Bilim ve Aklın Aydınlığında Eğitim Dergisi

 

 Ana Sayfa    | Eski Sayılar |

 NİSAN 2004  |  YIL : 5 |  SAYI :50

TBMM'nin Açılışının 84. Yılı Dolayısıyla...

Mustafa Kemal'in
"Hakimiyet-i Milliye" Muhabirine
Verdiği Mülakat*


“Hürriyet ve istiklâl benim karakterimdir.”

- Paşa hazretleri, yarın Nisanın yirmi üçü… Büyük Millet Meclisini geçen sene bugün açmıştınız. Bu tarihin çok büyük kıymeti var; ve bu tarih, mazi-i millîmizin en kıymetli bir hâtırası olacak. Bu münasebetle bazı sualler sormama müsaade buyurulur mu?

“- Ne sormak istiyorsunuz?”

- Geçen 23 Nisan, Meclisin ilk açılış gününe ait hâtıra ve hislerinizi sormak istiyorum, Paşa hazretleri. Bu hâtıralar ve hisler tarih-i millîmiz için çok kıymetlidir.

“- Peki izah edeyim. 16 Mart vak’a-i feciası üzerine artık İstanbul’a büsbütün kement vurulmuş, millet ve memleket başsız kalmıştı. Onun istiklâlini düşünmek ve kurtarmak için Ankara’da millî bir meclis toplamak lâzım geldi. Bu kanaat üzerine, lâzım gelen çarelere baş vurduk. Böylece geçen Nisan ortalarında milletvekilleri Ankara’da toplanmağa başladı. Ancak memleketin nakil vasıtaları mahduttu. Bunun için vekillerin gelişleri daima gecikmeye uğruyor ve bu gecikme beni tâzip ediyordu.

Bu azap içinde bütün çalışma arkadaşlarım ile gece ve gündüz dinlenmeden çalışarak vaziyete ait çareleri düşünüp tatbik ile meşgul oluyordum. O esnada, dahilde halkın efkârını zehirlemek ve hariçte efkâr-ı umumiye-i cihanı karıştırmak maksadıyla çalışanların kullandıkları vasıtalardan birisi de doğrudan doğruya benim şahsiyetim idi. Memleketimizdeki millî heyecanı, hakkı ve istiklâli müdafaa uğrunda gösterdiği kabiliyet-i hayatiyeyi inkâr için bu kimseler, bütün hücumlarını bana tevcih ediyorlardı. Gerek millete ve gerek İstanbul’daki hükûmete resmen diyorlardı ki: “Mustafa Kemal’i tanımayınız; Mustafa Kemal’e emniyet ve itimat etmeyiniz. İtilâf Devletlerinin Türkiye’ye karşı gösterdiği şiddet, onun yüzündendir.” Onlar böyle söylüyorlar.

Ve ben bertaraf edildiğim takdirde, millet ve memleketin hariçten her türlü dostluğu ve iyiliği göreceğini ileri sürüyorlar, efkârı bu suretle iğfale çalışıyorlardı. Ben, bu teşebbüste ne kadar zehirli, fakat mâhirane bir kasıt olduğunu bütün açıklığı ile görüyordum. Ancak milletimin üstüne konan tazyik ve esaret yükünün benim yüzümden ileri geldiğini düşünebileceklerin mevcudiyetini zaman zaman düşündükçe, kalbimin pek derin teessürat ile çarptığını hissediyordum. Hem kendimi bu teessürden kurtarmak, hem de böyle düşünebilecekleri vehimden kurtarmak için, o güne kadar ihdas edilen vaziyet-i tarihiyenin ve bu vaziyetin o günden sonraki safhalarına ait mesuliyeti diğer bir arkadaşa tevdi ederek inzivaya çekilmenin muvafık olacağını düşündüm ve bu fikrimi o zamanlar temasımda bulunan mesai arkadaşlarımın hepsine açık ve kat’î bir lisanla bildirdim. Fakat arkadaşlarım, böyle bir hareketin düşmanın niyet ve arzusunu kabul etmekten başka semere vermiyeceği iddiasında bulundular.

