Özcan TEMEL
Görele Anadolu Lisesi/GİRESUN
Söz konusu mutluluk olunca sevinç sarar tüm bedenimizi. Yüreğimiz kabarır,
gözlerimizin içi güler. İçimiz kıpır kıpır; gönlümüz bir hoş
olur. Mutlu olduğumuz anlarda karşımızdakilerin de mutlu olmasını;
mutluluğumuzu bizimle paylaşmasını isteriz. Ayaklarımız yerden
kesilir; tüy gibi hafif oluruz. Kuşlar gibi kanatlandığımız
da olur, mutluluktan...
Yaşamımızın en güzel yanıdır, mutluluk.
Hepimizin hakkı değil midir mutlu olmak, mutlu yaşamak. Hepimizin
ortak dileği değil midir el ele vermek; sevmek, sevilmek;
gönül dolusu yaşamak. “”Mut” huzura, sevgiye giden nazik bir
yol; “mutluluk” o yoldan açan renk renk; çiçek; elvan elvan
koku...
Süzülen bir ışık olup aydınlatır gönlümüzü, mutluluk. O an içimizden türkü
söylemek, şarkı söylemek ya da şiir okumak geçer. Duygularımızı,
düşüncelerimizi dizelerle paylaşmak isteriz. Şiir kitaplarının
sayfalarına takılır gözlerimiz. Sevincimize ortak olur, dizeler:
“Zaman ince esen yeldir,
Hayat ağaç, günler daldır,
Mutluluk uzunca yoldur
Vardıkça güzel görünür...”
Günümüz halk şiirinde, önemli bir yeri olan Şeref Taşlıova’ya aittir bu
dörtlük. Onun arı, duru dilinin yansıdığı dizelerde, bize
can veren yoğun duyguları yaşarız.. Duygulu, coşkulu; içli,
sıcak söylemi, ozanın dışa yansıyan iç dünyasını ele verir:
Mutluluk. Sevgi dolar, sevinç dolar içimize; şiirin renkli,
ışıklı gücünü hissederiz ta yüreğimizde.
Ölçü ve uyak düzeneğine dayanan kalıplaşmış halk şiirinin varlığında çok
söz anlam ilişkisindeki güzellik, incelik ve içtenlik öne
çıkmış, Taşlıova’nın şiirinde.
Dörtlükte ağaç ve dalları ile
yaşam arasında kurulan sıcak ilgi; bizleri, uzunca yola benzeyen
mutluluğa yönlendirir. Yel, bir yandan zamanın akışını duyururken
diğer yandan mutlluğun anahtarı olur. Yel eser, yol açılır.
Mutlu olununca dünya daha da güzel görünür, göze...
Mutluluğu paylaşmanın ayrı bir
tadı, ayrı bir hazzı vardır, mutlak. Orhan Seyfi Orhan, mutlu
insanlarla birlikte olmanın, onların mutluluğuna ortak olmanın
hazzını, keyfini yansıtır:
“İçim ışıkla dolar,
İçim sevinçle dolar.
Hissederim ki çok şükür ben de
Mutlu insanların içinde varım;
Hissederim ki ben de bahtiyarım...”
Yaşamı güzelleştirmenin, yaşamın tadını çıkarmanın özü, “mutluluk”tur.
Ozan, bu duygusunu “içim ışıkla dolar” dizesinde dile getirir.
Işık, mecazî anlamda, mutluluğun karşılığıdır. Mutsuz insanın
içinde ışık yoktur. Mutsuz insan ne yaşamdan tat alabilir,
ne de huzur bulabilir; çünkü, karamsardır, bezgindir, bıkkındır.
“Elmanın yarısı sen, yarısı ben” dizesinde, eşiyle bir bütünün iki parçasını
oluşturduklarını dile getiren Oktay Rifat, mutluluğunu eşine
bağlar.
“Mutluluk bir çimendir, bastığın yerde biter
Yalnızlık gittiğin yoldan gelir...”
Mutluluk ile çimen arasında kurulan bağ, ilgiyi bahara çeker. Bahar, yeniden
doğuşun, dirilişin, canlanışın; güzelin ve güzelliklerin mevsimidir.
Bahar yeniliktir, sevgidir, coşkudur, tutkudur. Sözün özü
bahar, mutluluktur. Bütün bu güzellikleri sunan kadındır.
Kadın bahardır; çiçektir, çimendir, yeşilliktir...
Yaşamı sevelim, insanı sevelim, dünyayı sevelim; mutlu olalım, mutlulukları,
sevgileri paylaşalım. Yaşam felsefemize “mutluluk” ekelim,
yaşam boyu mutluluk biçelim. Mutsuzlukların, yalnızlıkların,
acıların olmadığı mutlu, huzurlu bir dünya kuralım.. Yarınlara
sevgiyi, umudu, mutluluğu taşıyalım...