|
Hayata
Karismak
Mustafa
TAKÇI*
Hilal N.H. Ataberk Ilkögretim
Okulu Ögretmeni
Bornova/IZMIR
Önce bir duş almalı
Eşsiz sabah rüzgârlarıyla
Bulutlardan giyinmeli
Çıkıp sokağa
Sağlam basmalı toprağa
Uçan kuşları
Çöp karıştıran kedileri
Erzak toplayan karıncaları
Ve çocukları es geçmemeli
Dokunmalı,
Hissetmeli,
Görmeli yaşam denilen güzelliğin
İnsanın kanını coşturan ahengini
Sonra oturmalı
Rastgele bir taşın üstüne
“Neden”leri değil belki
Ama “nasıl”ları yormalı
Ve açılmalı hayata doludizgin
Hani yağmur taneleri
Bir yol bulur da akar ya
İşte öyle akmalı
Öyle karışmalı hayata
Ates
Böcegi
Mesut
OKUR
Fen Lisesi Ögretmeni
Mersin
Adadım ben sana “Mona Roza1”lar,
“Aysel2”ler adadım,dahası:“Dua3”lar...
Adadım daha bilmem neleri;
Yaşanmamış sabır örnekleri,
Bir nice acılar çoktan ödenmiş bedelleri.
Gecelerime konuk olan sadece bir ateşböceği...
Sana... sana da adıyorum,
Issız gecelerine bir ateşböceği.
1 Sezai Karakoç
2 Attila İlhan
3 AbdurrahimKarakoç
Vurgun
Mustafa
TANRIKULU*
Dagkent-Kiroglu I.Ö.O. Türkçe Ögrt.
BOLU
Geceydi,
Bir el siyah bir bulut gibi
Ağlatırken bu şehri
Çözülmeyen sorularda
Gece bir, bilmeceydi.
Geceydi,
Issız ve sebepsiz
Yalnız bir kalabalıktı yüreğim
İsmin dilimde
İki heceydi...
Geceydi,
Kar ve tipiye rağmen
Hep seni düşünmekti
Nedensiz terkedişler
Şimdi bir işkenceydi.
Geceydi,
Gece gece olalı
Böyle acı bilmedi.
Yediği vurgun bile
Derinden, gizliceydi.
Çocuklugumu
Yitirdim
Ali
SAÇIKARA*
Mustafa Kemal Atatürk Koleji
Türk
Dili ve Edb. Ögrt.
Mecidiye-Köstence/ROMANYA
Alıç gölgesi arardık,
Taş değmeden ayağımıza.
Uçsuz bir ovada yitirdim çocukluğumu
Kim bilir bir dikene mi takılmış,
Yoksa sürüklenip bir rüzgârla
Başka iklimlere mi taşınmıştır?
Yüreğimde hissedip yokluğunu,
Aradım bulamadım çocukluğumu.
Anam bulgur savururdu,
Çorak damımızda
Tarhana karardı.
Yakmak için petrol lâmbasını
Her akşam gaz yağı arardı.
Masal dinlerdik emmi oğlumla
Fitilin titrek ışığında.
Sonra binip külden eşeğimize
Kaf Dağı’na giderdik.
Peri kızlarıyla yârenlik ederdik.
Buğday başağı toplardık
Keçiboynuzuna değişmek için.
Arabamız çamurdan olurdu,
Tabancamız tahtadan.
Uzun yıllar geçse de aradan
Yüreğimde hissedip yokluğunu
Aradım, bulamadım çocukluğumu.
Kuytu
Zamanlar
Aydeniz
AYDIN*
Hilmi Firat Anadolu Lisesi Hz. Sinifi
Söke/AYDIN
Duyguların en kuytusunda kaldığım zaman
Kâğıtlara kanıtlamak isterim
Seni, sana hasreti ama yapamam
Çıkmaz düşünceler kuytulardan
Sığınacak yer bulamaz sözcükler
Bendeki cümleler doludur tıka basa
Oysa içimdeki her şey anlatır seni,
sana hasreti.
İsteklerim anlatır en başta
Bağırabilmek isterim acımı çıkmaz sokaklara
Yazabilmek adların en güzelini yağmura
Kalemin ucundan kıvılcım
çıkarabilmek yazarken
Delebilmek düşünceleri en derinden
Yırtabilmek tek sözcükle en aydın fikirleri
Adınla harikalar yaratabilmek isterim.