Dahilî isyan ateşi, Ankara kapılarına kadar yaklaşmakta idi. Vaziyetin vehameti mes’uliyetin azameti dehşet verici bir mahiyette idi. Bu vaziyet karşısında şöyle düşündüm: Ortaya çıkan vaziyetten her ne mülâhaza doğarsa doğsun, çekilmek iki suretle tefsir olunabilirdi. Birincisi, tutulan işte ümitsizliğe düşmüş olmak, ikincisi tutulan işin ağır mesuliyetine tahammül edememek. Filhakika bu gibi yanlış zanlar hem maksad-ı mukaddesi yaralayabilir hem de bu maksat etrafında toplanan kuvvetleri çözülmeye uğratırdı. Binaenaleyh arkadaşlarımın samimiyetine, milletimin azim ve imanına ve düşmanlarımızı evvel ve âhir mecbur edeceği hakkındaki kat’î kanaatime ve Allahın yardımına istinaden geçmişte olduğu gibi sonuna kadar mücahede-i millîyemizin şahsıma tahmil ettiği vazife-i namus ve vicdanı ifada devama karar verdim. Ve artık harekât-ı umumiyenin bir kanun şeklinde tedvirine başlamak gününün daha ziyade ertelemeye de müsaadesi kalmadığından 336 (1920) senesinin Nisan 23’üncü günü meclisin açılması münasip görüldü.

İşte 23 Nisan cuma günü, öğleden sonra takriben saat ikide meclis binasının kapısından girerken, günlerden ve gecelerden beri bütün mevcudiyetimi işgâl eden bu efkâr, salonu dolduran milletvekillerinin emniyet ve itimad-ı nazarla bana mütevecih olduklarını gördüğüm zaman teşebbüslerimizin milletin emellerine tamamen uygun olduğunu bir kere daha idrâk ettim. Ve artık benimle fikir ve emelde müşterek milletin fikir ve emelini tamamen temsil eden bu kadar arkadaşla beraber çalışacağımdan mütevellit büyük bir bahtiyarlık hisseyledim.”

*Haz: Mustafa BAYDAR, Atatürk'le Konuşmalar s.23, Varlık Yayınları

 

 

 

İçindekiler

İçindekiler

Editör

Mustafa Kemal'in "Hakimiyet-i Milliye" Muhabirine Verdiği Mülakat

Çocuk Renkleri
Çağrı GÜREL

Demokrasi Eğitimi ve Okul Meclisleri Projesi
Dr.Abdulvahap ÖZPOLAT

Çocuk Yazarlarıyla e-söyleşi

Harry Potter'ın Büyüsü
Prof. Dr. Nilüfer TUNCER

Çocuk Şiirleri Güldestesi
Ali KARAÇALI

Çocuk Şiirleri
Tülin ARSEVEN

Çizgi Film, Masal ve Çocuk
Şaban ÖZÜDOĞRU

"Dünyanın Bütün Çiçekleri" Şiiri Üzerine
Dr. Adem ORAKÇI

Sait Faik Abasıyanık'ın Hikayelerinde Çocuk
Selahattin ARSLAN

Tayfun Talipoğlu ile Bam Teli, Eğitime % 100 Destek, Ali Dursun ve Diğer Çocuklar Üzerine

Himaye-i Eftal'dan Çocuk Esirgeme Kurumu'na Çocuklara Uzanan Şefkat Eli
Turgay ÇAVUŞOĞLU-Aziz SÖĞÜTLÜ

Bir Çift Beyaz Çorap
Reşat GÜREL

Bir Öğretmenin İtirafları
Hidayet SELİMOĞLU

Karikatür
Hakkı USLU

Diğer Elektronik Yayınlar

[Tebliğler Dergisi][Milli Eğitim Dergisi]

 Ana Sayfa    | Eski Sayılar  |

Copyright © T.C. Milli Eğitim Bakanlığı  Yayımlar Dairesi Başkanlığı, 2000
URL: http://yayim.meb.gov.tr
 Yorum, öneri ve yazılarınızı bekliyoruz.
baae@meb.gov.tr