilmiştir.

1994 yılında ateşkes antlaşmasının imzalanmasından sonra barış sürecine Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilâtı (AGİT) bünyesinde hız verildi. AGİT çerçevesinde yürütülen görüşmelerde önemli bir dönüm noktası 1996 yılındaki AGİT Lizbon Zirvesi olmuştur. Bu zirvede Azerbaycan’ın toprak bütünlüğünü esas alan karar tasarısı Ermenistan dışındaki ülkelerin desteğini almıştır. 1997 yılında da AGİT adım adım çözüm önerisinde bulunmuştur. Bu öneri Ermeni kuvvetlerin öncelikle Dağlık Karabağ dışında kalan işgal ettikleri topraklardan çekilmesini ve Karabağ’ın statüsü konusunun daha sonra ele alınmasını önermekteydi. Ermenistan Devlet Başkanı Levon Ter-Petrosyan da bu öneriye sıcak baktığı açıklamasında bulunmuştur. Ancak muhalefetin sert eleştirileri sonucu Ter-Petrosyan’ın istifası ve uzlaşmaya yanaşmayan Koçaryan’ın Devlet Başkanı seçilmesiyle barış sürecinde bir tıkanma yaşanmıştır. Koçaryan iktidarının ilk yılında Karabağ sorununun çözümü için Azerbaycan Devlet Başkanı Aliyev ile görüşmekten kaçınmasına ve Aliyev’in muhatabının Karabağ yönetimi olduğunu söylemesine rağmen daha sonra sorunun çözümü için Aliyev ile bir araya gelmiş ve barış süreci devam etmiştir.(5)

Türkiye, Karabağ sorununa uluslar arası örgütler ve özellikle de AGİT çerçevesinde bir çözüm bulunmasını istemiştir. 1992 yılında da Türkiye ve ABD destekli koridor önerisi ortaya konmuştur. Bu öneri Azerbaycan ile Nahçivan arasındaki bölgenin bir kısmının Azerbaycan’a verilmesi (Mehri Koridoru) ve Ermenistan ile de Dağlık Karabağ arasında bağ kurulmasını içermekteydi. Ancak bu her iki tarafca reddedilmiştir. Son dönemde barış görüşmelerinde koridor konusu yeniden tartışılmaktadır.

IV. ERMENİ SORUNUNDA DİYALOG ÇABALARI

Türk ve Ermeni tarafları arasında sivil diplomasi örneği olarak adlandırılabilecek olan ve tarafların görüşlerini karşılıklı olarak tartışmalarına imkân tanımak amacıyla bazı girişimler olmaktadır. İki taraftan gazeteciler belirli aralıklarla bir araya gelmekte ve sorunlar masaya yatırılmaktadır. Bunun yanında diyalog açısından en ciddî girişim Türk-Ermeni Barışma Komisyonu’nun kurulmasıdır.

Türk-Ermeni Barışma Komisyonu (TEBK) 9 Temmuz 2001 tarihinde altı Türk ve dört Ermeni temsilcinin katılımıyla kurulmuştur. TEBK’nın amaçları Terms of Reference adlı belge ile şu şekilde açıklandı: Türkler ve Ermeniler arasında karşılıklı anlayış ve iyi niyeti geliştirmek, Ermenistan ve Türkiye ilişkilerinin iyileştirilmesini teşvik etmek; Türk-Ermeni sivil toplum örgütleri ve Ermenistan dışındaki Ermeni toplumunda mevcut barışma arzusundan yararlanmak ve söz konusu örgütler arasında temas, diyalog ve işbirliğini desteklemek; doğrudan bazı faaliyetlere girişmek ve diğer kuruluşların projelerinin gerçekleşmesine yardımcı olmak; hükûmetlere sunulmak üzere bazı tavsiyeler geliştirmek; iş dünyası, turizm, kültür, eğitim, araştırma, çevre, medya ve güven artırıcı önlemler alanında resmî olmayan işbirliğini desteklemek, talep üzerine, tarihî, psikolojik, hukukî ve diğer alanlardaki bazı projeler için uzman incelemesi sağlamak.(6)

Türk-Ermeni Barışma Komisyonu’nun Ermeni tarafında özellikle de Ermenistan dışındaki Ermeni toplumunda değerlendiriliş biçimine baktığımızda bu toplumun bir kesimin diyaloga hiç hazır olmadığı ve ileri sürdükleri iddiaların araştırılmasını bile istemedikleri görülür.

