Ahmet
TEKE
Başkent Üniversitesi İ.Ö.O.
Sınıf Öğretmeni Hizan/BİTLİS
Sanırım mektup eline geçtiğinde müthiş bir şaşkınlık ve merak ile açacaksın
zarfı. Bu mektubu hiç beklemediğinden eminim ki satırlarım
ve tüm yazacaklarım aslında bir bumerang. Cümlelerimin nesne
hariç tüm ögeleri beni ve geçmişimi anlatıyor. Beynimin ve
kalbimin toplumsal mahkemedeki savunmaları bile diyebilirsin
yazacaklarıma.
Henüz üniversite tercihlerimi yaparken yaşamın çelişkileri ile boğuşmaya
başlamıştım. Bir tarafta ekonomik anlamda beni rahat ettirecek
meslekler, diğer tarafta ise saplantı halinde idealize ettiğim
öğretmenlik mesleği duruyordu. Evet tercihimi öğretmenlikten
yana yapmıştım. Okulu bitirip mesleğime başladığımda nasıl
da heyecanlıydım. Artık düşündüklerimi uygulayabilecektim.
Daha mesleğimin ilk yıllarında mesleğim hakkındaki düşüncelerimde
hiç de yanılmadığımı, hatta düşündüklerimden daha yoğun olduğunu
görmüştüm. Evet artık ben yaşamın bana sağladığı, o manevi
değeri için hiçbir ölçü biriminin yetmeyeceği işi yapıyordum;
“İnsan yetiştiriyordum”.
Mesleğimin üçüncü yılıydı ve
sınıfta yapılan bir tartışmada söylediğin kelimeleri hiç unutamadım.
Sanki mühürlü çivilerle çakmışlardı o kelimeleri beynime.
Belki de senin söyledikten sonra çok da önemsemediğin ve unutup
gittiğin o kelimeler benim vicdanımla savaşlarımda yeni ve
büyük bir cephe açmıştı. Bana; “Öğretmenim, mesleğinizi otobüs
şoförlüğüne benzetiyorum. Otobüs şoförünün yapacağı hata sonucu
yaşanacak kaza yolcuların ölümüyle bile sonuçlanabilir ve
sizin de yapacağınız eğitimsel hata bizlerin hayatına mal
olabilir.” demiştin.
İşte bu kelimeler daha dün söylenmiş gibi beynimin hücrelerinde tazeliğini
koruyor. Sen o kelimeleri söylediğinde mesleğimin toplumsal
önemini bir kez daha anlamıştım. O günden beri artık dört
elle değil tüm bedenim ve benliğimle sarıldım mesleğime. Dediğin
gibi kaza yapmamalıydım. Bazen bu yükün altında yorulduğum
olmuyor değildi ama ben hiçbir kaza tehlikesi atlatmadan yolcularımı
benden sonraki şoföre ulaştırabilmek için emek harcadım. Bu
zorlu ama en az o kadar da güzel işimi yaparken yılların ne
çabuk geçtiğinin farkında bile olamıyorsun. Zaman, acımasız
bir nehir misali akıp giderken hep insanlığımızdan bir şeyler
götürmüş oysa. Geçen gün ismini bir gazete haberinde gördüğümde
nasıl heyecanlandım bilemezsin. Haberi okuduğumda ise müthiş
bir düşünsel ve vicdanî kaos yaşadım. Hayali bir şirket kurup
insanların paralarını dolandırdığın ve hapse konulduğun yazıyordu
haberde. Aynı günler iğrenç bir savaş başlamıştı dünyada ve
savaşı başlatan ülkelerin yöneticileri de eğitimli insanlardı.
İşte tüm bunlar, ben ya da diğer eğitim şoförlerinin kaza yaptıklarının
göstergesiydi. Her şeye rağmen bir gün bu dünya çıkarlar ve
yalanlar yerine rengarenk çiçeklerle, silah sesleri yerine
cıvıl cıvıl ve neşeli çocuk sesleri ile donatılacak.
Senin şu andaki durumunda benim yaptığım bir hatanın payı olabilir ve artık
bir şey ifade eder mi bilmiyorum ama senden özür dilerim.
Öğretmenin