0-6
Yaş Çocuklarında Hareket Gelişimi
Gelişimin
göstergesi davranıştır. Çocuğun hangi yönde ve nasıl
geliştiği davranışlarına bakılarak anlaşılır. Çocuk
değişik alanlarda (fiziksel, zihinsel, sosyal, dil, motor
alanlarında) farklı hızda gelişiyor gibi görünse de
beliren davranış ve yetenekler arasında belirli bir ilişki
vardır. Örneğin 0-2 yaş döneminde davranışlar düşüncenin
sembolü olarak belirirler ve bu dönemdeki çocuğun motor
davranışları zihinsel gelişimi hakkında önemli bilgiler
verir.
Hareket
gelişimi (motor gelişim) fizikî büyüme ve merkezî sinir
sisteminin gelişmesine paralel olarak organizmanın isteme
bağlı hareketlilik kazanmasıdır. Çocuğun hareket gelişimi
refleksler ile başlayan ve üst düzeyde koordine motor
becerilerle sonuçlanan bir süreci takip eder.
Motor
gelişim, fiziksel büyüme ve merkezî sinir sisteminin
gelişimine paralel olarak organizmanın isteme bağlı olarak
hareketlilik kazanmasıdır. Bir başka deyişle, özünde
hareket olan becerilerin kazanılmasını içeren ve doğum
öncesi dönemde başlayıp ömür boyu devam eden bir süreçtir.
Bebekler
bedenlerinin çeşitli bölümlerini hareket ettirmeyi
sağlayan genel bir yetenekle ve refleks olarak
adlandırılan davranışsal tepkilerle dünyaya gelirler.
Refleksler ve sonraki istemli davranışlar arasında
doğrudan bir bağlantı olduğu kesin olarak söylenememekle
birlikte dolaylı bir bağ olduğu söylenebilir. Doğum öncesi
dönemden 1 yaşına kadar gözlenebilen refleks hareketler;
ilkel refleksler ve duruşa ilişkin refleksler olmak üzere
iki grupta sınıflandırılmıştır.
Emme,
arama, yakalama, sarılma refleksleri ilkel (birincil)
refleks hareketleridir. Bu reflekslerin beslenme ve
korunma amaçlı işlevleri vardır.
Adımlama,
emekleme, çekme, yüzme, boynu ve bedeni çevirme
refleksleri de duruşa ilişkin refleksler olup, daha
sonraki istemli davranışlara görünüş açısından benzese de
tümüyle istem dışı hareketlerdir.
0-2
yaşlar arasında görülen ilkel hareketler, istemli
hareketlerin ilk şeklidir. İlkel hareketler olgunlaşmaya
bağlıdır ve hareketlerin ortaya çıkışları bir sıra
izlemektedir. Ancak kalıtım ve çevresel etmenler bireysel
farklılıkları ortaya çıkarmaktadır.
İlkel
hareketler yaşam için gerekli olan istemli hareketlerin
temelini oluşturur. Bu tür hareketler; baş, boyun ve gövde
kaslarının kontrolü, uzanma, bırakma, yakalama gibi temel
hareketler küçük kas becerilerini, sürünme, emekleme,
yürüme gibi temel hareketler ise büyük kas becerilerini
kapsar.
Çocukta,
iki yaşından sonra temel hareket becerileri kaba bir
şekilde ortaya çıkar ve kendi bedenlerinin hareket
yeteneklerini anlamak ve bunları denemek için çaba
gösterirler. Daha uyumlu ve kontrollü olurlar, mekanik
yönden etkili, uyumlu ve kontrollü bir hareket
repertuvarına sahip olurlar. İlk beş yılda çocuklar
hareketlerin büyük kaslarla ilgili kontrolünü kazanırlar.
İki
yaşından sonra temel hareketler kaba bir şekilde ortaya
çıkar. Yaşamın ilk iki yılında çocuğun kazandığı
hareketler, ileride kazanılacak hareketlerin temelini
oluşturur. İlk zamanlar çocuk tüm dikkatini hareketlere
verir. Daha sonra çocuk beceriyi tam anlamı ile
kazandıktan sonra dikkatini hareketinden çevreye yöneltir
ve hareketi bir amaç olarak değil, araç olarak kullanmaya
başlar.