TEBK, üyelerinin resmî görev ve sıfat taşımadığı bir sivil diplomasi örneğiydi.(7) Komisyon Ermenistan dışındaki Ermeni toplumunda ve Ermenistan’da geniş bir platformda tartışılmış ve değerlendirmeler yapılmıştır. Bazı istisnalar dışında Ermenilerin TEBK’ya bakışlarının olumsuz olduğu söylenebilir. Komisyona yönelik en sert eleştiriler Taşnakların ABD’deki örgütlerinden Ermeni Ulusal Komitesi (Armenian National Committee of America –ANCA-) ve yine bir Taşnak örgütü olan Ermeni Devrimci Federasyonu’ndan geldi. Taşnaklar TEBK’yı yabancı güçler tarafından emredilen, yetkisiz kişilerin katıldığı ve Ermeni millî çıkarlarını gözetmeyen bir girişim olarak değerlendirdiler. Taşnaklar için asılsız soy kırımın Türkiye tarafından tanınması her türlü görüşmenin ön şartıydı.(8) Taşnakların temel kaygısı Barışma Komisyonu’nun faaliyetlerinin asılsız soy kırımın uluslar arası düzeyde tanınması çabalarının önünde engel oluşturması ve Ermeniler arasında bölünmeye neden olmasıydı. TEBK’nın kurulmasından sonra Ermeniler arasındaki tartışmalar incelendiğinde bölünme konusunda Taşnakların endişelerinin yersiz olmadığını söyleyebiliriz.

Ermenistan’da Ter-Petrosyan döneminde iktidarda olan Ermeni Ulusal Hareketi’ne ve Amerika Ermeni Asamblesi’ne (Armenian Assembly of America-AAA) karşı olan çevreler, Komisyona yönelik sert eleştiriler yaptılar. Bunun nedeni TEBK’nın Ermeni üyelerinin Ter-Petrosyan döneminde önemli görevlerde bulunmuş olmalarıdır. Örneğin Komisyon’un üyelerinden Arzumanyan, Ter-Petrosyan dönemi Dışişleri Bakanlarındandı ve Hovhanisyan aynı dönemde Ermenistan’ın Suriye Büyükelçisiydi.

ANCA ve Ermenistan dışındaki Ermeni toplumunun örgütleri ABD Dışişleri Bakanlığını da TEBK’nın kurulmasını teşvik ettiği gerekçesiyle eleştirdiler.(9) ABD Dışişleri Bakanlığı Barışma Komisyonu’na yönelik desteğini ifade etmişti. Hatta medyada ABD Dışişleri Bakanlığı’nın Komisyona maddi destek sağladığı haberleri çıkmıştı.(10) TEBK’nın Ermeni üyeleri ise ABD hükûmetinin maddî desteği hakkında bir bilgileri olmadığını belirttiler.(11)

ANCA’nın tersine AAA, Komisyona açık destek verdi. Barışma Komisyonu’nun kurulması ABD’deki iki büyük Ermeni örgütü olan ANCA ve AAA arasındaki rekabeti daha da arttırdı. Barışma Komisyonu ABD’deki iki büyük Ermeni örgütünün ortak lobi faaliyetlerini etkiledi. Barışma Komisyonu’nun kurulmasının Ermenilerin asılsız soy kırım iddialarını taşıdıkları ülkeler üzerinde de etkisi oldu. Avrupa Parlamentosu TEBK’nın oluşturduğu diyalog ortamının önemine işaret ederek Türkiye ile ilgili kararda Ermenilerin asılsız soy kırım iddialarına yer vermedi.(12) Alman Parlamentosu da Ermeni asılsız soy kırım iddiaları ile ilgili bir dilekçeyi görüşmeyi, Türk-Ermeni sivil toplum örgütleri arasında temasların başlamış olduğuna dikkat çekerek reddetti.(13)

TEBK 11 Aralık 2001’de Ermeni temsilcilerin ortak bir beyanat yayınlayarak komisyondan ayrılmalarıyla dağılmıştır. TEBK, iki toplum arasında diyalog ortamı oluşturmaya yönelik bir girişimdi. Ancak Ermeni tarafının böyle bir diyaloga hiç hazır olmadığı görüldü. Burada temel sorun Ermenilerin asılsız soy kırım iddiaları ve Ermenistan dışındaki Ermeni örgütlerinin asılsız soy kırımın uluslar arası düzeyde tanınmasını temel faaliyet alanı olarak ele almalarıdır. Komisyon’a karşı Ermenistan dışındaki Ermeni örgütlerinin faaliyetleri de bu toplumun iyi örgütlendiğini ve sivil toplum örgütlerinin bir baskı aracı olarak kullanılabileceğini göstermektedir. Türkiye’de de Ermeni iddialarına ve bu iddialar doğrultusunda Ermenilerin yaptıkları faaliyetlere sivil toplum örgütleri cevap verebilir. Bunun için öncelikle konu ile ilgili bilgilenmeleri ya da bilgilendirilmelerin yapılması ve bunları harekete geçirecek mekanizmaların kurulması gerekir. Türkiye’de TEBK gibi bir oluşum ve faaliyetleri hakkında kamuoyu ve sivil toplum örgütlerinin ilgisizliği dikkat çekicidir. Taraflar arasında yeniden Barışma Komisyonu’nu canlandırma doğrultusunda görüşmeler sürdürülmektedir.  Daha önceki tecrübeden yola çıkan taraflar görüşmeleri gizli yürütme eğilimdedirler. Konuşulanların hemen kamuoyuna yansıtılması bazı çevrelerin Komisyonu hedef almasına neden olmuş ve bu durum Komisyonu olumsuz etkilemiştir.

