Şeref
ACAR
Sudurağı Lisesi Edebiyat Öğretmeni
KARAMAN
Ayrılıkların sebebini sorma bana.Hiçbir ayrılık açıklanamaz çünkü.Hayat
bir ayrılıktır.Hayatı güzelleştiren, insanları güzelleştiren,
sizleri güzelleştiren, bizleri güzelleştiren ayrılıklardır
çünkü.Ayrılıklar var ki kavuşmayı özlüyoruz.Kavuşmak yürekte
olmalı, kavuşmak hep bir ayrılıkta olmalı.Kavuşmak hiç gelmeyecek
olanı beklemek olmalı.Çünkü kavuşmak rüyalarda olmalı.
Mektubuna hemen bir cevap yazabilmeyi isterdim.Belki biraz gecikti cevabım.Belki
yoktu hiçbir cevabım.Belki hiçbir cevap karşılamıyordu bir
soruyu.Cevapsızdı bütün sorular.
Mihrali, sade ve içten yazıyorsun.Sade ve içten anlatıyorsun kendini. Pervasızsın,
insanların takdirini de eleştirisini de çok önemsemiyorsun.Çünkü
sen inanıyorsun kendi gücüne.Doğru olan da bu zaten, kişilerin
takdiri görecelidir ve kişi eğilimine göre takdir eder veya
yerer seni.Ama sen en güzelini, en iyisini yaptığına inandığın
an, en güzel senin yaptıkların olacaktır.İnsanların sizi anlamasını
beklemeyeceksiniz.Yapayalnız kalsanız da, ıssız sokaklara
girseniz de ardınıza bakmadan tek başınıza yolunuza devam
edeceksiniz.Efsane insanlar kalabalıklarla beraber yürüyenler
değil; kalabalıkların önünde yalnız yürüyenlerdir.Sessiz ve
derinden ilerleyeceksiniz.Kendini insanlara sözcüklerle anlatmaya
çalışmayacaksın.Çünkü insanlar seni dinlemeyecekler.İnsanlar
kendi sözcüklerini sevecekler çünkü.Senin sözlerin içinde
kalmalı, onları özenle saklamalısın.Çünkü o zaman değerini
koruyacaktır sözlerin.Çünkü o zaman yazacaksın.Yazmak susmaktır
çünkü.Kendinle konuşmaktır.Yazmak en iyi dostuna kendini anlatmaktır.
Yazmak hissetmektir Mihrali.Hissettiğiniz an kendinizi kör bir kuyuda bulur
da yazmaktan başka çıkışın olmadığını anlarsınız.Hissettiğiniz
an seversiniz ayrılıkları.Hissettiğiniz an dersiniz:“Hüzün
ki en çok yakışandır bize.”Hissettiğiniz an tükenmeye başladığınızı
farkeder, kaçmak istersiniz.Şiirler anlatır sizi, kitaplar
yaşatır.
Mihrali, fazla yaşamadığından
şikâyet ediyorsun.Hiçbir şey yazamamak, kalem oynatamamak,
yazan, yazmayı önemseyen her kişinin sıkça yaşadığı anlardandır.
Oysa çok şey yazmak, anlatmak istemektesinizdir.Yazacaklarınızı
beyninizde tartarsınız, yüreğinizde yaşatırsınız.Bunları yazabildiğiniz
an hiç yazılmayanı yazacağınıza inanırsınız.Keyiflisinizdir,
mutlusunuzdur. Odanızdaki eşyalarınız bile bir ilham kaynağıdır
size. Bir kül tablasının bile dramını yazabileceğinizi kestirirsiniz.
İnsanların yüzleri daha bir derinleşmiştir.Bir çocuğun bakışları
yüreğinizi delmiştir.İnce bir sızı akmıştır içinize. Her insanın
yazılacak bir hikâyesi, zengin bir iç dünyası olduğuna inanmışsınızdır.Her
bakış bir şiir olmuştur.Şimdi tam zamanıdır, her şeyi yazacaksınızdır.
