Oktay TOPALOĞLU-Hacer
KARABULUT-Sülbiye CEBECİ
Çankaya Rehberlik Araştırma Merkezi/ANKARA
Zihinsel öğrenme yetersizliği, zihinsel gelişim yetersizliğinden
dolayı, bireyin eğitim performansının ve sosyal uyumunun olumsuz
yönde etkilenmesi durumudur. Zihinsel öğrenme yetersizliği
olan çocukların zihinsel işlevleri ve sosyal davranışları
yaşıtlarına göre geri ve yetersizdir. (Geç ve güç öğrenirler,
sınıf veya toplum içindeki kurallara uymakta zorlanabilirler).
Sosyal davranışlar dediğimizde, çocuğun yaşına ve yaşadığı
çevreye uygun davranışlar göstermesini ifade etmekteyiz. Bu
davranışlar çocuğun içinde bulunduğu gelişimsel döneme ve
içinde yaşadığı topluma bağlı olarak değişmektedir.
Zihinsel öğrenme yetersizliği
olan çocuklar problemlerinin ağırlığına göre hafif, orta ve
ağır düzeyde olmak üzere üç gruba ayrılır. Gruplama çocuğun
gereksinimlerinin belirlenmesi, bu gereksinimleri en iyi ve
uygun şekilde karşılayacak eğitim programlarının hazırlanması
ve çocuk için en uygun eğitim ortamının bulunması amaçlarıyla
yapılmaktadır.
Hafif Düzeyde Zihinsel Öğrenme Yetersizliği
Bireyin, temel okuma-yazma ve sayma becerilerini kazanmasında ortaya çıkan
gecikme durumudur.
Orta Düzeyde Zihinsel Öğrenme Yetersizliği
Bireyin, gecikmeli bir konuşma ve dil gelişimi, sosyal, duygusal veya davranış
problemleri ile temel okuma-yazma ve sayma becerilerini kazanmasında
ortaya çıkan gecikme durumudur.
Ağır Düzeyde Zihinsel Öğrenme Yetersizliği
Bireyin, ciddî biçimde konuşma ve dil gelişimi güçlüğü, sosyal, duygusal
veya davranış problemleri ile temel öz bakım becerilerini
öğrenmesinde ortaya çıkan gecikme durumunu ifade eder.
Hafif ve orta düzeyde zihinsel öğrenme yetersizliği olan çocukların birçoğu
zihinsel ve fiziksel gelişimleri açısından yaşıtlarından önemli
bir farklılık göstermediği için genellikle okula başlayana
kadar bu çocuklardaki gelişim geriliklerinin pek farkına varılmaz.
Okula başladıklarında, özellikle akademik çalışmalarda karşılaştıkları
güçlükler sonucunda gerilikleri ortaya çıkar.
Ağır düzeyde öğrenme yetesizliği olan çocuklar ise daha önce fark edilebilirler.
Erken tanı ve erken eğitim ile bu çocukların bulundukları noktadan çok
daha ileri bir yere gelebildikleri, başarılı olabildikleri
görülebilmektedir.
ZİHİNSEL ÖĞRENME YETERSİZLİĞİNİN
NEDENLERİ NELERDİR?
Zihinsel öğrenme yetersizliğinin nedenlerini bulmak ve belirlemek son derece
güçtür. Pek çok nedenden kaynaklanıyor olabilir. Bir gruplama
yapacak olursak, zihinsel öğrenme yetersizliğinin nedenlerini
kalıtımsal, organik ve çevresel nedenler olarak üç grupta
toplayabiliz.
Kalıtımsal Nedenler: Eğer ailede kalıtsal bir rahatsızlık
veya hastalık var ise bunlar hastalıklı genler yolu ile çocuklara
geçmektedir. Özellikle akraba evliliklerinde bu risk daha
yüksek olmaktadır.
Mongolizm (down sendromu), Fenilketanuri, Hidrosefallik ve Mikrosefallik
örnek olarak verilebilir.
Organik Faktörler: Kalıtsal olmayan ancak doğum öncesi,
doğum sırasında ve doğum sonrasında meydana gelebilecek faktörlerdir.
Bu faktörler şöyle sıralanabilir:
* Vücut biyokimyasındaki ve metobolizmasındaki bozukluklar (Annenin herhangi
bir rahatsızlığının olup olmadığı, meselâ annenin şeker hastalığı
olabilir.).
