Bilim ve Aklın Aydınlığında Eğitim Dergisi

 

 Ana Sayfa    | Eski Sayılar |

 MART 2004  |  YIL : 5 |  SAYI : 49

MEKTUP:Kazakistan Mektubu

Almatı, Hazan ve Ben


Mahmut YÜCELİ
Almatı Eğitim Müşavirliği
Türkiye Türkçesi Eğitim Öğretim Merkezi Öğretmeni

Zaman ve mekân; birbirine kilitlenmiş iki kelime... Hayat makineli tüfek hızıyla akarken; teknoloji, eski dokunun ve geleneklerin üzerinden silindir gibi geçerken gözlerimiz hep nemli, bakıyoruz. Kaybolanların, silinenlerin, tarihin farkında mıyız acaba?Bir farkındalık duygumuz gelişse ne güzel olacak...Hayat beni Almatı’ya getirdi. Mevsim hazandı, kış kapıdaydı. Kar, sis ve yağmur taarruz edecekti az sonra. Hazan, sonra kış. Artık mevsim değişmişti ve daldaki yapraklar komadaydı. Her taraf sapsarı, yapraklar ise altın sarısı renginde. Yerde beş parmaklı insan elini hatırlatan çınar ağaçlarının yaprakları. Almatı’da henüz anılarıma yer yoktu. Buraya geldiğimden beri, kafamı âdeta nadasa bıraktım.Okumalarıma ara verdim. Bulunduğum şehri tanımam gerek, Kazak şivesini öğrenmem gerek, koşmam gerek, bilmediğim alfabeleri sökmem; biraz, alfabelik bir çocuk olmam gerek... Sokaklar, caddeler, bulvarlar, çarşılar farklı insanlarla dolu. Her yerde genellikle Rusça konuşuluyor. Kulağıma çalınan kelimelere yavaş yavaş alışıyorum. Duyduğum Kazakça kelimeler bana yabancı değil. Şehirdeki çeşitlilik ve dostluk çok sevindirici. Farklı milletten insanlar burada kardeşçe yaşıyorlar.Kazakistan, Orta Asya’da gittikçe parlayan bir yıldız gibi gelişiyor.

Kazakistan Coğrafyası ve Almatı

Kazakistan’ın çok geniş bir coğrafyası var. Yüz ölçümü 2.724.200 km2. Almatı, Kazakistan’ın güneydoğusunda yer alır.Kazakistan’ın idarî yapısı 14 eyalet ile özel statüye sahip, Atsana ve Almatı şehirlerinden oluşuyor. Kazakistan’ın her eyaletinin ve şehrinin ayrı bir arması var. Almatı’yı temsil eden armada, başı karla örtülü bir dağ, dağın altında bir pars vardır. Almatı eyaleti 224.000 km2 yüz ölçüme sahip olup, Çin ile Kırgızistan sınırındadır. 1999 nüfus sayımına göre eyaletin nüfusu:1.559.600’dür. Aynı nüfus sayımına göre Almatı şehir merkezinin nüfusu ise 1.130.100’dür. Almatı eyaleti, Taldıkorgan şehrinden yönetilmektedir. Eyalet valiliği Taldıkorgan’a 2001’de taşınmıştır. Taldıkorgan, etrafı ağaçlarla korunmuş şehir anlamına geliyor. Almatı, Trans-Alay dağlarının eteklerine kurulmuştur. Ruslar, önce Zailiyskoye adıyla buraya bir askerî üs kurarlar. 1855’ten sonra da bu adı Verni olarak değiştirirler. Bu üs, 13. yy.da Moğolların yıktığı Alamatı yerleşim biriminin üzerine yapılmıştır. Almatı, 6-7 yy. harabe hâlinde kalmıştır.Ruslar, bu üssü kurduktan sonra, bu üssün etrafına Kazaklar, Avrupa kıtasındaki Ruslar, Ukraynalılar, Tatar tüccarlar yerleşirler.Verni kasabası Türkistan GenelValiliğinin merkezi olur. 1921’de şehre Alma-Ata adı verilir. 1929’da Sovyet yönetimindeki başkent, Kızılorda’dan Alma-Ata’ya taşınır ve şehir gelişir. 16 Aralık 1991’de Sovyetler Birliği’nin dağılmasıyla Kazakistan Cumhuriyeti kurulur. Bağımsız KazakistanCumhuriyetinin ilk başkenti Alma-Ata’dır. Yeni cumhuriyetle beraber şehrin adı Almatı olarak değiştirilir. Başkent, 1997 yılında da Astana’ya taşınır. Almatı, özel bir mimarî plâna göre inşa edilmiştir.Geniş caddeler, bulvarlar, görkemli ağaçlar şehri süsler. Şehirdeki binalar, genellikle tek tiptir ve göze hitap etmez. Âdeta ideoloji ile mimarî arasında bir bağ kurulmuştur. Binalar için, tamamen estetikten yoksun, zevkten nasibini almamıştır diyebiliriz. Şehirde 90 yılı aşan tarihî bina yok gibidir. Almatı’yı temsil eden mimarî eserler şunlardır:Cumhuriyet Alanı, Devlet Başkanlığı Köşkü, Bağımsızlık heykeli, Cumhuriyet Sarayı...

