aralık 2005 |
|---|
|
|---|
Mustafa BAYRAKÇI Japonya Uluslararası İşbirliği Ajansı (JICA)'nın düzenlemiş olduğu “Japonya-Türkiye Gençlik Dostluk Davet Programı” katılımcıları olarak yirmi öğretmen Japonya'ya uçtuk. Amacımız Japon eğitim sistemini tanımak, onlarla sıcak ilişkiler oluşturmak. Burası çekik gözlülerin vatanı, bambaşka bir kültür coğrafyası… Buradaki insanların dilleri farklı, renkleri farklı, düşünme ve yaşama sistemi farklı, alfabe farklı, kısaca her şey bambaşka... Bizim onlardan öğreneceğimiz çok şey var… Onların geçtiği yolu tanımak bize faydalı olacaktır. Yıllardır Japonya'yı konuştuk ama onları ne kadar tanıyıp onlardan ne kadar istifade ettik bilemiyorum. Yaklaşık bir ay süren Japonya gezisi boyunca hem meslekî hem de kültürel anlamda yaşadığım deneyimleri ve dikkatimi çeken noktaları sizlerle paylaşmak istiyorum. Japon Eğitim Sisteminin Genel Yapısı Japon eğitim sisteminin en önemli özelliği sadece okullardaki ve üniversitelerdeki örgün eğitim ile sınırlı kalmayıp, evde ve sosyal yaşamda da devam etmesidir. Ayrıca, bununla ilişkili olarak “Yaşamboyu Öğrenme (Lifelong Learning)” anlayışı eğitim sistemi ve sosyal yaşamda önemli bir yer tutmaktadır. Buna göre de okul eğitimini tamamlayan bir Japon, tamamen sistem dışına atılmamakta, çeşitli sosyal ve kültürel faaliyetlerle öğrenimini devam ettirmektedir. Japonya'da okullar kısaca MEXT adı verilen Eğitim, Kültür, Spor, Bilim ve Teknoloji Bakanlığı'na bağlıdır. Özel okul ve devlet okulu olmak üzere iki çeşit okul vardır. Yerel düzeyde eğitim yönetimi ve denetiminden belediyeler sorumludur. Belediyeler bünyesinde bölgelere göre üç veya altı kişiden oluşan eğitim komiteleri bulunmaktadır. Eğitim komitesi üyeleri belediye başkanı tarafından seçilirler ve belediye meclisince onaylanarak göreve getirilirler ve dört yıl süreyle görev yaparlar. Bununla birlikte, bu üyeler kurumsal hafızanın sağlanabilmesi ve aksaklıklara meydan verilmemesi için aynı anda değil farklı zamanlarda değiştirilirler. Okul yöneticilerinin atamasını ve bakanlığın hazırlamış olduğu çerçeve planına göre bölgesindeki eğitim planı ve programının hazırlanmasını bu eğitim komiteleri yaparlar.
Öğretmen maaşları ve okulların tüm ihtiyaçları belediyeler tarafından karşılanmaktadır. Her yıl mart ayında belediye meclislerinde öncelikle eğitim komitesinin aktif katılımı ile eğitim tartışılır ve yıllık eğitim idaresi ana planı belirlenir. Japonya'da Okullar Japon eğitim sisteminin basamaklarını şu şekilde sıralayabiliriz: Okul Öncesi Eğitim, İlköğretim, Orta Öğretim, Lise ve Yüksek Öğretim. Okul öncesi eğitim zorunlu değildir, ancak 5 yaşını dolduran çocukların %98'i bu okullara devam etmektedir. Japon Eğitim Sistemi içerisinde 6 yıllık İlköğretim ve 3 yıllık Orta öğretim zorunludur. 6 yaşını dolduran her çocuk ilköğretime devam eder ve 6 yıllık eğitimden sonra sınavsız olarak ortaokula alınır. Ortaokul eğitiminden sonra tüm öğrenciler gidecekleri liseleri belirlemek üzere bir sınava girerler. Japonya'daki tüm liseler, düz liseler de dahil olmak üzere, öğrencilerini bu sınavdan alınan puanlara göre yerleştirirler. Okulların Yapısı Japon okulları fiziksel olarak son derece iyi şartlara sahip, donanımlı okullardır. Okulların dış çevreleri iç dizaynları ve okul içerisinde öğrencilere sunulan imkânlar son derece iyidir. Merkezî bölgelere yakın olan okullar birkaç değişik binadan oluşmakta ve bir kampus içerisinde bulunmaktadır. Binalar arasındaki geçişler ise tüp geçitler ile sağlanmaktadır. Her okulun kendine ait spor salonu bulunmaktadır. Eğitimde fırsat eşitliğine verilen önem