Sonra tutkularım vardır sırada
Âşık olabilmek hırsların en çirkin kızına
Bulutlardan çıkarabilmek umutların en
kurusunu
Önemli olan hiç su değmemiş olanını
çıkarabilmek
En güzel en yetişmemiş bitkiyi yaratabilmek
onunla
Ve verebilmek doğaya adı sen olan bitkiyi
Anlatır, anlatır seni, sana hasreti
Ama yine yazamam ben
İçi böylesine dolu, aklı böylesine boş,
kalbi böylesine sensiz kalmış şairim
Ama yine yazamam
Şimdi böylesine yazma isteğim anlatır
seni, sana hasreti
Anlamsız sayfalara vermek kendimi
Sonra senle birleştirmek gerçekleri
Ve sonra da atabilmek kederi
Heyecanların en ulu ortasına bağırmak
kederi
Rahatlayıp yazmak
Ağlayıp yazmak
En sonunda şu duyguların en kuytusundan
çıkmak.
Özgürlük
Demeliydim!...
Sevinç
YÜREGIR*
Cumhuriyet (YDA) Lisesi
KARS
Kalbimin derinliklerinde yer almalıydı
özgürlük...
Ya da mavi ufuklara bakarken görmeliyim
onu.
Engin mavi denizlerin ufkuna ışığı vuran
güneş gibi,
Kalbime doğmalıydı özgürlük...
Kalbimin derinliklerinde yer almalıydı
özgürlük...
Deniz kenarında, kumsal boyunca sıra
sıra ağaçlar arasında koşarken,
Ya da büyük bir ağacın dalı üzerinde
kurulu küçük bir kulübede,
Gözleri ışıl ışıl parlayan çocuklar
gibi huzur ve mutluluk içerisinde
Yaşarken tatmalıydım özgürlüğü...
Kalbimin derinliklerinde yer almalıydı
özgürlük...
Temiz havayı ciğerlerime çekerken,
Kalbimin kıpır kıpır olduğunu
Ve rüzgâra karşı koyup,
Bağırarak, haykırarak koşarken
Hissetmeliydim özgürlüğü...
Kalbimin derinliklerinde yer almalıydı
özgürlük...
Zaman zaman,
Bir balın peteğinde,
Bir gülün dalında,
Bir ayın ışığında,
Bir denizin yosununda,
Bir dağın kızıl gelinciğinde,
Ya da doğanın bağrında bulmalıydım özgürlüğümü...
Kalbimin derinliklerinde yer almalıydı
özgürlük...
Küçükken, deniz kumsalına uzanıp,
Gökyüzünde süzülen martılara bakıp da
“İleride ben de en az onlar kadar hür
olacağım.”
Demeliydim, söz vermeliydim kendi kendime.
Ben de haykırmalıydım, koşar adım çığlık
atmalıydım ben de.
Tek kelimede gizlenen mana haznesi kadar,
Özgür, özgür, özgür olmak istemeliydim...
Bir
Dost Mektubu
Nese
SALIK*
Cumhuriyet (YDA) L. Ögrencisi
KARS
Seninle
ilk tanıştığımda kalbimin sımsıcak, düşünçelerimin ise âdeta
uçsuz denilecek kadar hayal dünyasına girme hevesinin olduğunu
ilk o gün anlamıştım.
Anlıyordum,
dünyada tek dostun sen olduğunu. Kanmazdım, artık o dost görünen
insanlara. Biliyordum, artık kepenklerin kapanma zamanı. Çünkü
artık hayal dünyam senin avuçlarındaydı.
Evet
her zaman gelir, ilk sana anlatırdım, olan biteni. İnkâr etmiyorum,
senden de bir şeyler alıp götürüyordum. Giderken bir yaş büyüdüğümü
hissediyordum.
Hatırla,
sen demiştin, “Bana gelen gün geçtikçe olgunlaşır. Hatta ikinci
gelişinde tanıyamam onları”. Bunu söyleyince gözllerindeki ışık
sanki iki katlı olurdu.
Haklısın
ben de sevinirdim. Hatta kendimi bulutlarda hissederdim. Neden
mi? Hemen cevap vereyim. Çünkü, senin binlerce, belki de milyonlarca
dostun var, ya benim....
