Prof.Dr.Ayşegül ATAMAN
Gazi Üniversitesi Özel Eğitim Bölümü Öğretim Üyesi
Üstün zekâlı çocuklar, özel eğitim alanının en çok göz ardı edilen ve eğitim
olanaklarından yeterince yararlanamayan grubudur. Bilim, sanat
alanlarındaki katkılarına, uygarlık düzeyini oluşturmadaki
çabalarına karşın, bu çocukların yetiştirilmesine yeterli
ilgi ve çaba gösterilmemektedir. Bunun en önemli nedenleri
arasında bu çocuklara ilişkin ön yargıların yattığı gözlemlenmektedir.
Bu ön yargıların bir kısmını şöylece sıralayabiliriz:
• Bu çocuklar zaten üstün, onlar için fazladan bir eğitime
gerek yok.
• Her ortamda kendilerini geliştirebilirler.
• Bunlara artı eğitim verirsek bir SEÇKİNLER sınıfı yaratırız,
bu da topluma üstesinden gelemeyeceği sorunlar yaratır.
• Zaten seçerek öğrenci alan orta öğretim kurumları bu çocuklara
yöneliktir, bunun dışında artı bir özel eğitim vermek abestir.
• Üstün zekâlılarla, özel eğitimin ilgilenmemesi gerekir.
Bu görüşleri uzatmak olasıdır. Ancak toplumların gelişme ve ilerlemelerindeki
katkıları olağan kişilerden kat kat fazla olan üstün zekâlı
ve üstün yetenekli bireyleri toplumun elinden çekip alırsak,
ilkel toplumlar hâline dönüşebileceğimiz gerçeğini unutmamak
gerekir.
Her çocuğun kendine özgü özellikleri
olduğu bir gerçektir. Bireyleri benzemez yapan bu özellikleridir.
Bununla birlikte üstün yetenekli/zekâlı çocukların çoğunda
gözlenen belirli özellikleri vardır. Bazı durumlarda kendi
yaşıtlarına kıyasla farklı olabilir, davranabilir ya da dönüt
verebilirler. Bu çocuklarla birlikte yaşarken ana babasını
büyüleyen ya da utandıran belli davranışlar sergileyebilecekleri
de unutulmaması gereken bir husustur. Bunun yanı sıra çevresindekileri
hayrete düşüren birtakım davranışlar da yapabilirler. Bu nedenle
üstün zekâlı ve üstün yetenekli çocuklarda ortak olan özellikleri
ve ailelerin bu özelliklerle nasıl baş edebileceklerini belirlemek
gerekmektedir.
Sonu Gelmeyen Sorular
Üstün yetenekli/zekâlı çocuklar
akranlarına kıyasla öğrenme hızları çok yüksek olduğu için
bilgiye açtır. Yaşadıkları çevre ve dünya hakkında hiç durmaksızın
bilgi edinmeye çalışırlar. Bazıları her şey hakkında bilgiyi
öğrenmek isterken bazıları da bir çekirge gibi bir konudan
diğerine ya da bir ilgi alanından diğerine atlayabilirler.
Bazıları ise belli bir zaman diliminde sadece özel bir konuya
ilgi duyarlar ve bu konu etrafında zaman harcayarak bilgi
toplarlar.
Neredeyse sonsuz denebilecek kadar çok soru sorabilirler. Ayağa kalktıkları
dakikadan, uyudukları ana kadar dünya ile ilişkili pek çok
bilgi edinmek isterler. Üstün yetenekli/zekâlı çocuğa sahip
bir aile bu durumu şöyle betimlemektedir. “Çocuğum aynı bir
sünger gibi her şeyi emmek istiyor.”
Bu çocukların sordukları sorulardan
bazıları aşağıda belirtilenlere benzer.
• Yıldızlar nereye giderler? Neden üstümüze düşmezler?
• Neden karlar ilk önce ağaçların altında erimeye başlar?
• Ağaçlar ısı yaratır mı?
• Şimdiye kadar neden soğuk algınlığı için çare bulunamadı?
• Neden hâlâ savaşlar var?
