İçindekiler

° Editör

° Aralık' ta Bir Ezgi / Talip IŞIK

° Şakağımda Aşk Mühreleri / Selâmi ŞİMŞEK

° Ana / Âşık Mustafa Ruhani TEMEL

° Kapı / Mustafa Ökkeş EVREN

° Benim Babaannemin Kırmızı Başlıklı Torunu Olmadı / İbrahim GÜLTEKİN

° Hayatın Gri Rengi / Turabi ONAY

° Geceye Söyleşi / Fatih TİRYAKİ

° Ah Kitap Yine Kurtardın Beni / Kübra ASLAN

° Ahmet Hamdi TANPINAR' ın "Ne İçindeyim Zamanın?" Şiirini Tahlil / Nurullah ÇETİN

° Türkülerde Yaşamak / Tuba BENLİ

° Aşkın Yolcusu / Ayşe AYAZ

° Japonya' ya Eğitim Amaçlı Bir Gezi / Mustafa BAYRAKÇI

° Avuntu / Ayhan ERKALP

° Gurbet / Ekrem YALBUZ

° Ben ve Doğa / Zehra Bahar GEY

° Sevgili Öğretmenim / Funda ÖZSOY ERDOĞAN

° Araba / Cansu US YAZICI

° Haykırışlarda Boğulan Hıçkırıklar / Güneş KAYACAN

° Spor, Beslenme ve Sağlık / Orhan KIRIKOĞLU

° Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB) / Hasan CAN

° Hüzünlü Anlar Durağından Geçerken / Yağmur YAĞIZATLI

° Ethem Baran' ın Dönüşsüz Yolculuklar Kitabında İnsan Halleri / Şaban ÖZÜDOĞRU

° Oğuz Atay' ın Bir Bilim Adamının Romanı Adlı Eseri / Celal ASLAN

° Paris' in Arka Sokaklarındaki Hüznün, Aşkın ve Tutkunun Ölümsüz Romanı Sefiller / Banu DAVUN

° GÜNDEM


 

aralık 2005


GÜNDEM

 

UMUT ADIMLARI PROJESİ

Özürlü çocukların ailelerinin bilinçlendirilmesine yönelik “ Umut Adımları ” adlı projenin protokolü Millî Eğitim Bakanlığı Özel Eğitim Rehberlik ve Danışma Hizmetleri Genel Müdürlüğü ile Hacettepe Üniversitesi arasında imzalandı.

Bilkent Otel'de düzenlenen törene, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın eşi Emine Erdoğan, Millî Eğitim Bakanı Doç. Dr. Hüseyin Çelik, Hacettepe Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Tunçalp Özgen, bazı milletvekilleri ve yetkililer katıldı. Başbakan Erdoğan'ın toplantıya gönderdiği mesajın okunmasının ardından Millî Eğitim Bakanı Doç. Dr. Hüseyin Çelik törende yaptığı konuşmasına, “ Şu anda duygu yüklüyüm. Ağlamamak için kendimi zor tutuyorum ” diyerek başladı. “ Engelli, özürlü, özel eğitime muhtaç çocuklarımıza ağlamayalım, onları anlamaya çalışalım ” diyen Bakan Çelik, birçok ailenin çocuklarının özrünün bile farkında olmadığını, onlara yardım elinin uzatılması gerektiğini söyledi.

Bu insanlara şefkat eli uzatılması ve onların çektiği zahmetin paylaşılması gerektiğini belirten Bakan Çelik, “ Toplumumuzda zihinsel engelli çocuklar olabilir. Görme, işitme engelliler, spastik çocuklarımız olabilir. Ama, en kötü engellilik türü gönülden engelliliktir. Gönülden engelli olanlar bu yola gönül de koyamaz ” dedi.

Van'da yaşadığı bir anısını aktaran Bakan Çelik, cehalet nedeniyle yatağın içinde “izocam” doldurarak çocuklarını yatıran fakir bir annenin içine düştüğü zor durumu törene katılanlarla paylaştı. Özürlü çocukların ailelerinin bir kısmının tıpkı bu anne gibi fakirlikle de boğuştuğunu ifade eden Bakan Çelik, “ Ailelerin fakir olmak, cahil olmak, bu nedenle de çocuklarını gizlemek gibi mazeretleri olabilir. Ama, bizim onları fakirliğiyle, cehaletiyle başbaşa bırakmak gibi bir mazeretimiz olamaz ” diye konuştu.

Bunun sosyal devletin bir gereği olduğuna işaret eden Bakan Çelik, “ Osman Bey, oğlu Orhan Bey'e bıraktığı vasiyette, ‘Allah'ın yarattığı her şeye karşı müşfik ol' diyor. Bizim kültürümüzün, medeniyetimizin böyle bir özelliği vardır ” dedi. Okullarda özürlülere özel tuvalet, bedensel engelliler için rampa gibi düzenlemeler yaptıklarını da anlatan Bakan Çelik, “ Eğitimci, her çiçeğe farklı muamele yapan bahçıvan gibidir ” diye konuştu.

