Abdullah ÖZTÜRK
Selçuklu Görme Engelliler İlköğretim Okulu Öğretmeni/KONYA
Ülke nüfusumuzun büyüklüğü hepimiz tarafından bilinen bir gerçek.Ama bu
nüfusun ne kadarını engelli bireylerimizin oluşturduğunu çoğumuz
bilmeyiz. Araştırmalar sonucunda ortaya çıkan tablo hiç de
önemsenmeyecek gibi değildir. 1990 nüfus sayımına göre ülkemizdeki
engelli bireylerin oranı % 14’tür.Bu rakam herhâlde bizlerin
engelli bireylerimiz için ne kadar çalışmamız gerektiği hakkında
bilgi vermektedir.Ayrıca her insanın bir özürlü adayı olduğunu
düşünürsek herhâlde yapılacak çalışmaları çok daha fazla önemsemek
gerekir.
Ülkemizdeki özürlü bireylerimizin çoğunluğunu % 3.5 oranıyla konuşma engelli
bireylerimiz oluşturmaktadır.Konuşma engellileri sırasıyla
% 2 ile üstün zekâlılar, % 2.03 ile zihinsel engelliler, %
1.4 ile ortopedik engelliler, % 0.06 ile işitme engelliler,
% 0.02 ile görme engelliler takip etmektedir.
Engelli bireylerimizin, ülke nüfusuna oranının bu kadar çok olmasına rağmen
çok az bir kısmı eğitim imkânlarından faydalanabilmektedir.Oysa
Avrupa’da engelli bireylerin tamamı eğitimin bütün olanaklarından
faydalanmakta, hatta gerektiğinde eğitim imkânı engelli bireylerin
ayağına kadar götürülmektedir.Bu durum bizim büyük bir ayıbımızdır.
Bu noktada, eğitimde fırsat eşitliği ilkesine ne kadar dikkat
ettiğimizi oturup düşünmeli ve bu ilkenin gereğini yerine
getirmek için neler yapmamız gerektiğini plânlamalıyız.
Günlük yaşamınızda engelli bireylerle muhakkak karşılaşmışsınızdır. Kimi
zaman elindeki beyaz bastonuyla yürüyenleri, kimi zaman işaretlerle
etrafındakilere derdini anlatmaya çalışanları, tekerlekli
sandalye ile kaldırımları ve pek çok engelleri aşmak için
zahmet çekenleri, garip tavırlarına bakarak güldüğünüz kişileri
görmüşsünüzdür.İşte bu kişilerin ne gibi dertleri, sıkıntıları
var?Acaba eğitim görüyorlar mı, eğitim görmeleri için neler
yapmak gerekir hiç düşündünüz mü?
Engelli bireylerimizi topluma kazandırmak ve hayatlarını kolaylaştırabilmek
için inanın küçük büyük bütün bireylerin yapabileceği pek
çok şey vardır.Örneğin çevre düzenlemelerinin engelli bireylere
uygun şekilde yapılması, günlük yaşamımızda sürekli kullandığımız
alışveriş merkezlerinin engelli bireylere uygun olarak dizayn
edilmesi, trafik ışıklarına kurulan sesli düzeneklerin yaygınlaştırılması
engelli bireylerimizin hayatlarını bir nebze de olsa kolaylaştıracaktır.
Engelli bireylerimize yardımcı olmak istiyorsak, onlara acıyarak yaklaşma
yerine Konfiçyus’un dediği gibi onlara balık verme yerine,
balık tutmayı öğretmeliyiz.Engellilerin beceri ve yetenekleri
doğrultusunda iş imkânı sağlayarak onları üretken ve verimli
hâle getirebiliriz.