Çocukların sordukları soruların
bir kısmının cevapları vardır diğer bir kısmın da belirgin
ve açık herhangi bir yanıtı yoktur. Ailelerin çocuklarının
bu sorularına yanıt verirken çaba sarf etmeleri onların rahatlamasına
sebep olur. Ailenin verdiği cevapların ise çocuğun anlayabileceği
bilişsel seviyeyi aşmaması gerekmektedir. Unutulmamalıdır
ki üstün zekâlı çocuk ailenin cevaplayabileceğinden çok daha
fazlasını sorabilir.
Çocuğun sorduğu sorular gerçekten
aileyi zorlamışsa bu durumda aile kendine ve çocuğa karşı
dürüst olmalıdır. Çocuğun bilişsel düzeyine uygun olarak cevap
öncesi bir ön hazırlık yapılmalıdır. Örneğin, “Bu gerçekten
iyi bir soruydu. Pek çok erişkin bu soruyu sormakta, bununla
birlikte cevap olarak verebileceğimiz çok net bir yanıt yok.
Bu konuda sen ne düşünüyorsun? Benim ne düşündüğümü bilmek
ister misin?” gibi cümleler kullanarak çocuğa yardımcı olmaya
başlanabilir.
Bir ailenin neden, ne zaman,
niçin, kim gibi sorulara hazırlıklı olması için belli bir
ön hazırlık yapması ya da bu hazırlığın yapılabilmesi için
çeşitli düzenlemelerde bulunması gereklidir. Örneğin aile,
başvurabileceği kaynak kitapları her zaman elinin altında
bulundurmalıdır. Kaynak ya da yararlı kitaplar arasında ansiklopediler,
atlaslar sayılabilir. Ek olarak internetten yararlanmak üzere
belli adresleri ya da arama motorlarını önceden bilmeli kısaca
bilgiye giden yollar hakkında bilgi sahibi olmalıdır. Tüm
bu kaynakların el altında ve her an ulaşılabilir olması aileyi
kısıtlı zaman dilimlerinde faydalanabileceği kütüphanelere
daha az bağımlı hâle getirmektedir.
Etkinlikler Aracılığı İle Öğrenme
Üstün yetenekli/zekâlı çocuklar ve aileleri öğrenme ve keşfetme süreçlerinin
sonunda bir etkinliğin üretildiğini fark ederler. Bazı çocuklar
öylesine etkin ve hareketlidir ki yanlışlıkla dikkat eksikliği
hiperaktivite bozukluğu tanısı alma olasılıkları ile karşı
karşıyadır. Bu tanı konulan çocuklarla olan farkları, üstün
yetenekli/zekâlı çocukların güdülenmelerini ya da hareketlerini
sağlayan gücün onların araştırdıkları sorularına bir yanıt
bulma arayışıdır. Çevrelerindeki dünyayı merak ettiklerinden,
zorluktan ve karmaşıklıktan hoşlandıkları için bu hareketli
davranış örüntüsünü sergileyebilirler. Bazen durumu ya da
olayı olduğundan çok daha karışık bir hâle getirirler. Sonsuz
gibi gözüken enerjilerini bir amaca ulaşmak için kullanırlar.
Hem zihinsel hem de fiziksel açıdan etkindirler. Diğer yandan
dikkat eksikliği hiperaktivite tanısı almış çocuklar ise bir
amaç doğrultusunda çoğu zaman hareket etmezler.
Bedenlerini olduğu gibi beyinlerini
de çok çalıştırırlar, bu durum onların uykuya dalma süreçlerinde
de belli aksaklıkların ortaya çıkmasına neden olabilir. Böylelikle
zihinlerini dinlendirmede ve rahatlamada zorluk yaşayabilirler.
Aile, bu etkin hareketlerini, hayal güçlerini ve enerjilerini
boşaltmada plân yapıp onları yönlendirerek yardımcı olabilir.
Destekleyici, heyecanlı bir konuşmadan
ya da heyecan duyulan bir film izledikten sonra veya müthiş
bir plân yaptıktan sonra üstün yetenekli/zekâlı çocukların
hemen uykuya dalmasını beklemek çok büyük haksızlık olur.
Onların rahatlayabilmeleri için belli bir zaman dilimi gereklidir.
Baş ucu hikâye kitapları ya da yatakta uyuma önce dinlenen
rahatlatıcı müzikler çocuğun uyumasına yardımcı olacaktır.