Haydi Kızlar Okula kampanyasının ulaştığı başarıya da değinen Millî Eğitim Bakanı Çelik, bu kampanyanın başarısına katkılarından dolayı Emine Erdoğan'a teşekkür etti.

Törende konuşan Hacettepe Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özgen, engelli çocukların çok hassas bireyler olduklarını ve çoğu zaman ailelerin çaresiz durumda kaldıklarını söyledi.

Türkiye'de her yıl doğan 1.3 milyon çocuktan 150 bininin engelli olduğuna işaret eden Özgen, ilk aşamada İstanbul, Van, Antalya, Kocaeli, Bolu, Trabzon, Siirt, Manisa, Eskişehir, Samsun ve Erzurum'un pilot iller olarak belirlendiğini kaydetti.

Projenin amacının engelli çocukların ailelerine rehberlik ve danışma hizmeti vermek ve onları bilinçlendirmek olduğunu belirten Özgen, pilot illerde 110 bin aileye, 3 yıl içinde ise tüm özürlü çocukların ailelerine ulaşılmasının hedeflendiğini bildirdi. Özgen, ilk aşamada ailelere yönelik bilgilendirme çalışmalarında kullanılacak eğitim materyallerinin geliştirilmesinin, ikinci aşamada pilot uygulamanın, üçüncü aşamada ise bütün illerde uygulamaya geçilmesinin amaçlandığını ifade etti. Özgen, “ Bu projede başarısız olmaya hakkımız yok. Bu çocuklar için başarmak zorundayız ” dedi.

Daha sonra, projeye ilişkin protokol Bakan Çelik ile Rektör Özgen arasında imzalandı. İmza töreninin ardından Emine Erdoğan, Çelik ve projenin sembolü zihinsel engelli Emre, birlikte fotoğraf çektirdiler.

 

24 KASIM ÖĞRETMENLER GÜNÜ TÖRENLERLE KUTLANDI

24 Kasım Öğretmenler Günü çeşitli etkinliklerle kutlandı.

Ankara'daki törenler, Millî Eğitim Bakanı Doç. Dr. Hüseyin Çelik'in başkanlığındaki heyetin Anıtkabir'i ziyaret etmesiyle başladı. Ulu Önder Atatürk'ün kabrine çelenk koyan ve saygı duruşunda bulunan Çelik ve beraberindekiler, daha sonra Misâk-ı Millî Kulesi'ne geçtiler. Burada Anıtkabir Özel Defteri'ni imzalayan Bakan Çelik'in başkanlığındaki heyet daha sonra Bakanlık önündeki Atatürk Anıtı'na çelenk koydu.

Tören çerçevesinde Millî Eğitim Bakanı Doç. Dr. Hüseyin Çelik, illerden gelen öğretmenlerle birlikte Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ı ziyaret etti. Bakan Çelik'in başkanlığındaki aynı heyet, daha sonra TBMM'de Meclis Başkan Vekili Nevzat Pakdil tarafından kabul edildi.

Meclis'teki programın ardından Millî Eğitim Bakanı Doç. Dr. Hüseyin Çelik, Millî Eğitim Bakanlığı ile Ankara İl Millî Eğitim Müdürlüğünün ortaklaşa düzenlediği ‘ 24 Kasım Öğretmenler Günü'nü Kutlama Töreni 'ne katıldı.

Millî Eğitim Bakanlığı Şura Salonu'ndaki tören saygı duruşu ve İstiklâl Marşı'nın okunmasıyla başladı. Bakan Çelik, törende yaptığı konuşmada, Cumhuriyet tarihi boyunca Atatürk'ün deyimiyle ‘ maarif davasında ' büyük yollar kat edildiği”ni söyledi.

Görevde bulundukları üç yılda birçok şey yapmaya çalıştıklarını ve başardıklarını belirten Çelik sözlerine şöyle devam etti:

Okullaşma oranları açısından büyük mesafeler aldık. Müfredat yenilendi. 40 yıldan beri uygulanmakta olan ezberci eğitim müfredatı bir kenara itildi. Çok ciddî bir teknolojik altyapı kuruluyor. Öğretmen yetiştirme konusunda bir hayli önemli adımlar atıldı. Bize ayak bağı olan ve çalışmalarımızı olumsuz etkileyen mevzuat ayıklandı. Bir yandan yurtdışı ilişkilerimiz var. AB ile temaslarımız var. AB ve diğer dünya ülkeleriyle yürütmekte olduğumuz çalışmalar var. Dolayısıyla Türkiye'nin eğitim ordusu görevinin başındadır ve Cumhuriyetin ilelebet payidar olması için kendilerine düşeni fazlasıyla yapmaktadır. İnanıyorum ki istikbalde bu konuda elde ettiğimiz başarılardan onur ve gurur duymamız gerekirse bu hepimizin onuru ve gururu olacaktır.

