Zeliha YÜMSEK
Simav Anadolu Öğretmen Lisesi
10.Sınıf Sosyal Bilimler Bölümü Öğrencisi
KÜTAHYA
İnsan, her zaman yeniyi, yenilikleri sevmiştir. Yeniliklerle yeniden doğmuştur
âdeta.Baharın gelişi de yeniliktir.Ama bu yenilik sadece çevresinde
değil, ruhunda da hissettiği bir yeniliktir.
Geçen koca kışın sonunda, sınırlanmış ya da yaşanılmamış bütün duygular
coşar birden. Sadece insan değil, toprak da coşar.Kurtulduğu
beyaz örtüden sonra ağaçlara, çiçeklere renk ve hayat verir.
Baharın gelişiyle doğada elbette gözle görülebilecek değişiklikler meydana
gelir.Ancak, insan doğasındaki değişiklikler, hepsinin üstündedir.Güneşin
ışıkları dünyayı değil, âdeta insan kalbini aydınlatır; orada
doğar, ama batmaz. Daha olumlu düşünmeye sevk eder insanı.Kış
mevsiminin sisli, can sıkıcı havası bitmiştir artık.İnsanın
içine ferahlık veren, heyecan veren tatlı bir hava oluşmuştur.Nasıl
oluşmasın ki?Gelen yeni bahar, yeni ümitler ve yeni heyecanlar
demektir onlar için.Bu renkli dönemde, çevredeki cıvıltılar
da insanın içinde oluşur sanki. Zihin bütün yorgunluklarından
kurtulmuşcasına hürdür. Ara sıra kendini bir gösterip, bir
kaybettiren yağmurlar da bu heyecana su vermekte, insanın
uçsuz bucaksız ufuklara yolculuğuna yardım etmektedir.
İnsan, hayatında hissederek kaç bahar yaşayabilir ki?Elli mi, yoksa ellibeş
mi?En fazlası yetmiş değil mi?O hâlde bu sınırlı mutluluğun
tadını niye yeterince çıkaramıyoruz?Bir düşünsenize baharda,
bahçenizdeki ağaçta açan çiçeği ya da dış kapınızın yanındaki
gülün gururla verdiği bir tomurcuğu!Düşünsenize bunlarla birlikte
duyacağınız sevinci!Bu sevinci tarif edin deseler, edebilir
misiniz?
Hiç görmediyseniz, görüp de dikkat etmediyseniz, sizi bahçelere davet ediyorum.Eminim
ki, her zamankinden daha mutlu olacaksınız o güzelliklere
bakınca; bakmakla kalmayıp, duyunca ve yaşayınca. Kim bilebilir
ki, bir sonrakine davet edilip edilemeyeceğimizi...