Doğu Şehirleri ve Almatı

Hemen hemen klâsik İslâm şehirlerinin hepsi birbirine benzer. Şehrin en büyük camiinin önünde bir meydan vardır. Bu meydanın etrafında her türlü meslek erbabının dükkânları, küçük atölyeleri... Birkaç han, birkaç hamam sonra küçük camiler, bir caddenin üzerinde sıralanırlar. Çeşitli zanaatkârların sokakları, çarşıları vardır. Bu caddeden daracık eğri büğrü sokaklardan tek katlı evlere gidilir. Caddelerde yer yer çıkmaz sokaklar, örtmeler olur. Geniş avlulu bu evlerde genellikle görkemli dut ağaçları, serviler, çınar ağaçları ve avlu ile sokak arasındaki duvarları hırsla kaplayan yabanî asma ağaçları...Almatı’da böyle klâsikİslâm şehirlerine benzer bir görüntü aramayın. Sıra sıra dizilen, âdeta hiza ve istikâmete göre düzenlenmiş, genellikle 4 ve 6 katlı binalar vardır. Binaların arasında geniş bir alan, bu alanda banklar, küçük oyun alanları ve ağaçlar var... Şehir geniş bir alana yayılmış. Arsada her türlü oyunları yapıp binaları birbirine yaslamak, oksijene geçit vermemek yok...Almatı’da şehir sakinlerine bir saygı var... Almatı’yı, Anadolu şehirlerine benzetemezsiniz. Tarihten izler yok... Tarihî doku, yok denecek kadar azdır.