Bir bakışın anlattığı acıyı, bir oturuşun çaresizliğini, bir
boyun büküşün tevekkülünü yazacaksınızdır. Yazmaya başlarsınız,
yazdıkça uzaklaşırsınız içinizden.Yazdıklarınız sizin anlatacaklarınız,
içinize dökülenler değildir.Oysa neler anlatacaktınız?Sözcükleri
özenle seçtiniz, yerleştirdiniz; tekrar tekrar okudunuz; ama
yetmedi sözcükler.Hiçbir zaman söyleyemediğiniz sözler birikti
yüreğinizde.Şairi anımsadınız:“Anlatamıyorum” dediniz. Sözcüklerin“kifayetsizliğini”
keşfettiniz.“Acılarımız, diyor bir yazar, arttıkça her kelime
yeni bir anlam kazanır.Her harf kalbimize doğru derinleşen
bir keskinliğe bürünür.Kalbe doğru derinleşir de, harfler
kâğıt üzerinde aciz kalır.” Bir yazar da:“Bazı sözler karanlıkta
söylenir, bazıları hiçbir zaman.” diyor. Hiçbir zaman söylenemeyen
sözlerin vârisidir yazı.
Mihrali, yazmaya devam etmelisin.Umutlarını, kırgınlıklarını, hayallerini
yaz.Yaz ki acıların bile insanı mutlu edebileceğini öğren.Mütevazi
ol.Yaptıklarınla ortaya koy kendini. İnsanların konuşa konuşa
anlaşacağına inanma.Belâgatın en yüksek kertesinin susmak
olduğunu unutma.Kitaplarla dostluğunu bırakma.Çok oku, hep
oku ve insanın aslında yalnız olmadığını anla. Yazdıklarını
ve yazacaklarını yüreğinde ve beyninde o an yaşamalısın, yaşatmalısın.
Kendini yazdığın satırlarda kaybetmelisin, o satırlarda yaşıyor
olmalısın. Bu takdirde sonuçları, sonları nasıl yazman gerektiğini
düşünmeyecek ve kendi sonucunu, kendi sonunu yazdığını göreceksin.İlle
de sonuç yazmaya çalışma, bazı şeyler sonuçsuz da olabilir.
Belki sonlar yeni bir başlangıçtır.
“Hayaller” diyorsun.“Hayaller kâğıt gemilere benzer” diyorsun.Haklısın
belki.“İnsan âlemde hayal ettiği müddetçe yaşar” dese de şair,
hayaller şiirlerde yaşıyor.Yılların bize bıraktığı, gerçekleşen
hayallerimiz değil; sönen umutlarımız, kırgınlıklarımız, hep
bir yerde saklı kalan mazimiz oluyor.İnsan yaşadıkça kabulleniyor
gerçekleri.Gerçekler o yüzden acıdır diyoruz.Acıdır; çünkü
yıllar sonra kabullenmek zorundayızdır.Oysa bir efsane olmayı
düşlemiştik.Kalabalıkların uğultusunda “bir tek ben varım”
diye haykırabilecektik.Yüksek idealler için çalışacak, yalnız
bir kahraman gibi ölecektik.Tabutumuzun başındaki insanları
görebilecek, hâlâ yaşıyor olmaktan gurur duyacaktık.Bir kelebek
olacaktık, birkaç gün yaşayan; isimsiz bir yağmur tanesi;
gülün dikeninde bir bülbül; dünyayı değiştiren bir efsane
olacaktık. Hep, her şey olmak istedik.Yıllar geçti olamadık.Bütün
bunları olabilmenin imkânsızlığına inandırdık kendimizi.İçimizdeki
büyük boşluğu kapatmaya çalıştık.Günlük işlerimizle, hırslarımızla,
borsa endeksiyle, döviz kurlarıyla kapatmaya çalıştık.Yağmurlu
ve yalnız bir gecede yüreğimizdeki küller akıverdi.Kapattıklarımız
ince bir sızı olarak battı yüreğimize.Gözlerimiz buğulandı.Bir
ağlamak birikti içimizde.Oturduğumuz yerde iki büklüm olduk.Bir
çocuk olduk babasının dönüşlerini bekleyen; toy bir delikanlı
olduk elinde çiçekler köşe başlarında titreyen; romanlardaki
sevgileri arayan genç bir kız; öğretmeninin dünyanın en iyi
insanı olduğuna inanan bir öğrenci olduk.
Mihrali, “unutulmamak güzel” diyorsun; ama yaşadıkça öğreneceksin unutmayı.Yaşadıkça
öğreneceksin mektupların birer yalan olduğunu.İnsanların birer
yalan olduğunu. Dökülen gözyaşları çabuk kurur çünkü.Edilen
yeminler çabuk unutulur.Hayat yine bizim içindir ve devam
eder.Geriye hatıralar kalır; puslu bir bakış; ezik bir gülümseme;
birkaç satır...Ölenler ve gidenler rüyalarda hatırlanır yine.
Hoşçakal Mihrali.