Bilim ve Aklın Aydınlığında Eğitim Dergisi

 

 Ana Sayfa    | Eski Sayılar |

 KASIM 2004  |  YIL : 5 |  SAYI : 57

MEMNUNİYETSİZLİK FELSEFESİ YA DA POPÜLER KÜLTÜR DAYATMALARI


Murat EROL*
Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğrencisi

 

Popüler kültür ile memnuniyetsizlik arasında, hem de memnuniyetsizliğe felsefî bir öz ve biçem atfederek, bir bağlantı kurmak ilk cümle için hayli iddialı görülebilir. Lâkin memnuniyetsizliklerin oluşumu ile popüler kültürün dayatmaları arasındaki ilgi irdelendikçe anlaşılır hâle gelecektir. “Popüler kültür”ün bir kültür biçimi hâline gelmesine ve tamlamasında “kültür” kelimesinin olmasına itiraz yokken, memnuniyetsizliğin ‘felsefe’ ile tamlama kurup bir felsefî algı biçimi olarak sunulmasına itiraz yükseltilmesi, popüler kültürün özü kadar sahicilik taşıyan bir itiraz olacaktır. Memnuniyetsizlik (yaşama biçimi olmaya yakın bir hâl olarak) insanın dışından veya içinden etki-tepki reaksiyonu sonunda oluşan ve zamanla insanın içinden dışına doğru yönelen bir bakıştır. Oysa popüler kültür salt dışarının dışarıda oluşturduğu, iç’e bir dayatma olarak varlığını perçinleyen ama asla memnuniyetsizlik gibi iç’e ait olmayı başaramayan bir yapı arz eder.

Popüler kültür dominant kültürdür. Özü itibariyle işgalci, yıkıcı, yok edici ve güçten düşürücüdür. Baskın hareket eder, yani egemen olmaya çalışır, egemen olur ve işgal eder. Popüler kültür dediğimiz olguyu tanımlamak, sınırlarını belirlemek zor bir iştir. Popüler kültürün süvarileri olarak sıfatlandırılabilecek kişi ya da kurumların popüler kültür aleyhinde söylem geliştirmeleri kafa karıştırıcı elbette, ama anlaşılmayacak bir yanı da yok değil: Popüler kültürü eleştirmek ve de popüler kültürün karşısında bir söylem geliştirip karşısında bir pozisyon belirlemek de popüler kültürün ayak oyunlarındandır. Popüler kültür öyle güçlü bir iktidar yapısı kurdu ki, artık onu eleştirmek bu iktidar ağının içinde gerçekleşebilecek bir tavırdan öte anlam taşımaz hâle geliyor. Bu noktada, popüler kültür anlamsızlaştırır, “lightlaştırır”, muğlaklaştırır, demek gerekiyor. Popüler kültür anlamları birbirine katmaktan sınırları yıkmaktan zevk alıyor ve bunu bizzat görev sayıyor.

İşte bu aşamada (yıkımda) insanlar bu anlamsızlaştırmayı yaşamlarına yönlendiriyorlar. Yani başta yazılanlar ile çelişki gibi görülecek bir cümle ile ifade edilirse, popüler kültürün anlamsızlaştırma cereyanına kapılan insanlar kendi yaşamlarında memnuniyetsizliği farkında olmadan bir yaşam felsefesi derecesine terfi ettiriyorlar.

Popüler kültür bir dayatmadır, çünkü insanların kendi yaşamlarının özgün yönleriyle barışıklık hâlini sarsıyor. Baskınlaşan kültür kendi iktidarını kurar. Kendi dünyalarında yaşamlarını sürdüren insanlar baskıcı kültürün baskıcı gibi görünmeyen ve öyle bir yöntem kullandığını zımnileştiren yapısıyla karşılaştıklarında memnuniyetsizliğe kapılıyorlar. Somut örnekleri fazla düşünmeye gerek yok çünkü yaşadığımız hayatın başkalarının yaşamları ve dünyalarıyla temas noktaları bize somut örnekler sunacaktır. Televizyonda iş adamlarının yaşamlarının sunulmasıyla ekonomik memnuniyetsizlik kendine yer bulur. fiov dünyasının yıldızlarının sürekli gülen, gezen, para harcayan yüzleriyle karşılaşan ‘sıradan insan’ bastırılmış arzularının karşısında geri çekilip teslim olmaktadır.

