aralık 2005 |
|---|
AŞKIN YOLCUSU |
|---|
Ayşe AYAZ Bugün güneş bir başka ısıtıyor içimi. Bir başka mavi bugün gökyüzü. Her şey bambaşka... Başka bir güzellik sarmış çevremi. Bir aşk ısıtıyor içimi. Bir aşk sarıyor etrafımı... Hiç bir yerde bulamayacağım, hiçbir şeyde tadamayacağım bambaşka bir duygu... Tanrı Âşkı... Onun güzelliği kuşatmış dünyayı, onun aşkı sarmış bütün ruhumu... Bunları düşünürken "Maşuk olmak güzeldir, amma âşık olmak da hoştur" diye içimden mırıldanırım.Kimdi bunu dile getiren?Kimdi bu aşkın tadına varan?Unutmaya utandığım, unutamadığım bir üstat... Bana o yolun miskini koklatan, bana o yolun aşkını tattıran: Mevlânâ... Bugün her şeyi herkesten farklı algılıyorsam, bugün huzuru anlamışsam ona borçluyum demektir. Benim için bir üstattan çok; bir baba, bir dost, bir sevda... " İnsan yaratıcısını nasıl sevmez? " diyor Mevlânâ. Nasıl sevmez?O insanları seviyordu, ama sırf insan oldukları için değil, insanların içinde varolanTanrı'yı, onun aşkını seviyordu. O başkalığı tatmıştı. Aşkı tatmıştı. Tek gayesi bu gurbet acısının son bulmasıydı. Onun yurdu değildi bu hayal dolu düzen. Onun değildi, bu uzak diyar. Onun yurduydu semalar. Ordan uzatmadı mı bana elini? Ruhumu okşadı.En önemlisi de kalbin ne olduğunu anlattı. Aşkın ne olduğunu... İçimi bir mahcubiyet kemiriyor. Tanrıya olan borcu ödeyememe korkusu, O'na lâyık olamamanın, O'nun sevgisinden nasip alamamanın mahcubiyeti... Yalnızlığı unuttum uzun zamandır.Acıyı da, aldanışı da... "Okızıl güldür, sakın kan deme ona; O akıl sarhoşudur, sakın deli deme ona." TekO'nun aşkı deli etsin beni, tek O'nun aşkı boyasın kana beni. Yeter ki benden uzak olmasın.Mevlânâ'nın istediği sonsuzluk değil, Mevlânâ'nın istediği sonsuz aşk... O aşkı tatmıştı. O, o yolun sarhoşu olmuştu. Benlikten vazgeçmişti. " Duygu aklın esiridir,fakatşunu da bil ki akıl da ruhun esiridir. "O ruha ulaşmıştı. Bende anlıyorum yavaş yavaş ruhun ne olduğunu, onun içinde nelerin varolduğunu... Bugün yükseklerde gezinen ruhumun esin kaynağı Mevlânâ. Semalarda gezinen ruhum kör değil hâlâ. Bir başka yorumluyor güzelliği bugün dilim. Aşkı başka yaşıyor kalbim. İnsanları bambaşka seviyor içim. Yavaş yavaş erir gibiyim. Yanar gibiyim.Ateşim aşk oldu, onu yakan Mevlânâ. Onu söndürecek bir rüzgârım olmasın.?u çorak içimi filizlendirecek su oldu Mevlânâ. Bir daha susuzluğu tutmamak üzere... "Dinlemek denizdir, söylemekse ırmak. Deniz seni ararken, sen sakın ırmağı arama." Mevlânâ bir deniz.İçinde seve seve boğulacağın bir deniz. Kulak ver ona, dinle onun aşk nağmeleriyle yazılmış sözlerini... Dinle onun hayal çölündeki çiçeğe durmuş sözlerini... Tut onun sonsuzluk içinden uzanan ellerini.
© 2005 T.C. Millî Eğitim Bakanlığı Yayımlar Dairesi Başkanlığı
URL: http://yayim.meb.gov.tr Yorum, öneri ve yazılarınız için;
|
||