Biliyorum
sendeki duyguları ama yine de ben en iyi dostumu kıskanıyorum.
“Niçin” deme. Sen de kendini orada bulduğunda, o duygular senin
de benliğini saracak ve duygularına hakim olamayacaksın. Daha
sonra bana hak vereceksin.
|
HayallerindeYiten
Çocuklar
Murat YAZICI*
Damal Halit Pasa Lisesi
ARDAHAN
Giden gemilerin arkasında
Hep göz yaşıyla kaldı çocuklar
Hayalleri içinde yitik
Oturdum kıyıya
Kağıt gemilerinde kalan oyunlarını topladım
Gerçeği içinde batık
Sevensin
Dilek YILDIZ*
Büyükyoncali Çok Programli Lise Tarih Ögretmeni
Saray/TEKIRDAG
Çağırdığın kadar sevensin
Dinlediğin kadar bilen.
Sevginin sınırı yok dünyada
Gülüşün geçer güneş misâli
Kalp ırmaklarımı çağlatan
Yalnızlığım kadar masum
Sevgim kadar durusun…
Öyle uzak ki gönül, hasretine
Gönlümün resim dolgusu,
O sıcak ellerin…
Sevdamı taşımak zordur
Volkandır kızıl tutkularım
Yaşamaktır avuçladığım
Sen…
Geldiğin kadar özleyen,
Özlediğin kadar özgürsün
Bense
Duyumsayabildiğim kadar şair
Sözcükler askıda değil bugün
Aşkı çağırabildiğim kadar duyarlı
Sevinci bilebildiğim kadar mutluyum.
Ağladığım kadardır sevince bakışım.
Sen…
Bitiremediğim gönül suyum
Ben…
Böyle daha güzel!
Sen çözmeye çalıştığın kadar özel
Ve…
Çözemediğin kadar düşünensin.
Sevmeyi istediğim kadar da
Sevensin
Hayal
ve Ümit
Ahmet
EFE*
Kayseri Ticaret Meslek Lisesi Müd. Yard.
kocasinan/KAYSERI
Başı dumanlı karlı dağlar
Tepelerinizden aşmak istedim.
Bayırlar tırmanıp ovalar geçip
Ardınızda ne var görmek istedim.
Hayalet ülkeler gibi dizildi
Gözümde, görmediğim şehirler.
Arzular kervan, duygular ordu,
Aktı içimden kıvrım kıvrım nehirler.
Bir kuş olup kanatlanıp göklere
Uçup gitsem ağaçlara konmadan.
Bulutla buluşup ufukla kolkola,
Dolaşsam dünyayı habire durmadan.
Nihayet, kaldırılmamış her taşın altında
Taptaze bir ümit yatarmış,
Derler ki büyükler hep yıllarca:
“İnsan hayal ettiği müddetçe yaşarmış.”
Baharimi
Getiren Kuslar
Güntay
TORAMAN**
Karli, soguk, ücre bir
köy manzarasinda hayat bulan duygularim
Çatkaya IIkögretim Okulu
SAMSUN
Kol gezerken pencerelerde
Kestane kokan uzun kışlar
Nerede kaldınız nerede
Baharımı getiren kuşlar
Nice seneler geçti
Beklerim uzaklarda
Bembeyaz yalnızlıklar yaşadım
İzleri şakaklarda
Gözlerimde bulutlu
Bir avuç bahar yeli
Bitmeyecek mi Tanrım
Ömrümün tek mevsimi
Belki de ömrüm artık
Böylece son bulacak
Duymadan yüreğimde cemre cemre atışlar
Nerede kaldınız nerede
Baharımı getiren kuşlar
Çig
Damlalari
Ismail
SIKICIKOGLU*
Savastepe Halk Egitimi Merkezi Müdür Yard.
BALIKESIR
Ey bahar aylarının sisli sabahlarında
Yemyeşil yapraklar üzerinde biriken
Çiğ damlaları!
Duyun sesimi:
Beni ancak siz anlarsınız.
Tükenmiş bedenimdeki emanet canı taşıyan,
Yufka yüreğimin sessiz çığlıkları gibi
Gece yorgunu sabahın,
Duyulmayan feryadını dinlersiniz.
Benimle aynı kaderi paylaşıyorsunuz.
Az sonra doğacak olan güneşin,
Her şeye hayat verirken,
Sizi yok edeceğini bilmenin,
Tedirginliğini yaşıyorsunuz.