“Neden ben de öyle yaşamıyorum!” gibi bir itirazla başlar memnuniyetsizlik. Başka dünyalarla temas kendi dünyasında huzursuz kılar insanı. Elbette doğa gereği böyle bir temas olmazsa olmazdır ancak zemin popüler kültür ve temas edilen ise popüler kültürün metalarıdır. Popüler kültür “öyle olmalı” telkiniyle çıkar etkisine aldığı insanların karşısına. Bunu bir ideal olarak sunar. Bu ideal iyidir, rahattır, mutludur çünkü renkli bir dünyadır. Aptallaştırılan iyi-kötü, doğru-yanlış ayrımından yoksundur. İnsanlar bir başkası olmaya, bir başkası gibi yaşamaya teşvik edilir “imkânsızlık” tamamen yok sayılarak. Popüler kültür bu son cümlenin mesajını dahi kullandı kendi dünyasının bir parçası olan şarkı faslında: “Başkası olma kendin ol/ Böyle çok daha güzelsin.” Belki Mevlânâ’dan alınıp bozarak kullanılan mesaj tamamen içi boş, mesajdan yoksun bir slogan olarak aylarca dillerde dolaştı. fiarkıyı tekrar tekrar söyleyenler asla bunun bir mesaj olduğunu anlamadı (Keşke anlasalardı!) Zaten bir mesaj kaygısı yoktu. Nasıl bir slogan kullanayım ki, kolay kullanılsın ve sattırsın. “Sattırsın” düşüncesi popüler kültürün temelidir. Popüler kültürü her türlü kültür yapısından, ideolojiden ya da düşünceden ayıran tek kelimelik en anlamlı bir yapı taşıdır “sattırsın”. Popüler kültürün ilginç bir yöntemi vardır. Asla topluma yabancı bir dil kullanmaz. Asla yerli olanı da kullanmaz. İlginç bir şekilde yerli olanı bozarak, anlamsızlaştırarak ve yeni bir yapı ve anlam katarak sunar. İçi boşaltılmış yerli kültürdür popüler kültür bir anlamda.

Başka yaşam, başka talepler demektir üzerinde yürüdüğümüz zeminde. İmkânsızın, olmazın gözardı edildiği bir talepler ve benzeşimler dünyasıdır bu. Özgünlüklerin (=nev’i şahsına münhasır: sui jeneris: kendine özgü’lüğün) törpülendiği fabrikasyon bir insan ve bu insanın ait olduğu kültür renkliliklerinin silindiği bir dünya.

Hiç kimse kendi renginin peşinde değil. Kendi renginden memnun değil. Memnuniyetsizlik bir ağ kuruyor. Hiç kimse memnun değil. Zengin zenginliğinden, fakir fakirliğinden; bilgili bilgisinden, bilgisiz bilgisizliğinden.