V. SONUÇ

Ermeni iddialarının Ermenistan dışındaki Ermeni toplumu tarafından çeşitli ülkelerde gündeme getirilmesi, 1991 yılında Ermenistan’ın bağımsızlığı ile birlikte Ermenistan’ın da hem Türkiye ile ilişkiler bağlamında hem de Ermenistan’ın dışardaki yurttaşlarıyla bağlantısı ile Ermeni sorununa bir aktör olarak girmesi sorunun uluslar arası ilişkiler boyutunu ön plâna çıkardı. Türkiye ile Ermenistan arasında Ermenistan yönetiminin asılsız soy kırım iddialarını uluslar arası alanda gündeme getirme çabalarından ve Karabağ sorunundan kaynaklanan gerginlik Ermenistan dışındaki Ermeni toplumunun da devreye girmesiyle diğer ülkeler ile Türkiye ve Ermenistan’ın ilişkilerini etkileyen bir noktaya geldi. Ermenistan yönetimi üzerinde özellikle dışardaki Ermeni partileri vasıtasıyla söz sahibi olan Ermeni toplumu Türkiye-Ermenistan ilişkilerinde olumsuz bir faktördür. Ermenistan çok taraflı bir politika ile bölgede Rusya’ya olan bağımlılığını azaltabilir. Denize çıkışı olmayan Ermenistan’ın ekonomik ve politik istikrarı için Türkiye ile normal diplomatik ilişkileri geliştirmesi gerekir. Ancak Ermenistan’ın mevcut politikası Türkiye ile normal diplomatik ilişkiler kurmasına engeldir.

 


1. Ermenistan dışındaki Ermeni toplumu ve bunların ABD, Kanada, Avustralya, İngiltere, Almanya, Rusya ve Lübnan’daki faaliyetleri ile ilgili olarak bakınız Armenian Studies/Ermeni Araştırmaları, Cilt: 1, Sayı: 3, Eylül-Ekim-Kasım, 2001.

2. Edmond Y. Azadian, “Address to the Parliament of Armenia: On Independence and the Future of the Republic”, in Edmond Y. Azadian and Agop J. Hacikyan (eds.), History On The Move: Views, Interviews and Essays On Armenian Issues, (Wayne State University Press, 2000), s. 6

3. International Helsinki Federation For Human Rights Annual Report, s. 26.

4. Hocali katliamı için bakınız, The New York Times, “Massacre by Armenians”, 3 March 1992. Some of the other articles and news: Thomas Goltz, “Armenian Soldiers Massacre Hundreds of Fleeing Families”, The Sunday Times, 1 March 1992. Time, “Massacre in Khojaly”, 16 March 1992. The Washington Times, “Armenian Raid Leaves Azeris Dead or Fleeing”, 2 March 1992.

5. Kamer Kasım, “The Nagorno-Karabakh Conflict From Its Inception To The Peace Process”, Ermeni Araştırmaları/Armenian Studies, Cilt: 1, Sayı: 2, Haziran-Temmuz-Ağustos 2001, ss. 170-185. Kamer Kasım, “The Nagorno-Karabakh Peace Process: An Evaluation of the Latest Meeting Between Aliyev and Kocharian”, Turkish Daily News, 17 Ağustos 2002.

6. Terms of reference of the Turkish-Armenian Reconciliation Commission, 9 Temmuz 2001, Ermeni Araştırmaları, Cilt:1, Sayı: 2, Haziran-Temmuz-Ağustos 2001, ss. 267-268.

7. Türk-Ermeni Barışma Komisyonuyla ilgili kapsamlı değerlendirme için bakınız, Kamer Kasım, “Turkish-Armenian Reconciliation Commission: A Missed Opportunity”, Armenian Studies, Cilt: 1, Sayı: 4, Aralık 2001-Ocak-Şubat, 2002, ss. 256-273..