* Annenin gebeliği sırasında ortaya çıkan sorunlar: Örneğin; alınan çeşitli
ilâçlar, zararlı maddeler; alkol, sigara, uyuşturucu gibi.
Ayrıca hamilelik döneminde; annenin geçirdiği bulaşıcı hastalıklar,
kazalar ve zehirlenmeler, röntgen çektirme, kromozon bozuklukları,
beslenme yetersizlikleri, kan uyuşmazlığı zihinsel gelişme
geriliğine yol açabilen en önemli nedenlerdir.
* Doğum sırasında bebeğin oksijensiz kalması, zor doğum nedeniyle kullanılan
bazı araçların (forseps, vakum vb.) bebeğe zarar vermesi,
erken veya geç doğum gibi nedenler de zihinsel öğrenme yetersizliğine
yol açabilmektedir. Bu yüzden doğumun ehliyetli kişiler tarafından
yaptırılması önem arz etmektedir.
* Doğum sonrasında çocuğun geçirdiği
bulaşıcı ve ateşli hastalıklar (Rubella, kızamık, menejit,
su çiçeği, çocuk felci, frengi vb.), kazalar (Düşme, çarpma
vb.), travmalar (kafaya alınan darbeler), zehirlenmeler, çocuğun
beyin gelişimini etkileyecek yapısal bozukluklar ve hormonal
düzensizlikler zihinsel gelişme geriliğine yol açabilen en
önemli nedenler arasındadır.
Sosyo Ekonomik, Kültürel ve Çevresel Nedenler
Yetersiz beslenme, çevresel uyarıcıların yokluğu, sosyal ve
ekonomik şartların uygun olmaması çocuğun gelişimini olumsuz
yönde etkileyebilmekte ve zekâ geriliklerine neden olabilmektedir.
Çocuğun zihinsel becerileri yeterli ve yaşıtlarına uygun olsa
bile yetersiz beslenme, ev ortamının uygun olmaması, uyarıcı
eksikliği, oynaması ve çevreyi keşfetmesi için çocuğa gerekli
fırsatların sağlanmaması gibi durumlar çocuğun hafif derecede
zihinsel özürlü olmasına yol açabilir.
Bunların önüne geçmek için yapılması gerekenler ise yeterli olgunluğa erişmeden
evlenmemek, akraba evliliklerinin önüne geçmek, doğru zamanda
çocuk sahibi olmak, hazır olmadan çocuk sahibi olmamak ve
hamilelik sırasında mutlaka doktor kontrolünde olmak, bebeğin
aşılarını düzenli yaptırmak diye sıralayabiliriz.
ZİHİNSEL ÖĞRENME YETERSİZLİĞİ OLAN
ÇOCUKLARIN ÖZELLİKLERİ
Zihinsel öğrenme yetersizliği olan çocuklar da normal yaşıtları gibi temelde
aynı psikolojik, fizyolojik, sosyal, duygusal gereksinimlere
sahiptirler. Kendi aralarında da bireysel farklılıklar gösterirler.
Zihinsel özürlü çocukların en temel/belirgin özelliği olarak gelişim hızlarının
yaşıtlarından yavaş olmasını söyleyebiliriz. Bu gecikme gelişimin
tüm alanları için geçerlidir. Bir bebeğin zihinsel özürlü
olduğunu söylüyorsak, bu bebeğin yuvarlanma, emekleme, yürüme
ve konuşmaya başlama gibi gelişim alanlarında yaşıtlarını
geriden takip ettiğini ifade ediyoruz demektir. Genel olarak
bu çocukların özelliklerini şöyle sırayabiliriz:
* öğrenmede yavaşlık,
* dikkat dağınıklığı,
* konuşma bozukluğu ve gecikmiş konuşma,
* duyu-motor problemleri,
* günlük yaşama ilişkin becerilerde yetersizlik (hafif derecede zihinsel
özürlülerde bu yetersizlik daha az düzeydedir)
* sosyal becerilerde yetersizlik (Hafif derecede zihinsel özürlülerde bu
yetersizlik daha az düzeydedir.)
