Yarınlar İçin Düşünce Platformu tarafından Ankara Hilton
Otel’de düzenlenen, Türk Millî Eğitim Sisteminde
Din Eğitimi ve Öğretimi Sempozyumu Millî Eğitim
Bakanı Doç. Dr. Hüseyin Çelik ve Adalet Bakanı Cemil
Çiçek’in katılımıyla gerçekleştirildi.
Toplantının açılışında konuşan Millî Eğitim Bakanı Doç.
Dr. Hüseyin Çelik, eğitimde kalitenin artırılmasında,
bilim adamlarının çalışmalarının, bu tür sempozyumlarda
alınan kararların ve raporların ışık tutacağını
kaydetti. Globalleşmenin önemine işaret eden Çelik,
bunun artık bir dünya gerçeği olduğunu, globalleşmenin
dışında kalınamayacağını ifade ederek globalleşmeyi,
akan suya benzetti. Millî Eğitim Bakanı,
globalleşmenin dezavantajlarını bertaraf edip,
avantajlarından yararlanmak için bu kavramı çok iyi
kavramak gerektiğini vurguladı.
Millî
Eğitim Bakanı Doç. Dr. Hüseyin Çelik, globalleşme
sürecinde toplumların kendi içlerine kapanmaktan
çıktığını, internet ile birlikte kitle iletişim
araçlarının yaygınlaşmasıyla, dinî söylem, telkin,
propaganda ve din öğretilerinin farklı bir boyut
kazandığını belirtti. Bugün özellikle İslâm dünyasında,
Hıristiyan dünyasından gelen çok ciddî misyonerlik
faaliyetlerinden söz edildiğini hatırlatan Çelik, “Misyonerlik,
tarihin derinliklerinde de vardı. Ama bugün farklı
boyutlar kazanmıştır. Kullandığı vasıtalar, propaganda
araçları, insanlar ile muhatap olma şekilleri
değişmiştir. Bu meseleyi yeniden düşünmemiz gerekir”
diye konuştu. Dini, “realite, olgu, insanın yeryüzüne
gelişiyle var olan bir değer” olarak nitelendiren
Çelik, insanlık var oldukça, dinlerin var olmasının da
kaçınılmaz olduğunu kaydetti.
Millî
Eğitim Bakanı, Anayasanın 24. maddesinin, din
eğitiminin, devletin gözetim ve denetiminde yapılmasını
öngördüğüne işaret ederek, öğrencilere, din kültürü ve
ahlâk bilgisi dersinde, din kavramının anlatıldığını
vurguladı. Bakan Çelik, bu dersin, dinler hakkında
öğrencileri belli kültüre kavuşturmak için konulduğunu
ifade etti.
Din
kültürü ve ahlâk bilgisi dersinde, ülke nüfusunun büyük
çoğunluğu Müslüman olduğu için Müslümanlığın
öğretildiğini bunun yanı sıra, Hıristiyanlık, Musevilik
gibi semavî dinler hakkında da bilgiler verildiğini
anlatan Bakan Çelik, ahlâk kavramının birçok toplumda
benzerlik gösterdiğini söyledi. Bu dersin zorunlu olup
olmaması tartışmalarını gereksiz gördüğünü dile getiren
Bakan Çelik, sözlerine şöyle devam etti: “Ancak eğer
insanlar bu ders kapsamı dışında kendi dinlerini
yaşayabilmek, kendi dinlerinin pratiklerini öğrenebilmek
için imkânlar araştırıyorsa, zemin yokluyorsa veya
devletin zemin hazırlamasını istiyorsa bu konuda gerekli
düzenlemeler yapılmalı, kolaylıklar sağlanmalıdır.
Bunların büyük çoğunluğu Diyanet İşleri Başkanlığı
kanalıyla yapılmalıdır. Din eğitimi ve öğretimi
meselesini, insanlığın meselesi, ihtiyacı, din ve vicdan
özgürlüğü kapsamı içerisinde düşünmemiz gereken bir
hadise olarak ele almak zorundayız.”
Din
eğitimi ve öğretiminin sadece Türkiye sınırları içinde
olmadığını belirten Çelik, yurt dışında yaşayan Türklere
işaret etti. Bakan Hüseyin Çelik, bir milletvekilinin,
kendisine Avusturya’da Türk çocuklarına din öğretiminin
nasıl yapıldığını sorduğunu, Avusturya İslâm Cemaati
tarafından gerçekleştirildiği yanıtını verdiğini
anlattı. Bu cevabın, bir gazetede, “Millî Eğitim
Bakanı, din eğitiminin cemaatlere verildiğini itiraf
etti” şeklinde yer aldığını anlatan Çelik, bu
teşkilatın Avusturya hükümeti tarafından kurulduğunu,
ülkede yaşayan bütün Müslümanların da üyesi olduğunu
söyledi.