Beşinci
yıldan sonra ise kavrama, fırlatma, yakalama, yazma ve
alet kullanma gibi küçük kas hareketlerinin koordinasyonu
önem kazanır.
Yaşamın
ikinci ve yedinci yıllarında kazanılan bu temel beceriler
; koşma, atlama, sıçrama, sekme, atma, yakalama, fırlatma,
ayakla topa vurma gibi hareketlerdir.
Temel
hareket becerilerinin yaş ile birlikte doğal olarak
geliştiği ve çevrenin bunu çok az etkilediği
savunulmaktadır. Fakat bu durumun tek etken olmadığı
çocuklara verilen fırsatların ve temel eğitimin
becerilerin gelişmesinde önemli bir rol oynadığı da
vurgulanmaktadır.
Motor
Gelişim Alanları
Çocuğun
günlük aktivitelerindeki hareket modelleri iki büyük
kategoride toplanır.
1-
Küçük kas hareketleri (obje kullanma)
Manipülatif beceri olarak tanımlanan eli ve ayağı kullanma
becerilerini ve nesne kontrol becerilerini kapsar.
Merkezden dışa gelişim ilkesine göre, küçük kas
hareketlerinin gelişimi büyük kas hareketlerinin
gelişimini izlemektedir.
2-
Büyük kas hareketleri (bedeni kullanma)
a)
Lokomotor Hareketler; yürüme, koşma gibi yer değiştirmeyi
gerektiren hareketler.
b)
Lokomotor Olmayan Hareketler; yer değiştirmeden yapılan
dönme, eğilme, salınım gibi hareketler.
c) Denge;
bir yerde belirli bir pozisyonu sürdürme hareketleri.
Okul
Öncesi Dönemde Hareketin Önemi
Çocuk
durmadan hareket eden, tümüyle etkin bir varlıktır.
Özellikle yürümeye başladıktan sonra sürekli hareket
hâlindedir. Çocuk, organlarını çalıştırmak, iskelet
yapısını kuvvetlendirmek, ciğerlerini geliştirmek, kanını
harekete geçirmek ve sinir-kas bağlantılarını
kuvvetlendirmek için harekete muhtaçtır. Bu hareketlilik
çocuğun hem fazla enerjisinin harcanmasını, hem de bol bol
besin ve oksijen alarak büyümesini sağlar. Görüldüğü gibi
çocuğun gelişmesi için vücut organlarını çalıştırması son
derece önemlidir.
Hareket,
sadece benliğin bir görüntüsü değil aynı zamanda bilincin
gelişmesinde de kaçınılmaz bir etkendir. Benliği dış
gerçekle açık seçik ilişkiye koyan şey, hareketten başka
nedir ki?
Çocuk
hareket ederek büyüdüğü için, beden hareketi ona alacağı
besin kadar gereklidir. Bu bakımdan onun koşmasına,
tırmanmasına, zıplamasına, atlamasına uygun bir ortam
hazırlamak ve bunları yapabilmesi için çocuğa izin vermek
zorunlu görünmektedir. Gerek evde gerekse okulda çocuğu
zorla hareketsiz bırakmak ailenin ve okulun yaptığı en
büyük hatalardan biridir. Oysa biyolojik bir anlam taşıyan
hareket, doğal bir istektir.
Demek ki
hareket ya da bedensel faaliyet, dışarıdan alınan
izlenimlere bağlı zihinsel gelişimde önemli bir etkendir.
Çocuğun
ilk öğrendiği hareket biçimlerinden birisi el-göz
koordinasyonudur. Burada eller ve gözlerin paralel
çalışması önemlidir. Eller ve gözler arasındaki bu hareket
müşterekliği çok karmaşıktır, mükemmelleşmesi güçtür ve
zaman ister. Bu beceri çocuğun becerebildiği en güç
işlerden birisidir. İnsan beyninin gelişmesi, ellerin
hareketlerdeki dengesi ile bağlantılıdır. Bunun başlangıcı
da ilk çocukluk dönemine rastlar. Psikologlar, beynin
gelişmesinin büyük oranda ellerin gelişimine bağlı
olduğunu kabul etmektedir.
