Bilim ve Aklın Aydınlığında Eğitim Dergisi

 

 Ana Sayfa    | Eski Sayılar |

 MART 2004  |  YIL : 5 |  SAYI : 49

Değinmeler


Selahattin ARSLAN

Sevgili Dostlar,

Artık yalnız değilim. Mektuplarınız gelmeye başladı... Kimi, eleştirilerimize teşekkür ediyor, kimi bizim görüşlerimizi tamamlıyor ve kimi de biraz sitem ediyor. Hepsi güzel, hepsi değerli ve tutarlı.

Ne güzel… Bu sayfalarda az da olsa yazışacak kalemler var şimdi. Gelecek sayılarda bu cümleyi “az da olsa” kelimelerini atarak kurabileceğimi umut ediyor, sözü hemen yazılarınıza getiriyorum.

***

Sn. Ayşe MAŞA

İsmet Paşa İ.Ö.O. Sınıf Öğretmeni Yahyalı/KAYSERİ

Bir Sonbaharda” adlı şiirinizi ilgiyle okudum. Doğrusu, ilk dizeler ustaca söylenmişti:

Bu kaçıncı sonbahar sensiz ve kimsesiz?
Yanar döner içimde sahipsizlik.
Bir sen varsın,
Bir de sensizlik!
Bu kaçıncı sonbahar sensiz ve kimsesiz?”

Şiir, söyleyiş güzelliğinden, lirizmden ve imgelerden başka daha ne ki … Tümü var bunların dizelerinizde. Katmerli bir özlemi, “Yanar döner içimde sahipsizlik” sözleriyle verişiniz, gerçekten duyurmanın en üst çizgisinde. “Yanar döner”in bilmem ikinci anlamını da düşündünüz mü yazar olarak. Ben bu sözün, “bir varsın bir yoksun” anlamını da düşündüm.

Sonra, “Bir sen varsın/ Bir de sensizlik” deyişiniz, “var, yok” gibi karşıt anlamlı iki sözle, gerçekte hep “o”nun var olduğunu güçlendirerek vurguluyor. Şiir de bu işte… Az, öz söyleyip, okura koskoca bir hikâyeyi anımsatmak…

Bu söyleyişler, değişik olduğu ve okuyanda değişik tatlar bıraktığı için güzel…

Ancak şiiriniz giderek şaşılacak kadar yavan söyleyişlere yöneliyor. Tut ki iki Ayşe Maşa var da bunları ikincisi söylüyor. Bakınız, birlikte okuyalım:

Dolmadı mı artık sana kavuşma vakti?
Sana olan tutkum,
Sevgim,
Aşkım,
Yetmedi mi artık?”

Gördünüz mü şiir geçti gitti… Küstü, incindi, aradığını bulamadı da geçti gitti… Yani, ozan Ayşe gitti de yerine ağlayan, sızlanan vatandaş Ayşe geldi!

Anlıyorsunuz değil mi? O zaman, ne yapmak mı gerekir? Çok şey değil, en başta biraz okumak ve araştırmak… Sahipsizliği, yalnızlığı işlemiş nice ozanlarımız var. “Soğuk su ile yuyalar” diye kimsesizliğin doruğunda Yunus Emre mi desem; “Sabah rüzgârından gayri kapısını açanı olmayan” Fuzûlî mi desem; “Yalnızlık nedir görürsün öldüğün zaman” diye bu illetle avunup geçinmeye çalışan Cahit Sıtkı Tarancı mı desem… Ve daha pek çoğu, bizim şairimiz ve şiirimiz saymakla bitmez ki bitmez…

Biraz da özen ister iyi şiir… Başta söylediklerimle, ben diyeceğimi dedim.” demek yok… Sonuna kadar özen… Bir kez yazınız ve yazdığınızı binbir kez okuyunuz… Bizim gördüğümüz aksayışların çoğunu kendiniz görüp düzeltirsiniz o zaman.