Bakan
Çelik, Türkiye’de herkesin kendini din uzmanı, otorite
zannettiğini ifade ederek, din ve din eğitimini,
herkesin canı istediği gibi, ulu orta konuşacağı alan
olarak görmemek, bu işi ehline bırakmak gerektiğini
vurguladı.
Din
kültürü ve ahlâk bilgisi derslerinin müfredatını
değiştirdiklerini belirten Bakan Çelik, birçok bilim
adamından yardım aldıklarını ve önümüzdeki günlerde bu
çalışmaları, kamuoyunun görüşlerine açacaklarını
bildirdi.
Selçuk
Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr.
Mustafa Aydın da insanın yaşamında manevî kavramlara ve
inançlara ihtiyacı olduğunu, toplumdaki gelenek,
görenek, örf ve anane gibi temel öğelerin alt yapısını
da dinin şekillendirdiğini kaydetti.
İnsana
katkı yapan manevî değerleri doğru verebilmek için,
insanın inandığı dinin ve temel ilkelerin iyi
anlatılması ve öğretilmesi gerektiğini ifade eden Aydın,
“Bugün resmî ve özel kurumlarımızdaki ahlâkî
erozyonun, halkımızdaki derin çıkmazın, bölgemizdeki kan
ve kargaşanın, dünyamızdaki korkunç dağınıklığın temel
sebebinin de insanların maneviyatına sahip
çıkmamalarından veya bunu iyi anlayamadıklarından
kaynaklanmaktadır.” dedi.
Prof.
Dr. Mustafa Aydın, son on beş yıl içerisinde meydana
gelen yolsuzlukların sigara, içki, uyuşturucu, kumar
gibi kötü alışkanlıkların, hırsızlık, kapkaç gibi adî
suçların, aile düzenini bozan fuhuş-zina gibi ahlâkî
bozuklukların, İslâm inancının radikalleştirilme
çalışmalarının da temel sebebinin iyi bir din eğitimi ve
öğretiminin verilmeyişinden kaynaklandığını kaydetti.
Konuşmaların ardından, İstanbul Üniversitesi Edebiyat
Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Muhammet Nur Doğan, “Dinî
Eğitim ve Öğretimin Vazgeçilmezliği” konulu, Millî
Eğitim Bakanlığı Din Öğretim Genel Müdürü İrfan Aycan da
“Mevcut Din Öğretimi Uygulamalarının
Değerlendirilmesi” konulu, Diyanet İşleri Başkan
Yardımcısı Mehmet Şevki Aydın ise “Diyanetin Topluma
Sunulan Yaygın Din Eğitimi Hizmetinin Etkinliğinin ve
Verimliliğinin Arttırılmasına Yönelik Çalışmaları”
konulu bildirilerini sundular. İki gün boyunca devam
eden sempozyumda din eğitimi merkezli toplam 19 tebliğ
sunuldu.
Çocuk
Vakfı, Sakarya Üniversitesi, Sakarya Valiliği ve
Adapazarı Büyükşehir Belediyesi iş birliğinde 4–8
Nisan 2005 tarihleri arasında I. Sakarya Çocuk
Edebiyatı Günleri düzenleniyor. Ana teması ‘Çocuklar
Kitapla Büyüsün’ cümlesiyle belirlenen ve
bu yıl ilki düzenlenecek olan Sakarya Çocuk Edebiyatı
Günleri etkinliklerine Aytül Akal, Seza Aksoy,
Ayla Çınaroğlu, Gülten Dayıoğlu, Refik Durbaş, Fatih
Erdoğan, Yücel Feyzioğlu, Mehmet Güler, Aysel Gürmen,
Ayşe Kilimci, Mustafa Ruhi Şirin, Yalvaç Ural, Mavisel
Yener, Mevlâna İdris Zengin ve Salih Zengin’den
oluşan zengin bir şâir ve yazar kadrosu katılacak.
I. Sakarya Çocuk Edebiyatı Günleri’nin bu
yılki onur konuğu ise Fazıl Hüsnü Dağlarca.
I.
