Tülin YÜCESAN*
Devrek Anadolu Lisesi Müdür Basyard.
ZONGULDAK
İnsanların yaşam şekilleri ve hayat standartları kendi tercihlerinin ürünüdür.Bu
tercihlerimizden zaman zaman memnun olmasak da değiştirme
cesaretini gösteremeden hayatımıza devam eder gideriz.
İnsanların yaşamlarında belli dönüm noktaları vardır. Bunlardan biri (en
önemlisi) hayatınız boyunca yapacak olduğunuz doğru mesleği
seçmektir.Bizler meslek seçiminde acaba kendi özgür irademizle
hareket edebiliyor muyuz?Yoksa ailemizin ve çevremizin beklentisi
karşısında, kendi isteğimizi önemsemeyip onların beklentilerini
karşılamak için mi uğraş veriyoruz?
Bu konuyu bizzat yaşadığım bir olayla örneklemek istiyorum.Anadolu Liselerinin
ilk okuldan sonra öğrenci aldıkları dönemde orta bölümden
sonra öğrenci aldıkları dönemde orta bölümden mezun olup liseye
devam etmesi gereken bir öğrencimiz diplomasını alıp MengenAnadolu
Aşçılık Lisesine devam etmek istediğini söyledi.Bizler ona
öğrencilerinAnadolu Meslek Liselerinden bizim okula yatay
geçiş yaptıklarını, burada okursa istediği mesleği seçme şansı
olduğunu ve kendisinin de başarılı ve yetenekli bir öğrenci
olduğunu söyledik.Fakat bir türlü ikna edemedik.Çok efendi,
oldukça saygılı, çalışkan ve sorumluluk sahibi biriydi. Böyle
bir tercihte bulunması bizi çok şaşırtmıştı ama onun tedirginliği
de gözümüzden kaçmamıştı. Bu konudaki gerçek düşüncelerini
öğrenmek istediğimizi söyledik.Oldukça üzgün bir şekilde başladı
anlatmaya. “Öğretmenim ben de bu okula devam etmek istiyorum
ama ÖSSsınavında başarılı olamam diye çok korkuyorum” dedi
ve gözlerinden yaşlar akmaya başladı.
“Öğretmenim benGökçebey’in bir köyündenAnadolu Lisesi Sınavını kazanan
ilk ve tek öğrenciyim.Ailem ve bütün köy halkı benimle gurur
duyuyor.Ben onların gözünde sanki bir kahraman oldum.Çocuklarına
beni örnek gösteriyorlar.Eğer ben bu okula devam eder ve üniversiteye
giremezsem ailemin ve köy halkının gözündeki değerimi kaybederim.Oysa
Aşçılık Anadolu Lisesini bitirirsem üniversiteyi kazanamazsam
bile bir mesleğim olacak.”
Sizce bu öğrencimiz hayallerinden niçin bu kadar kolay vazgeçti?Ailesinin
ve çevresinin beklentilerinin çok yüksek olması mı yoksa bu
beklentiler karşısında sorumluluk almaktan kaçması mı?Veya
onu korkutan eğitim sistemimizden kaynaklanan üç saatlik ÖSS
sınavı mı?Oysa risk alıp büyük düşünüp daha farklı bir insan
olabilir miydi?İşte bütün sorun burada, amacımız ne olursa
olsun sadece bir meslek sahibi olmak mı?Yoksa hayalimizdeki
mesleğe ulaşıp başarılı ve mutlu bir yaşam sürmek mi?Bu soruya
özgür iradeleri ile kimsenin etkisi altında kalmadan samimi
olarak cevap verecek insanlardan olmak istemez misiniz?
İşte bu noktada ailelere çok önemli görevler düşmektedir.Sizler kendi tercihlerinizi
yaparak kendi hayatlarınızı yaşadınız.Hayallerinize ulaştınız
veya ulaşamadınız. Tüm yaşantınız hatalarıyla ve başarılarıyla
size ait.Bu uğurda bir ömür tükettiniz. Buna rağmen hâlâ çocuğunuzun
sizin hayallerinizi gerçekleştiren, sizin yapamadıklarınızı
yapan, sizin düşündüğünüz gibi düşünen biri olmasını istemek,
ona yapılan en büyük haksızlık değil mi?
Sizin hayallerinize ulaşmanızda engel olarak gördüğünüz birtakım sorunları
ortadan kaldırarak veya yeni imkânlar hazırlayarak çocuğunuzun
sizin hayallerinizi gerçekleştirmesini mi istiyorsunuz?Evet
belki hayalinizi gerçekleştirecek ama acaba mutlu bir insan
olacak mı?Onun yapmak istediği meslek neydi onu biliyor musunuz?
Yoksa hep kendi düşüncelerinizi ön plânda tutarak sizin istediğinizin
onun da istediği olduğu konusunda onu ikna mı ettiniz?Bu konu
ile ilgili çocuğunuzla samimi olarak konuşup alacağınız cevapları
ben de en az sizin kadar merak ediyorum...
Sevgili anne babalar bırakın çocuklarımız meslek seçimi konusunda rahat
nefes alsınlar. Onlara kendi teneffüs ettiğimiz havayı üflemeyelim.Onlar,
istedikleri kadar oksijeni, ciğerlerine kendileri çeksinler.Bizler
sadece onlar için yol gösterici olalım.Tercihleri onlara bırakalım.Hatalarıyla
ve başarılarıyla hayatları onların olsun. Bir tane daha biz
olacaklarına tek kendileri olsunlar... Adını unuttuğum bir
yazarın dediği gibi “Hiçbir meslekte gelecek yoktur; gelecek
ellerimizdedir.”