Baştan sona kadar güzel olan yeni şiirler beklerken, size ve öğrencilerinize esenlikler…

****

Sn.Serdar ÇALIŞKAN

Haceri Köyü İlköğretim Okulu, Kahta/ ADIYAMAN

Köyde Öğretmen Olmak” adlı yazınızın daha başlığı sevgimizi ve ilgimizi çekti. Bir köy öğretmenimizi dinleyecektik, ne güzel… Gençliğimizin ilk yıllarını yaşatacak stajyer öğretmenliğimizin ders defterini ilk imzaladığı acemice günlere gidecektik… Üstelik, “Her akşam yıldızlar düşer gözlerinize…” diye başlıyordu yazınız ki hepten vurulduk gitti… Dedik ki Serdar Çalışkan, Bağıirem güzelliğini serecek gözlerimizin önüne…

Yanılmışım.

Daha ikinci cümlenizde akan sular durdu. Çünkü;

Ve böyle şiirsel yazılar yazarsınız köylerde, O yıldızlar, ya düşünmek için baktığınızda düşer gözlerinize ya tayinim çıksın diye açtığınızda ellerinizi.” diyordunuz.

Bu, bir şey değilmiş meğer! Ardından sitemleriniz geldi çığ gibi:

Orda bir köy var uzakta, mecburen gitmişsiniz oraya ve kısa zamanda anlarsınız çocukluk hayallerinizi süsleyen ibibik horozun ötüşünü, çeşmeyi, su testisini taşıyan kızların sadece hayâllerde olduğunu… Siz köylerde inim inim inlerken iniltinizi sadece durumunuzda olan öğretmenler bilir ve bu yazıyı sadece köy öğretmenleri içli içli okur ve beğenir; bilirler beşi bir yerde eğitimin zorluğunu ve her rüzgâr çatıyı tokatladığında yarın çatıda iş olduğunu… Köyde para biriktirilmez, köyde rahat edilmez, köyde saltanat sürülmez. (…) Yazarsınız ama anlatamazsınız çilenizi, isimsiz kahramanlarsınız siz aziz dostlarım ve gerçek öğretmenler sizsiniz.”

Ve daha sürüp gidiyor yazınız. Ben bu yazıyı, sanat yazısı olarak al(a)madım. Bir mektup göndermişsiniz dergimize, ben de kendimi, mektubunuza bir mektupla cevap vermiş sayıyorum.

Hiç kuşkusuz, öğretmenliğin şiirselliği, duygusal boyutu işin bir yanı…

Fakat bir de “Köyde para biriktirilmez, köyde rahat edilmez, köyde saltanat sürülmez; yazarsınız ama anlatamazsınız çilenizi.” dediğiniz yanı var öğretmenliğin.

İyi de şaşılacak ne var bunda öğretmenim? Biz, saltanat sürmek için seçmedik ki onu. Biz seçmedikse söylenecek bir sözüm yok!.. Seçtikse, cehle karşı savaş açmak içindi. Bir de sevgili öğretmenim, bir de o “mecburen” sözünü sev(e)medim. “Mecburen gitmişsiniz” diyorsunuz ya ondan söz ediyorum. Belki de “inim inim inlemeniz” bundandır. Heyecanın dışında mı kalıyoruz yoksa?

Bilmiyorum fakat sanıyorum ki gençsinizdir daha… Belki de köy çocuğusunuz, benim gibi… Köylerimize gelip de bize en azından “bir harf “ öğreten o inanç dolu Sıddıka Avar öğretmenlere bir boyun borcumuz var değil mi? Hiç değilse ömrümüzün -ilk- birkaç yılıyla, dağ bayır demeden… Onca öğretmen ozanlarımızın şiirlerindeki heyecanların yüzü gözü hürmetine… Yıllarca “Alnımızda bilgilerden bir çelenk” demiş olmanın hatırı için…

Biliyorum diyeceksiniz ki “Fakat sizler… Oralardan öyle yazılar yazmak kolay… Buralarda benim yerimde olsaydınız…” Olsaydım da böyle düşünürdüm sevgili öğretmenim, zaten oldum da, otuz sekiz yıllık bir öğretmenin kalemine inanacağınızı ve güveneceğinizi ummak isterim.

