Bilim ve Aklın Aydınlığında Eğitim Dergisi

 

 Ana Sayfa    | Eski Sayılar |

 MAYIS 2004  |  YIL : 5 |  SAYI : 51

Mustafa Kemal ve Gençlik


Selahattin ARSLAN

Mustafa Kemal ve arkadaşları, Harbiye sıralarında Namık Kemal okuyorlar gizli gizli. Hürriyet Kasidesi su gibi ezber. Onlar da Namık Kemal gibi çağın gidişatını “sıdk u selâmetten” sapmış görüyorlar. Daha 20’li yaşlarda bir can için“hamiyet meydanından” kaçılmayacağını bilemiyorlar.

NamıkKemal’den sonra sözü TevfikFikret alıyor. “Ferda”yı okuyorlar, yüzde yüz katılarak... “Her şey senin değil mi ki zaten, sen ey şebâb...” diyor Fikret, vatanın ileri gitmesini de çökmesini de gençliğe bağlıyor.

Mustafa Kemal, ta o zamanlardan seziyor ki vatan, (gayur insanların) çalışkan gençliğin omuzları üzerinde yükselir. 24 yaşında, okul biter bitmez Şam’da bulunan 5. orduda heyecan dolu bir teğmendir artık.Vatan ve özgürlük gibi konularla ilgilendiği için biraz da sürgün gitmiştir oralara. İstanbul’dan uzak tutulmasında yarar görülmüştür.

Arayış döneminin ilk 14 yılı böyle geçecektir. Derneler, Trablusgarplar ve Çanakkaleler...

“1919 senesi Mayısının 19 uncu günü Samsun’a çıktım.” dediğinde, yaş otuz sekizdir. Bir anlamda imzasını atacağı başarının akıllara durgunluk veren büyüklüğüne bakılırsa, o daha otuz sekiz yaşında genç bir adamdır.

1919 Anadolusunun zor yıllarında ve dar yollarında, bugün GençlikMarşı dediğimiz “Dağ başını duman almış”ı söylerler. Atatürk bunu, çok çok sonraları şu sözlerle anlatır:

“Anadolu’nun dağ başlarını, tekerleklerini çuvalla doldurduğumuz kırık dökük otomobillerle aşarken, bu marşı söylemeyi yanımda bulunanlara âdet ettirmiştim.”

Düşüncelerinde hep genç kalan Atatürk’ün gençliğe verdiği önemin altında işte bu izlenimler vardır. Onun, “Biz her şeyi gençliğe bırakacağız, o gençlik ki hiçbir şeyi unutmayacaktır; geleceğin ümidi, ışıklı çiçekleri onlardır.Bütün ümidim gençliktedir.” deyişi bundandır.“Cumhuriyeti biz kurduk; onu yükseltecek ve devam ettirecek sizsiniz.” deyişi de bundandır.

Daha 1923’te “Milletin bağrından temiz bir nesil yetişiyor. Bu eseri ona bırakacağım ve gözüm arkada kalmayacak.” derken nasıl da mutlu olur.

1927’de yine göz bebeği gençliktir: “Bugün ulaşmış olduğumuz sonuç, asırlardan beri çekilen millî felâketlerden alınan derslerin ve bu aziz vatanın, her köşesini sulayan kanların bedelidir. Bu sonucu, Türk gençliğine armağan ediyorum.

Hele 1937 yılında gençlere bir seslenişi vardır ki böylesi bir sesleniş, ancak ve en çok Mustafa Kemal’e yakışır bir incelik gösteriyor:

“Siz genç arkadaşlar, yorulmadan beni takibe söz vermişsiniz.İşte ben özellikle bu sözden çok duygulandım.

Yorulmadan beni takip edeceğinizi söylüyorsunuz.Fakat arkadaşlar, yorulmadan ne demek?Yorulmamak olur mu?Elbette yorulacaksınız. Benim sizden istediğim şey yorulmamak değil, yorulduğunuz zaman dahi durmadan yürümek, yorulduğunuz dakikada da dinlenmeden beni takip etmektir. Yorgunluk her insan, her canlı için doğal bir durumdur. Fakat insanda yorgunluğu yenebilecek manevî bir kuvvet vardır ki, işte bu kuvvet yorulanları dinlendirmeden yürütür.

