Funda AKYURT*
Anadolu Lisesi Sinifi: 11 TM-B
ORDU
Her zamanki gibi bugün de avucumuzun içinden kayıp gidiyor zaman...Çabalıyor,
tutamıyoruz ya da gücümüz yetmiyor geçen zamanı geri getirmeye...
Çabalamanın verdiği yorgunlukla çevremize bile bakmadan uzanıyoruz
sessizce yatağımıza.Zamanın bize kurduğu renkli dünyada dalıyoruz
hayallere. Bizi eline alan bu dünyada siyahı ve beyazı ayırt
edemiyor, bize neyin zarar verebileceğini kavrayamadan seçtiğimiz
yolda ilerliyoruz. Bütün gece bunların içinde kayboluyoruz
farkında olmadan.Bize yaşattığı bu karmaşadan sonra zaman,
derin bir nefes alıyor ve bizi izlemeye devam ediyor.Bizse,
bizi esir alan bu kapanın ve hayallerin içinde kayboluyor,
hayatın sadece bunlardan ibaret olduğunu ve bizi sadece bunların
mutlu edeceğini düşünüp duruyoruz.Elimizdekilerle yetinmeyi
bilmiyor, gözümüze bir pırlanta gibi görünen ulaşılmaz olana
uzanmaya çalışıyoruz.
Bir gün hayallerimizin peşine gidecek olsak zamanın getirdikleriyle; kalbimizde
nefret, gözlerimizde kin ve kazandırdıklarıyla; yeni elimizde
boş bir bavulla gideceğiz gittiğimiz yere.
Uykusuz geçen gecelerden sonra yeni bir günü yaşamaya hazırlandığımız sabahlarda,
bizi nelerin beklediğinden habersiz açıyoruz gözlerimizi.
Hayata korkarak baktığımız pencerenin önüne geldiğimizde çekingen
bir çocuk gibi doğan güneş yaşadığımızı fark ettiriyor bize.
Korkarak yaklaştığımız hayat penceresini küçük de olsa bir
umutla açıyor, mis gibi kokan havayı içimize çektiğimizde
yaşadığımızı fark ediyoruz.Bir anlık da olsa zamanın bizi
aldattığını unutuyor ve hayata sımsıkı sarılıyoruz.Zamanın
getirdikleriyle değil, aldığımız derslerle yaşamaya devam
ediyoruz.
Her şeyin farklı olacağını düşünüp kabuğumuzdan sıyrılıyor ve günü dolu
dolu yaşamaya hazırken avucumuzu sımsıkı tutuyoruz.Bir daha
açmamacasına.