Kuşatılmışlıktan önce kuşatılmışlık psikolojisi kuşatıyor toplumu. Kuşatılmışlık nihayetinde aşılabilirdir, ancak kuşatılmışlık psikolojisi en tehlikeli olandır. Çünkü “Bu fasit dairenin dışına çıkış yok!” yargısı bir umutsuzluk dünyasının işaretidir. Umut yenilenmektir, tazelenmektir ve zoru aşmaktır. Umudu olmayan fasit dairelere mahkûmdur. Umutsuzluk ile memnuniyetsizlik ayrımında en önemli fark umutsuzluk kendi içinde bilgi taşır ama yine de memnuniyetsizlik gibi dışardan oluşturulmuş, dışarının etkisine tepki olarak verilen bir refleks. Memnuniyetsizlik cahillikle bağlantılı sayılmamalı. Cahillik belki de şimdi en korunaklı sıfat. Bu bir teklif değil cahil olmaya dair. Ancak dayatmanın şekli bakımından değerlendirilmeli. Yani fasit daire olarak nitelendirdiğimiz aşılmazlığı bir zan olarak vurgulanan popüler kültür telkinleriyle oluşan bir seçim yapmak zorunluluğu zehabı: Ya cahil olacaksın bu çarkın dışına çıkmak için ya da bu çarkın içinde kurgulanan dünyanın kurgusal bilgilerine sahip olacaksın! Cehaletin bir seçenek olarak sunulması da imkânsızın gözardı edilmesiyle ilgili. Popüler kültür kendi yapısının, dilinin sınırlarını o kadar muğlaklaştırıyor ki, bir yerde yapılan doğru hile popüler kültür söylemleriyle eriyip popüler kültüre öz olarak eklemlenmese de görüntü itibariyle eklemleniyor zannı veriyor. Bu bir oyun. Bu bir bilinç ve dil sorunu. Popüler kültür anarşizmin teklifleriyle yani karşı-yıkımla aşılacak gibi değil. Hayır popüler kültür televizyonu, gazeteleri yıkarak yok ederek aşılamaz, bu anarşik tavır çözüm olamaz, hatta çözüm bir yana güçlendirici bir etki doğurur. Popüler kültür nasıl kendini baskın ve etkili güç hâline getirmişse o şekilde de kontrol altına alınabilir. Günümüzde adına popüler kültür dediğimiz ve insanların zaafları üzerine kurulup, bu zaaflarla oynayan kültürsüzleşme kültürü kendi metodu ile kontrol altına alınabilir.

Popüler kültür yerli yapıyı alıp anlamsızlaştırarak, bozarak yeniden bir anlam ve biçim vererek egemen oldu. O hâlde bu anlam olayıdır bilince doğru yönelen. Özü bozulan ve yok olan yerli değerlerimize tekrar hayatiyet vererek, anlamlarını yerli yerine oturtarak, anlamsızlık düşüncesinin aslında anlamsız olduğunu öğrenerek ve öğreterek bu kültürsüzleşme cereyanı kontrol edilebilir. Her insan değerlidir, her insanın kendine ait bir yaşamı vardır ve kendine ait olduğu kadar değerlidir. İşte bu memnuniyetsizlik felsefesinin çöküşünün anahtarıdır ve popüler kültür dayatmalarına karşı da bir bilinç direncidir.

 

 

İçindekiler

Editör

 

Karikatür
Hakkı USLU

Popüler Kültürün Ne Olduğu Üzerine

İrfan ERDOĞAN

 

Ünsal Oskay ile Popüler Kültür Üzerine Söyleşi

Ethem BARAN-Şaban ÖZÜDOĞRU

 

Popüler Edebiyata Dair
M. Orhan OKAY

Popüler Kültür Aralığından Edebiyata Bakmak
Dinçer EŞİTGİN

İletişim Kavramı Açısından "Popüler Romanlar" ve "Estetik Romanlar"

Şaban SAĞLIK


Roman Bereketi mi? Roman
Furyası mı?

M. Fatih ANDI


Popüler Kültür, Popüler Sanat, Popüler Edebiyat Üzerine Bir Toplantı

 

Divan Şâiri Nâbi ve Popülizm Eleştirisi
Dursun Ali TÖKEL


Popüler Çocuk Kitapları ve Medyasının Çocuk Kültürüne Etkilerine Sosyolojik Gerçeklikler Açısından Bakış

Necdet NEYDİM

Türk Edebiyatının Popüleşmesi Sürecinde Tanzimat Dönemi Gazetelerinin İşlevine Dair Popüler Edebiyat Soruşturması

Ahmet Cüneyt ISSI

 

Popüler Edebiyat Sorusturmasi

Her Söz Bir Şey Söyler

Feyza HEPÇİLİNGİRLER

 

Havada Kar Sesi Var ya da Türkülere Eleştirel Bir Bakış
Ali YAKICI


Türk Dil Kurum Başkanı Prof. Dr. Şükrü Halûk Akalın' la Söyleşi
Ali KARAÇALI-Dinçer EŞİTGİN-Celal ASLAN

 

Sodom ve Gomore Manzaraları
Gülcan ÇOLAK

 

Dil Kirlenmesinin Bir Başka Boyutu: İş Yeri Adları
Hasan GÜLERYÜZ

 