Bu özellikler genel olarak tüm zihinsel özürlü çocuklarda görülmekte ancak
bu becerilerdeki başarısı, yeterliliği zihinsel özürün derecesine
göre değişmektedir. Örneğin hafif derecede zihinsel özürlü
bir çocuk sosyal gelişimi ve günlük yaşam becerilerinde yeterli
bir çocuktur. Temel probleminin öğrenme ve dikkat dağınıklığı
ile ilgili olduğu kabul edilmektedir. Orta/ağır derecede zihinsel
özürlü çocuk ise bu alanların tümünde birden yetersizlik gösteren,
destek gereksinimi olan çocuktur.
Öğrenme Özellikleri
Bu çocuklar da pek çok beceriyi normal yaşıtları gibi öğrenirler. Ancak
öğrenmeleri daha yavaş ve güç olur. Zihinsel yetersizlikleri
arttıkça öğrenme yavaşlar ve zorlaşır. Bu çocukların dikkatlerini
bir konu üzerinde toplamada ve bir işi sonuna kadar sürdürmede
güçlükleri vardır.
Hafif derecede zihinsel yetersizliği olan çocuklar öz-bakım becerilerini
(yeme-içme, giyinip-soyunma, tuvalet vb.) okuma-yazma, matematik
gibi okul ile ilgili temel becerileri kazanabilirler. Uygun
iş eğitimi aldıklarında yetişkinlik döneminde uzmanlık gerektirmeyen,
basit işlerde çalışabilir. En az destekle ya da desteğe gereksinim
duymadan yaşamlarını sürdürebilirler.
Orta/ağır derecede zihinsel yetersizliği olan çocuklar öz-bakım becerilerini
kazanabilirler. Çoğunluğu okuma-yazma ve aritmetik becerileri
ancak, sık karşılaştıkları bazı sözcükleri, işaretleri ve
sayıları tanıyabilirler. Bu çocuklar çok basit bazı iş becerilerini
öğrenebilir, örneğin paketleme, etiket yapıştırma gibi mekanik
işleri yapabilirler. Yaşamlarını sürdürmede daha çok yetişkin
desteğine ihtiyaç duyarlar. Zihinsel yetersizliğin derecesinin
artmasıyla çocukların yeme-içme, giyinip, soyunma tuvalet
gereksinimini giderme gibi temel becerileri kazanmada zorlandıkları
gözlenir. Buna paralel olarak diğer kişilere bağımlılıkları
artar.
Konuşma Özellikleri
Bu çocukların dil ve konuşma gelişimleri normal yaşıtlarınınkine benzer
aşamaları izler. Konuşmayı normal çocuklar gibi öğrenirler,
ancak zihinsel yetersizliğe bağlı olarak konuşmaları daha
geç gelişmekte ve daha fazla konuşma bozukluğu göstermektedirler.
Zihinsel yetersizlik arttıkça dil ve konuşma problemleri de
artmaktadır.
Hafif derecede zihinsel yetersizliği olan çocuklar normal yaşıtlarına göre
daha geç konuşmaya başlarlar. Sözcüklerde bazı sesleri atlama,
bazı sesleri ekleme veya sesleri yanlış söyleme gibi konuşma
bozuklukları görülür. Sınırlı sözcük ve cümlelerle de olsa
çevresindekilerle konuşarak iletişim kurabilirler.
Orta/ağır derecede zihinsel yetersizliği olan çocuklar konuşma problemlerine
ek olarak çok daha sınırlı sözcük ve cümlelerle duygu,düşünce
ve isteklerini ifade edebilirler. Konuşmanın çok sınırlı ya
da hiç olmadığı durumlarda isteklerini ifade etmek için sesler
ya da işaretler kullanabilirler.
Sosyal Duygusal Özellikleri
Zihinsel yetersizliği olan çocuklar normal yaşıtlarına göre daha fazla
sosyal ve duygusal problemler göstermektedirler. Bu çocukların
zihinsel gelişimlerinin geri olması nedeniyle sosyal becerilerindeki
yetersizlikleri ve diğer insanların onlara yönelik olumsuz
tavırları, bu duruma neden olan temel etkenlerdir.
Yaşıtlarından kabul gördüklerinde hafif derecede zihinsel yetersizliğe
sahip çocuklar onlarla birarada olup kolayca anlaşabilirler.