8. “ARF Bureau Declaration Regarding the Turkish-Armenian Reconciliation Commission”, Asbarez, 14 Temmuz 2001. Ayrıca bakınız, EDF üyesi Dr. Viken Hovsepian ile yapılan görüşme, http://www.asbarez.com/TARC/VH-QA.html

9. Armenian News Network, Groong, http://groong.usc.edu/news/msg, 16 Eylül 2001.

10. RFE/RL, 8 September 2001. ABD’de medyada TEBK’ya yönelik ilgi vardı. Bakınız, Douglas Frantz, “Unofficial Commission Acts to Ease Turkish-Armenian Enmity”, The New York Times, 10 Temmuz 2001. Editorial, “Turkish-Armenian Reconciliation?”, Washington Times, 17 Temmuz 2001.

11. Emil Danielyan, “Members Deny Knowledge of US Funding For Turkish-Armenian Group”, RFE/RL, 15 Ekim 2001.

12. Armenian News Network/Groong, http://groong.usc.edu/news/msg38258, 5 Ekim 2001.

13. www.bundestag.de/aktuell/bp/2001bp0109/0109083b.html. Bakınız, Ömer E. Lütem, “Olaylar ve Yorumlar”, Ermeni Araştırmaları, Cilt: 1, Sayı 3, Eylül-Ekim-Kasım, 2001, ss. 17-18.

 

 

 

İçindekiler

Sunuş

Başyazı

1915 Görgü Tanıklarınca Van ve Çevresinde Ermeni Olayları
Hüseyin ÇELİK

Ermeni Yanılgıları
Bayram KODAMAN

Tarihi Boyutuyla Ermeni Sorunu
Şenol KANTARCI

Uluslararası İlişkiler Boyutuyla Ermeni Sorunu
Kamer KASIM

Hukuki ve Siyasi Boyutuyla Ermeni Sorunu
Pulat Y.TACAR

Güncel Boyutuyla Ermeni Sorunu
Ömer E. LÜTEM

Uluslaşma Süreçleri Açısından Ermeni Sorunu
Şener AKSU

Kurtuluş Savaşımız ve Farnsa'da Ermeni Propagandası
Yahya AKYÜZ

Türk Ermeni Kültür İlişkileri Üzerine
Zeki ARIKAN

Osmanlı Devletinde Ermeni Nüfusu
Süleyman BEYOĞLU

Osmanlı Devletinde Ermeniler
Nejat GÖYÜNÇ

Lozan'dan Günümüze Ermeni Sorunu
Ali GÜLER

Türk Tarih Kurumu Başkanı Prof.Dr.Yusuf HALAÇOĞLU ile Söyleşi
K.Şule ERDEM

Ermeni Kiliseleri ve Terör
Erdal İLTER

Mütareke ve Milli Mücadele Dönemi (1919-1922)'nde Mersin ve Tarsus'da Ermeni Mezalimi
Erdal İLTER

Türk Ermeni Kültür İlişkilerinde Mitolojik Boyut
Yaşar KALAFAT

Atatürk'e Atfedilen Ermeni İddiaları
Şenol KANTARCI

1915 Ermeni Tehcirine Giden Yolda Gözden Kaçan İki Nokta: Projeler ve Müfettişlikler
Ali KARACA

1916'te Sevk ve İskan Edilmeyen Ermeniler
Davut KILIÇ

Ermeni Sorunu ve Türk Arşivleri
Yusuf SARINAY

Amerika Birleşik Devletlerinde Ermeni Faaliyetleri
Haluk SELVİ

Mümtaz SOYSAL'ın Orly Saldırısı Davası ile İlgili Uzman Tanık Beyanı

Orly Davası Hakkındaki Haber ve Yorumlar -Dış Basın- Yayın Organlarında-

Kronoloji

Fotoğraflar

Osmanlı Belgelerinde Ermeniler (1915-1920

1948 Tarihli Birleşmiş Milletler Soykırımı Suçunun Önlenmesi ve Cezalandırılmasına İlişkin Sözleşmne

Ermeniler Tarafından Türklere Katliam Uygulanan Yerleri Gösterir Cetvel

Ermeniler Tarafından Şehit Edilen Kamu Görevlileri ve Yakınları

Türkiye'deki Ermeni Apostolik Ortodoks, Ermeni Protestan Cemaatlerinin Sivil Temsilcilerinin Yayınladıkları Bildiri

Diğer Elektronik Yayınlar

[Tebliğler Dergisi][Milli Eğitim Dergisi]

 Ana Sayfa    | Eski Sayılar  |

Copyright © T.C. Milli Eğitim Bakanlığı  Yayımlar Dairesi Başkanlığı, 2000
URL: http://yayim.meb.gov.tr
 Yorum, öneri ve yazılarınızı bekliyoruz.
baae@meb.gov.tr