Ne zaman Ne Olduğunu Hatırlama
Üstün yetenekli/zekâlı çocukların büyük bir çoğunluğu kusursuz bir belleğe
sahiptir. Ailelerinin unuttukları birtakım noktalarda onlara
yardımcı olurlar. Örneğin; bir anne çocuğu 3 yaşındayken aldığı
bir biletin çocuğunun 9 yaşına geldiğinde hâlâ zamanını, yerini
ve birtakım bilgileri hatırladığını söylemektedir.
Bu çocuklar özel günlerde, yılbaşı ya da bayramlarda aldıkları hediyeleri
ya da kendilerine verilen sözleri çok iyi hatırlarlar. Örneğin;
“3 hafta önce salı günü bana çocuk parkına gideceğimizi söylemiştin.
Sanırım hâlâ gitmedik değil mi?”, “ Geçen sene eylül ayında
öğretmenim bir alan gezisine çıkacağımızı söylemişti ama henüz
gitmedik. Neden?”. Güven aşılamak için ailelerin ya da öğretmenlerin
tutamayacakları sözleri vermemeleri gerekmektedir.
Erken Öğrenmeler
Farklılıkların olmasına rağmen
üstün yetenekli/zekâlı çocuk erken yaşlarında yaşıtlarına
nazaran daha önce konuşmasını ve yürümesini öğrenir. Fakat
bazı durumlarda çocuklar tam doğru ve düzgün cümlelerle konuşmaya
başlayıncaya kadar sözel iletişim kurmada isteksiz davrandıkları
gözlemlenebilmektedir. Benzer bir şekilde tam olarak dengelerini
sağlamadan yürümek istemeyebilirler. Genellikle bu çocuklar
pek çok şeyi bir ya da iki tekrardan sonra öğrenirler. Tek
bir tekrardan sonra kolaylıkla öğrenebilirler, hatta onların
öğrenmesini istemediğiniz birtakım bilgiler olduğunda da durum
bundan farklı olmaz.
Üstün yetenekli/zekâlı çocuklar
konuşmasını çok severler ve yaşıtlarına göre zengin bir dil
kullanırlar. Konuşma dilinde yaşıtlarına göre daha fazla sözcükten
yararlanırlar. Bu durum zaman zaman yaşıtlarıyla aralarına
belli bir soğukluğun girmesine de neden olabilir. Zira yaşıtları
onların kullandıkları dili anlamada zorluk yaşayabilmektedir.
Örneğin; üstün yetenekli/zekâlı çocuk dinazorlar hakkında
konuşurken genel birtakım sözcükler yerine özelleşmiş terimlerini
kullanmayı seçebilir. Dinazor yerine brontosaurus, stegosaurus,
tyrannosaurus trex gibi özelleşmiş kelimeleri kullanabilir.
Bu çocuklar bu gibi sözcükleri duymak ve anlamakla kalmaz
doğru içerik içerisinde de kullandıkları dilde yer verirler.
Eşzamanlı Olmayan Gelişim
Üstün yetenekli/zekâlı çocukların
yaşıtlarıyla kıyaslandığında duygusal, fiziksel ya da zihinsel
yaşlarının farklı zamanlarda gelişebildiği görülmektedir.
Bu nedenle üstün zekâlı pek çok çocuk bu alanlarda belli performans
gösteren farklı gruptaki çocuklarla arkadaşlık yapmayı tercih
ederler.
Bu parlak çocuklar oyun oynamak
ya da fikirlerini paylaşmak için diğer bireylere ihtiyaç gösterirler.
Büyük bir grup içinde birkaç yaşıtı çocuk olsa da onları bulma
ve kuvvetli ilişki kurma eğilimi gösterirler. Çocuk yaşıtı
olan diğer çocuklarla problemler yaşadığında kendisinden yaşça
ileri olan çocuklarla arkadaşlık etmenin daha uygun olduğuna
ilişkin bir yargı geliştirebilir. 5 yaşındaki bir çocuk sokakta
oyun oynamak için 9 yaşında bir çocuğu seçebilir ve bunu “Onun
çok güzel fikirleri var.” şeklinde de ifade edebilir. Bu durum
şüphesiz belli zorlukları da doğurur. Örneğin; yaşça kendinden
daha ileri olan arkadaşı parkta oynamak isterken 5 yaşındaki
çocuğun karşıdan karşıya geçmek için ailesinden izin alması
gereklidir. Diğer bir oyunda, örneğin iki tekerlekli bisiklete
binen 9 yaşındaki çocuk onu arkasında yalnız bırakabilir.