Yapabileceklerinden daha zor görevler vermek, onların gereksiz
yere başarısızlık duyguları yaşamalarına neden olur. Diğer
taraftan yapabileceklerinden daha basit görevler vermek ise
onların kolayca sıkılmalarına yol açabilir. Bu çocukların
başarılı oldukları konularda, çeşitli oyunlarda normal arkadaşlarıyla
biraraya gelmeleri, yapamadıklarından çok, yapabildiklerinin
vurgulanması, başarabilecekleri işlerde onlara fırsat verilmesi
duygusal açıdan kendilerine daha çok güvenmeleri yönünden
önemlidir.
Orta/ağır derecede zihinsel yetersizliği olanlar ise normal yaşıtlarından
gerek zihinsel, gerek fiziksel ve gerekse sosyal yönden epeyce
farklı olduklarından, yaşıtlarıyla kaynaşmaları daha güç olmaktadır.
Diğer gelişim özelliklerinde olduğu gibi sosyal beceriler
de zihinsel yetersizliğin derecesine bağlı olarak değişecek,
en alt grupta olan çocukların bu becerileri de çok sınırlı
olacaktır.
Fiziksel Özellikleri
Zihinsel yetersizliği olan çocukların fiziksel görünümleri ve sağlık durumları,
özürün derecesine göre değişmektedir. Hafif derecede zihinsel
yetersizliği olan çocukların görünüş ve motor becerileri genelde
normal yaşıtlarından farklı değildir.
Orta/ağır derecede zihinsel yetersizliği
olan çocuklarda ise durum biraz farklı olabilir. Down-Sendromlu
çocuklarda ortak fiziksel özellikler mevcuttur. Kulak, baş,
göz, parmak yapısı ve kasların zayıflığı gibi ayırıcı özellikler
bulunur. Bu gruptaki çocukların çoğunda eşgüdüm, denge problemleri
ve ince-el becerilerini gerektiren işleri yapmada güçlükleri
vardır. Yarısına yakınında ise beyin hasarı olmasından ötürü
işitme, görme ve fiziksel durumlarında bozukluk gözlenebilir.
Bu özürlerin ağırlık derecesine göre fiziksel işlevlerini
yerine getirmelerinde yapılacak yardım farklılık gösterir.
ZİHİNSEL ÖĞRENME YETERSİZLİĞİ OLAN
ÇOCUKLARIN EĞİTİM SÜRECİ
Bebeklik Dönemi
Günümüzde çocuğun eğitimine başlamak için belli bir yaşa gelmesi beklenmemektedir.
Bebeklik dönemi gelişim sürecindeki en önemli dönem olduğundan,
bebeğin problemi belirlenip, tanısı konur konmaz eğitimine
başlanması ile gelişimin temellerinin atılmış olacağı kabul
edilmektedir. Bu dönemde çocuğun bakım, sevgi, şefkat gibi
gereksinimlerini karşılamanın yanı sıra onun için uygun ortam
düzenlememiz, uygun oyuncak ve araçlar seçmemiz gelişimini
olumlu yönde etkileyecek ve hızlandıracaktır.
Bebeklik döneminde çocuk için en önemli kişiler anne-babalar ve diğer aile
bireyleri, en önemli ortam ise ev ortamıdır. Bebeği en iyi
tanıyan onun gereksinimlerini en iyi bilen kişiler bebeğin
anne-babasıdır. Bebeğe nasıl yardım edileceği, eğitimine nasıl
başlanacağı konusunda, bu alanda çalışan kurum /kuruluş ve
kişilerle iş birliği yapılabilir. Çocuk gelişimciler, fizyoterapister
ve özel eğitimciler yardım alınabilecek profesyonel kişilerdir.
Bebeklik döneminde çocukların
kazanmaları gereken temel beceriler, gördüğü bir nesneye ya
da oyuncağa uzanma, gördüğü oyuncağı tutma/yakalama, oyuncağı
birkaç dakika süre ile tutma gibi küçük motor beceriler, oturma,
emekleme, yürüme gibi büyük motor beceriler ile ses çıkarma,
çevredeki sesleri dinleme/tepki verme gibi konuşmaya ilişkin
becerilerdir. Çalışmalar sırasında bebek henüz hazır olmadığı
becerilere zorlanmamalıdır. Bebeğin gelişimi iyi takip edilmeli,
yapabileceği, hazır olduğu beceriler öğretilmeye çalışılmalıdır.