Sakarya Çocuk Edebiyatı Günleri
boyunca çocuklara okuma sevgisi ve okuma alışkanlığı
kazandırmaya yönelik etkinlikler planlandı. Köy,
kasaba, ilçe ve şehir merkezinde olmak üzere toplam 25
ilköğretim okulunda düzenlenecek programlarda
çocuklarla bir araya gelecek olan şair ve yazarlar
okuma saatlerinin yanı sıra okuma sevgisi, okuma
alışkanlığı ve edebiyat sevgisi üzerine çeşitli
etkinliklere katılacaklar. Her Çocuğa Bir Kitap
Projesi kapsamında etkinlikler süresince
ilköğretim öğrencilerine Sakarya Valiliği tarafından
Türk çocuk edebiyatının seçkin örneklerinden oluşan
binlerce kitap hediye edilecek.
I.
Sakarya Çocuk Edebiyatı Günleri
etkinliğinin sözcüsü Mustafa Ruhi Şirin’in konuyla
ilgili açıklaması ise şöyle: “Türkiye’de ilk kez
kent ölçekli çocuk, anne-baba ve öğretmen katılımı
ile Sakarya Valiliği, Adapazarı Büyükşehir Belediyesi,
Sakarya Üniversitesi ve Çocuk Vakfı iş birliğinde
çocuk edebiyatı etkinlikleri düzenlenecek Sakarya’da
köy, kasaba, ilçe ve şehir merkezindeki okullarda
gerçekleşecek etkinliklerde çocukların seçkin edebiyat
örnekleri ve yazarlarla buluşması amaçlanıyor. Çocuklara
okuma sevgisi ve okuma alışkanlığını edebiyatla kazandırmaya
yönelik bu etkinliğin Türkiye için bir örnek olmasını
diliyoruz.”
I.
Sakarya Çocuk Edebiyatı Günleri
4 Nisan 2005 Pazartesi günü saat 10.30’da başlayacak
ve beş gün boyunca çocuk edebiyatı kültürüne yönelik
açık oturum, panel ve söyleşiler düzenlenecek.
Etkinlikler boyunca çocuklar, öğretmenler ve
anne-babalar çocuk edebiyatı alanında çalışmalar yapan
akademisyen, şair ve yazarlarla buluşacak.
I.
Sakarya Çocuk Edebiyatı Günleri
çerçevesinde düzenlenecek kimi etkinlikler şöyle:
“Okuma Alışkanlığı: Aile, Çocuk ve Okul”: Yalvaç Ural,
Aytül Akal, Dr. Fatih Erdoğan, Gülten Dayıoğlu,
Mavisel Yener. (4 Nisan 2005; 13.00–15.30; Abasıyanık
Sanat Merkezi).
“Edebiyat Sevgisi Nasıl Kazanılır?”: Refik Durbaş. (4
Nisan 2005; 13.30–15.00; İl Halk Kütüphanesi).
“Türkiye’de Çocuk Edebiyatı Kültürü”: Mustafa Ruhi
Şirin, Prof. Dr. Sedat Sever, Doç. Dr. Selahattin
Dilidüzgün, Doç. Dr. Ali Gültekin, Yrd. Doç. Dr.
Mehmet Özdemir. (4 Nisan 2005; 14.00–16.00; Sakarya
Üniversitesi Süleyman Demirel Konferans Salonu).
“Çocuk ve Kitap Kültürü”: Mustafa Ruhi Şirin. (5 Nisan
2005; 10.00-12.00; İl Halk Kütüphanesi).
“Çocuk Edebiyatı Buluşması”: Gülten Dayıoğlu, Yalvaç
Ural, Mustafa Ruhi Şirin. (5 Nisan 2005; 14.00–16.00 ;
Hendek Kültür Merkezi).
Trabzon Araklı Anadolu Öğretmen Lisesi, “Türkiye’nin
ve dünyanın en çok kitap okuyan okulu” olma
iddiasıyla yola çıktığı proje kapsamındaki
çalışmalarının uluslararası tescili için
Guinnes Rekorlar Kitabı Türkiye Temsilciliği’ne
müracaat etti. Araklı Anadolu Öğretmen Lisesi Müdürü
Hasan Suiçmez, konu ile ilgili şu açıklamayı yaptı:
“Uyguladığımız bu proje ile öğrencilerimizde
olağanüstü sosyal değişimler olduğu gözlenmektedir.