Bununla birlikte bilgisayarı her ikisi de sevebilirler ya
da 3 yaşındaki üstün zekâlı bir çocuk bu konuya daha az ilgi
gösterebilir.
Bu çocuklar 10 yaşına bastıklarında
yeni durum ve problemlerle karşı karşıya gelirler. Zihin yaşı
olarak onlarla denk olan çocuklar karşı cinsle arkadaşlık
kurmaya çalışabilir, araba kullanmak isteyebilir ya da alkollü
içkiler denemek isteyebilir. Oysaki bu duruma o, ne duygusal
ne de etik olarak hazır değildir. Fiziksel olarak da arkadaş
grupları içinde spor faaliyetlerinde yeterince başarılı görülemeyebilirler.
Zihinsel olarak üstün oldukları hâlde sosyal ve duygusal yönden
bakıldığında diğerleriyle aralarında bir uçurum olabilir.
Özetlemek gerekirse üstün yetenekli/zekâlı çocuklar kendilerini
diğer çocuklardan daha farklı hissederler. Bu noktada da ailelerinin
onları sevmesine ve anlamasına çok fazla ihtiyaç gösterirler.
Üstün yetenekli/zekâlı bireylerin çocukluk çağında en çok problem yaşadıkları
dönem hangisidir?
1. Okul öncesi dönem; çocuğun
tam olarak neyin doğru neyin yanlış olduğunu bilmediği bir
çağdır ve çocuk kendisini tam bir “aptal” olarak da değerlendirebilir.
2. Çocuk 10 yaş civarında; belli bir zorluk dönemi yaşar. Bunun sebebi
de arkadaş baskısının çok fazla olmasıdır. Arkadaş grubunun
onları kendileri gibi olmaya yönlendirme baskısı sonucu, üstün
yetenekli/zekâlı çocuklar kendilerini gruba kabul ettirebilmek
için yeterince başarılı göstermemeye başlayabilirler.
Bazı durumlarda aile yaşamına ilişkin problemler baş gösterebilir. Bunun
nedeni ise çocuğun duygusal yaşının zekâ yaşını tutmamasıdır.
Bu tür çocuklar zaman zaman aptalca ya da çocukça davranabilirler.
Oysaki diğer çocukların benzer davranışları anne babaları
tarafından daha iyi tolere edildiği hâlde onlara çocuk olmaya
hakları yokmuş gibi davranılabilmektedir.
Bazı yetişkinler ,doğru olmayan
bir biçimde, bu çocukların her şeyi “daha iyi bildikleri”
kanısına sahiptir. 5 yaşında bir çocuk 4. sınıftaki bir çocuğun
okuma ve problem çözme seviyesine ulaşabilir. Ancak, o hâlâ
5 yaşında bir çocuktur. Ayrıca bu tür problemlere parmak emmek
gibi ya da ayakkabısını bağlıyamamak gibi motor beceri isteyen
etkinliklerdeki zayıflıklar da eklenebilir.
Aileler çocuklarının göstermiş
olduğu bu tür davranışlara, onların her zaman her şeyi daha
iyi bildiklerine ve onların üstün olduklarına inandıkları
için, duygusal yaşına uygun olmayan şekilde cezalandırmaya
çalışabilirler. Bu, kesinlikle çok yanlış bir tutumdur. Bu
durumda aile rahatlamalı ve çocuklarına onun yaşında olağan
bir çocuğa nasıl davranıyor ise öyle davranmalıdır.
Motor Becerilerdeki Farklılıklar
Bu tür çocuklar motor becerilerde
belli bir davranış keskinliğine ulaşamayabilirler ve bu alanlarda
bir gecikme yaşayabilirler. Bu durum bir ikilemin ortaya çıkmasına
sebep olur. Bunun nedeni, elleriyle çalışma becerisiyle, anlama
ve bilgi edinme seviyesinin tüm gelişim alanlarının üstünde
gelişiyor oluşudur. Örneğin; el yazısı annesinin ya da öğretmenin
ondan beklediğinden çok daha kötü olabilir. Üstün yetenekli/zekâlı
çocuklar genellikle el yazısını yavaş, yorucu ve olumsuz bir
şekilde değerlendirirler. Çünkü zihinleri bir kalemden çok
daha hızlı çalışmaktadır. Bu durumda klavyenin öğretilmesi
pek çok açıdan özellikle de yaratıcı işlerin ortaya konmasında
büyük önem taşımaktadır.