bu noktada ortaya çıkmaktadır. En ücra köşelerdeki köylerde bile tüm bu fiziksel imkanlar (spor salonu, kütüphane vb.) mevcuttur. Ayakkabılar çıkarılıyor… Okulların yapısı, çocuklara sıcak bir aile ortamı sunabilecek şekilde dizayn edilmişlerdir. Bu farklılık okulun girişinden itibaren hissedilmektedir. Tüm öğrenciler okula girerken ayakkabılarını çıkarmakta ve terliklerini giymektedirler. Böylece hem çocukların kendilerini bir aile ortamında hissetmeleri sağlanmakta hem de okulun temizlik ve hijyeni kolaylaştırılmaktadır. Yemek dağıtımı ve temizlikten öğrenciler sorumlu… Japon okullarında tam gün eğitim verilmektedir. Dersler sabah 8:00'de başlamakta ve öğleden önce 4 saat, öğleden sonra da 2 saat olmak üzere toplam 6 saat ders bulunmaktadır. Her okulda bir beslenme uzmanı görev yapmaktadır. Öğle vakti geldiğinde her sınıftan belirli sayıda öğrenci nöbetleşe devam eden görevlerinin gereği olarak, yemekhaneye giderler ve sınıflarının yemeğini büyük kaplar içerisinde sınıfa getiriler. Bu arada diğer öğrenciler sınıf içerisindeki sıra ve masalarını yemek yenebilecek şekilde düzenleyerek üzerine örtülerini örterler ve her öğrenci yemeğini alana kadar beklerler. Okuluna göre 1-1.5 saat süren öğle arasında, yemekten hemen sonra yapılan iş, okulun temizliğidir. Japonya'da okulların hiçbirinde “yardımcı hizmetli” kadrosu yoktur. Okulların temizliğinden öğretmen ve öğrenciler sorumludur. Yemekten sonra sınıf öğrencilerinin bir kısmı okulun çeşitli bölümlerine (koridorlar, tuvaletler vb.) giderler, bir kısmı da sınıf içerisinde kalarak kendi sınıflarını temizlerler. Öğretmenler odası, çalışma odası … Öğretmenler odası tüm okullarda öğretmenlerin rahatça çalışabilecekleri ve meslekî çalışmalarını yapabilecekleri şekilde dizayn edilmiştir. Her öğretmenin kendisine ait bir çalışma masası bulunmaktadır ve bu masa üzerinde kitapları, dosyaları ve tabii ki dizüstü bilgisayarı bulunmaktadır. Japon evlerinin çok küçük olmasından dolayı evlerde çalışma masası bulunmadığı için, dersi biten öğretmenler kimi zaman saatlerce okulda kalmakta ve burada meslekî çalışmalarını tamamladıktan sonra evlerine gitmektedirler. Kulüp aktiviteleri… Dersi biten öğrenciler, okul içerisinde faaliyet gösteren herhangi bir kulübün aktivitelerine katılabilmektedirler. Çok çeşitli alanlarda faaliyet gösteren kulüplerden bazıları şunlardır : Müzik kulübü, satranç kulübü, masa tenisi kulübü vb. Bu aktiviteler sayesinde, hem öğrencilerin kendi ilgi ve isteklerine göre sosyal ortamlara girmeleri sağlanmış, hem de dersler sonrasında da okul içerisinde kontrol altında tutularak kötü alışkanlıklara yönelme ihtimalleri azaltılmıştır. Japonya'da Türkİzleri ve Türk-JaponDostluğu Donanma tarihimizin en büyük kazalarından biri olan “Ertuğrul Fırkateyni Faciası” Türk-Japon ilişkilerinin başlangıcı olarak kabul edilmektedir. 1890 yılında Osmanlı padişahı II. Abdülhamit'in emriyle bazı temaslarda bulunmak üzere Büyükelçi Osman Paşa komutasında yola çıkan Ertuğrul Fırkateyni, görevini tamamladıktan sonra Türkiye'ye dönerken Kushimoto kasabası açıklarında fırtınaya yakalanmış ve Funaköra kayalıklarına çarparak batmıştır. Bu elîm kazada Osman Paşa ile birlikte 580 Türk denizcisinin şehit olması her iki ülkede de büyük üzüntüye yol açmış ve Ertuğrul Fırkateyni'ni adeta efsaneleştirmiştir. Kazadan kurtulan 69 denizcimiz azgın dalgalarla boğuşarak karaya ulaşırlar ve halktan yardım isterler. Bölge halkı yiyecek ve giyecek açısından son derece kısıtlı imkânlara sahip olmalarına rağmen yardım etmekte hiç tereddüt etmezler ve müthiş bir gayret ile yaraları sarmaya