Arif AY
I
çok taşıdım
elimin hüzünlerini
bir bir
taşındı dostlarım
boşaltılmış
evde unutulmuş bir saksı gibi
kalakaldım
öyle
öyle kaskatı
oturdu ki içime hayat
kalakaldım
kurumuş ırmaklar gibi
kalakaldım
okulsuz çocuklar gibi
döküldü
içimin yaprakları
ölümlerden
ayrılıklardan ihanetten
çok var daha
aşk denen dağa
sen gelirsin
diye erken oldu üzümler
ve en
görkemlisi mevsimlerin bu yaz
sürüp gitti
içimde öyküsü yolların
yorgun bir
ırgat eli gibi nasırlı yüreğim
elveda diyor
elîm aşklara
II
akşam
bitirilmiş bir kitap gibi kapanırken
hüzünlere yol
alır gemim
sonsuz bir
deniz mi ki kader
yoruldum
yüzmekten sularında
ey hayat
şimdi bir
şeyleri kurtarmak zamanı
yazılmamış
şiirleri söylenmemiş şarkıları
haydi bize
gidelim demeleri heyecanları
şimdi
kurtarmak zamanı
kaybolan her
şeyde ben de kayboluyorum
yıldızlı bir
gök konuştuğumuz eşik
yok artık
hatıralar defteri o yerler de
ben de
kayboluyorum
bizi sözlerde
değil yazılarda
eski
kitaplarda bulacaklar
okudukça
ırmaklar gibi akacaklar
yeni insanlar
yeni yurtlar kuracak
gün çabuk
doğacak akşam geç olacak
seni
yaşadıkça sevgilim yaşadıkça seni
III
dipte
kalbimin esrarlı koyları
vurdukça
dalgalar zamana
rüzgârın
ıslık çalması gibi
karanlığı da
yorduk işte
sabah
şuracıkta ve dipte
aşkın kuşları
iner şimdi
salkım saçak
saçlarına
dokunmadım
hiç böyle
hiç böyle
çocuk olmadım
ilk kez
doğdum seninle
yağmurlum sar
ki ıslanayım
sensiz
deliyim seninle uslanayım
Bekletilmiş
özlemler şiiri bu.
Çünkü hiç
gelmedin
Cennet
kokusuyla gelsen
Bıraksan
korkuları cehennemlere
Sensizdim...
kıpır kıpır olmadı yüreğim
Fırtınalardan
artakalan
Bahçıvansız
bahçe misali
Güller içinde
dolanır hayallerim...
Çığlık
çığlığa
Her gece
yetimce varılan evlerin
Issızlığında
kahra bürüneni
Beni
Bir anlasan
Kucağımda
sana masallar biriktirdim
Beklemede
solan zamanları gecenin.
Sen tutunca
terleyecek ellerim...
Bulutlara
tüneyen turnalar gibi
Yaşlanıyor
tan yerinde gözyaşım,
Sana
yıldızları gösterecekken;
Işıkları
sönmede bir bir gökyüzünün...
Seninle
yürüyeceğimiz yollara bakan,
Soğuk camlara
dayayıp yüzümü
Yavaşça mazi
oluyor gözlerim.
Ey gözlerime
gülerek geçen zaman,
Al götür
benden onsuz acıları,
Doldurup
heybene kepçe kepçe.
Ben esirim
hayallerim yüzünden;
Sırılsıklam
hasret kokar hayallerim.
Zeynep koydum
hayallerimin adını.
Sığmaz bu
figan hiçbir kaba
Gel de
dökülsün dilinden:
-Baba...