Almatı’da Hayat

Tramvay, troleybüs ve otobüslerden yeni olanlar yok gibidir.Fakat dolmuşların eski olanına rastlamak pek mümkün değil. Tramvay vatmanlarının çoğu bayandır fakat troleybüs ve otobüslerde nadiren bayana rastlanır. Şehir içi ulaşım kolay ve çok ucuz... Her yere 25-35 tenge ile gidebilirsiniz. Bu bizim paramızla 250-350 bin liraya denktir. Herkesin başında soğuktan korunmak için kalpak ve şapka görürsünüz.Çok iyi giyiniyorlar. Geçim sıkıntısı içerisinde olanların bile üzerinde çok güzel kıyafetler görebilirsiniz. Pazarda ve bazı pasajlarda geçerken esnafın elinde gazete ve kitap görürsünüz. Hatta caddelerde küçük sebze ve meyve tezgâhı açanların elinde bile kitap görmek mümkün. Şehrin her tarafında geniş parklar ve meydanlar var. Bu park ve meydanlardaki görkemli ağaçlar ve kar, içinizde bir temizlik ve saflık duygusu yaratır. Kar yağar, Almatı bembeyaz gelinliğini giyer. Burada yaşayanlar beyazla örtülü. İlle de bir beyazlık sarmıştır şimdi Almatı’yı. Kış, hükümranlığını ilân etti. Kar yağıyor ve soğuk her zaman gündemde. Caddelerde gördüğüm dilenciler âdeta içimi sızlatıyor.Yer yer yoksulluğun acı tablosu önünüzde. Dilencilerin bazıları bir enstrüman çalarak şarkılar söylüyorlar. Dondurucu soğuk ve buz üstünde bu Rus ve Kazak ezgilerini dinlemek bazen çok hüzün veriyor insana. Kaldırımlarda her zaman yürüyemiyorsunuz. Buzun kayganlığı ürkütüyor insanı. Dilencilere yaptığınız küçük yardımlarda Rusça; spasiba!, Kazak Türkçesinde rahmet! kelimesini duyarsınız. Bu kelimeler teşekkür; anlamına gelmektedir. Şehrin dışına doğru tek katlı evler görürsünüz. Almatı’daki bütün binalar merkezî sistemle ısınırken bu tek katlı evlerin ise bazıları soba bazıları da gazla çalışan bir tür büyük soba ile ısınmaktadır. Hava alanı yolunda dünyanın ünlü otomobil şirketlerinin galerileri var. Bu ünlü otomobil firmaları Almatı üzerinden Kazakistan’a satış yaparlar. Aslında bu belki de bir gelişim ve dışa açılmanın belirtisidir. Almatı’nın 15 km. kadar dışında bir askerî birlikte subaylara Türkçe öğretmeye gidiyorum. Hafta arası gidip geldiğim bu yolda bazen hüzünleniyorum. Ankara’yı, İstanbul’u hatırlıyorum. Burada gecekondular yoktur; plânlı bir şehir gözünüzün önündedir.Almatı, Kazakistan’ın metropolüdür; eskinin yanında yen de boy göstermektedir. Ara sıra polisler karşınıza çıkıp, sizden pasaport ve belgeleriniz nerede?anlamında “Döküment!” diye soruyorlar. Biz öğretmenler burada resmî olarak çalıştığımız hâlde bize işçi vizesi anlamına gelen İskerlik Viza veriliyor. Zaman zaman polisle aramızda sorunlar çıkıyor. Burada biz resmî olarak öğretmen görünmüyoruz.Oturduğumuz ev pasaportumuza işleniyor.Üç ayda bir belli bir ücret karşılığında yeni işçi vizesi veriyorlar bize. Ev değiştirdiğimiz zaman polis merkezine bindirip pasaporta işletmek gerekiyor. Geçen günEğitimMüşavirliğinden çıkıp Müşavirlikteki Öğrenci Temsilcisi öğretmen NazımGünay Beyle yürüyerek bizim Türkçe Öğretim Merkezine geliyorduk. Polisler önümüzü çevirip bizden pasaport sordular. Polisler, önümüzü çevirip selâm çakıp döküment diye sordukları zaman, Men Turkiye’dan, muğallım! diyorum. Pasaportumun bütün sayfalarına didik didik bakıyorlar, sonra pasaportumda yazmasına rağmen nerede oturuyorsunuz?anlamında kayda otırasız?diye soruyorlar. Bazen eve gelip kontrol ettikleri de oluyor. Muğallım deyince biraz yumuşuyorlar, sonra genellikle güzel, iyi anlamına gelen jahsı! deyip pasaportunuzu veriyorlar. Aslında hâlâ oturum sorunlarımız var. Öğretmen vizesi olmadığı için bazen tedirgin oluyoruz. Büyükelçiliğimize bağlı bütün personelin diplomatik kartı olmasına rağmen, sadece öğretmenlerin diplomatik kartı yok. Ev kiraları çok pahalı, tek odalı evler bile 200 dolardan başlıyor. Ayrıca kvartplata denilen elektrik, su, çevre temizliği gibi masraflar için de ayda 20-30 dolar civarında bir para alınmaktadır. Hayat çok pahalı Almatı’da. Bir Türk lokantasına gidip bir yemek yediğiniz zaman 1500 Tenge ödersiniz. Bu bizim paramızla 15.000.000 lira ediyor. Kazak lokantaları biraz daha ucuz ama hiçbir öğretmenin Kazak lokantasına gittiği vaki değil. Pazardaki sebze ve meyve fiyatları bazen Türkiye’dekiyle aynı bazen daha da pahalı. Bütün güzellikler hasrteti unutturamıyor. Yılbaşını, kar ve buz altında havaî fişek ve maytap patırtısıyla geçirdik. Burada yılbaşı çok önemli. Halk, yılbaşını bir tüketim fırsatı olarak görüyor. Bütün esnaf, iş yerlerini süslemekte sanki yarışıyor. Şehir, yılbaşından sonra üç-dört gün uykuya yattı âdeta. Almatı, güzel ve görkemli bir şehir hatta Türk cumhuriyetleri içinde en güzel şehir olduğu da söyleniyor. Yavaş yavaş sökmeye başladığımız bir alfabe. Her gün duyduğumuz kelimelerin anlamını, kaplumbağa hızıyla da olsa öğreniyoruz. Rusça bir sözlük, bazen bir rehber oluyor. Türkçe öğretirken biz de Rusça öğrenmeye çalışıyoruz. Türkiye’ye ve sevdiklerimize hasret artıyor. Güzel olanı özetlemek mümkün değil.

