Laila
Ankara ve bundan önceki yüzlerce, binlerce mekânın
açılışının temelinde insanların boş zamanlarının nasıl
değerlendirileceği ile ilgili ticarî düşünce ve yatırımlar
yer almaktadır. Sanayi devrimi ve teknolojik gelişme
sonucunda üretimin her zamankinden daha hızlı ve verimli
olması, insan gücünü ikinci plâna itmiştir. Bu durum,
çalışan insanların belli bir oranda boş zamana sahip
olmasını sağlamıştır. Boş zamanın değerlendirilmesi ile
ilgili en önemli kriterlerden birisi de eğlence hayatı
olmuştur.
İnsanların
eğlence anlayışına bakıldığında, bunun zamana ve ülkeye göre
değiştiğini görmekteyiz. Ülkeler arasında kültürel farkların
olması nedeniyle, kültürün bir alt ürünü olan eğlence
geleneklerinin de farklılıklar göstermesi son derece
doğaldır. Ancak aynı ülkedeki eğlence hayatının zaman
içindeki dönüşümü daha dikkat çekicidir. Bu dönüşümün
temelindeki faktörler çok yönlüdür. Bunlardan en önemlisi,
kitle iletişim araçları, yaygınlaşan eğitim ve çalışan kadın
modelinin ortaya çıkışı gibi nedenlerle bireylerin gitgide
daha da bilinçlenmeleridir. Yükselen bu bilinç seviyesinin,
bireyleri her alanda sürekli olarak çıkardığı düzenin adı
tüketim toplumudur.
Tüketim
toplumu kavramının içinde modernizm, post modernizm, popüler
kültür, değişim, küreselleşme, modern pazarlama anlayışı
gibi pek çok olgu da yer almaktadır. Ancak burada üzerinde
durulması gereken, tüm bu olgularda genel olarak üretici ve
tüketici olmak üzere iki tarafın bulunmasıdır. Profil olarak
önemli değişiklikler yaşayan bireylere karşılık üreticiler
ne yapmaktadır? Üreticiler, hangi alanda olursa olsun artık
hedef kitle çözümlemesine her zamankinden daha çok ihtiyaç
duymaktadır. Dinamik bir yapı gösteren hedef kitleler
üzerinde modern pazarlama kurallarını uygulamaya başlayan
eğlence endüstrisinin de kitlelerin istek ve ihtiyaçlarına
uygun yatırımlar yaptığını görmekteyiz. Eğlence alanındaki
yatırımlara bakıldığında, evdeki aile içi ilişkiler ve
televizyon programlarına bağlı olan eğlence anlayışının uzun
süredir terk edilmiş olduğunu görmekteyiz. Eğlence, evden
dış mekânlara kaymış durumdadır. Bu dış mekânların,
lunaparklar, çay bahçeleri, pastaneler, gazinolar, cafeler,
barlar ve kulüpler gibi zaman içinde popülerliği değişen bir
çeşitlilik gösterdiğini söylemek mümkündür.
Eğlence
sektöründe yapılan yatırımların tüketici istek ve
ihtiyaçlarına dayandırılmadan, baskı yoluyla (talep
yaratarak) kitlelere benimsetilmeye çalışılması pazarlama
kurallarınca mümkün görünmemektedir. Eğer böyle olsaydı
bugün gazinoların hâlâ eski şaşaalı günlerini yaşıyor olması
gerekirdi. Ancak üreticilerin, yaptıkları yatırımların
tanıtımı için medya yoluyla kitlelerin zihni üzerinde bir
konumlandırma çalışmasına girdiklerini kabul etmek
gerekmektedir. Zaten popülerlik kavramı bu noktada ortaya
çıkmaktadır. Başkaları tarafından halk için, onların ihtiyaç
ve taleplerine karşılık vermek için bu mekânların
yaratıldığı söylenmekte ve en gözde, tercih edilen eğlence
mekânının kendisininki olduğu medya yoluyla vurgulanmaya
çalışılmaktadır. Bu tür bir manipulasyon karşısında
kitlelerde benimseme veya reddetme yönünde iki davranış
biçimi ortaya çıkmaktadır. Bu durumda üretici ve tüketicinin
eşit konumda olduğunu söylemek mümkündür.
Son beş
yıldır medya yoluyla yapılan tanıtımın tüm kurallarını en
iyi şekilde yerine getirerek bir marka hâline gelen Laila
konumuz açısından en yeni örneklerden biri olarak
gösterilebilir. Laila, 04.03.2004 tarihinde Ankara
Söğütözü’nde büyük bir katılım eşliğinde ve tüm medyanın
ilgi gösterdiği oldukça gösterişli bir ortamda ilk şubesini
hizmete sokmuştur.
Laila’nın
İstanbul’daki ilk çıkış noktası, yüksek sınıfa hitap eden
bir mekân yaratmak olmuştur. Müdavimlerinin iş, sanat ve
spor dünyasının ünlüleri olması medyayı buraya çekmiş ve bu
Laila’yı bir anda ülkenin gündemine getirmiştir. Gözde ve
tercih edilen bir mekân olarak gösterilmek bir işletme
olarak mutlaka Laila’nın da tercihidir. Ancak ona bu konumu
veren medyanın kendisi olmuştur. Bu konuda Laila Ankara’nın
Basın Sorumlusu İlgen İlden, Laila ile ilgili günde ortalama
dört-beş tane yazılı basın haberi çıktığını ifade
etmektedir.
Gerçekten
de internet ortamında, gerek basın gerekse web sitelerinin
girmiş olduğu Laila haberlerinin sayısı 4000 civarındadır.