Popüler Kültür ve Dil Soruşturması
 

Ayaküstü Yemek Yeme Üzerine
Korkmaz ALEMDAR

 

Tüketim Kültür ve Cep Telefonlarının Popülerliği
Derya TELLAN

 

Memnuniyetsizlik Felsefesi ya da Popüler Kültür Dayatmaları
Murat EROL

 

Bir "Manipülasyon Aracı" Olarak Medya Medya ve Gençlik
Yalçın ÇETİNKAYA


Bir Popüler Kültür Örneği Olarak Laila Ankara

Elif TETİKBAŞ


Popüler Kültür ve Ürünlerin Oluşumunda Medyanın Rolü

Meliha DÜZGÜN

 

İzliyorum Öyleyse Varım: Türkiye' de Kentli Ailenin Televizyon İzleme Süreci Üzerine Genel Bir Değerlendirme

Aydan ÖZSOY

Can Kazanoğlu ile Popüler Kültür ve Futbol Üzerine
Ethem BARAN-Dinçer EŞİTGİN-Çağrı GÜREL


Televizyonlarda Yayınlanan Magazin, Eğlence ve Yarışma Türü Programların Toplumsal Kültür Üzerine Etkileri-Kırıkkale ve
Ankara Örneği

Sıtkı YILDIZ

 

Yarışma Programları ve İdeolojisi

Levent YAYLAGÜL

 

Magazin Eklerinde Yaşam Tarzlarının Yeniden Üretimi (Şamdan, Gala, Starlife ve Dolce)

Erdal DAĞTAŞ

 

Üretim ve Tüketim Süreci Açısından Popüler Kültür ve Medya İlişkisi: Kurtlar Vadisi Örneği

Bülent TELLAN

 

Sadık Güneş ile Medya, İletişim, Popüler Kültür, Televizyon ve Ötesi
Turgut BAĞRIAÇIK

 

Belmalar, Seymen Ağalar, Selimler ve Çakırlar Arasında Öğretmen Olmak
Filiz AKIN BAŞAR

 

Popüler Kültür ve Biz
Hasan EFE

 

Liseli Gençler ve Müzik Yarışma Programları
Bilge ALBAYRAK

 

Üniversite Gançliğinin Yabancılaşması
Selçuk UYGUN

Siyasal Toplumsallaşma ve Çocuk: Ankara'da İlköğretim Çağı Öğrencileri Üzerinde Yapılan Bir Araştırma
Serdar ÖZTÜRK


Karikatür, Popüler Kültür ve
Popüler Karikatür

Atila ÖZER

Neden Sadece Gençler Mizah Dergisi Okuyor?
M. Bilal ARIK

Ulusal Kültürde Yozlaşma ve Karikatür
Niyazi YOLTAŞ

Karikatür ve Popüler Kültür Değerlendirmesi

Mizahın Gençliği Keşfi
Hayati BOYACIOĞLU

Popüler Kültür Nesnesi Olarak Karikatür ya da Çizginin Metaya Dönüşmesi
Deniz DOKGÖZ

Karikatür ve Popüler Kültür
Ferit ÖNGÖREN

Popüler Bir Olgu Olarak Futbol
Çağrı GÜREL

Futbol Üzerine E-Söyleşi
Çağrı GÜREL

Bir Futbol Arkeolojisi ve Felsefesi: Neo-Pagan Popüler Kültür Olarak Futbol
Yusuf KAPLAN

Futbol Tiyatrosu
Vefa TAŞDELEN

Top Oynamak
Ercan ŞEN

Futbol Fanatizmi,Popüler Kültür ve Farklı Kültürlerin Futbolu
Aydın AKTAY

Popüler Müzikle Kirlenen
Yasemin DUYAR

Seçilen Hatırlanamayacaklar
Münevver ÖNDER

Diğer Elektronik Yayınlar

[Tebliğler Dergisi][Milli Eğitim Dergisi]

 Ana Sayfa    | Eski Sayılar  |

Copyright © T.C. Milli Eğitim Bakanlığı  Yayımlar Dairesi Başkanlığı, 2000
URL: http://yayim.meb.gov.tr
 Yorum, öneri ve yazılarınızı bekliyoruz.
baae@meb.gov.tr