Bu durumda çocuklara küçük kas
gruplarını geliştirmesi için çeşitli egzersizler verilmelidir.
Bunların arasından oyun hamuru çamurla oynama , parmak boyası
yapma, ipe boncuk dizme gibi birtakım etkinlikler gösterilebilir.
Bu tür etkinliklerin bir kısmı bir süre sonra oldukça sıkıcı
olabilir. Çocuğun kendini ifade edebilecek bir sanat materyaliyle
baş başa özgür bırakılması atılacak en iyi adımdır. El yazısının
düzelmesi ya da el yazısına farklı bir anlam katılması için
bunu bir sanat formuna dönüştürmek gerekebilir. Örneğin; kaligrafi
sanatının öğretilmesiyle çocuğun yaratıcılığına farklı bir
boyut katılmış olur. Çocuk bir taraftan yaptığı işten zevk
alırken bir taraftan da eğlenerek kendini geliştirme olanağı
bulur. Ayrıca pek çok fiziksel etkinlik çocuğun küçük ve büyük
motor becerilerini geliştirmesi için önemli bir fırsattır.
Genç Avukatlarla Baş Etme
Üstün yetenekli/zekâlı çocuk
sahip olduğu kusursuz dil becerisini istediği birtakım şeyleri
elde etmek için kullanabilir. Bununla birlikte ana baba, onun
dikte ettiği birtakım kural ve yönergeleri kabul etmeme durumundadır.
Aile, önemli olan noktaların farkına vararak kurallarını oluşturmalıdır,
böylelikle çocuk kendini daha güvende hissedecektir. Bu çocukların
üstün yetenekli/zekâlı olmaları kurallara uymamak için hiçbir
zaman bir mazeret olamaz. Ancak, çocuklara çok katı kurallar
konulduğunda bu durum kendini diğer çocuklara karşı hırçın
davranma ve öfkelenme şeklinde yansır. Aynı durum üstün yetenekli/zekâlı
çocuklar için de söz konusudur. Fakat onlar durumu bir adım
ileriye taşıyarak yalan söylemeyi ve erken yaşlarda ihtiyaç
duydukları şeyleri çalmayı öğrenebilirler. Bu nedenden dolayı,
özellikle üstün zekâlı çocuklara her zaman adil ve saygılı
davranmak çok önemlidir.
Çocukların üstün yetenekli/zekâlı
olması hiçbir zaman onların ahlâksal açıdan da üstün oldukları
anlamına gelmemektedir. Bundan dolayıdır ki bu çocukların
diğer çocuklar gibi birtakım kurallara ihtiyaçları vardır.
Fakat diğer çocuklardan farklı olmak üzere belli kuralların
ya da belli davranışların sonuçlarının ne olabileceği konusunda
çok daha hızlı bir kanıya varabilirler. Sonuç olarak aynı
hatayı tekrarlamaktan kaçınırlar.
Bu çocukların dünya üzerinde
bir işe yaramaları, fonksiyon görmeleri için dünyanın yapısını
anlamaya ihtiyaçları vardır. Eğer bu çocuklar sürekli olarak
aile ya da öğretmen tarafından kontrol altında bulundurulurlarsa,
kaybolma ya da kafalarının karışması gibi karışık duygular
içine girebilirler.
Çocuk olgunlaştıkça aile, onun
gerçek kararlar aldığını gördüğünde daha fazla güven hisseder.
Bazı durumlarda ise sınır belirten kurallar koymak hayati
önemlidir ve bunlar kesinlikle tartışmaya açık kurallar değildir.
Okuldan kaçmak, keyif veren ve alışkanlık yapan maddeler kullanmak
gibi konulardaki kurallar bunlara örnektir. Ailelerin deneyim
kazanması sonucunda, çocuğun sadece limitlerini zorlamak için
mi yoksa farklı bir nedenden dolayı mı kuralları tartışmaya
başladığının ayırımını doğru yapabilir hâle gelirler. Fakat
belli bir alandaki sorumluluğunu kanıtlamak için tartışmaya
girdiğinde kurallar bir miktar hafifletilip, özgürlük adına
bir adım ileriye atılabilir.
(Sürecek)