 

 

 

 

İçindekiler

Editör

Başyazı

İstiklal Marşı Üzerine Birkaç Dikkat
Prof. Dr. Necat BİRİNCİ

Nevruz Bayramının Halkbilimsel Çözümlemesi
Doç.Dr. Özkul ÇOBANOĞLU

Yurdumuzda ve Orta Asya'da Nevruz Kutlamaları
İbrahim YURTOĞLU

Nevruz Güzellemesi
Süleyman ARPACI

Güneşin Çocuğu
Itır ALMIŞ

Tanzimattan Cumhuriyete Eğitimde Ödül ve Günümüz Eğitimi Açısından Bir Değerlendirme (1839-1923)
Prof. Dr. Yahya AKYÜZ

Ablam
Cemil KAVUKÇU

Cemil Kavukçu ile Öyküleri Üzerine
Şaban ÖZÜDOĞRU-Ethem BARAN

Cemil Kavukçu'nun Öyküleri
Şaban ÖZÜDOĞRU

Doğumunun 115.Yılında Yakup Kadri Karaosmanoğlu
Selahattin ARSLAN

Davet
Zeliha YÜMSEK

Baharla Gelen Yaşama Sevinci
Dilek ÇİFTÇİ

Gül Mevsimi
Turabi ONAY

Pembe
Müberra ATEŞ

Yalnız Ağaç
Taner KARAHAN

Son Mevsim
İbrahim ERDEM

Bir Söz İklimi
Yücel DENİZ

Sevgi Çiçekleri
Necla AYDİL (MANT)

Karikatür
Enver BOLAT

Serzeniş
Esra GÜVEN

Sen
Ali ŞAHİN

Almatı, Hazan ve Ben
Mahmut YÜCELİ

Değinmeler
Selahattin ARSLAN

Karikatür
Hakkı USLU

Diğer Elektronik Yayınlar

[Tebliğler Dergisi][Milli Eğitim Dergisi]

 Ana Sayfa    | Eski Sayılar  |

Copyright © T.C. Milli Eğitim Bakanlığı  Yayımlar Dairesi Başkanlığı, 2000
URL: http://yayim.meb.gov.tr
 Yorum, öneri ve yazılarınızı bekliyoruz.
baae@meb.gov.tr