Öğretmenin emeklisi olmaz, emektarı olur ” diyen Bakan Çelik, “ Emekli insan, eskilerin tabiriyle ununu elemiş eleğini asmış insandır. Öğretmen ise ömür boyu öğrenen ve öğretendir ” diye konuştu.

Bugün öğretmenlerin yaşamış olduğu bir hayli sıkıntı bulunduğuna dikkat çeken Bakan Çelik, bu sıkıntıların giderilmesinin başta Millî Eğitim Bakanı olarak kendisi ve eğitimden sorumlu herkesin görevi olduğunu söyledi.

Bunun için büyük bir gayret içinde olduklarını vurgulayan Bakan Çelik, şunları kaydetti: “ Bugüne kadar hep öğretmen arkadaşlarımıza doğruları söyledim. Sizi beklenti içerisine sokacak, yapamayacağımız şeyleri size vaat edecek bir tavır içinde olmadım ve olmayacağım. Ben size duyduğum saygıdan dolayı bütün doğruları sizinle paylaşmak zorundayım. Çok büyük bir üzüntü duydum. Bugün bir gazetede, benim Plan ve Bütçe Komisyonu'nda Millî Eğitim Bakanlığı'nın bütçesini sunarken söylediğim bir ifade müthiş bir biçimde çarpıtılmış. Kesinlikle basın ahlâkıyla uyuşmayacak şekilde son derece çarpıtılmış bir manşet atılmış. Âdeta kışkırtıcı ve tahrik edici bir manşet kullanılmış. ‘Öğretmenler az çalışıyor, öğretmenler sadece iki gün çalışıyor' şeklinde bir beyanım asla olmamıştır. Benim konuşmamı çarpıtan zihniyeti kınıyorum ve bunun bir iftira olduğunu ifade etmek istiyorum. Kendileri için, onların her meselesi için yüreği çarpan bir bakanın, kendi mesai arkadaşlarıyla ilgili böyle bir şey söylemesi mümkün değildir.

Tören, Eryaman Lisesi ekibinin halk oyunları gösterisiyle sona erdi.

Ankara'daki 24 Kasım Öğretmenler Günü kutlamaları Başkent Öğretmenevi'ndeki resim sergisi ve Şura Salonu'nda düzenlenen müzik şöleni ile devam etti.

 

24 KASIM ÖĞRETMENLER GÜNÜ BASIN TOPLANTISI

Millî Eğitim Bakanı Doç. Dr. Hüseyin Çelik, 24 Kasım Öğretmenler Günü dolayısıyla Başkent Öğretmenevi'nde düzenlediği basın toplantısında, üniversitelerde görev yapanlar da dahil olmak üzere öğretmenlerin, 800 bin kişiyle kamu çalışanları içinde en büyük grubu oluşturduklarını söyledi.

Hükûmetin, eğitimi Türkiye'nin en önemli ve öncelikli meselesi olarak gördüğünün altını çizen Bakan Çelik, bu alanda gerçekleştirilen çalışmalarla, her geçen gün bir öncekinden daha iyi konuma ulaşıldığını kaydetti.

Bakan Hüseyin Çelik, meslekte kariyer yapmak isteyenler için geliştirilen Öğretmen Kariyer Sistemi'ne yönelik ilk sınavın 27 Kasım'da düzenleneceğini hatırlatarak, sınav sonrasında performansları ve sicilleri de dikkate alınan öğretmenlerin objektif kriterler doğrultusunda uzman öğretmen ve baş öğretmen unvanına sahip olabileceklerini anlattı.

Sistemin, iddia edildiği gibi öğretmenler arasında bir ayrımcılığa yol açmayacağını vurgulayan Bakan Çelik, “ Yetiştirdikleri öğrencilere daha faydalı olmaları için bir fırsat olacak. Bu basamakları tırmandıklarında özlük haklarında da gelişmeler olacak. Kendi emekleriyle, alın terleriyle unvan elde edecekler ve bunun karşılığı olarak da fazla maaş alacaklar ” diye konuştu.

Tüm öğretmenlerin bilişim okur-yazarı olması için çaba harcadıklarını ifade eden Bakan Çelik bu kapsamda Vakıfbank'la işbirliği ile gerçekleştirilen öğretmenlerin dizüstü bilgisayar edinmesine yönelik uzun vadeli kredi projesinden, 83 binin üzerinde öğretmenin yararlandığını belirlediklerini kaydetti.

