Mahmut YÜCELİ
Almatı Eğitim Müşavirliği
Türkiye Türkçesi Eğitim Öğretim Merkezi Öğretmeni
Zaman
ve mekân; birbirine kilitlenmiş iki kelime... Hayat makineli
tüfek hızıyla akarken; teknoloji, eski dokunun ve geleneklerin
üzerinden silindir gibi geçerken gözlerimiz hep nemli,
bakıyoruz. Kaybolanların, silinenlerin, tarihin farkında
mıyız acaba?Bir farkındalık duygumuz gelişse ne güzel
olacak...Hayat beni Almatı’ya getirdi. Mevsim hazandı,
kış kapıdaydı. Kar, sis ve yağmur taarruz edecekti az
sonra. Hazan, sonra kış. Artık mevsim değişmişti ve daldaki
yapraklar komadaydı. Her taraf sapsarı, yapraklar ise
altın sarısı renginde. Yerde beş parmaklı insan elini
hatırlatan çınar ağaçlarının yaprakları. Almatı’da henüz
anılarıma yer yoktu. Buraya geldiğimden beri, kafamı âdeta
nadasa bıraktım.Okumalarıma ara verdim. Bulunduğum şehri
tanımam gerek, Kazak şivesini öğrenmem gerek, koşmam gerek,
bilmediğim alfabeleri sökmem; biraz, alfabelik bir çocuk
olmam gerek... Sokaklar, caddeler, bulvarlar, çarşılar
farklı insanlarla dolu. Her yerde genellikle Rusça konuşuluyor.
Kulağıma çalınan kelimelere yavaş yavaş alışıyorum. Duyduğum
Kazakça kelimeler bana yabancı değil. Şehirdeki çeşitlilik
ve dostluk çok sevindirici. Farklı milletten insanlar
burada kardeşçe yaşıyorlar.Kazakistan, Orta Asya’da gittikçe
parlayan bir yıldız gibi gelişiyor.
Kazakistan Coğrafyası ve Almatı
Kazakistan’ın çok geniş bir coğrafyası
var. Yüz ölçümü 2.724.200 km2. Almatı, Kazakistan’ın güneydoğusunda
yer alır.Kazakistan’ın idarî yapısı 14 eyalet ile özel statüye
sahip, Atsana ve Almatı şehirlerinden oluşuyor. Kazakistan’ın
her eyaletinin ve şehrinin ayrı bir arması var. Almatı’yı
temsil eden armada, başı karla örtülü bir dağ, dağın altında
bir pars vardır. Almatı eyaleti 224.000 km2 yüz ölçüme sahip
olup, Çin ile Kırgızistan sınırındadır. 1999 nüfus sayımına
göre eyaletin nüfusu:1.559.600’dür. Aynı nüfus sayımına göre
Almatı şehir merkezinin nüfusu ise 1.130.100’dür. Almatı eyaleti,
Taldıkorgan şehrinden yönetilmektedir. Eyalet valiliği Taldıkorgan’a
2001’de taşınmıştır. Taldıkorgan, etrafı ağaçlarla korunmuş
şehir anlamına geliyor. Almatı, Trans-Alay dağlarının eteklerine
kurulmuştur. Ruslar, önce Zailiyskoye adıyla buraya bir askerî
üs kurarlar. 1855’ten sonra da bu adı Verni olarak değiştirirler.
Bu üs, 13. yy.da Moğolların yıktığı Alamatı yerleşim biriminin
üzerine yapılmıştır. Almatı, 6-7 yy. harabe hâlinde kalmıştır.Ruslar,
bu üssü kurduktan sonra, bu üssün etrafına Kazaklar, Avrupa
kıtasındaki Ruslar, Ukraynalılar, Tatar tüccarlar yerleşirler.Verni
kasabası Türkistan GenelValiliğinin merkezi olur. 1921’de
şehre Alma-Ata adı verilir. 1929’da Sovyet yönetimindeki başkent,
Kızılorda’dan Alma-Ata’ya taşınır ve şehir gelişir. 16 Aralık
1991’de Sovyetler Birliği’nin dağılmasıyla Kazakistan Cumhuriyeti
kurulur. Bağımsız KazakistanCumhuriyetinin ilk başkenti Alma-Ata’dır.
Yeni cumhuriyetle beraber şehrin adı Almatı olarak değiştirilir.