Eğitimciler el göz hareketleri, konuşma ve yazma sistemi
arasındaki ilişkiyi önemli bulurlar. Hareketler insanın
davranışlarının gelişmelerine yol açmış el kol
koordinasyonu ile alet kullanma davranışlarındaki
araştırmaya yönelik olgulara yol açmıştır. Dolayısıyla tüm
bilinçli davranışların temeli kaslarının gelişmesi ve
kontrolü sonucu ortaya çıkar.
Hareketin, insan gelişimindeki önemini tartışmaya bile
gerek olmadığını düşünen Montessori, hazırladığı eğitim
programında çocukların serbestçe hareket edebilmelerine
büyük önem vermiş, kullandığı materyallerde de çocuğun
hareket becerisini geliştirmesine ilişkin çeşitli
egzersizlere yer vermiştir. Onun için önemli olan çocuğun
doğal olarak yaptığı hareketleridir. Sonuçta tüm
öğrenmelerin bir duyu-hareket temeli olduğu kabul edilir.
Okul
öncesi çağı çocuklarının en belirgin özelliklerinden biri
hareketli olmaları ise; çocukların bu hareket ihtiyacını
karşılayacak en uygun etkinliklerden biri de beden eğitimi
çalışmalarıdır. Bu çalışmalar çocuğun kas
koordinasyonunun, dayanıklılığının, kuvvet ve esnekliğinin
geliştirilmesinde büyük önem taşır. Bunun yanı sıra bu
çalışmalar sırasında çocuk daha sağlıklı daha mutlu bir
birey olur. Çocuğun kendi kendine birşeyler yaptığını
farketmesi onun daha güvenli ve bağımsız olmasını sağlar.
Montessori’ye göre, çocuğun çevresi ile olan etkileşimi,
onun fiziksel ve zihinsel birliğini ortaya çıkarır. Ona
göre hareket, çocuğun diğer etkinliklerinden ayrı bir şey
değildir. Bu nedenle eğitim programlarında çocuğun hareket
edebilmesini sağlayıcı etkinlikler önemli bir yer tutar.
Okul
Öncesi Dönemde Hareket Eğitimi
Hareket
eğitimi, belli hareketlerin öğretilmesi olarak
algılanmamalı, çocuğun stresten uzaklaştırılması ve ruhsal
dengesinin sağlanması için araç olarak kullanılmalıdır.
Hareket eğitimi denince hareketin keşfedilmesi ve
üretilmesi anlaşılmalıdır. Çocuğun problem çözme
yeteneğinin geliştirilmesi ve kendini ifade etmesi için
yeni keşifler yapmasına, yaratıcı çözümler üretmesine
yardımcı olmak için de hareket eğitiminden
yararlanılabilir. Hareket eğitimin diğer bir amacı da
dayanıklılık, esneklik, çeviklik, kuvvet, sürat, denge,
beceri ve koordinasyon gibi fiziksel uygunlukları
geliştirmektir
Okul
öncesi dönemde beden eğitimi çalışmalarına sistemli bir
şekilde yer verildiği takdirde, çocukların sadece hareket
gelişimine değil, sosyal, duygusal, zihinsel gelişimlerine
de katkılar olacaktır. Hareket eğitimi (beden eğitimi)
çalışmalarının planlanmasında ve uygulamalarında
çocukların yaşları, gelişimsel özellikeri ve bireysel
farklılıklarının bilinmesi çok önemli bir unsurdur.
3-4 yaş
çocuklarının koordinasyon özellikleri tam olarak
gelişmediğinden zorlayıcı etkinliklerden kaçınmalı,
çalışmalarda belirli zaman dilimlerinde yüklenme ve
dinlenmeleri dengeli olarak ayarlanmalıdır. Bu yaş grubu
çocukların hareketleri birbiri ile uyum göstermediğinden
eşli egzersizlerden çok bireysel etkinliklere ağırlık
verilmelidir. Koşma, sıçrama, sürünme, emekleme, fırlatma,
atma gibi aktiviteler oyunlaştırılarak eğlenceli
çalışmalar hâlinde sunulabilir.