Öğretmenlerin ucuz konut edinmesine yönelik olarak da TOKİ ile işbirliği içinde projeler geliştirileceğini anlatan Bakan Çelik, bu kapsamda Ankara'nın Sincan İlçesi'nde geçen yıl yapımına başlanan konutlardan 2800'e yakınının tamamlandığını söyledi.

Öğretmen atamalarının elektronik ortamda gerçekleştirilmeye başlandığını ve objektif kriterlerin dikkate alındığını belirten Bakan Çelik, “‘ Millî Eğitim Bakanlığı'nda ‘hamili kart yakınımdır' mektupları işe yaramamaktadır ” dedi.

Bakan Çelik, öğretmenlerin ek ders ücretlerinin artırılmasına yönelik hazırladıkları tasarıyı Başbakanlığa sunduklarını, ancak Maliye Bakanlığı'nın ücretlerin tasarıda belirtildiği şekilde yükseltilmesi hâlinde maliyeye 3 katrilyon lira ek yük getireceği şeklinde görüş bildirdiğini ifade etti.

Bakan Çelik, bu konudaki çalışmaların sonuçlanmasının ardından önemli bir iyileştirmenin yapılacağını umut ettiğini de vurguladı.

Millî Eğitim Bakanı Çelik, öğretmenlerin içinde bulunduğu sıkıntıları çok iyi bildiğini ve olanaklar ölçüsünde çözüm yolları aradıklarını belirterek, şöyle devam etti: “ Öğretmenlerin maaşlarının düşük olduğunu biliyorum, bundan da üzüntü duyuyorum. Ancak olmayan bir kaynaktan kimseye bir şey verilemeyeceğinin de farkındayım. Öğretmenlerin ücretleri düşük de hemşirelerin, doktorların, hakimlerin, savcıların ücretleri yüksek mi? ‘İngiltere'de İsveç'te, Danimarka'da çalışan öğretmenler şu kadar maaş alıyor' diye hesaplamalar yapılıyor. Ama bu hesaplamaları niye diğer kamu çalışanları için yapmıyorlar' Oradaki hâkim, savcı ne kadar alıyor' Oradaki alım gücü ne kadardır' Bunlara da bakmak gerekir. Dünyanın hiçbir yerinde öğretmenlere kucaklar dolusu paralar verilmiyor.

Gazetelerde yayınlanan bir raporda, Türkiye'de öğretmenlerin 1816 saat çalıştığının yer aldığını kaydeden Bakan Çelik, bunun doğru bir hesaplama olmadığını ifade etti. Öğretmenlerin 15 saat maaş karşılığı derse girdiğini, bunun üzerinin ek ders ücretiyle değerlendirildiğini belirten Bakan Çelik, “ Ben öğretmenlerimiz çalışmıyor, demiyorum. Büyük özveriyle görev yaptıklarını biliyorum ama bazı okullarda dersini 1 güne toplayıp, 6 gün derse gelmeyenler de var ” dedi.

Bazı kesimlerin öğretmenleri illegal toplantı ve yürüyüşlere davet ettiğini kaydeden Bakan Çelik, öğrencilere demokrasinin, anayasaya ve toplum düzenine saygının en olduğun öğretecek olan öğretmenlerin, izinsiz gösterilerde yeri olamayacağını söyledi.

Öğrencinin, velilerinin yanında öğretmenlerin açlık sınırında bulunduğunu, sefalet içinde olduğunu söylemenin ve bunu sürekli tekrar etmenin öğretmenlik mesleğine olan saygıyı zedelediğinin altını çizen Bakan Çelik, “ Bu ülkede daha fazla ücret talebinde bulunan herkes haklıdır. Ama ‘Sesimizi yükseltelim para basın, bize verin' bu olmaz. Bu ülkede sesini yükseltenlere para basılıp verildi, ülke 2002'de uçurumun eşiğine geldi. Bu hükûmet için en kolay şey para basıp dağıtmaktır. Ama bunun da bedeli sonra çok ağır ödenir ” diye konuştu.

Bakan Çelik, öğretmenlerin sorunlarını dile getirmek için düzenleyecekleri her türlü yasal girişimi destekleyeceğini belirterek, eğitim iş kolundaki sendikaları da daha sorumlu davranmaya çağırdı.

 

Dergimizin yıllık abone bedeli 20 YTL (öğretmen ve öğrenciler için 15 YTL)' dir.
Abone bedelinin Ziraat Bankası Şehremini-İstanbul şubesindeki Devlet Kitapları Döner Sermayesi Müdürlüğünün 130978 numaralı hesabına yatırılarak makbuzun ve açık adresin Yayımlar Dairesi Başkanlığı Teknikokullar - ANKARA aderesine gönderilmesi gerekmektedir.

© 2005 T.C. Millî Eğitim Bakanlığı Yayımlar Dairesi Başkanlığı
URL: http://yayim.meb.gov.tr
Yorum, öneri ve yazılarınız için;
E-Posta: baae@meb.gov.tr