Başkent, 1997 yılında da Astana’ya taşınır. Almatı, özel bir
mimarî plâna göre inşa edilmiştir.Geniş caddeler, bulvarlar,
görkemli ağaçlar şehri süsler. Şehirdeki binalar, genellikle
tek tiptir ve göze hitap etmez. Âdeta ideoloji ile mimarî
arasında bir bağ kurulmuştur. Binalar için, tamamen estetikten
yoksun, zevkten nasibini almamıştır diyebiliriz. Şehirde 90
yılı aşan tarihî bina yok gibidir. Almatı’yı temsil eden mimarî
eserler şunlardır:Cumhuriyet Alanı, Devlet Başkanlığı Köşkü,
Bağımsızlık heykeli, Cumhuriyet Sarayı...
Doğu Şehirleri ve Almatı
Hemen
hemen klâsik İslâm şehirlerinin hepsi birbirine benzer. Şehrin
en büyük camiinin önünde bir meydan vardır. Bu meydanın etrafında
her türlü meslek erbabının dükkânları, küçük atölyeleri...
Birkaç han, birkaç hamam sonra küçük camiler, bir caddenin
üzerinde sıralanırlar. Çeşitli zanaatkârların sokakları, çarşıları
vardır. Bu caddeden daracık eğri büğrü sokaklardan tek katlı
evlere gidilir. Caddelerde yer yer çıkmaz sokaklar, örtmeler
olur. Geniş avlulu bu evlerde genellikle görkemli dut ağaçları,
serviler, çınar ağaçları ve avlu ile sokak arasındaki duvarları
hırsla kaplayan yabanî asma ağaçları...Almatı’da böyle klâsikİslâm
şehirlerine benzer bir görüntü aramayın. Sıra sıra dizilen,
âdeta hiza ve istikâmete göre düzenlenmiş, genellikle 4 ve
6 katlı binalar vardır. Binaların arasında geniş bir alan,
bu alanda banklar, küçük oyun alanları ve ağaçlar var... Şehir
geniş bir alana yayılmış. Arsada her türlü oyunları yapıp
binaları birbirine yaslamak, oksijene geçit vermemek yok...Almatı’da
şehir sakinlerine bir saygı var... Almatı’yı, Anadolu şehirlerine
benzetemezsiniz. Tarihten izler yok... Tarihî doku, yok denecek
kadar azdır.
Almatı’da Hayat
Tramvay,
troleybüs ve otobüslerden yeni olanlar yok gibidir.Fakat dolmuşların
eski olanına rastlamak pek mümkün değil. Tramvay vatmanlarının
çoğu bayandır fakat troleybüs ve otobüslerde nadiren bayana
rastlanır. Şehir içi ulaşım kolay ve çok ucuz... Her yere
25-35 tenge ile gidebilirsiniz. Bu bizim paramızla 250-350
bin liraya denktir. Herkesin başında soğuktan korunmak için
kalpak ve şapka görürsünüz.Çok iyi giyiniyorlar. Geçim sıkıntısı
içerisinde olanların bile üzerinde çok güzel kıyafetler görebilirsiniz.
Pazarda ve bazı pasajlarda geçerken esnafın elinde gazete
ve kitap görürsünüz. Hatta caddelerde küçük sebze ve meyve
tezgâhı açanların elinde bile kitap görmek mümkün. Şehrin
her tarafında geniş parklar ve meydanlar var. Bu park ve meydanlardaki
görkemli ağaçlar ve kar, içinizde bir temizlik ve saflık duygusu
yaratır. Kar yağar, Almatı bembeyaz gelinliğini giyer. Burada
yaşayanlar beyazla örtülü. İlle de bir beyazlık sarmıştır
şimdi Almatı’yı. Kış, hükümranlığını ilân etti. Kar yağıyor
ve soğuk her zaman gündemde. Caddelerde gördüğüm dilenciler
âdeta içimi sızlatıyor.Yer yer yoksulluğun acı tablosu önünüzde.
Dilencilerin bazıları bir enstrüman çalarak şarkılar söylüyorlar.
Dondurucu soğuk ve buz üstünde bu Rus ve Kazak ezgilerini
dinlemek bazen çok hüzün veriyor insana. Kaldırımlarda her
zaman yürüyemiyorsunuz. Buzun kayganlığı ürkütüyor insanı.