Laila’nın markalaşma sürecinde önemli katkılar sağlayan bu
haberlerin bizce dezavantajlı bir yönü de bulunmaktadır.
New York
Times’ın İstanbul temsilcisi Douglas Frantz’ın Laila’da
sefahat içinde olduğu ile ilgili haberinin medya ve halk
tarafından desteklenmesiyle ortaya çıkan durum buna
örnektir.
Ülkemizin
bir gerçeği olan bu duruma katılmamak mümkün değildir; ancak
para içinde yüzen bu elit kesimin adresi olarak sadece
Laila’yı göstermek de gerçekçi olmasa gerek. Alt, orta ve
üst sınıf gerçeği hemen hemen tüm ülkelerde var olan bir
durumdur. Basın sorumlusu İlgen İlden, eğlenmek isteyen
insanlara kızılamayacağını, bunun bir ihtiyaç olduğunu
söylemekte ve ayrıca Laila İstanbul ve Ankara’nın önemli
oranda istihdam yarattığının da unutulmaması gerektiğine
dikkat çekmektedir.
Laila’yı
diğerlerinden ayıran en önemli özelliği bar, cafe ve
restaurant (Yazı, Park, fiamdan, Mirror, Laila Lounge)
konseptlerini tek bir çatı altında toplayarak bir kulüp
anlayışını getirmiş olmasıdır. Laila’nın sahibi fiefik
Öztek’in röportajlarında sıklıkla vurguladığı konu;
Laila’nın hem akşamüstü hem de gece gelinebilecek bir yer
olduğu ve buraya yalnız gelinse bile bir kulüp olması
nedeniyle tanıdıklara rastlanarak güzel bir ortamın
yakalanabildiğidir. Laila’ların mekân olarak büyüklüğü de
ayırıcı özelliklerinden biri olarak gösterilmektedir.
Basın
haberleri ve İlden’in verdiği bilgilere göre Laila Ankara
yatırımından önce altı ay kadar mekân araştırması yapılmış,
hedef kitle analizine gidilmiş, ihtiyaçlar belirlenmiş,
fiyat politikaları oturtulmuş ve bu veriler ışığında 3
milyon dolar gibi önemli bir para harcanmıştır. Ankara’daki
eğlence hayatının durgun olması bir yandan yatırım yapılması
anlamında bir teşvik unsuru olmuş diğer yandan ise siyasî ve
bürokrat çevrenin ağırlığı önceleri bir çekince yaratmıştır.
Ancak basına verdiği demeçlerde üç aylık performansı
değerlendiren Öztek, durumdan çok memnun olduklarını,
Ankaralıları evlerinden çıkardıklarını, önemli ölçüde
eğlenmeyi seven bir kitlenin (iş, siyaset, bürokrasi,
diplomasi) olduğunu, fiyatları düşük tutarak da üniversite
öğrencilerini mekâna çektiklerini anlatmaktadır.
Laila’nın
popüler kültür anlamında en çok gündeme gelen konularından
biri, içeri girme konusunda sıkıntılar yaşanmasının medyaya
malzeme olmasıdır. Kapıdaki güvenlik görevlilerinin silâh,
kıyafet ve rezervasyon kontrolleri sırasında yaşanan
kalabalıklar ve rahatsızlıklar çok konuşulan konular arasına
girmiştir. Neredeyse giriş kapısında beklemek ve hatta geri
dönmek popüler bir hâl almıştır.
Açılışından
bu yana Laila Ankara, gerek kamu gerekse özel sektördeki
kutlama ve tören etkinliklerinin yeni adresi olmuştur.
Kutlama ve törenler için otellerin özel salonları artık
popülaritesini yitirmiş görünmektedir. Çünkü Laila Ankara’da
yapılacak bir etkinlik, kendiliğinden bir basın desteğini
beraberinde getirmektedir ve bu, kurumların işine
gelmektedir.
Laila
İstanbul ve Ankara’yı bu kadar farklı bir boyuta getiren
unsur kanımızca; sermaye tarafından bir popüler kültür ürünü
olarak sadece yüksek sınıf (herkese açık dense de bu çok
reel değildir) için konumlandırılmasına rağmen, medya
nedeniyle halk arasında gereğinden fazla görüşülüp
konuşulmasıdır. Ve mekânıyla, kaliteli hizmet anlayışıyla,
dönemsel olarak değişen içki mönüsüyle, müdavimleriyle,
kulüp tarzıyla, yeni yatırımlarıyla (yeni şubeler ve Laila
cafeler) eğlencenin tek adresinin Laila olduğu yönünde
yapılan tanıtım ve yönlendirmeler, en azından Laila
markasının bir süre daha gündemimizde yerini almasını
sağlayacak gibi görünmektedir.
Konumuzu,
Karl Marx’ın Komünist Manifesto’dan alıntıladığı “Katı
Olan Her fiey Buharlaşıyor” sözü ile bitirmek anlamlı
olacaktır. Marx, bu sözüyle burjuvazinin her şeyi aslında
yıkılmak üzere ürettiğini vurgulamak istemiştir. Yaşama dair
tüm kurumlar, kurallar, mekânlar, kalıplar vs. bir sonraki
döneme yenik düşmeye mahkûmdur. Adına değişim, gelişim veya
modernizm ne dersek diyelim en küçük bir durma anında,
yerine yenisinin geldiği acımasız bir ortamda yaşamaktayız.
Bu anlamda popüler kültür, halkın çoğunluğu veya üst kesim
için ister halk tarafından ister sermaye tarafından
üretilmiş olsun, popüler kültür içeriği zaman içinde sürekli
olarak değişmektedir. Ancak burada gözden kaçırılmaması
gereken nokta, bu değişimin bile kendi içinde bir rutini
barındırdığıdır.