Dr. Abdulvahap ÖZPOLAT
Talim ve Terbiye Kurulu Daire Başkanı
Demokrasinin yaşam alanı, bireyler/gruplar/toplumlar
arasında mümkün kıldığı paydaşlık ilişkisi ile içerdiği değerler
nedeniyle giderek büyümektedir. Öyle ki, toplumsal paydaşlığa
olan katkısı, onu, bütün modern toplumların yükselen ortak
değeri hâline getirmektedir.
Zira,
demokrasi kültürünün geliştiği toplumlarda sosyal, siyasal
ve ekonomik bağlamlarda “ötekini kapsamak” olarak
kavramlaştırılabilen toplumsal örgütlenme ve ilişki biçimi
egemendir. Bu ilişki biçimine göre öteki/ötekiler tehdit
olarak görülmezler. Hayatın doğallığı ve dengesi içinde
herkes kendi hayatını yaşarken, başkalarının hak ve özgürlüklerine
saygı duyar. Gelişen iş bölümü şartları içinde bireyler
ve gruplar karşılıklı olarak birbirlerinin hayatlarını
anlamlı ve yaşanılır kılar ve birbirlerinin varlık koşulu
haline gelirler. Bu nedenle toplumdaki farklılıklar bir
tehlike olarak değil, bir kültürel zenginlik olarak görülür.
Bu bağlam, yani, demokrasinin birlikte var olma imkânını
sunması, onu, her birey, gurup ve toplum için memnun
kalınan bir ortak payda hâline getirmiştir.
Çünkü demokrasi, insaniliğı bir
değer olarak yücelten, insan kişiliğinin özgürce gelişmesine
katkı sağlayan bir yönetim biçimi olması nedeniyle; hoşgörülü
ve diyaloğa açık; farklı din, inanç ve düşünce ile insan hak
ve özgürlüklerine karşı saygılı; bilgi ve düşünce üretimine
uygun bir sosyo-kültürel iklim yaratmanın en etkili aracıdır.
Bu nedenle bütün gelişmiş ülkelerde bir sosyal/siyasal paradigma
hâline gelen demokrasi, doğal olarak, inşa edici bir alan
olarak kurumsal eğitim ile de karşılıklı etkileşim içine girmiştir.
Böylece demokrasi önce eğitimin konuları arasında, giderek
de onun amaçları ve yöntemleri arasında yer almaya başlamıştır.
Ülkemizde
demokrasi kavramı önce entelektüel düzeyde tartışılmış ve
kabul görmüş, giderek de yaygın bir toplumsal zemin bulmuştur.
Bu
süreçte, demokrasi eğitimi de Millî Eğitimin temel ilkeleri
arasında yer almıştır.
Bu
ilkenin gereği olarak hâlen, ilk ve orta öğretim okullarımızda
hayat bilgisi, sosyal bilgiler, tarih, sosyoloji, demokrasi
ve insan hakları gibi derslerin öğretim programlarında
çeşitli alt başlıklar hâlinde yer alan demokrasi eğitiminde;
uygulamadan çok kuramsal boyutun öne çıkarıldığı görülmektedir.
Ne
var ki, demokrasi yaşanmadan öğrenilemiyor. Çünkü o, bir değerler
sistemidir. Bu nedenle ancak yaşanarak öğrenilebilir. Demokratik
hayat tarzının yaşanılır hâle getirilmesii ise bir zorunluluktur.
Zira, bir toplumun bütün çatışma, kırılma ve çözülme alanlarının
en temel nedenini diyalogsuzluk oluşturmaktadır. Diyalogsuzluk
ise düşünce yoksunluğu, bilgisizlik ve ötekine tahammülsüzlükten
ileri gelir. Bunun da nedeni bilgi/düşünce üretimi için özgür
ve demokratik bir kültürel ortamın yokluğu ya da yetersizliğidir.
Oysa
çocuklarımıza yurttaşlık bilinci ve millet sevgisini eğitim
yoluyla vermek ne ölçüde bir zorunluluksa, birlikte yaşama
ve var olma kültürünü öğretmek de aynı ölçüde bir zorunluluktur.
Bu nedenle, demokratik hayatın pratiğine ilişkin değer, tutum
ve becerilerin öğrencilere kavratılması tartışılmaz derecede
önem ve öncelik arz etmektedir.
İşte
bu amaçla, Millî Eğitim Bakanlığı ile TBMM Başkanlığı arasında
13 Ocak 2004’te imzalanan bir protokolle Demokrasi Eğitimi
ve Okul Meclisleri Projesi uygulamaya konulmuştur.
2003-2004
öğretim yılı için 81 ilde, her tür ve derecedeki okullardan
seçilen 300 pilot okulda uygulanan projenin; pilot uygulama
sonucunda alınan geri bildirimin değerlendirilmesi sonucunda
2004-2005 öğretim yılında Türkiye genelinde uygulanması plânlanmaktadır.