Dilencilere yaptığınız küçük yardımlarda Rusça; spasiba!,
Kazak Türkçesinde rahmet! kelimesini duyarsınız. Bu kelimeler
teşekkür; anlamına gelmektedir. Şehrin dışına doğru tek katlı
evler görürsünüz. Almatı’daki bütün binalar merkezî sistemle
ısınırken bu tek katlı evlerin ise bazıları soba bazıları
da gazla çalışan bir tür büyük soba ile ısınmaktadır. Hava
alanı yolunda dünyanın ünlü otomobil şirketlerinin galerileri
var. Bu ünlü otomobil firmaları Almatı üzerinden Kazakistan’a
satış yaparlar. Aslında bu belki de bir gelişim ve dışa açılmanın
belirtisidir. Almatı’nın 15 km. kadar dışında bir askerî birlikte
subaylara Türkçe öğretmeye gidiyorum. Hafta arası gidip geldiğim
bu yolda bazen hüzünleniyorum. Ankara’yı, İstanbul’u hatırlıyorum.
Burada gecekondular yoktur; plânlı bir şehir gözünüzün önündedir.Almatı,
Kazakistan’ın metropolüdür; eskinin yanında yen de boy göstermektedir.
Ara sıra polisler karşınıza çıkıp, sizden pasaport ve belgeleriniz
nerede?anlamında “Döküment!” diye soruyorlar. Biz öğretmenler
burada resmî olarak çalıştığımız hâlde bize işçi vizesi anlamına
gelen İskerlik Viza veriliyor. Zaman zaman polisle aramızda
sorunlar çıkıyor. Burada biz resmî olarak öğretmen görünmüyoruz.Oturduğumuz
ev pasaportumuza işleniyor.Üç ayda bir belli bir ücret karşılığında
yeni işçi vizesi veriyorlar bize. Ev değiştirdiğimiz zaman
polis merkezine bindirip pasaporta işletmek gerekiyor. Geçen
günEğitimMüşavirliğinden çıkıp Müşavirlikteki Öğrenci Temsilcisi
öğretmen NazımGünay Beyle yürüyerek bizim Türkçe Öğretim Merkezine
geliyorduk. Polisler önümüzü çevirip bizden pasaport sordular.
Polisler, önümüzü çevirip selâm çakıp döküment diye
sordukları zaman, Men Turkiye’dan, muğallım! diyorum. Pasaportumun
bütün sayfalarına didik didik bakıyorlar, sonra pasaportumda
yazmasına rağmen nerede oturuyorsunuz?anlamında kayda otırasız?diye
soruyorlar. Bazen eve gelip kontrol ettikleri de oluyor. Muğallım
deyince biraz yumuşuyorlar, sonra genellikle güzel, iyi anlamına
gelen jahsı! deyip pasaportunuzu veriyorlar. Aslında
hâlâ oturum sorunlarımız var. Öğretmen vizesi olmadığı için
bazen tedirgin oluyoruz. Büyükelçiliğimize bağlı bütün personelin
diplomatik kartı olmasına rağmen, sadece öğretmenlerin diplomatik
kartı yok. Ev kiraları çok pahalı, tek odalı evler bile 200
dolardan başlıyor. Ayrıca kvartplata denilen elektrik, su,
çevre temizliği gibi masraflar için de ayda 20-30 dolar civarında
bir para alınmaktadır. Hayat çok pahalı Almatı’da. Bir Türk
lokantasına gidip bir yemek yediğiniz zaman 1500 Tenge ödersiniz.
Bu bizim paramızla 15.000.000 lira ediyor. Kazak lokantaları
biraz daha ucuz ama hiçbir öğretmenin Kazak lokantasına gittiği
vaki değil. Pazardaki sebze ve meyve fiyatları bazen Türkiye’dekiyle
aynı bazen daha da pahalı. Bütün güzellikler hasrteti unutturamıyor.
Yılbaşını, kar ve buz altında havaî fişek ve maytap patırtısıyla
geçirdik. Burada yılbaşı çok önemli. Halk, yılbaşını bir tüketim
fırsatı olarak görüyor. Bütün esnaf, iş yerlerini süslemekte
sanki yarışıyor. Şehir, yılbaşından sonra üç-dört gün uykuya
yattı âdeta. Almatı, güzel ve görkemli bir şehir hatta Türk
cumhuriyetleri içinde en güzel şehir olduğu da söyleniyor.
Yavaş yavaş sökmeye başladığımız bir alfabe. Her gün duyduğumuz
kelimelerin anlamını, kaplumbağa hızıyla da olsa öğreniyoruz.
Rusça bir sözlük, bazen bir rehber oluyor. Türkçe öğretirken
biz de Rusça öğrenmeye çalışıyoruz. Türkiye’ye ve sevdiklerimize
hasret artıyor. Güzel olanı özetlemek mümkün değil.