Bebek hazır olmadığı becerilere zorlanırsa sürekli başarısızlık
yaşayacak, bu da onun kendine güvenini, anne babayla iş birliğini
olumsuz yönde etkileyecektir.
Okul Öncesi Dönem
Bu dönemde çocuğun, gelişimin
her alanı ile ilgili olarak yeni beceriler kazanmaya, deneme/yanılma
yapmaya gereksinimi vardır. Okul öncesi dönemde kazanacağı
bilgi ve beceriler hem onun anne babaya ve diğer yetişkinlere
olan bağımlılığını azaltacak, hem de daha sonra öğreneceği
okuma-yazma gibi akademik becerilere temel oluşturacaktır.
Bu dönemdeki kazanılması beklenen beceriler öz-bakım becerileri,
motor becerileri, iletişim becerileri ve bilişsel becerilerdir.
Öz-bakım
becerileri:Çocuğunun
kendisine bakmasını sağlayacak giyinme-soyunma, yemek yeme,
elini-yüzünü yıkama, tuvaletini yapabilme gibi beceriler öz-bakım
becerileridir.
Motor
beceriler:Kolları,
bacakları, ayakları ve gövdesini kullanarak yapabileceği yürüme,
koşma, zıplama, atlama, tırmanma gibi büyük motor beceriler
ile parmakları, elleri, bilekleri ve elleri-gözlerini birarada
kullanarak yapacağı kesme, yapıştırma, boyama, çizme, düğme
ilikleme gibi beceriler bu grupta yer alır.
İletişim
becerileri: Bu beceriler konuşulanları dinleme,
anlama ile konuşma becerileri olarak iki grupta toplanır.
Çocuk konuşmasa bile anlaması, anladığını anne babaya gösterebilmesi
çok önemlidir. Onunla konuşmak, öykü okumak, masal anlatmak,
oyun oynamak ve şarkı söylemek onun anlama becerisini geliştirecektir.
Bu etkinlikler aynı zamanda çocuğun anne babayı taklit etmesini,
konuşmasını da geliştiren etkinlikler olacaktır. Görsel beceriler;
çocuğun resimleri, nesneleri, şekilleri tanıması, benzerliklerini
ve farklarını hatırlayabilmesini sağlayan becerilerdir. İşitsel
beceriler ise; sesleri tanıması, seslerdeki benzerlikleri
ve farklılıkları ayırt edebilmesi ile ilgili becerilerdir.
Çeşitli kelime oyunları, tekerlemeler, çeşitli sesleri ayırt
etme (kapı zili, araba sesi, çocuk ağlaması gibi) ile çeşitli
resim-şekilleri eşleştirme, bul-yap oyunları çocuğun bu becerileri
kazanmasına yardımcı olacaktır.
Bilişsel
beceriler: Bilgileri akılda tutma, hatırlama,
ilişkileri, benzerlikleri/farklılıkları bulma, nesneleri sınıflama
ve problem çözme gibi becerilerin hepsi bu grupta yer alır.
Çocuk normal yaşıtlarıyla birlikte olduğu zaman onlardan taklit
yoluyla birçok beceriyi , aynı zamanda ortaya çıkan problemlerle
baş etmeyi de öğrenir. Eğer çocuğun becerileri yaşıtlarının
becerilerinden çok farklı ise bir başka deyişle, çocuk ağır
derecede zihinsel öğrenme yetersizliğine sahipse yuva/ana
okulu gibi kurumlar uygun eğitim ortamı olmayabilir. Bu durumda
çocuk özel eğitim okullarının ana sınıflarına, özel eğitim
merkezlerine devam edebilir ya da bazı kurumlarca sağlanan
erken eğitim programlarına katılabilir. Unutulmaması gereken
nokta, problemler ne kadar erken belirlenir, ne kadar erken
tedbir ve yardım alınırsa, bu hem çocuk hem de diğer aile
bireyleri için yararlı olacaktır.
Okul Dönemi
Bu
dönemde, çocuğun özelliklerine en uygun eğitim ortamına
yerleştirilmesi çok önemlidir. Burada çocuğun eğitim ortamı
seçilirken en önemli kriter çocuğun özellikleri olmalıdır.