Ürkekçe titremeniz bu yüzden.
Nasıl ki ben,
Hayal kuramıyorsam geleceğe dair,
Ümitle bakamıyorsam yarınlara,
Güya dost kalabalıklarda
Nasıl ki dalıp gidiyorsam derinlere
Siz de öylesiniz
Her şeye neşe verirken yeni başlayan
gün,
Mümkün değil durduğunuz yerde fazla
kalmanız.
Az sonra,
Hani bir çift gözden
Bir anda süzülüveren yaşlar gibi
Düşeceksiniz yere sessizce,
Umurunda olmadan kimsenin!
Tıpkı benim gibi...
Ceviz
Agacim
Seher
TOKTAMIS*
Büyük Çiftlik I.Ö.O. 6-A
Yüksekova/HAKKÂRI
O
yıl çok güzeldi, özellikle sonbahar mevsimi... Ben sekiz dokuz
yaşlarındayken bizim çok lezzetli ceviz veren ağaçlarımız vardı.
Sonbaharın o esintili ve yağmurlu günlerinde, üstü yeşil kabuk
tutup çatlamaya yüz tutmuş cevizlerimin, esen rüzgârın önünden
geçmesiyle aşağıya tıp tıp düşmesini izlemek benim için bambaşka
bir heyecandı. Onları toplarken başka hayaller kurardım. İlk
önce eve ceviz götüreceğim zaman annemin sevinci aklıma gelirdi.
Ondan sonra o hünerli ellerinden cevizli baklavanın lezzetini
düşünürdüm. Ve en önemlisi ceviz satıp okul harçlığımı çıkartmak
ve yepyeni bir okul forması almaktı.
Mahallenin çocukları düşen cevizlerimi hep götürürlerdi. Buna
çok kızardım. Çünkü onların her biri bir hayalimi taşırdı. Eksilmelerini
istemezdim ve hızla koşup çocukları kovalardım.
Sonbaharda havanın bozuk olduğu günlerden bir gün, yağmur yağarken
kız kardeşimle beraber sıkı giyinip sabahın köründe ceviz toplamaya
çıkmıştık. Hava çok bozuktu eve geri dönemiyorduk. Şemsiyeyi
alıp ceviz ağacının altına sığınmıştık. Gülüşüp oynaşırdık
o soğuk havada. Ceviz ağacıyla konuşmaya başladım: “Ceviz ağacım
çok işe yararsın ama bir gün beni yapraklarının altında yağmurdan
koruyacağın aklımın ucundan bile geçmezdi.” deyip ceviz ağacına
bir öpücük kondurup, ağacın gövdesine sarıldım. Artık yağmur
dinmişti. Cevizlerimizi toplayıp eve geri döndük.
Şu an
13 yaşındayım. Kesilen ceviz ağacımı ve o günleri çok özledim.
Anladım ki tek bir ağacın bile insana bir çok yararı var. En
azından oturduğumuz ortamda bir fidan bulunmalı.
Bir
Çocuk Uyanmistir
Hüseyin
DEMIR*
Begendik Ilkögretim Okulu
Türk Dili ve Edb. Ögrt.
Gece bir ses duyulur
Bir anne uyanır
Bir yürek uyanır
Acı bir feryat
Ab-ı hayata
Bir çift dudak uzanır.
Bir çocuk uyanır.
Bizim köyde
Bir horozla gece
Yürek sızlatan
Yataktan fırlatan
Acı bir ses düşer
Geceye
Yırtar yaz gecelerini
Bir köy uyanır
Bir ben uyanırım
Bir annem uyanır
Bir anne uyanır
Bir yürek uyanır
Bir çocuk uyanmıştır...
Uzaktasin
M.
Asim ÖZKAN*
Hasan Katikçi I.Ö.O. Ögrt.
Sehitkâmil/GAZIANTEP
Sen hep uzakta kal.
Ben böyle hasretinle...
Gözlerim dolu dolu,
Ellerim apaçık Tanrıya...
Sen hep hüznümdesin,
Mavi,
Yeşil,
Ve
Siyahımda...
Ben işte,
Yine bildiğin gibi,
Yaklaşmaktayım,
Sevgin ellerimde...
Uzaktasın,
Öyle uzakta;
Çok...
Duyamıyorum sıcaklığını....
|