Dr. Adem ORAKÇI
MEB, Tic. ve Tur. Öğrt. Gen. Md.
Şube Müdürü, orakci93@hotmail.com
“Bana
çiçek getirin, dünyanın bütün çiçeklerini buraya getirin.”
Köy öğretmeni Şefik Sınığ’ın ölürken söylediği bu son sözleriyle başlayan
“Dünyanın Bütün Çiçekleri” adlı şiir, Cumhuriyet dönemi
şairlerinden Ceyhun Atuf Kansu’nun en güzel şiirlerinden
birisidir.
Kansu, “hekim olarak en ıssız köşelerine kadar dolaştığı Anadolu’nun dertlerini
dile getiren şairlerindendir.”1 Anadolu’nun en dertli
insanlarından birisi de şüphesiz ki köy öğretmenleridir. O,
Anadolu aydınları içerisinde köy öğretmenlerini bir
başka titizlikle ve bir başka yakınlıkla gözlemler. “Dünyanın
Bütün Çiçekleri” adlı şiiri de, bu gözlemlerinin ürünüdür.
“Dünyanın Bütün Çiçekleri”, bugüne kadar bir çok antoloji, dergi ve gazetede
yer almış, bir çok törende de beğeniyle okunup dinlenmiştir.
Türkiye Radyo Televizyon Kurumu’nun 1979 yılından
beri düzenlediği 23 Nisan Uluslar Arası Çocuk Şenliği kutlamaları
için dünyanın bir çok ülkesinden çocuklar yurdumuza gelip
başkent caddelerini bir çiçek seli gibi doldurduğunda, yine
bu şiiri ve şiirin başlangıcında yer alan köy öğretmeni Şefik
Sınığ’ın son sözlerini hatırlarım hep. “Bana çiçek getirin,
dünyanın bütün çiçeklerini buraya getirin.”
İşte
dünyanın bütün çiçekleri buradalar Şefik Hoca. Ay
yıldızlı bayrağının gölgesinde, mini mini öğrencilerinin
başında nice Şefik öğretmenler, onların arasına karışmışlar.
Dünya çocuklarına her yıl, milletimizin konukseverlik
örneğini sunuyorlar. İnsanlığa sevgi ve kardeşlik dersi
veriyorlar.
Sen demiyor muydun;
“Dünyanın bütün çiçeklerini diyorum.
Bütün çiçekleri getirin buraya,
Öğrencilerimi getirin, getirin buraya,
Kaya diplerinde açmış çiğdemlere benzer.
Bütün köy çocuklarını getirin buraya,
Son bir ders vereceğim onlara
Son şarkımı söyleyeceğim,
Getirin, getirin ve sonra öleceğim”
Dünyanın bütün çiçeklerinin yanı sıra, tam istediğin gibi, tüm yurt bahçelerinden
de çeşit çeşit çiçekler gelmişler. Hiçbir yöremiz gücenmesin
diye doğudan, batıdan, güneyden-kuzeyden gelen yüzlerce
çiçek...
Onları bir daha sayalım;
“Afyon ovasında açan haşhaş çiçeklerini
Bacımın suladığı fesleğenleri,
Köy çiçeklerinin hepsini, hepsini,
Avluların pembe entarili hatmisini;
Çoban yastığını, peygamber çiçeğini de unutmayın,
Aman Isparta güllerini de unutmayın;
Hepsini, hepsini bir anda koklamak istiyorum,
...
Baharda Polatlı kırlarında açan
Güz geldi mi Kopdağına göçen,
Yörükler yaylasında, Toroslarda eğleşen,
Muş ovasından, Ağrı eteğinden,
Gücenmesin, bütün yurt bahçelerinden
Çiçek getirin, çiçek getirin, örtün beni,
Eğin türkülerinin içine gömün beni.”
Senin çileli hayatından fışkıran “kaya diplerinde açmış çiğdemlere benzeyen”
güllerinle, Anadolu toprağını çiçeksiz bırakmamak için, bütün
sevecenlikleriyle kıpır kıpır oynayan Ankara caddelerindeki
bu rengarenk güller arasında bir fark var mı hocam? Senin
güllerinin aynısı değil mi bu güller? Kokuları da renkleri
de aynı...