çalışırlar. Kurtulan denizcilerimizin ihtiyaçlarını karşıladıktan sonra şehit olan çok sayıda askerimizin naaşlarının çıkarılmasında ve defnedilmesinde de büyük yardımları olan Japon halkı milletimizin gönlünde taht kurmuş ve bu olay Türkiye ile Japonya arasında günümüze kadar uzanan dostluğun temelini oluşturmuştur. Halen, Osman Paşa ile birlikte yaklaşık 360 denizcimiz vatanından binlerce kilometre uzakta facianın meydana geldiği yerde kendileri için kurulan şehitlikte yatmaktadırlar. Biz de binlerce kilometre yol kat ettikten sonra Kushimoto'ya gitmeyi ihmal etmedik. Japon dostlarımız ile birlikte “Ertuğrul Şehitliği”ni ve hemen yanı başında bulunan “Türk Müzesi”ni ziyaret ederken duygulu anlar yaşadık. Yanımızda götürmüş olduğumuz vatan toprağını aziz şehitlerimizin kabirleri üzerine serptik. Bununla birlikte, Japon dostlarımızın her yıl yüzlerce kişinin ziyaret ettiği bu şehitlik ve Türk Müzesine gösterdikleri ilgi ve ihtimam bizi son derece mutlu etti. Daha sonra atılan adımlar… Bu elim faciadan yıllar sonra şehitliğin kurulması ve Türk Müzesinin ziyarete açılması iki ülke arasındaki sıcak ilişkilerin ivme kazanmasını sağlamıştır. Şehitliğin hemen yanı başında bu olayın anısına kurulan Oshima İlkokulu bulunmaktadır. Okul inşa edilirken Türk mimarisi dikkate alınarak yapılmıştır.
Şehitliğin ve Türk Müzesinin bulunduğu alanın temizliğini ve bakımını bu okulda okuyan öğrenciler büyük bir titizlikle yapmaktadırlar. Okul içerisinde hemen girişte bir Türk Köşesi bulunmakta ve burada Türkiye'den gelen çeşitli hediyeler sergilenmektedir. Okulu ziyaretimiz sırasında Japon öğrencilerin söylemiş olduğu, Ertuğrul Fırkateyni anısına yazılmış olan Japonca marş ve Türkçe “Ali Babanın bir çiftliği var” şarkısı bizleri son derece mutlu etti. Kardeş Şehir Kushimoto Kushimoto kasabasına girmemizden itibaren son derece sıcak bir ilgi ve misafirperverlik ile karşılandık. Belediye Başkanı'nı ziyaretimiz sırasında Kushimoto'nun Mersin ilimizin Yakakent kasabası ile kardeş şehir olduğunu ve iki kardeş şehir arasında zaman zaman öğrenci, öğretmen mübadelelerinin ve dostluk ziyaretlerinin gerçekleştiğini öğrendik. Akşam, belediye başkanı tarafından onurumuza verilen yemekte “ Kushimoto Türk Halk Oyunları Ekibi”ni izlemek eşine ender rastlanır bir keyifti. Evet, ilk duyduğumuzda bizler de bir çeviri hatası yapıldığını sanmıştık. Ama Kushimoto Belediye Başkanı'nın eşinin de aralarında bulunduğu Japon bayanlar, yöresel Türk kıyafetleri ile sahneye gelip ülkemizin çeşitli yörelerinden halk oyunları oynamaya başlayınca bizler de onlara eşlik ettik. Sonuç olarak, Japonya Uluslararası İşbirliği Ajansı (JICA)'nın düzenlemiş olduğu bu program hem kültürel anlamda hem de meslekî açıdan amacına fazlasıyla ulaştı. 20 öğretmen ve diğer katılımcı arkadaşlarımız ile birlikte biz de ülkemizi orada en iyi şekilde temsil etmeye çalıştık. Bu program sonucunda en önemli gözlemimiz çalışkanlık ve çalışma disiplininin bir ülkeyi nasıl dünyanın en gelişmiş ülkelerinden biri haline getirdiğini bizzat yerinde görmek oldu. Japonya'ya gitmeden önce düşündüğümüz gibi oradaki eğitim sisteminde çok aşırı derecede farklılıklar ve çok kompleks uygulamalar olmadığını anladık. Bununla birlikte yaşamın tüm alanlarında yerleşmiş olan müthiş bir sistem olduğunu ve tüm bireylerin bunu harfiyen uyguladıklarını gözlemledik. Ve tabiî öğrendiğimiz en önemli şey, ülkemizden binlerce kilometre uzakta birçok dostlarımızın olduğu…
© 2005 T.C. Millî Eğitim Bakanlığı Yayımlar Dairesi Başkanlığı
URL: http://yayim.meb.gov.tr Yorum, öneri ve yazılarınız için;
|
||