Bakanlığımıza bir CD şeklinde uyguladığımız
projemizin işlem basamaklarını arz etmiş
bulunmaktayız.”
Trabzon Araklı Anadolu Öğretmen Lisesinde
uygulanmaya devam eden Türkiye’de ve Dünyada En
Çok Kitap Okuyan Okul Olma Projesi’nin tescili
için Guinnes Rekorlar Kitabı Türkiye
Temsilciliği’ne müracaatta projenin işlem
basamakları şöyle anlatıldı:
1.
Sene başı “Öğretmenler Kurulunda” her sınıf için
sınıfların müfredat programları göz önüne alınarak
öğrencilerin yıl içerisinde kaç sayfa kitap
okuyabilecekleri görüşülür ve tespit edilir. (Bu
sayı 2004-2005 Eğitim-Öğretim yılı için: Ara
sınıflarda aylık 800 sayfa, son sınıflarda ise 375
sayfadır. Yıllık olarak ara sınıflarda 6400 sayfa,
son sınıflarda 3000 sayfadır.)
2.
Bu sayısal tespitten sonra sınıf kitaplık kolu
başkanlıklarına birer dosya hâlinde ve sınıf
sayısınca formların olduğu “Sınıf Kitaplık Okuma
Defterleri” verilir.
3.
Okulumuzun kütüphanesindeki bütün eserler okul
kütüphane programının bulunduğu bilgisayara yüklü
olduğundan öğrencilerimiz okulun açılışından
itibaren okuyacakları kitapları kütüphanemizden
alırlar. Okunan kitaplar sayfa sayısı hakkında sınıf
kitaplık kolu başkanları bilgilendirildikten sonra
kütüphaneye iade edilir.
4.
Muhtemel suiistimalleri önlemek için öğrencilere
aylık ve yıllık asgarî okuma sayfa sayısı
konulmuştur. Öğrenciler bu sayının üzerinde de kitap
okumaktadırlar.
5.
Aylık olarak öğrencilerin okudukları kitap sayfa
sayısı ve okuyup okumadıkları denetime tabi tutulur.
Şöyle ki: Sınıf öğretmenleri kitaplık kolu
başkanından sınıfındaki her öğrencinin asgarî okuma
standardını tamamlayan öğrencilerin okuma sayfa
sayılarını alır, bunu ikinci bir forma işleyerek
okul müdürünün onayına sunar. Okul müdürü bu formu
inceler, eksik okuma varsa öğrenciyi ve velisini
çağırarak bilgilendirir, eksik okuma sayfaları
gelecek ayın asgarî okuma sayfasına ilave edilmek
üzere öğrenciye tamamlattırılır.
6.
En son olarak kitapların gerçekten okunup
okunmadığını anlayabilmek için, Türk Dili ve
Edebiyatı ile Tarih öğretmenlerinden kurulu
komisyon, her ayın sonunda her sınıf için okuma
tespitleri yapar. Bunun için komisyon üyeleri
sınıflara girmeden önce kütüphane bilgisayarından
her sınıf için ayrı ayrı tutulan kayıtlardan okunan
kitap listelerini alır ve sınıflara girer. Her
öğrencinin hangi kitabı okuduğu bu listelerde belli
olduğu için kitapla ilgili sorulan sorular
yardımıyla öğrencilerin bu kitapları okuyup
okumadıkları test edilir. Bu işlem basamakları yıl
sonuna kadar her ay tekrar edilir.
7.
Bu proje okulumuzun mevcut 312 öğrencisi ile
birlikte yürütülmektedir. Bütün öğrencilerimiz
asgarî standartları “Öğretmenler Kurulunca”
belirlenen sayıda kitap okumaktadırlar. Bu projenin
2003-2004 Eğitim-Öğretim yılında uygulanması sonucu
o dönemki 283 okul mevcudumuz ile 2.617.000 sayfa
kitap okumuş bulunmaktayız. Bu yılki hedefimiz
yaklaşık olarak 3 milyon sayfadır.
8.
Bakanlığımız bu projemizi kendi resmî internet
sitesinde yayınlamıştır. Ancak bizi resmî olarak
“Türkiye’nin ve Dünyanın En Çok Kitap Okuyan Okulu”
olarak ilan etmek için ellerinde resmî bir kriterin
olmadığını beyan ettiklerinden bu çalışmamızın dünya
çapında bir örnek teşkil etmesi açısından
tarafınızdan incelenerek değerlendirilmesini arz ve
talep etmekteyiz.”