4-5 yaş
çocuklarının hareket becerilerini öğrenmeleri daha hızlı
ve uyumludur. Bireysel çalışmaların yanında eşli
çalışmalara da yer verilmelidir. Oyun ağırlıklı olarak
temel beceriler kazandırılabilir ve çeşitli egzersizler
yaptırılabilir.
5-6 yaş
çocukları iki ya da daha fazla hareketi birleştirme
becerisine sahip olurlar. Koordinasyon becerileri de diğer
yaş gruplarına göre oldukça gelişmiştir. Karmaşık hareket
becerilerini yapabilecekleri gibi takım oyunları ve
yarışmalar da ilgilerini çekecektir.
Çocuğa
okul öncesi dönemde verilecek olan sistemli ve programlı
bir hareket eğitimi, ona sağlıkla ilgili alışkanlıkları,
düzenli olmayı, iradesini kullanmayı ve iş birliği
kazandıracaktır. Daha sonraki yaşamında spor yapma
alışkanlığının temelleri bu eğitimle atılmış olacaktır.
Kas kuvveti, dayanıklılık, esneklik ve çeviklik gibi temel
beceri unsurları okul öncesi dönemdeki eğitimle
gelişecektir.
Çocukların okul öncesinden başlayarak, sportif
aktivitelere yönlendirilmesi bencilce hareket etme
huylarının değişmesine, kendi aralarındaki sosyal uyumu
bozmadan rekabet edebilme yeteneğini kazanmasına ve
mücadele duygusunun aşılanmasına etki edecektir.
Çocuklar,
fiziksel aktivitelere ve okul öncesinde önemli bir yeri
olan hareketli oyunlara katılarak; iş birliğini,
yardımlaşmayı, hoşgörüyü, paylaşmayı, arkadaşlarına ve
oyunun kurallarına saygılı olmayı ve duygularını kontrol
etmeyi öğrenir. Çocuk bu aktiviteler sırasında vücudunu ve
yeteneklerini tanır, kendini ifade etme fırsatını bulur.
Yaratıcılık ve problem çözme gibi yeteneklerini
geliştirir. Bunun sonunda fiziksel aktiviteler, hareketli
oyunlar sonucu elde edilen başarı, çocuğun kendini yeterli
hissetmesine, dolayısıyla olumlu bir benlik tasarımı
geliştirmesine de katkıda bulunur. Çocuklar kendilerini
hareket içerisinde denerler, düşündüklerini oyun şeklinde
veya oyun içerisinde sergilerler.
Çocuklar,
içinde bulundukları sosyal çevrede çok çeşitli
uyarıcıların etkisinde kalırlar. Çocuğun gelişimi,
fizyolojik olarak kendi sahip olduğu kapasiteyle
şekillenmeye hazırken, dışarıdan aldığı uyarıcılar onun
gelişimini olumlu ya da olumsuz yönde etkiler.
Okul
öncesi çocuğu, içinde bitmek tükenmek bilmez bir enerji
ile çevresiyle etkileşim hâlindedir. Kararlarında bazen
çok ısrarlı, bazen çok değişkendir; kendine güven ile
güvensizlik arasında gidip gelen bağımsızlık ve bağımlılık
boyutlarında ilişkilerini düzenler. En popüler uğraşı oyun
aktiviteleri, en güvendiği kişi ise oyun arkadaşlarıdır.
Hareketin Gelişim Alanlarına Etkisi
Hareket ve Bilişsel Gelişim
Çocuklar
doğa koşullarıyla içiçe oynarken çevredeki olay nesnelerin
adlarını öğrenmek, tanımlarını yapmak, birbiriyle
bağlantılı kavramları gözleyerek ve deneyerek öğrenir.
Okul öncesi çocuklarına sağlanan açık hava oyun sahası
gerçek ve canlı bir laboratuvar yerine geçer.
