|
Güçlüyüm
Ben Bir Engelim Olsa Bile
Çetin ASLAN
GAP Görme Engelliler İ.Ö.O.Öğrencisi
Elbet varacağım menzile,
Varamazsın deseler bile,
Geniş ufuklu bir yüreğim var,
Gözlerim görmüyorsa bile.
Sonuna dek seveceğim seni,
O seni sevmez deseler bile,
Gözlerim konuşuyor ya,
Seni duyamasam bile.
Koşacağız bir gün hem de el ele,
Ayaklarım beni taşımıyorsa bile,
Hem bu umutla avunacağım,
Çaren yok deseler bile.
Sonuna dek çalışacağım,
Varlığım ve sevdiklerim için,
Ve hiç bir zaman yılmayacağım,
Nice engel ve düşmanlarım olsa bile.
Hep mutlu olacağım,
Hayata gülerek bakacağım,
Ve hiç aldırmayacağım,
Bana acıyıp “yazıktır” deseler bile.
Sevgili
Annem
O.Nuri KIZILCA
Sarayköy Lisesi Tarih Öğretmeni /DENİZLİ
İyiden,
güzelden,
ve doğrudan yana ne varsa,
hepsini senden öğrendim.
Umutsuzluğumda
umut,
hastalığımda
derman,
ekmeğimde
tuz,
susuzluğumda
kaynak oldun.
Ben seninle var oldum,
Seninle ağladım,
seninle güldüm.
Her “AnnelerGününde”
Ülkemin mor dağlarının
ve ovalarının,
tüm kır çiçeklerini
önüne seriyorum...
Saygılarımı sunuyor,
Ellerinden öpüyorum.
Seni çok seviyorum,
Sevgili Annem.
|
Geleceğin
Işığı Olacağım
Gülsüm TEKKANAT
Denizli Görme Engelliler İlköğretim O.Öğrencisi
Hep uçmak istedim,
Daldan dala konmak...
Karanlıkta değil,
Aydınlıkta olmak istedim.
Görmek istedim ama olmadı
Gülmek istedim
Karanlık dünyam bunu engelledi
Hep bu dünyayı görmek hayali içinde yaşadım
Bir ışık gördüm
Güneşti bu benim aydınlatıcım
Uzandım, uzandım, tekrar uzandım
Ama takıldım düştüm
Yağmurlarda sel oldum akıp gittim
Karda donmuş bir buz parçası
O buz parçasının erimeye
Su olup akmaya ihtiyacı vardı
Kalakaldı oracıkta
Güneş görmeden
Kar üstüne kar yağdı
Soğuklar hiç eksilmedi
İşte o gün geldi
Her taraf aydınlandı
Güneş doğdu
Beyazlar yeşildi
Bıraktı yerini
Bütün buzlar erimişti
Sadece o kalmıştı
O da eridi sonunda
Özgürlüğüne kavuştu
Akıp gitti
Bir daha gelmek üzere
Bazen de bir ağaç oldu
Yerinden debelenemiyordu ama olsun
Hiç olmazsa gökyüzünü göreyim derdi
Ama rüzgâr, soğuk engelledi
Yere düştü o güzelim dallar kırıldı
O güzelim yapraklar çürüdü
Bir daha kalkamadı yerde yığıldı kaldı
Bazen de bir bebik oldu
Ne karanlıklar bekliyordu onu
Ama o güneş ışığı görecek
Tutunacak takılmayacak, bırakmayacak
Bir daha bırakmayacak
Biliyor ki o güneş ışığı
Onu aydınlığa götürecek
Kuş olup uçacak
Geleceğin ışığı olacak
|
Gelmeyeceksin
Özden GÜVEN
Söke Hilmi Fırat Anadolu Lisesi Öğrencisi
Günlerden gökyüzü, saat otuz iki
Olduğunda koşacaksın bana
Hafif bir rüzgâr dağıtacak saçlarını
Ay hilal olacak
Esmer tenin mora çalacak
Sen hiç olmadığın kadar güzel
Ben hiç olmadığım kadar sevgi dolu
En derin denizlerdeki hiddet
Karanlığı gibi en kuytu ormanın
Ve sonbarda bir gelincik kadar yalnız
Tüm korkularında koşacaksın bana
Günlerden gökyüzü, saat otuz iki
Olduğunda geleceksin
Manolya
Ömer
KARAYILAN
Ekinözü, Aşağı Ortaören İlköğretim Okulu Öğretmeni /K.MARAŞ
Manolya,
adın kalır ,unutursun bu aşkı,
Yanlışlar,
yanılışlar... ömrümün bakiyesi...
