|
Perişan
Türkü
Cevat AKKANAT
Dede Korkut İlköğretim Okulu Öğrt./KIRIKKALE
perişanım
ah ki ah
yare üstü
yareyim
geçsin ömrüm
öteye
aman bin bir
pareyim
kıştır gönül
mevsimim
kalbim sonbahar
yaşar
aksın sular
kan revan
kendime ben
çareyim
sesim aşktır
hecem aşk
günüm hep
aşk gecem aşk
dert mi olur
nicem aşk
Onun İçin Gel Dedim
Saadet BABUR
60.Yıl Kız PİO Türkçe Öğretmeni Köse/GÜMÜŞHANE
Boya dayanmaz böyle havalarda
- yeşil ya da mavi -
farketmez ki
Onun için renksiz gel dedim.
Bugünümü eskitme ne olur
Yeni iken gel dedim.
Mor bulutlar geliyor
yağmur sıkıntısı var bu gece
- en koyusundan -
yalnız kalmayayım
Onun için gel dedim.
Sevmiyorum bu şehrin akşamlarını sensiz
Yorgun insanlar taşıyor
bu şehirde otobüsler tıka basa
yorgun olmak istemiyorum.
Onun için gel dedim.
Yetmiyor bu gece sokak lâmbaları
Renklerin ölü tonunu
unutmak istiyorum artık
Kaybettiğim serserilikleri de özledim
hatırlat istiyorum
Onun için gel dedim.
Yalnızlık
Korkak Bir Çocuk
Betül GÜNEL
Gazi Ü.Eğitim Fak. Sınıf Öğretmenliği
Bölümü/ANKARA
Yalnızlık korkak bir çocuk çoğu zaman
İnsanın ardından hiç ayrılmayan
En zor anlarda insanın dostu,
Karanlık gibi ardımızda dolaşan.
Kaçıyorum bilmediğim uzaklara,
Gitmek istiyorum, bırakıp gitmek her şeyi.
Hiçbir şey düşünmeden gitmek,
Yeni hayatlara, yeni düşlere yelken açmak,
Sessizlikle huzurun buluştuğu yerlere...
Mutlu olmak istiyorum mutlu!
Biliyorum onu kendi yaratır insan...
Ama beni boğan bu yalnızlıkta,
İnsanlar arasında ezilen ruhumla,
Çizemiyorum cennetin resmini tabloma,
Mutluluğu sığdıramıyorum satır aralarına...
Korkak bir çocuk gibi, yalnızlık gibi;
Takılıyorum sessizce hayatın ardına.
Ben korkak olmak istemiyorum,
Çizivermek mutluluk tablosunu kolayca,
Ve kolayca çekip gitmek uzaklara...
Bilmiyorum alacalı dünya,
Seninle nasıl başa çıkılır, inan ki bilmiyorum;
Senden nasıl kaçılır uzaklara,
Yarım kalan şeyler, nasıl tamamlanır,
Umutlar, nasıl geri döner insana?
İnan ki hiç bilmiyorum,
Tek bildiğim
Er geç demir atacağımdır
Mutluluğun sonsuz limanlarına...
Yıldız
Yağmuru
Rıfkı KAYMAZ
Özel Ankara Aziziye Lisesi Edebiyat Öğretmeni
Demetevler/ANKARA
Bir yıldız yağmuru ıslatır beni.
Düşerken damlalar o gül yüzüne...
Her damla gözyaşı sorarken seni,
Yıldızlar döşerim ayak izine.
Kuruyan dallara gözyaşı yürür...
Yapraklar titreşir yol verir dağlar.
Yıldız kümeleri yere dökülür,
Şehrayine döner karanlık yollar.
Artık ne gam keder ne acı ne dert...
Umutla yeşeren her mevsim bahar.
Ve gün gün ruhlarla büyüyen hasret,
Solgun yürekleri sonsuza boyar.
|
Canım
Öğretmenim
Enes ATEŞ
İmam Hatip Lisesi Öğrencisi/BALIKESİR
Önce kalem tutmayı öğrettin
Çünkü ben yazacaktım en güzel destanlarını
Gerçek zaferlerin
Sonra da silmeyi öğrettin
En derin yaralarını cehaletin
Sonra kalemi olduğu gibi
Kılıç tutmayı da
Gerektiğinde susmamayı ve söylemeyi
öğrettin
Çünkü savaşacaktım ben
En güçlü ordularıyla kötülüğün ve cehaletin
Ve ardından ben söyleyecektim
En güzel zafer marşlarını evrenin
Karlı dağların zirvelerine çıkmayı
Ve zengin denizlerin derinliklerine
dalmayı
Çünkü ben keşfedecektim
En nadide çiçeklerini cennet bahçelerinin
İşte o gün geldi öğretmenim
İşte bak parlıyor gözlerim
Bu zafer ışıltıları
Kaynağını nereden alıyor sandın
Elbet senin güneşinden
Kaldır artık başını boynun bükülmesin
Üzülme senin de gülsün gözlerin
Ne mutlu sana ki
Bu pak alınların ve gülyüzlerin
En büyük mimarı sensin
Öğretmenim
Başak
Bozkurt'tan Üç Şiir
Başak BOZKURT
Tire Kutsan Anadolu Lisesi Öğrencisi/İZMİR
ÇOCUK
OSMAN
Sütten bıyıkları var Osman’ın...