Sizler, yani yeni Türkiye’nin genç evlâtları, yorulsanız dahi beni takip edeceksiniz... Dinlenmemek üzere yürümeğe karar verenler asla ve asla yorulmaz. Türk gençliği gayeye, bizim yüksek idealimize durmadan yorulmadan yürüyecektir.”

Atatürk, kurduğu ve kendi eliyle 1937’lere kadar taşıdığı cumhuriyeti, bütün ilkeleriyle sürdürme ve yaşatma sorumluluğunu gençlere verirken içi rahattır. Çünkü o, “Genç fikirli demek, doğruyu gören ve anlayan gerçek fikirli demektir.” diye düşünüyordu.

“Ey TürkGençliği” hitabıyla başladığı ölümsüz nutkunda, “En büyük eserimdir.” dediği cumhuriyeti bütün dünyanın gözü önünde ve bütün insanların tanıklığında ve dahası Tarih dedenin huzurunda Türk Gençliğine emanet edişi, çok anlamlı bir olgudur.

Hem de “Birinci vazifen...” diyerek...

 

 

İçindekiler

Editör

Tarih Bilinci
Prof. Dr. Necat BİRİNCİ

Mustafa Kemal ve Gençlik
Selahattin ARSLAN

Öğretmen Eğitiminde Nitelik ve Pedagojik Formasyon
Ali ATASOY

Çocuklarda Özgüven
Şeref ALGUR

Türkiye'de Yüksek Öğretimin Önündeki Yığılma ve Alınabilecek Önlemler
S.Gürkan TEKİN

Sevinç ÇOKUM'la Söyleşi
Bilim ve Aklın Aydınlığında EĞİTİM

Anaokullarının Osmanlı'da İlk Programları ve Ders Uygulamaları ile "Yaratıcı Drama"nın ilk İzleri
Prof. Dr. Yahya AKYÜZ

Dülger Balığını Öldürdük
Saniye ÖZDEMİR

İki Damla Gözyaşı
Z. Tuğçe USLU

Hayata Karışmak
Mustafa TAKÇI

80 Yıl Öncesine ve Asırlar Ötesine
Gözdenur DAĞAŞAN

Ateş Böceği
Mesut OKUR

Vurgun
Mustafa TANRIKULU

Çocukluğumu Yitirdim
Ali SAÇIKARA

Kuytu Zamanlar
Aydeniz AYDIN

Mazlum
Cafer AKMAN

Özgürlük Demeliydim
Sevinç YÜREĞİR

Bir Dost Mektubu
Neşe SALİK

Hayal Dünyanızın Kapılarını Aralayın
Gamze KARAÇALI

Hayallerinde Yiten Çocuklar
Murat YAZICI


Bu Öğretmenler Böyledir
Tümay YÜKSEK

Karikatür
Enver BOLAT

Sevensin
Dilek YILDIZ

Hayal ve Ümit
Ahmet EFE

Desen
Ü.Lokman ÇAYCI

Sıcacık Poğaçalar
Gülçin ÖZBAY

Perdelerin Açılışı
Fatma KAYGISIZ


Kaptan'ın Seyir Defterinden
Ömer KARAYILAN

Kontesim
Güfte PULLU

Sessizlik
Elif ÖZDEN

Yıldızsız Gece
Esin ŞAHİN


Zamanın Aldatmacası
Funda AKYURT

Baharımı Getiren Kuşlar
Güntay TORAMAN

Çiğ Damlaları
İsmail SIKICIKOĞLU

Ceviz Ağacım
Seher TOKTAMIŞ


Nefes Almak
Tülin YÜCESAN

Bir Çocuk Uyanmıştır
Hüseyin DEMİR


Canım Annem
Pınar KOÇKANSOY

Uzaktasın
M. Asım ÖZKAN

Değinmeler
Selahattin ARSLAN

Karikatür
Hakkı USLU

Diğer Elektronik Yayınlar

[Tebliğler Dergisi][Milli Eğitim Dergisi]

 Ana Sayfa    | Eski Sayılar  |

Copyright © T.C. Milli Eğitim Bakanlığı  Yayımlar Dairesi Başkanlığı, 2000
URL: http://yayim.meb.gov.tr
 Yorum, öneri ve yazılarınızı bekliyoruz.
baae@meb.gov.tr