Gerçekte sizin de gönlünüzde yatan aslan benimkiyle aynı… Baksanıza, kendinizi de katarak “İsimsiz kahramanlarsınız siz aziz dostlarım ve gerçek öğretmenler sizsiniz.” diyorsunuz… Ne diyeyim, doğru söze ne denir ki… Evet, gerçek öğretmen olma sırası şimdi sizdedir; arı sizsiniz, bal sizindir! Bizler mi, bizler sadece petek yapmaya çalışıyoruz sizlere… Bazen tuğla tuğla, bazen patika patika, bazen sıra-masa, bazen de eğitim dergileri çıkararak işte, mektup mektup, öykü öykü, şiir şiir, “Şöyle garip bencileyin…”

Yine yazınız bize isimsiz ve gerçek öğretmenim, yine yazınız bize, dört gözle mektup yolu bekletmeden…


Sayın Selahattin ARSLAN,

Öncelikle, Bilim ve Aklın Aydınlığında Eğitim dergisinde yayımlanmak üzere gönderdiğim “Yatılı Okullu ve Umutlar” adlı çalışmamla ilgili eleştirilerinizden dolayı çok teşekkür ederim. Eleştirileriniz üzerine yazımı tekrar önüme alıp okudum ve size kesinlikle hak verdim. Aslında çok uzun cümleler kurduğumu bazen ben de düşünüyordum, ancak yetkin bir kalemden bunu duymak bu hatamı düzeltmem gerektiği konusunda beni daha fazla teşvik etti. Gönderdiğim çalışmayı okumuş olmanızdan ve bana yol gösterici önerilerde bulunmanızdan dolayı çok mutlu oldum. Bu güzel davranışınız, yarım kalmış çalışmalarımı tamamlayıp sizlerle bir an önce paylaşma isteğimi yeniden alevlendirdi.

Halil TAŞ
M. E. Müd. İlköğretim Müfettişi / ORDU

İçindekiler

Editör

Başyazı

İstiklal Marşı Üzerine Birkaç Dikkat
Prof. Dr. Necat BİRİNCİ

Nevruz Bayramının Halkbilimsel Çözümlemesi
Doç.Dr. Özkul ÇOBANOĞLU

Yurdumuzda ve Orta Asya'da Nevruz Kutlamaları
İbrahim YURTOĞLU

Nevruz Güzellemesi
Süleyman ARPACI

Güneşin Çocuğu
Itır ALMIŞ

Tanzimattan Cumhuriyete Eğitimde Ödül ve Günümüz Eğitimi Açısından Bir Değerlendirme (1839-1923)
Prof. Dr. Yahya AKYÜZ

Ablam
Cemil KAVUKÇU

Cemil Kavukçu ile Öyküleri Üzerine
Şaban ÖZÜDOĞRU-Ethem BARAN

Cemil Kavukçu'nun Öyküleri
Şaban ÖZÜDOĞRU

Doğumunun 115.Yılında Yakup Kadri Karaosmanoğlu
Selahattin ARSLAN

Davet
Zeliha YÜMSEK

Baharla Gelen Yaşama Sevinci
Dilek ÇİFTÇİ

Gül Mevsimi
Turabi ONAY

Pembe
Müberra ATEŞ

Yalnız Ağaç
Taner KARAHAN

Son Mevsim
İbrahim ERDEM

Bir Söz İklimi
Yücel DENİZ

Sevgi Çiçekleri
Necla AYDİL (MANT)

Karikatür
Enver BOLAT

Serzeniş
Esra GÜVEN

Sen
Ali ŞAHİN

Almatı, Hazan ve Ben
Mahmut YÜCELİ

Değinmeler
Selahattin ARSLAN

Karikatür
Hakkı USLU

Diğer Elektronik Yayınlar

[Tebliğler Dergisi][Milli Eğitim Dergisi]

 Ana Sayfa    | Eski Sayılar  |

Copyright © T.C. Milli Eğitim Bakanlığı  Yayımlar Dairesi Başkanlığı, 2000
URL: http://yayim.meb.gov.tr
 Yorum, öneri ve yazılarınızı bekliyoruz.
baae@meb.gov.tr