Hareket ve Sosyal-Duygusal Gelişim
Başkalarıyla uyum ve eşgüdüm sağlama:
Kısıtlı ve dar bir alandan bahçeye ve yakın çevreye
açıldığı zaman, çocuğun dolaşma olanakları çoğalır,
çevresi genişler, yaşıtlarıyla ve yetişkinlerle iletişimi
artar.
Toplumun kurallarını öğrenme ve benimseme:
Bedensel etkinliklerde yer, oyuncak gibi somut şeylerin
paylaşılmasına ek olarak, duyguları düşünceleri, paylaşma,
dayanışma içinde çalışma ve oynama alışkanlıkları da
edinir, sırayla girme, sıra bekleme, başkalarının
haklarına saygı gösterme v.b
Çocukların duygularını ifade etme, bunalımlarını dışa
yöneltme ve sıkıntılarından kurtulmalarına olanak sağlama:
Fazla enerjisini yönlendirme ve boşaltma (harcama) çocuk
açısından kesinlikle önemli gereksinimlerdir. Açık hava
etkinliklerinde biraz daha esnek olmalı, çocuklar daha az
kısıtlanmalı, daha yalın kurallar uygulanmalıdır. Çocuk
bahçede daha özgür olabilmeli, isterse tek başına, isterse
grup hâlinde oynayabilmelidir.
Hareket ve Yaratıcılık
Çocuk her
an yaratıcıdır. Tüm gelişim alanlarının kaynaştığı en
etkin oyun türü dramatik, temsilî oyunlardır. Bu oyunlarda
çocuklar yalnız başına ya da grup olarak, hayal
dünyalarının uyardığı bilişsel ve yaratıcı güçlerini
ortaya koyarlar. Çocuk, çevresine ve başkalarına zarar
vermediği sürece istediği gibi oynamakta özgür
bırakılmalıdır.
KAYNAKÇA
GALLAHUE;
D. (1982). Understanding Motor Development in Children,
John Wiley&Sons, New York.
GÖDE, O.
– KÖKSAL, N. (1996). “Eğitim-Öğretimdeki Yeni Gelişmeler
Işığında Okul Öncesi Kurumlarda ve İlkokullarda Hareket
Öğretiminden Spor Eğitimine Geçiş” Eğitim-Sanat Kültür
Dergisi, Sayı: 131, M.E.B. Yayınları, İstanbul.
GÜVEN, N.
(1987). “Okul Öncesi Dönemde Beden Eğitimi Çalışmalarının
Önemi” YA-PA 5. Okul Öncesi Eğitimi ve
Yaygınlaştırılması Semineri, YA-PA Yayın
Pazarlama San. Ltd. Şti., İstanbul.
GÜVEN, N.
(1979). “Okul Öncesi Dönemde Matematik Eğitimi” 6.
YA-PA Okul Öncesi Eğitimi ve Yaygınlaştırılması
Semineri, YA-PA Yayıncılık, İstanbul.
KASAP, H.
(1989). Beden Eğitimi ve Spora Giriş Ders Notları,
Marmara Üniversitesi, İstanbul.
OKTAY, A.
(1987). “Okul Öncesi Eğitimde Çağdaş Bir yaklaşım:
Montessori Yöntemi” 5. YA-PA Okul Öncesi Eğitimi ve
Yaygınlaştırılması Semineri, YA-Pa Yayıncılık,
İstanbul.
ÖZCAN, A.
O. (1994). Çocukta Hareket Gelişimi ve Eğitimi Ders
Notu, İstanbul.
ÖZER,
Dilara ve Kamil. (1998). Çocuklarda Motor Gelişim,
Antalya.
SÜKAN, Z.
(1993). Okul Öncesi Etkinlikleri, M.E. Basımevi,
İstanbul.
TU⁄RUL,
B. (1994). “Farklı Etkinlik Programlarının Çocukların
Ruhsal Uyum Davranışları, Arkadaş Grubundaki Kabul
Düzeyleri ve Oyun Davranışları Üzerindeki Etkisinin
İncelenmesi” 10. YA-PA Okul Öncesi Eğitimi ve
Yaygınlaştırılması Semineri, YA-PA Yayın Pazarlama Ltd
Şti, İstanbul.