Bırak
benimle kalsın, yokluğun senden farkı,
Bırak
seninle gitsin, bu veda hikâyesi.
Sahipsiz
bir suç gibi, üstlenip acıları,
Yüreğimden
damıttım sana ben mutluluğu.
Senin
uğruna çektim, bu ağır sancıları,
Varlığınla
demlendi gözlerimdeki buğu.
Gülüşlerimi
götür, öpüşlerimi götür,
Bir
şehrayin yaşansın yaktığın şehirlerde.
Bedelini
ödedim, al, düşlerimi götür,
Bir
damla su bırakma, aktığın nehirlerde...
Manolya,
adın kalsın... Unut gitsin bu aşkı...
Yanlışlar,
aldanışlar... gönlümün bakiyesi.
Bırak
yarıda kalsın, başladığımız şarkı,
Bırak
burada bitsin, bu sevda hikâyesi...
|
Fırtına
Çiçekleri
Yılmaz
İMANLIK
Muslubey İlköğretim Okulu Öğretmeni Salıpazarı/SAMSUN
Bitmeyen bir şiir...
Başlangıç: Öğretmenler Günü
Bitiş: Mahşen günü
I
Bulutlar bütün bir gece içini döktü
Derdini dinledi ırmaklar gözleri doldu.
Taze bir gelinin saçları kadar güzel salındı yağmurlar
Çakan her şimşek yıldızların karesiyle bir kez daha çarpıldı.
Şelalenin gözlerini silen ıslak birer mendildi akasyalar...
Işıklarım çoktan söndü.
Güneş gözlerimi gündüzden çalmıştı;
Gözlerimsiz aydınlatamadım hiçbir şeyi
Yıllanmış bir mum yaktım şimşek kırıntılarıyla
Masamın üstüne, çiçeklerimin üşüdüğü yere diktim
Alevine avuç avuç umutlarımı ektim.
Gök kubbenin çatırtıları zorlarken kapılarımı
Yıldızlar dökülecek sandım saçlarıma
Yıldızlardan önce siz döküldünüz ey fırtına çiçekleri!
Rüzgârlar küsüp gitti bahar geldi diye
Saçlarınızı gördü yağmurlar, kahrolup gitti.
Bulutların bitmeyen derdi bitti.
Fırtına çiçekleri!
İçimdeki savaşlar ateşkeste şimdi
Güneş gözlerimi geri gönderdi gündüzü görmeden
Anıların rıhtımına bir gemi yanaştı ışık yüklü
Bu akşam hiç tatmadığım bir mevsimdi.
Fırtına çiçekleri yanı başımda.
Fırtına çiçekleri içimde bir candır.
Fırtına çiçekleri hep taze durur karşımda
Fırtına çiçekleri bende solmayan bir yandır.
II
Fırtına çiçekleri!
Yine kokunuzu duydum bugün
Havada güneş yanıyordu
Kalbime kalbime vuruyordu rüzgâr düşüyordum
Ellerimden kar tanecikleri tuttu
Onlar gözümde bir umuttu.
Kanatlarında mektubunuzu gördüm
Gökyüzünden inerken ben sizi gördüm.
III
Ey balkonumdan gülerek geçen bahar!
Bana fırtına çiçeklerimden haber getir
Ya da beni al onlara götür...
|
İstiyorum
Yusuf YANÇ
Ben gelinciklerimi, papatyalarımı istiyorum.
Mor sümbüllü dağlarımı,
Top top çiğdemlerimi istiyorum.
Ben sütleğenlerimi, kardelenlerimi istiyorum.
Yapma olmayan kır çiçeklerimi,
Kekliğimi, kınalı kekliğimi istiyorum.
Ben meşelerimi, çınarlarımı istiyorum.
Tarak yaptığım şimşirlerimi,
Kozalakları ile birlikte çamlarımı istiyorum.
Ben eriklerimi, zerdalilerimi istiyorum,
Mis kokulu iğdelerimi,
Armudumun kötüsünü istiyorum,
Ben kestanelerimi, cevizlerimi istiyorum,
Dişimi kıran keçi boynuzlarımı,
Salkım salkım akasyalarımı istiyorum,
Ben elmalarımı, ayvalarımı istiyorum,
Salkımları sarkan bağlarımı,
Narımın yanında yârimi istiyorum.
Ben ırmaklarımı, çaylarımı istiyorum,
Alabalıklı derelerimi,
Kana kana su içtiğim pınarlarımı istiyorum,
Ben kelebeklerimi, arılarımı istiyorum
Atlı atsız, kanatlı kanatsız karıncalarımı
Ağustos böceklerinden konserlerimi istiyorum.
