A.Bekir PALAZOĞLU
Başöğretmen Atatürk, Ankara-1991, Cilt:2
“– Arkadaşlar, yorulmadan beni takip edeceğinizi söylüyorsunuz. Fakat,
arkadaşlar, yorulmadan ne demek? Yorulmamak olur mu? Elbette
yorulacaksınız. Benim sizden istediğim şey yorulmamak değil,
yorulduğunuz zaman dahi, durmadan yürümek, yorulduğunuz dakikada
da dinlenmeden beni takip etmektir. Yorgunluk, her insan için,
her mahlûk için tabiî bir halettir.Fakat, insanda yorgunluğu
yenebilecek manevî bir kuvvet vardır ki, işte bu kuvvet, yorulanları
dinlendirmeden yürütür.
Sizler, yeni Türkiye’nin genç evlâtları!Yorulsanız dahi beni takip edeceksiniz!
Ben, bu akşam buraya yalnız bunu size anlatmak için gelmiş
bulunuyorum. Dinlenmemek üzere yürümeye karar verenler, asla
ve asla yorulmazlar.Türk gençliği gayeye, bizim yüksek idealimize
durmadan, yorulmadan yürüyecektir.Biz de bunu görmekle bahtiyar
olacağız.Şimdi, çocuklar, eğleniniz.”
Bir aralık gençler, hep bir ağızdan:
Dağ başını duman almış,
Gümüş dere durmaz akar
Güneş ufuktan şimdi doğar
Yürüyelim arkadaşlar!..
marşını söylediler.
Göğüsleri kabartan bir duygu ve sevgi coşkunluğu ile söylenen bu marş bitince
Atatürk, nurlu yüzünü, bu nura yönelten gençliğe çevirerek
eski bir hatırasını şu suretle hikâye etti:
“– Arkadaşlar, ben 1919 senesi Mayısı içinde,Samsun’a çıktığım gün elimde,
maddî hiçbir kuvvet yoktu. Yalnız,Türkmilletinin asaletinden
doğan ve benim vicdanımı dolduran yüksek ve manevî bir kuvvet
vardı.İşte, ben, bu ulusal kuvvete, bu Türk milletine güvenerek
işe başladım.Samsun’danAnadolu içerilerine, kırık bir otomobille
gidiyordum. Yanımda öteden beri yaverliğimi yapanSalih ve
Cevad Abbas’tan biri bulunuyordu. O kırık otomobil,Anadolu
yollarında ilerlerken ben, daima düşünür ve yaverime şimdi
sizin terennüm ettiğiniz şarkıyı söyletirdim.Ben, Türk ufuklarından
bir gün behemehal bir güneş doğacağına, bunun hararet ve kuvvetinin
bizi ısıtacağına, bundan bize bir güç çıkacağına o kadar emindim
ki, bunu âdeta gözlerimle görüyordum.O şarkıyı okutup tekrar
ettirmekten maksadım, Türk’ün bu güneşi doğunca muvaffak olacağını
anlatmaktı. Bu sebepledir ki, demin söylenen şarkı, benim
on sekiz senelik bir hâtıramı tazeledi.Bu şarkıyı söyletmeye
önayak olan genç bayana teşekkür ederim.” *
M. Kemal ATATÜRK
26-27
Mart 1937 yılında Ankara Halkevi’nde
Bursalı gençlere yaptığı konuşma’dan