Bu nedenle çocuğu çok iyi tanımak gerekmektedir. Zihinsel
öğrenme yetersizliği olduğu düşünülen veya tanısı konulmuş
çocuğa sahip ailelerin eğitim ortamını seçerken başvurabileceği
kurumlar “Okullar, Rehberlik ve Araştırma Merkezleri
ile hastanelerin Çocuk Ruh Sağlığı Bölümleri” gibi
kurumlardır. Ailelerin yönlendirilmesinde rehberlik ve
araştırma merkezleri başlıca kurumlardır. Çünkü çocuğun
eğitsel yönden değerlendirilmesi Eğitsel Tanılama,
İzleme ve Değerlendirme Ekibi tarafından yapılmaktadır.
Bu ekip rehberlik ve araştırma merkezi bünyesinde oluşturulur.
Bu ekip, özel eğitim gerektiren bireyin eğitsel tanılamasından
önce; eğer tıbbî tanılanması yapılmamışsa tıbbî değerlendirilmesinin
yapılması için aileyi yönlendirir ve ilgili kurumlarla
iş birliği yapar. Ekip aile görüşmesi, tıbbî tanılama
sonucu, testler ve gözlemler yoluyla bireyi eğitsel tanılama
sürecinden geçirir. Bireyin gereksinimlerini belirler,
destek eğitim plânını hazırlar, yöneltme raporu hazırlar
ve özel eğitim hizmetleri kuruluna gönderir. Bu kurul
da eğitsel tanılama, izleme ve değerlendirme ekibi tarafından
hazırlanan rapor doğrultusunda bireyi uygun eğitim ortamına
yerleştirir. Zihinsel öğrenme yetersizliği olan çocuklar
biyolojik, sosyal, psikolojik ve akademik açıdan değerlendirilerek
uygun eğitim ortamına yerleştirilmesi yapılır. Buna paralel
olarak öğrenci kaynaştırma programına, özel eğitim sınıflarına
veya özel eğitim okulllarına (eğitim-uygulama okulu, iş
eğitim merkezi ve meslekî eğitim merkezi) yönlendirilebilir.
Kaynaştırma; özel eğitim gerektiren bireyin, yetersizliği olmayan akranları
ile birlikte eğitim-öğretimlerini resmî ve özel okul öncesi,
ilköğretim, orta öğretim ve yaygın eğitim kurumlarında sürdürmeleri
esasına dayanan, destek eğitim hizmetlerinin sağlandığı özel
eğitim uygulamalarıdır. Hafif ve orta düzeyde öğrenme yetersizliği
olan çocuklar kaynaştırma eğitimi programından yararlanabilir.
Orta düzeyde öğrenme yetersizliği
olan çocuklardan durumları ayrı bir sınıfta eğitilmeyi gerektiren
öğrenciler okul öncesi eğitim, ilköğretim, orta öğretim ve
yaygın eğitim kurumlarında özel eğitim sınıfı eğitiminden
yararlanabilir.
Hafif ve orta düzeyde zihinsel öğrenme yetersizliği
olan ilköğretim çağı çocukları için, kaynaştırma uygulamaları
esas olmakla birlikte, gündüzlü ilköğretim kurumları MEB tarafından
açılır. Öğrencilerin bireysel yeterliliklerine dayalı gelişim
özellikleri dikkate alınarak ilgileri, istekleri, yetenekleri
ve yeterlilikleri ölçüsünde eğitim imkânlarından yararlanırlar.
İlköğretimlerini tamamlayanlara ilköğretim okulu diploması
verilir. Bu öğrenciler bireysel gelişim özellikleri ve yeterliliklerine
uygun orta öğretim ve yaygın eğitim kurumlarına yöneltilirler.
İlköğretimlerini tamamlayan, 20 yaşından gün almamış,
orta düzeyde zihinsel öğrenme yetersizliği olanlar veya ilköğretimlerini
tamamlayıp genel ve meslekî orta öğretim programlarına devam
edemeyecek özel eğitim gerektiren bireylerin, temel yaşam
becerilerini geliştirmek, öğrenme gereksinimlerini karşılamak,
topluma uyumlarını sağlamak, işe ve mesleğe hazırlamak amacıyla;
farklı konu ve sürelerde meslek kurslarının düzenlendiği gündüzlü
özel eğitim kurumları açılır. Bunlar meslekî eğitim merkezleridir.