Ben tırtıllarımı, kertenkelelerimi istiyorum.
İrili ufaklı kurbağalarımı,
Ateş böceklerinden ışıklarımı istiyorum.
Ben serçelerimi, güvercinlerimi istiyorum.
Yaz misafiri kırlangıçlarımı,
Yusufu kurtaran kumrularımı istiyorum.
Ben cerenlerimi, ceylânlarımı istiyorum.
Armudun iyisini bağışlamak zorunda kaldığım ayılarımı,
En semiz tavuğumu kaçıran tilkilerimi istiyorum.
Ben kaplumbağalarımı,tavşanlarımı istiyorum.
“Pişt” dediğim sokak kedilerimi,
Kınalı kuzularımı, onları koruyan çoban köpeğimi istiyorum.
Ben karlarımı, karlı dağlarımı istiyorum.
Muzip yaz yağmurlarımı,
Uçurtmamla beni çocukluğuma taşıyacak rüzgârlarımı istiyorum.
Ben yeşil ovalarımı, çoban çeşmelerini istiyorum.
At koşturduğum yaylarımı,
Kavaklara ödünç verdiğim yellerimi istiyorum.
Ben emaneti çocuklara vermek istiyorum.
Çocukların yarınları,
Ben gelinciklerimi, papatyalarımı istiyorum.
|
Sensizlik
Ülkesine Sürgünüm
Mahmut KURU
Tavşancıl Ziya Toplan İlköğretim Okulu Öğretmeni
Gebze/KOCAELİ
Küçük kız, orda mısın
aynı yerde bekliyor musun beni
çığlığım ulaşıyor mu yüreğine
sensizlik yokuşunda harcadığım
yalnızlığım yakışıyor mu korkularına
Küçük kız, düşlerde neden yoksun
dargın mı hayatlarımız bakışlara
değişmek mi sana zor gelen
yanlış aşklar mı yoksa kapını çalan
kararsız ateşlerde kavrulmak acı
Küçük kız, hiç anlatamadım değil mi
beceriksiz bakışlarım da yetmedi sana
madem sevmeyeceksin, aşkın uzak
beni sensizlikle cezalandır, korkma
elini kana bulaman gereksiz
kiralık aşklara sat beni
kolay intiharlar icat et
Küçük kız, yalnızların mahkemesi olmaz,
hâkim cübbesini giymeden açıklar
kararım çıplak levhalarda boy gösterir
sensizlerin ülkesine sürgünüm yakın
Küçük kız, duvarlarım seni soruyor özlemle
seyretmeyeli çok oldu sevişmeleri
rüyalara çıkan yollar bile karardı
uçsuz bucaksız uğultu meydanlarında
tek parlayan ışığa koşuyorum
Üstüme gelmeyin duvarlar
o burda yok, ondandır ilgisizliğim
sorguya çekmeyin beni
görüyorsunuz yalnızım işte
Küçük kız, yüreğim çok oldu seni anmıyor
anlıyor muyum seni gerçekten
kullanılmış mıyım yarenliklerde
harcadığım zamanlar hesap sormada
sadece kadınlar ucuz değil ülkemde
insanlık satıldı pazarlarda
beğendiğimiz alçakların dansıdır.
Söyleyin, ben şair miyim sizce,
yoksa, şiirlerinde çaresizliğini saklayan
acemi bir hırsız mı var içimde
Ben
Toprağı Sevdim Toprak da Beni
Güven TAHTAKIRAN
İlçe Milli Eğitim Şube Müdürü Ulaş/SİVAS
Gözlerimi açtığımda dünyaya,
Ben toprağı sevdim, toprak da beni,
Kayıt kamet geçtiğinde künyeye,
Ben toprağı sevdim, toprak da beni.
Anam herk tarladan höllük eledi,
Isıttı altına odun galadı,
Aktarıp dönderip beni beledi,
Ben toprağı sevdim, toprak da beni.
Bilip bilmeyerek onu üzdüm de,
Hor davranıp hırpalayıp ezdim de,
Kırılmadı hep sırtında gezdim de,
Ben toprağı sevdim, toprak da beni.
Cefa ettim kin gütmedi boş verdi,
Ana oldu acıkınca aş verdi,
Ne verdiyse helâl verdi hoş verdi,
Ben toprağı sevdim, toprak da beni.
Biz de topraktanız ben-i ademiz,
Tükenir ömrümüz yeter vademiz,
Ondan geldik yine ona döneriz,
Ben toprağı sevdim, toprak da beni.
|