Proje gereğince, her okulda bütün
öğrencilerin oylarıyla seçilen üyelerden meydana gelen “Okul
Öğrenci Meclisi” oluşturulmuştur. Her ilde, Okul Öğrenci
Meclisi başkanlarından oluşan “İl Öğrenci Meclisi”
ve 81 il öğrenci meclisi başkanından meydana gelen “Türkiye
Öğrenci Meclisi” oluşturulmuştur. Bu meclisin, Ulusal
Egemenlik Haftasında TBMM Genel Kurul Salonunda ilk oturumunu
yapması plânlanmaktadır. Projeye göre, okul öğrenci meclisinin
aldığı kararlar okul yönetimi; il öğrenci meclisinin aldığı
kararlar il yönetimi; Türkiye öğrenci meclisinin aldığı kararlar
TBMM Başkanlığı ve Milli Eğitim Bakanlığı için tavsiye niteliğindedir.
Proje, her öğrenciyi bir seçmen;
her şubeyi bir seçim bölgesi; her okulu da bir seçim çevresi
olarak tanımlıyor. Uygulamada gerçek demokratik hayatla aynılık
ilişkisinin yaşanması için bir mevzuat çerçevesi esas alınıyor.
Bu amaçla, MEB ve TBMM’nin işbirliğiyle seçim yasaları ve
TBMM iç tüzüğü örnek alınarak “Öğrenci Meclisleri Seçimi
Usul ve Esasları” ile “Öğrenci Meclisleri İç Tüzüğü” hazırlanmış,
bunlar bir kitapçık haline getirilmiş ve pilot uygulama yapılan
okullarda seçim ve sandık kurullarına dağıtılmıştır.
Söz konusu esaslar ve tüzüğe
göre okul, il ve Türkiye öğrenci meclislerinin oluşturulmasında
aday olma, sandık kurulunu oluşturma, oy pusulası hazırlama,
propaganda yapma, oy kullanma, oy sayımı ve dökümünü tutanaklara
bağlama, itiraz ve itirazı değerlendirme gibi seçim süreçleri
ile seçim yapıldıktan sonra meclis başkanlık divanı ve meclis
çalışma komisyonlarını oluşturma, genel kurulda söz alma,
önerge verme, disiplin cezası uygulama, karar alma gibi bütün
iş işlemleri plânlama, uygulama, denetleme, değerlendirme,
raporlama vb. çalışmalar doğrudan öğrenciler tarafından yürütülecektir.
Okul yönetiminin görevi, okulun seçim ve sandık kurullarını
oluşturma, seçim takvimini belirleme ve seçim sürecinde rehberlik
etmek ile sınırlandırılmıştır.
Proje,
bütün okullarda uygulanmaya başladığı zaman her çocuğumuz
okuldan mezun oluncaya kadar, seçim sandığı ile tanışma, seçme
ve/veya seçilme hakkını kullanma, genel kurul çalışmalarına
katılma, kazanma sevinci ile kaybetme duygusunu yaşama; çevresinin
sorunları ve bunların çözümleri ile ilgilenme fırsatlarını
defalarca yakalamış olacaktır.
Daha da önemlisi, çocuklarımız
ve gençlerimiz, demokratik hayat tarzının gerektirdiği sosyalleşme
bilgisini, sokağın yarattığı noksan ve/veya kirli bilgi kaynaklarından
değil; okulun verdiği doğru ve güvenilir bilgi kaynağından
alacaktır. Yetişkinlerimizin büyük çoğunluğunun demokratik
haklarını bilme ve kullanmada yetersiz kaldığı gerçeği dikkate
alındığı zaman, Projenin demokratik hayatımıza getireceği
kazanımların önemi daha iyi anlaşılacaktır.
Demokrasinin,
ancak, tutum ve davranış olarak günlük hayatta yaşanarak öğrenilebileceği
ve benimsenebileceği esasına dayanan Proje, onun, salt bir
yönetim biçimi olmayıp bunun da ötesinde bir “hayat tarzı
ve erdem düzeyi” olduğu iletisini öğrencilere vermeyi
amaçlamaktadır. Bu nedenle öğrenciler için okulda demokratik
bir ortam sağlanmakta ve demokrasi kültürünü yaşayarak öğrenme
imkânı yaratılmaktadır.
Böylece
öğrencilere eleştirel düşünme, katılımcı ve diyaloga açık
olma, iş birliği ve takım çalışması yapabilme, tartışma ve
uzlaşma kültürünü kazanma, kamuoyu oluşturabilme, demokratik
liderliği benimseme; ortak yaşama ait temel kavram ve değerleri
tanıma, insan hak ve özgürlüklerini koruma, hukuk kurallarına
ve adalete bağlılık gösterme, toplumsal sorunları şiddetten
uzak ve demokrasi kültürü temelinde çözebilme, hayattaki çoğulculuk
ilkesine bağlı kalabilme, farklı kültürlere ve onların insanlığa
katkısına saygı gösterme gibi değer, tutum ve becerilerin
kazandırılmasında önemli mesafeler sağlanacaktır.