Bizler unutsak da, yolsuz, susuz, ekmeksiz uzak dağ köylerinde
kaderleriyle baş başa bıraksak da, kimilerini kurban versek
kimilerini kırsak da, üzsek de, bu çiçekler nice Şefik öğretmenlerin
emeği değil midir? Minnet size yüz binlerce Şefik ve Şefika
öğretmenler.
Yine senin arzularına dönelim;
“ Dünyanın bütün çiçeklerini diyorum,
Kır ve dağı çiçeklerini istiyorum,
Kaderleri bana benzeyen,
Yalnızlıkta açarlar, kimse bilmez onları,
Geniş ovalarda kaybolur kokuları...
Yurdumun sevgili ve adsız çiçekleri,
Hepinizi, hepinizi istiyorum, gelin görün beni,
Toprağı nasıl örterseniz öylece örtün beni.
Dünyanın bütün çiçeklerini diyorum,
Ben köy öğretmeniyim, bir bahçıvanım,
Ben bir bahçe suluyordum gönlümden,
Kimse bilmez, kimse anlamaz dilimden,
Ne güller fışkırır çilelerimden.”
Binlerce isimsiz öğretmenlerin, bir bahçıvan gibi gönül pınarlarından sulayarak
yetiştirdikleri tüm yurt bahçelerinin, hep genç, hep canlı
kalması ve öğretmenlik arzularımızın çiçeklerde açması
için; bu temiz, bu masum ve bu şirin çiçekler solmamalı,
soldurulmamalı...
Geleceğimizin umudu olan bu sevimli miniklerin, daha gür olmaları ve dünya
çocuklarına binlerce yıl ev sahipliği yapmaya devam etmeleri;
anne-babalarının, öğretmenlerinin, yöneticilerin kısacası
tüm milletimizin en samimi arzusu olduğu kanaatindeyim. Bütün
ümitlerimiz belki de onlarla yeşerecek, senin ümit bağladığın
çiçeklerle;
“Beni bilse bilse çiçekler bilir, dostlarım,
Niçin yaşadığımı ben onlara söyledim,
Çiçeklerde açar benim gizli arzularım.
Dünyanın bütün çiçeklerini diyorum,
Okulun duvarı çöktü altında kaldım,
Ama ben dünya üstündeyim, toprakta,
Yaz, kış bir şey söyleyen sonsuz toprakta,
Çile çektim, yalnız kaldım, ama yaşadım,
Yurdumun çiçeklenmesi için daima yaşadım,
Bilir bunu bahçeler, kayalar, köyler bilir,
Şimdi sustum, örtün beni, yatırın buraya,
Dünyanın bütün çiçeklerini getirin buraya.”**
Sonuç olarak, seni ve idealizmini bilse bilse yine bu çiçekler bilir ancak.
Zira niçin yaşadığını onlarla paylaşmışsın. Her yıl 23 Nisanlarda
senin arzuların bir sevgi seli gibi kendini göstererek, dünyanın
bütün çiçeklerine ulaşıyor.
Bu çiçekler solmasın...
(1) Kabaklı Ahmet, Türk Edebiyatı, Cilt 3, İstanbul 1987, s.574
** Ceyhun Atuf Kansu’nun “Dünyanın Bütün Çiçekleri” adlı bu şiiri,
sınıf öğretmeni yetiştiren altı yıllık İlköğretmen okullarının
son sınıf öğrencilerine, Milli Eğitim Bakanlığınca ücretsiz
dağıtılan “Armağan” adlı kitaptan alınmıştır. Maarif Basımevi,
İstanbul 1958, s.203
KAYNAKLAR
-Dil Dergisi, Ceyhun Atuf Kansu özel sayısı, sayı 89, Ankara 2000,
-Kabaklı Ahmet, Türk Edebiyatı, Cilt 3, İstanbul 1987
-Armağan, 1957-1958, Maarif Basımevi, İstanbul 1958
-TRT web sitesi, 2002
-Fotoğraflar, 23 Nisan Uluslar Arası Çocuk Şenliğinden, Ankara 1998