Genel eğitim programlarından yararlanamayan, okul öncesi
ve zorunlu ilköğretim çağındaki, ağır düzeyde öğrenme yetersizliği
olan çocuklar için gündüzlü özel eğitim kurumları açılır.
Bu okullarda, öğrencilerin, öz bakım ve temel yaşam becerileri
ile işlevsel akademik becerilerini geliştirmek ve topluma
uyumlarını sağlamak amacıyla gelişimsel eğitim programları
uygulanır. Bu okullar eğitim ve uygulama okullarıdır.
Eğitim uygulama okullarını bitiren veya zorunlu eğitim
çağı dışında kalan zihinsel öğrenme yetersizliği olanlar ve/veya
genel eğitim programlarından yararlanamayan özel eğitim gerektiren
bireylerin; temel yaşam becerilerini geliştirmek, öğrenme
gereksinimlerini karşılamak, topluma uyumlarını sağlamak,
onları işe hazırlamak amacıyla; farklı konu ve sürelerde meslek
kurslarının düzenlendiği, gündüzlü özel eğitim kurumları açılır.
Bu okullar iş eğitim merkezleridir.
Özel eğitim ve kaynaştırma uygulamaları yapılan okul
ve kurumlarda özel eğitim gerektiren birey için BEP (BireyselEğitimProgramı)
geliştirme birimi tarafından bireyselleştirilmiş eğitim programı
hazırlanır. Geliştirilen ve ailesi tarafından onaylanan BEP;
bireyin, ailenin, öğretmenin gereksinimleri doğrultusunda
hazırlanan ve hedeflenen amaçlarda verilecek destek eğitim
hizmetlerini içeren özel eğitim programıdır. Bu program bireyin
tüm gelişim alanlarında, gözlem, gelişim ve değerlendirme
ölçekleri kullanılarak ve hedeflenen amaçların gerçekleşme
düzeyi doğrultusunda değerlendirilir.
Ergenlik ve Yetişkinlik Dönemi
Bu dönemde, zihinsel becerileri ne düzeyde olursa olsun
ona bir yetişkin gibi davranmak, onunla bir yetişkin olarak
ilişki kurmaya çalışmak toplum içindeki yerini almasını kolaylaştıracaktır.
Bu dönemde kazanması gereken farklı beceriler vardır. Özellikle
iş becerileri, para kullanma, boş zamanlarını değerlendirme
gibi sosyal beceriler, temel okuma-yazma, matematik becrilerine
yönelik alacağı eğitim, okul döneminde kazanamadığı becerileri
kazanmasına yardımcı olacaktır. Unutmamalıdır ki çocuk çeşitli
sosyal ve bağımsız yaşam becerilerini kazanmadıkça, zihinsel
becerileri ne düzeyde olursa olsun, çocuğun toplum içinde
bağımsız yaşaması mümkün olmayacaktır.
Çocuk hafif dereceli zihinsel özürlü ise birçok beceriye
sahiptir, gözetim/yardım ile birçok işin gerektirdiği işlevleri
yerine getirebilir. Onun için hangi işin uygun olduğunu, varolan
iş becerilerini anlayabilmek için eğitim aldığı kurumlardaki
öğretmenler ve uzmanlarla konuşabilirsiniz.
Ağır dereceli zihinsel özürlü çocuklarda ise öncelikli
hedef, onun çevresine kendi sınırları içerisinde en az bağımlı
yaşamasını sağlamak olmalıdır. Bu nedenle, giyinme-soyunma,
yemek yeme, tuvaletini yapma, yardımla da olsa basit ev işlerini
yapma gibi günlük yaşam becerilerini kazanmasına yardımcı
olunmalıdır.
KAYNAK
1- T.C. Başbakanlık Araştırma
Kurumu, Zihinsel Özürlü Bir Çocuğum Var, Bizim Büro
Basımevi, Ankara, 1995.
2- T.C. Millî Eğitim Bakanlığı,
Özel Eğitim Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ve Özel Eğitm
Hizmetleri Yönetmeliği, Millî Eğitim Basım Evi, Ankara,
2000.