Göğsünü öyle bir geriyor ki
Çekirgeleri nasıl yakaladıklarını anlatırken.
Burnunu kazağıyla siliyor,
Top peşinde koşarkenOsman
Ona hiç yakışmayan sözcükler
Çıkıyor ağzından, çamurlara bulanmış
“Sen okula gidiyor musun?” diyorum.
Elimden öyle bir kaçıp kurtuluşu var
ki
Osman’ın
Oyunlarla büyüyen,
Oynaya oynaya büyüyen
Ayakkabıları su alıyor.
Yağmurlu havaları sevmiyor Osman.
Bire kırk verdiren tarlalarda,
Koşup oynamadıktan sonra
Yağmurlu havalarda boynu bükük Osman’ın
Oyunları güneşli günlerde kaldığı için
YAĞMUR
Yağmuru hiç sevmem
Hep yağardı ayakkabımın ucu delikken
Islanırdı yamalı çorabım
Utanıverirdim...
Yağmuru hiç sevmem
Kondumuzun damı akardı.
Yer yatağımız ıslanırken
Annem üzülürdü.
Babamsa,
Üzülmezdi.
O yiğitti ağlamayı bilmezdi.
Ama bir gün annem gitti.
Hem onun için, hem damımız için
Babam ağlamayı öğrendi.
SON
KARESİYLE AKŞAMIN
Bütün umutlar bir pamuk ipliğiyle bağlıydı
Küçücük bir gülümseme
Yetebilirdi güneşi yeniden doğurmaya,
Yarım kalmış bir hayatı tamamlamaya
Ancak
Yine susuyordu yürekler
Yine sağırdı kulaklar
Görmüyordu gözler
Kenetliydi dudaklar
Sonra
Kayıp gitti zaman
Avuçların arasından
Her şey kaldığı, hiç bitmediği yerden
Kapılar kapandı, açıldı pencereler.
Ve tozlu hikâyeler
Yaşam güzeldi.
Sonunda tükendi.
Çıplak ayaklı kadın saçlarını düzeltti
Benim şarkımı söyledi
Geceden kalma sarhoş
Sevgilisinin adını yazdı
Sıvası dökülmüş duvarlara.
Küçük bir çocuk ağladı
Yaprak yere düştü.
Son gazeteyi saklamanın ferahlığıyla
Gazeteci gülümsedi.
Sonra bir kadın eteklerini silkeledi.
Akşamın son karesiyle birlikte
Her şey yitip gitti.
|
|
içimizdeki
Çocuk
Fatin Murat SEFERBEYOĞLU
Seyhan Adasokağı Lisesi Müdürü/ADANA
Büyüme sen içimdeki çocuk
Büyüme sen
Senin büyümen
İnfazıdır yaşama ve doğruluğa
olan inancımın
Senin büyümen
Sevdasız coğrafyalara
Sürgünüdür ömrümün
Büyüme sen içimdeki çocuk
Büyüme sen
İhanetleri tanıma sen
Ağlamayı bilme
Çıkmaz sokaklarda
Heder etme ömrünü
Uçurum başlarında
Gülümseme ölüme
Bir sevda bilmez uğruna
Bozuk para sesi olmasın
umutlar
Büyüme sen içimdeki çocuk
Büyüme sen
Güzelliğini kör ederler
Dilsiz ederler yiğitliğini
Gülüşün sağır
Murdar olur gençliğin
Seni küskün
Seni yalnız koyarlar
Bunca acılar
Bunca yokluklar içinde
Utanmaz olursun
İnsanlığından bile
Büyüme sen içimdeki çocuk
Büyüme sen
Varsın böyle azap olsun
yaşam
Varsın bir garip çocuk
desinler
Varsın sevdaya bir damla
ihanet
Bir damla ayrılık çalsınlar
Senin çocukluğuna
Senin saflığına
Senin o ulaşılmaz sevdana
Hangi karayı sürebilir
Bu yüreği kara
Yaşamı kapkaralar
Büyüme sen içimdeki çocuk
Büyüme sen...
|
Çocukluğum
D.Emre UYSAL
Söke Hilmi Fırat Anadolu Lisesi Öğrencisi/AYDIN
“Bir yanlışlık oldu, büyüdüm
Hiç çizgi roman okumadan
Futbol oynamadan daha tekerlemesi bile
Bitmeden masalımın, korkulara sürüldüm
Bir uyku tünelinde geçti çocukluğum”
Devrim BİRLİKYAPAN
Bir yanlışık oldu, ağladım
Çocukluğun toz pembe dünyalarına dalmadan
Daha ilk aşkımı yaşamadan,
Masum hayaller kurmadan,
Bir uyku tünelinde geçti çocukluğum.
Bir yanlışlık oldu, gülümsedim
Çocukluk nedir bilmeden
Merdivenleri birer birer çıkmadan
Acımasız hayat yoluna sürüldüm,
Bir uyku tünelinde geçti çocukluğum.
Bir yanlışlık oldu, sevdim
Daha ne olduğunu bilmeden
Bana kaybettireceklerini düşünmeden
Yalnızca sevmek istedim.
Bir uyku tünelinde bitti aşkım
|